KÜNYE
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/2793 E., 2024/4746 K.·T.C. Danıştay Onüçüncü Daire
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2024
- Esas No
- 2023/2793
- Karar No
- 2024/4746
- Temyiz eden (davacı)
- ... Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davalı)
- ... Kurulu
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
750 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Dava konusu istem: Davacı şirkete ait “...” logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 04/08/2021 ve 05/08/2021 tarihilerinde yayınlanan "..." isimli programda, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer verilen "... Yayın hizmetleri; ... kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." şeklindeki yayın ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle aynı Kanun'un 32. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 36.142,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin... tarih ve...sayılı Radyo ve Üst Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:...
İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; düşünce ve ifade özgürlüğünün Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve kanunlar tarafından teminat altına alındığı ve bu özgürlüğün haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü içerdiği açık olmakla birlikte, anılan düzenlemelerde bu özgürlüğün sınırsız olmadığının da vurgulandığı, davaya konu yayın ile, yayın hizmetlerinin kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremeyeceği ilkesine aykırı bir tutum sergilendiği,
ilgili yayında geçen ifadelerin düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü veya haber alma-verme özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, dava konusu Üst Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından, uyuşmazlığa konu yayın bir bütün olarak değerlendirildiğinde ihlale konu edilen sözlerin kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde olmadığının anlaşılacağı, söz konusu ifadelerin ifade ve basın özgürlüğü kapsamında kaldığı, yargı mercilerince eleştiri sınırının nasıl aşılmış olduğuna ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, kamu kurumlarına yönelik eleştirilerin sınırının özel kişilere göre daha geniş olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin hukuk ve hakkaniyete uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
USUL YÖNÜNDEN
Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri de Anayasa'nın 141. maddesinde düzenlenen "yargılamanın açık ve duruşmalı" yapılması ilkesidir. Yargılamanın açıklığı ilkesinin amacı, yargısal mekanizmanın işleyişini kamu denetimine açarak yargılama faaliyetinin saydamlığını güvence altına almak ve yargılamada keyfiliği önlemektir. Bu yönüyle, hukuk devletini gerçekleştirmenin en önemli araçlarından biridir.
Adil yargılanma hakkının düzenlendiği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesindeki "aleni yargılamanın" varlığı, zorunlu olarak "sözlü yargılama" hakkını da içerir. Bununla birlikte, bu hak mutlak olmayıp 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda idari yargılamanın özellikleri gözetilerek öngörülen duruşmaya ilişkin kurallar çerçevesinde değerlendirme yapılmalıdır.
2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinin birinci fıkrasında, "Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal ve yirmibeşbin Türk Lirasını aşan tam yargı davaları ile tarh edilen vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları toplamı yirmibeşbin Türk Lirasını aşan vergi davalarında, taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılır." düzenlemesine yer verilmiştir.
İdare Mahkemesince, dava dilekçesinde istemde bulunulmasına rağmen uyuşmazlık konusu miktarın tek hakimle görülme sınırında olduğu gerekçesiyle duruşma yapılmaksızın karar verilmiş ise de 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinde iptal davaları bakımından duruşma yapılması için belirli bir miktar sınırının öngörülmediği, bakılan uyuşmazlığın da bir iptal davası olduğu gözetildiğinde, taraflardan birinin istemi halinde duruşma yapıldıktan sonra karar verilmesi gerektiği açıktır.
Bu durumda Mahkemece davacının duruşma istemi göz önünde bulundurulmadan karar verilmesi, 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinin açık ve emredici kuralına aykırı olduğundan, duruşma yapılmaksızın verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
Danıştay 13. Daire, E. 2023/2793, K. 2024/4746, 13 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama