KÜNYE
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/3283 E., 2021/2842 K.·T.C. Danıştay Onüçüncü Daire
- Karar tarihi
- 15 Eylül 2021
- Esas No
- 2021/3283
- Karar No
- 2021/2842
- Temyiz eden (davacı)
- … Nakliyat Tic. Ltd. Şti.
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davalı)
- … Bakanlığı
- Vekili
- Av. …
- İstemin_konusu
- … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
592 kelime·3 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: … Sulh Ceza Hakimliği'nin … tarih ve … D. İş sayılı kararı ile el konulan davacı şirkete ait … plakalı çekici ve dorsenin tasfiye edilmesine ilişkin Mersin Gümrük Müdürlüğü'nce yapılan ihale ilanının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:. İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; davacı şirkete ait olan çekici ve dorse üzerinde Mersin Gümrük Müdürlüğü ekiplerince 24/12/2020 tarihinde saat 13:20 civarında yapılan kontrolde dorsenin değişik yerlerinde toplam 35 parça kullanılmış oto parçası cinsi eşya bulunduğu hususu tespit edilerek tutanak altına alındığı, yapılan tespite istinaden. Sulh Ceza Hakimliği'nin.
D.İş nolu kararıyla çekici ve dorseye alıkonulmak suretiyle el konulmasına karar verildiği, el koyma kararı sonrasında davalı idarece söz konusu araçların 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 10. maddesinin 2. fıkrası kapsamında tasfiye işlemlerinin başlatıldığı ve araçların satış işleminin e-ihale yoluyla yapılacağının ilan edilmesi üzerine, satışa ilişkin ilan işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı;
İlgili mevzuat hükümlerinden anlaşıldığı üzere, kaçak eşya naklinde kullanılan araçların Türkiye'de sicile kayıtlı olmaması durumunda, sahibinin aracın değeri kadar teminatı, alıkoyma tarihinden itibaren otuz gün içinde gümrük idaresine teslim etmemesi hâlinde, tasfiye idaresi tarafından soruşturma ve kovuşturma sonucu beklenmeksizin söz konusu aracın derhal tasfiyeye tâbi tutulacağının açık olduğu;
Davacı şirkete ait olan çekici ve dorse üzerinde yapılan kontrolde toplam 35 parça kullanılmış oto parçası cinsi eşya bulunduğu hususunun tutanak ile sabit olduğu, söz konusu araçların Türkiye’de sicile kayıtlı olmadığı, davalı idarece 5607 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 2. fıkrası kapsamında satışa konu araçlar için teminat tutarının yatırılması durumunda araçların iade edileceğinin … tarih ve … sayılı işlem ile davacı şirkete bildirilmesine rağmen gerekli teminat tutarının yatırılmadığı anlaşıldığından, davacı şirket tarafından değeri kadar teminat yatırılmaması üzerine çekici ve dorsenin satışının e-ihale yoluyla yapılacağının ilan edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından, oto parçalarının şirketin aracında yakalanmış olması hususunda şirketin hiçbir şekilde ilgi ve bilgisinin bulunmadığı, şirket çalışanının eylemi sebebiyle şirketin sorumlu tutulamayacağı, Anayasa'nın 38. maddesinde belirtilen cezanın şahsiliği ilkesinin ihlâl edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından, davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 13. Daire, E. 2021/3283, K. 2021/2842, 15 Eylül 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama