KÜNYE
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/3661 E., 2024/541 K.·T.C. Danıştay Onüçüncü Daire
- Karar tarihi
- 2 Şubat 2024
- Esas No
- 2021/3661
- Karar No
- 2024/541
- Temyiz eden (davalı)
- ... Kurumu (E-Tebligat
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davacı)
- ...
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
771 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: LPG otogaz bayilik lisansı sahibi davacı şirkete ait LPG otogaz istasyonunda 29/11/2017 tarihinde yapılan denetimde, ilan panosunda otogaz satış fiyatının ilan edilmediğinin tespit edildiğinden bahisle davacıya 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu'nun 16. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin (4) nolu alt bendi uyarınca 459.547,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...
İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirketin faaliyetini dağıtıcısı ile yapmış olduğu bayilik sözleşmesi kapsamında yürüttüğü, Kurul kararında, davacı şirkete isnat edilen fiille 5307 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının ihlâl edildiği belirtilmiş ise de bu fıkraların lisansla ilgili genel bir madde niteliğinde olduğu, dava konusu Kurul kararına dayanak alınan söz konusu 29/11/2017 tarihli denetimde tespit edilen hususun ise davacıya ait LPG istasyonundaki ilan panosunda otogaz satış fiyatının ilan edilmemesi fiili olduğu,
dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden de bu fiilin sübut bulduğunun anlaşıldığı, ancak 5307 sayılı Kanun'da, otogaz satış fiyatının ilan edilmemesi fiilini açık bir şekilde yaptırıma bağlayan herhangi bir düzenlemenin söz konusu olmadığı, bu fiilin 5307 sayılı Kanun'un 16. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında ele alınarak yaptırıma tabi tutulması gerekirken, 5307 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları kapsamında değerlendirilerek kanunilik ilkesini ihlâl edecek şekilde 5307 sayılı Kanun'un 16. maddesinin ikinci fıkrasının (b/4) bendi yönünden yaptırım uygulanmasının hukuken mümkün olmadığı,
bu durumda, hukuka aykırı bir şekilde tesis edilmiş olan dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka aykırı bulunarak işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce.
5307 sayılı Kanun'un 16. maddesinde yer verilen idarî para cezalarına ilişkin fiillerden Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından belirlenen "niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olanlar" için otuz günlük süre içerisinde aykırılığın giderilmesi, aksi hâlde hakkında geçici durdurma yapılabileceğinin ihtar edileceğine ilişkin düzenlemenin, idarî para cezaları yönünden cezalandırılmadan önce mevzuata aykırı davranışta bulunan kişi veya kişilere söz konusu aykırılığın ortadan kaldırılması için tanınmış bir imkân olduğu,
bu yönüyle ihtarın kişinin cezalandırılabilmesine ilişkin bir ön şart teşkil ettiği ve söz konusu fiilleri işleyenler bakımından daha önce fiilin sabit görülmesi hâlinde doğrudan idarî para cezasına muhatap oldukları dikkate alındığında, anılan Kanun değişikliğinin failin lehine olduğu;
Bu durumda, 5307 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik uyarınca alınan düzenleyici Kurul kararıyla niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olan fiiller arasında sayılan "İlan panosunda otogaz satış fiyatının ilan edilmemesi" fiili nedeniyle idarî para cezası verilmeden önce ihtarda bulunma şartının yerine getirilmesi ve lehe kanun niteliği taşıyan söz konusu kuralın davacıya da uygulanması zorunluluğunun bulunduğu dikkate alındığında, anılan fiil sebebiyle davacıya belirtilen usuller kapsamında ihtar yapılmaksızın doğrudan verilmiş olan idari para cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukukî isabetsizlik bulunmadığından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davalı idarenin istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından, 5307 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik ile getirilen ihtar müessesesinin idari yaptırım uygulanmadan önce takip edilecek usule ilişkin olduğu, dolayısıyla zaman bakımından uygulanma noktasında geriye yürümeyeceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 13. Daire, E. 2021/3661, K. 2024/541, 2 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama