KÜNYE
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/1699 E., 2024/4638 K.·T.C. Danıştay Onüçüncü Daire 2- (Davacı) ...
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2024
- Esas No
- 2024/1699
- Karar No
- 2024/4638
- Temyiz edenler
- 1- (DAVALI) ... Fonu
- Vekili
- Av. ...
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
618 kelime·3 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: Davacının hissedarı olduğu ve Fonun kayyım olarak atandığı ... Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.'nin de içinde olduğu bir kısım şirketlerin mal, hak ve varlıklarının bir araya getirilmesi suretiyle "... HES Grubu Ticari ve İktisadi Bütünlüğü" oluşturulmasına ve anılan bütünlüğün ihale yoluyla satışına yönelik ... tarih ve... sayılı Fon Kurulu kararı ile söz konusu karar doğrultusunda tesis edilen satışa ilişkin işlemlerin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...
İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararda; davalı idarenin kayyım sıfatıyla yönettiği şirketlerin hak ve taraf ehliyetlerini koruduğu, anılan şirketlere ilişkin olarak kayyımın ticârî gerekliliklere göre gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin idarî işlem veya eylem nitelinde olmadığı, kayyım sıfatıyla ticârî kural ve teamüllere dayanılarak tesis edilen işlemlerde kamu yararının değil ticârî faaliyet gereklerinin esas alındığı, kayyım işlemlerinin idare hukuku ilkelerine göre değil ticaret hukuku ilkelerine göre tesis edildiği,
davalı idarenin kayyımı olduğu şirketlere ilişkin olarak 6758 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'ndan kaynaklanan yetkilerini kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde kıyasen uygulayabilmesinin kayyımlık sıfatını ve uyuşmazlığın özel hukuka ilişkin olma niteliğini etkilemediği anlaşıldığından, uyuşmazlığın esas itibarıyla Türk Medenî Kanunu'nda düzenlenen kayyımlık görevinin nasıl îfâ edileceğine dair ilke ve kurallar ile Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alınmak suretiyle adlî yargı yerlerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurularına konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından, işbu davada ... İdare Mahkemelerinin görevli olduğu, Kurum'un kayyım olarak atandığı şirketlerle ilgili tesis edilen işlemlere karşı asliye ticaret mahkemelerinde açılan davalarda görev ret kararları verildiği, Yargıtay kararlarının da bu doğrultuda olduğu, şirketin genel kurul yetkilerinin Kuruma devredildiği, bu hususta Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulama alanı bulmadığı, aynı işleme karşı adli yargıda da dava açıldığı, davanın konusuz kaldığı ileri sürülmektedir.
Davacı tarafından, davalı idarenin tek taraflı ve kamu gücünü kullanarak tesis ettiği işlemler bakımından idari yargının görevli olduğu, dolayısıyla işbu davada İdare Mahkemelerinin görevinde bulunan bir uyuşmazlığın söz konusu olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI
Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 13. Daire, E. 2024/1699, K. 2024/4638, 8 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama