KÜNYE
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/2590 E., 2023/3726 K.·T.C. Danıştay Onüçüncü Daire
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2023
- Esas No
- 2023/2590
- Karar No
- 2023/3726
- Temyiz eden (davalı)
- … Bakanlığı
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- … Turizm ve Otelcilik Anonim Şirketi
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
1.830 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın önünde yer alan Doğal Sit Lara Kıyı Bandı Nitelikli Doğal Koruma Alanı içerisinde kalan ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan 24,27 metrekare duş ve soyunma kabini, 8,38 metrekare ahşap iskele ve 91,75 metrekare açık alan olmak üzere toplam 124,30 metrekare alanın 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 51/g maddesi ve Tabiat Varlıkları ve Doğal Sit Alanları ile Özel Çevre ve Koruma Bölgelerinde Bulunan Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerlerin İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 55. maddesine göre pazarlık usulü ile 10 yıl süre ile dava dışı ... Turizm Ticaret Ltd. Şti.'ye kiralanmasına yönelik 09/06/2020 tarihli ihalenin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...
İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; dava konusu ihaleye dayanak oluşturan Tabiat Varlıkları ve Doğal Sit Alanları ile Özel Çevre ve Koruma Bölgelerinde Bulunan Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerlerin İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 55. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 02/11/2021 tarih ve E:2021/3498 sayılı dosyasında, "... dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (Mülga 644 sayılı KHK ile aynı düzenlemeleri içermektedir) ve dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olmamakla birlikte,
uygulanacak kanun olarak atıfta bulunulan ve Hazine'nin özel mülkiyetindeki taşınmazlarla Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin işletilmesi, işlettirilmesi ve diğer yollarla ekonomiye kazandırılmasına ilişkin temel kanun olan 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'ndaki hükümler göz önüne alındığında; herhangi bir şekilde idareye, vakıflara veya bu vakıfların kuruluşlarına Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin pazarlık usulüyle kiraya verilmesi bakımından görev ve yetki verilmediği anlaşılmaktadır.
Başka bir anlatımla, ne 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nde ne de 2886 sayılı Kanun'da, dava konusu Yönetmeliğin 55. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendine ilişkin bir hukuki dayanak bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olmamakla birlikte, uygulanacak kanun olarak atıfta bulunulan ve Hazine'nin özel mülkiyetindeki taşınmazlarla Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin işletilmesi, işlettirilmesi ve diğer yollarla ekonomiye kazandırılmasına ilişkin temel kanun olan 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nda da, sahip olunan tasarruf yetkisinin ihale yoluyla kullanılacağı benimsenmiştir.
2886 sayılı Kanun'un "İhale usullerine tâbi olmayan işler" başlıklı Üçüncü Kısmın 71 ilâ 82. maddeleri arasında yer alan bazı düzenlemelerle ihalesiz olarak bazı işlerin gördürülebileceği belirtilmiş olup, anılan düzenlemelerin çoğunlukla idarelerin ihtiyaçlarına yönelik alımlarla ilgili olduğu ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle birlikte uygulanma kabiliyetini de yitirdiği, dolayısıyla Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin ihale yapılmaksızın kiralanmasına, bu yerlerle ilgili kullanma izni veya işletme hakkı verilmesine imkân tanıyan bir düzenlemenin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Geniş anlamda, bir işi birçok istekli arasından en uygun görülen şartlarla kabul edene bırakma süreci olan 'ihale'den önce; isteklilerin kim olacağının ihale eden (idare) tarafından bilinmesi mümkün değildir. Bu çerçevede, gerçekleştirilecek olan ihalede, mevzuatta öngörülen hangi ihale usûlünün uygulanacağının da isteklilerin kimler olacağına göre tayin edilmesinin hukukî bir izahının olmadığı açıktır.
Başka bir anlatımla, istekli olabileceklerin niteliğinden yola çıkılarak, bir ihale usûlünün belirlenmesi ve hatta tek bir isteklinin davet edilmesine imkân sağlayan bir ihale usûlünün (pazarlık usûlü) tercih edilmesi mümkün değildir. Bu itibarla, dava konusu Yönetmeliğin 55. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendinde, isteklinin sahip olması gereken niteliğe göre ihalenin pazarlık usulüyle yapılabileceğine yönelik düzenlemeye yer verilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Bu itibarla, davalı Bakanlığın 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve kamu taşınmazlarıyla ilgili esas alınması gereken 2886 sayılı Kanun'un kendisine tanıdığı görev ve yetkilerle sınırlı olarak yönetmelik çıkarma salâhiyeti bulunduğu, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları ile özel çevre koruma bölgelerinde bulunan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kiralanması ve anılan taşınmazlarla ilgili olarak kullanma izni veya işletme hakkı verilmesinin 2886 sayılı Kanun ve uyuşmazlığa konu Yönetmelik'te genel usûl olarak benimsenen ihale usûlüne tâbi olduğu,
dolayısıyla 55. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendinde yer alan kurum ve kuruluşlar için pazarlık usûlü ile taşınmaz kiralanmasının üst hukuk kurallarına aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.” gerekçesiyle anılan Yönetmelik kuralının yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği;
Bu durumda, dava konusu ihalenin Tabiat Varlıkları ve Doğal Sit Alanları ile Özel Çevre ve Koruma Bölgelerinde Bulunan Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerlerin İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 55. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca gerçekleştirildiği ve Danıştay Onüçüncü Dairesi tarafından anılan Yönetmeliğin 55. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi hukuka aykırı bulunarak yürütmenin durdurulmasına karar verildiği anlaşıldığından, dayanağı ortadan kalkan dava konusu ihalede hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından, temyize konu kararda her ne kadar Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin E:2021/3498 sayılı dosyasında dava konusu işlemin dayanağı olan ilgili Yönetmelik maddesinin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiğinden bahisle dava konusu işlemin iptaline hükmedilmiş ise de, bahse konu Yönetmelik maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte geçerli olan bir madde olduğu, kaldı ki temyize konu kararda iptale dayanak olarak gösterilen kararın nihaî bir iptal hükmü olmadığı, ayrıca belirtilen dosyada yürütmenin durdurulmasına dair karar verilmesi o işlemin kesinlikle iptal edileceği anlamına da gelmediği,
dolayısıyla henüz bir Yönetmelik maddesi iptali bulunmaz iken yürütmenin durdurulması kararına istinaden işbu dosyada dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinin açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 13. Daire, E. 2023/2590, K. 2023/3726, 25 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama