İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /13. Daire

DANIŞTAY · 13. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 13. Daire E.2024/1841 K.2024/4176

Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "...'' logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 21/04/2017 tarihinde yayınlanan “...” adlı programda, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasında yer…

Esas2024/1841Karar2024/4176Tarih21 Ekim 2024Okuma7 dk · 1.451 kelime

KÜNYE

Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/1841 E., 2024/4176 K.·T.C. Danıştay Onüçüncü Daire

Karar tarihi
21 Ekim 2024
Esas No
2024/1841
Karar No
2024/4176
Temyiz eden (davalı)
... Kurulu
Vekili
Av. ...
Karşı taraf (davacı)
... Ticaret A.Ş.
Vekili
Av. ...
İstemin konusu
... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Yargılama süreci
—
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.451 kelime·7 dk okuma·5 bölüm

Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "...'' logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 21/04/2017 tarihinde yayınlanan “...” adlı programda, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasında yer alan yayın ilkesinin ihlâl edildiğinden bahisle aynı Kanun'un 32. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 37.190,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (Üst Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...

İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlığa konu yayında, Şanlıurfa'da 3 Suriyeli işçi tarafından bir çocuğa yönelik yapılan davranışlara yer verildiği, görüntülerde 9 yaşındaki çocuğun ağlamalarının, işçilerin havaya kaldırırken, havada çevirirken ve sopalarla vurur gibi yapıp korkuturken çocuğun yalvarışlarının, çığlıklarının ekrana getirildiği, çocuğun ve işçilerin yüzlerinin flulaştırıldığı, ancak çocuğun çığlık ve yalvarışlarına kapatma uygulanmadığı,

sonuç olarak haberin çocukların ve gençlerin izleyebileceği korumalı zaman diliminde yayınlanmasının çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimine zarar verebileceğinden bahisle davacı hakkında 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 2. fıkrasının ihlali nedeniyle Üst Kurul'un ... tarih ve ... sayılı kararı ile “uyarı” yaptırımı uygulandığı; bu işlemin iptali istemiyle açılan davada, ...

İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla söz konusu işlemin iptaline karar verildiği; anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi üzerine davalı idare tarafından, ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak 37.190,00 TL idari para cezası uygulanmasına karar verildiği, bu kararın iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı;

uyuşmazlığın teknik ve özel bilgi gerektirmesi nedeniyle Mahkemenin 27/03/2019 tarihli ara kararıyla, yaptırıma konu görüntülerin çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlâkî gelişimine zarar verecek türde olup olmadığının belirlenmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi üzerine hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; "dava konusu yayında, şiddet görüntülerinin şiddete maruz kalan çocuğun yüzü flulaştırılsa da tehdit ve yalvarma sesleri gibi şiddete ilişkin diğer ipuçlarına yönelik herhangi bir önlem alınmaksızın ve 'akıllı işaret sistemi' kullanılmaksızın sunulduğu" tespitlerine yer verildiği,

anılan raporun hükme esas alınabilecek nitelikte görüldüğü, bu durumda, bilirkişi raporu ile dosyadaki diğer tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, yaptırıma konu yayının, çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlâkî gelişimini zedeleyecek nitelikte olduğu, bu itibarla, 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 2. fıkrasında yer alan yayın ilkesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/11/2023 tarih ve E:2022/421, K:2023/2546 sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak verilen kararda; yaptırıma konu yayının, çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini zedeleyecek nitelikte olduğu, bu itibarla, 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 2. fıkrasında yer alan yayın ilkesinin ihlal edildiğinin anlaşıldığı, ancak, söz konusu ihlâl nedeniyle davacı şirket hakkında uygulanan yaptırımın türünün (uyarı/idari para cezası) hukuka uygunluğunun da ayrıca değerlendirilmesi gerektiği;

6112 sayılı Kanun'un 32. maddesinin 2. fıkrasının ihlale konu yayının yapıldığı tarihteki halinde, anılan Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcılarının önce uyarılacağı, ihlalin tekrarı halinde ise idarî para cezası verileceği kurala bağlanmış iken söz konusu kuralın, davacı hakkında idari yaptırım kararının alındığı tarihteki değişik halinde, anılan yayın ilkesinin ihlali durumunda doğrudan idarî para cezası verileceğinin kurala bağlandığı;

Uyuşmazlıkta, davacı yayın kuruluşunun, ihlale konu 21/04/2017 tarihli yayını nedeniyle Üst Kurul'un 31/05/2017 tarihli kararıyla "uyarılmasına" karar verildiği, anılan karara karşı açılan davada, İdare Mahkemesince "fiil tarihindeki mevzuatın değil, işlem tarihindeki mevzuatın uygulanması gerektiğinden" bahisle "uyarı" cezasının iptaline karar verildiği; bu karara karşı davalı idarece yapılan istinaf başvurusunun Bölge İdare Mahkemesince reddedilmesi sonucu anılan kararın temyiz edilmeyerek kesinleştiği;

bunun üzerine Üst Kurul tarafından, yargı kararının gereklerinin 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesi uyarınca yerine getirilmesi kapsamında, davacıya bu kez, Mahkeme kararıyla iptal edilen "uyarı" yaptırımı yerine eyleminin karşılığı olarak doğrudan idari para cezası verildiği, söz konusu idari para cezasının iptali istemiyle de bakılan davanın açıldığının görüldüğü;

Bu bağlamda, uyuşmazlığın, 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 2. fıkrasının ihlali halinde uygulanacak olan yaptırımın, fiil tarihindeki mevzuata göre mi, yoksa dava konusu işlemin tesis edileceği tarihteki mevzuata göre mi belirleneceği noktasında toplandığı;

Kabahatler Kanunu’nun 5. maddesinin Türk Ceza Kanunu’na yapmış olduğu atıf sebebiyle, idari yaptırımların zaman bakımından uygulanması meselesini çözümleyebilmek için öncelikle Anayasa’nın 38. maddesi ile Türk Ceza Kanunu’nun zaman bakımından uygulama hükümlerinin incelenmesinin gerektiği, Anayasa’nın 38. maddesi ve Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesine göre, kural olarak fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olan kanunun uygulanması gerekeceği, ancak, Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin 2. fıkrasına göre, suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri arasında bir farklılık bulunması halinde, failin lehine olan kanunun uygulanacağı;

Geçmişe yürüme yasağı gereğince, hiç kimse işlendiği tarihte suç olarak kabul edilmeyen bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı gibi, fiilin işlendiği tarihte öngörülen cezadan daha ağır bir ceza ile de cezalandırılamayacağı, ihlale konu yayının yapıldığı tarihte yürürlükte olan kuralda yayın kuruluşunun önce uyarılacağı belirtildiğinden ve "idari para cezası" ise "uyarı" cezasından daha ağır bir yaptırım olduğundan, yayın tarihindeki mevzuatın uygulanması gerektiği;

Bu kapsamda, her ne kadar davacı şirket hakkında ihlâle konu yayın nedeniyle tesis edilen "uyarı" yaptırımı, Mahkemece "fiil tarihindeki mevzuatın değil, işlem tarihindeki mevzuatın uygulanması gerektiğinden" bahisle iptal edilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu da Bölge İdare Mahkemesince reddedilerek kesinleşmiş ise de, "uyarı" yaptırımının belirtilen gerekçeyle iptaline yönelik Mahkeme kararının Anayasa'nın 38. maddesi, Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi ve Kabahatler Kanunu'nun 5. maddesine aykırı olarak verildiği, söz konusu kararın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi,

Danıştay ve Yargıtayın müstakar içtihatlarına aykırı olduğu, yargı kararının uygulanması neticesinde daha ağır bir idari yaptırım uygulanmasına ilişkin tesis edilen dava konusu işlemin, sırf dayanağı olan yargı kararının kesinleştiğinden bahisle yargı denetimi dışında kalacağını düşünmenin hukuk devleti ilkesiyle bağdaştırılamayacağı, mahkeme kararlarının şekli olarak değil, hak arama hürriyetinin özü ve amacına uygun yorumlanarak uygulanması gerektiği;

Hiç kimsenin dava açmakla dava açmadan önceki durumdan hukuksal açıdan daha ağır bir durumla karşı karşıya bırakılamayacağı ve mahkeme kararlarının, adaletin tecellî etmesine hizmet etmek yerine, kişilerin sırf hak arama özgürlüğünü kullandığından dolayı cezalandırılması aracı haline dönüştürülemeyeceği;

Davacı tarafından hakkında tesis edilen "uyarı" yaptırımının iptali için açılan davada verilen iptal kararının davacının dava açmakla elde etmeyi hedeflediği amacı gerçekleştirmediği, aksine anılan iptal kararı nedeniyle davacının daha ağır bir yaptırımla karşılaşmasına sebebiyet verildiği, bu durumun ise hukuka ve hak arama hürriyetine aykırılık teşkil ettiği ve mahkemeye erişim hakkının ihlâline yol açtığının kuşkusuz olduğu;

Bu itibarla, dava konusu işlemin, Anayasa'nın 38. maddesine ve yerleşik yargı içtihatlarına açıkça aykırı olarak verilen ve davacının davayı açtığı durumdan hukuksal olarak daha ağır yeni bir hukuksal durumla karşı karşıya kalması sonucunu doğuran bir yargı kararının uygulanması amacıyla tesis edildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk, istinafa konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI

Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin Mahkeme kararı doğrultusunda tesis edildiği, usule uygun olduğu, ilgili mevzuat hükmünün ihlal edildiği, söz konusu ihlalin bilirkişi raporu ile de tespit edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI

Davacı tarafından, fiil tarihinde yürürlükte bulunmayan mevzuata göre ceza verilemeyeceği, yayının fiil tarihindeki yasaya da aykırılık teşkil etmediği, hiç kimsenin dava açmakla önceki durumundan daha ağır bir duruma düşürülemeyeceği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ

Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Bölge İdare Mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır. Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle;

1. Davalının temyiz isteminin reddine,

2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,

3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,

4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,

5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 21/10/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 13. Daire, E. 2024/1841, K. 2024/4176, 21 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Edenin İddiaları
  4. Karşı Tarafın Savunması
  5. Danıştay Tetkik Hâkimi ...'nun Düşüncesi
  6. Türk Milleti Adına
  7. Hukuki Değerlendirme
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
13. Daire
Esas No
2024/1841
Karar No
2024/4176
Tarih
21 Ekim 2024

İlgili Kararlar

  • Danıştay 6. Daire E.2024/1843 K.2024/5410
  • Danıştay 13. Daire E.2024/1846 K.2024/3935
  • Danıştay 6. Daire E.2024/1854 K.2024/5411
  • Danıştay 9. Daire E.2024/1856 K.2024/4822
  • Danıştay 7. Daire E.2024/1858 K.2024/3664
  • Danıştay 10. Daire E.2024/1860 K.2024/4159

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.