İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /2. Daire

DANIŞTAY · 2. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 2. Daire E.2019/28 K.2025/4795

1- 1. maddesinin son cümlesinin, 2- 4. maddesinin son cümlesinin, 3- 6. maddesinin, 4- 7. maddesinin,

Esas2019/28Karar2025/4795Tarih4 Kasım 2025Okuma14 dk · 2.748 kelime

KÜNYE

Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2019/28 E., 2025/4795 K.·T.C. Danıştay İkinci Daire

Karar tarihi
4 Kasım 2025
Esas No
2019/28
Karar No
2025/4795
Davacı
...
Davalı
... Bakanlığı
Vekili
Av. ...
Davanın konusu
Kayseri ili, ... Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimi olarak görev yapan davacı tarafından; Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünün 11/12/2018 günlü, 2669 sayılı "Aile Hekimliğinde İzin" konulu Genel Yazısının;
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.748 kelime·14 dk okuma·9 bölüm

1- 1. maddesinin son cümlesinin, 2- 4. maddesinin son cümlesinin, 3- 6. maddesinin, 4- 7. maddesinin,

iptali ile 7151 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 3. maddesine eklenen "Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının yıllık izinleri, yıl içinde çalışılan süre ile orantılı olmak ve ait olduğu sözleşme döneminde kullanılmak üzere otuz gündür. Ayrıca beş gün kongre ve seminer izni ile yıllık izin bitiminden sonra mazeretleri nedeniyle beş gün idari izin verilebilir.

Evlenme, ölüm, doğum ve emzirme hâllerinde, 657 sayılı Kanunun 4/B maddesi kapsamındaki sözleşmeli personele ilişkin izin süreleri uygulanır. Hastalık durumunda, bir malî yılda en çok on günlük dönemler halinde toplam kırk güne kadar hekimin uygun görmesiyle hastalık izni verilebilir. Bir defada on günü aşan hastalık izni ancak sağlık kurulu raporu ile verilebilir.

Sözleşmeli aile hekimi iken aile hekimliği uzmanlık eğitimi almakta olanlar, bu eğitimleri kapsamındaki hastane rotasyonu süresince izinli sayılır." hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI

Davacı tarafından; dava konusu edilen Genel Yazının.

1. maddesinde izin hakkının il sağlık müdürlüklerinin inisiyatifiyle kullanılacağına dair hükmün Anayasa'ya aykırı olduğu, belirlilik ilkesini ihlal eder şekilde hakkın özüne aykırı işlemlerin tesisine sebebiyet vereceği, sağlık hizmeti sunumundan neyin kastedildiğinin belirtilmediği, 4. maddesinde düzenlenen süt izni hakkında ise süt izni kullanan aile hekimi ya da aile sağlığı çalışanı yerine görevlendirme yapılma zorunluluğu getirilmediği, bu durumun da Anayasa'nın belirlilik ilkesine aykırı olduğu, aile sağlığı merkezlerine süt izni kullanan hekim ve çalışanların yerine hizmetin kim tarafından karşılanacağının bilinmediği,

bu durumun hizmet alan vatandaşlar ve çalışanlar açısından mağduriyet yaratacağı, 6. madde yönünden kongre, seminer ve sempozyum gibi etkinliklere katılma izin verilmesi için il sağlık müdürlüklerinin hangi kriterleri esas alacağı noktasında bir belirlilik olmadığı ve bu hususun da Anayasa'ya aykırı olduğu, 7. maddeye yönelik olarak da aile hekimliği mevzuatında aile hekimliği biriminde görevli aile sağlığı elemanı ve aile hekiminin ekip anlayışı içinde aile hekiminin gözetiminde görev yapması gerektiğinin düzenlendiği,

bu çerçevede aile hekiminin onayı alınmaksızın aile sağlığı çalışanının izne ayrılmasının yahut görevlendirilmesinin sağlık hizmetini aksatacağı ve bu durumun üst hukuk normlarına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI

Davalı idare tarafından; aile hekimliği uygulamasının tamamen gönüllülük esasına dayandığı, çalışanlar bakımından bu uygulamaya geçmek noktasında herhangi bir kanuni zorlamanın bulunmadığı, dava konusu edilen Genel Yazının sağlık hizmetlerinin sekteye uğramadan aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının izin haklarını kullanılmasını sağlamaya yönelik olduğu, Anayasa'ya ve üst hukuk normlarına aykırılık taşımadığı savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ

Sağlık hizmetlerinin etkin bir şekilde yürütülmesi ve sağlık hizmetinin aksamaması amacıyla getirilen dava konusu düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı ve davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ...

DÜŞÜNCESİ

Davacı tarafından T.C. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünün 11/12/2018 tarih ve 2669 E. sayılı "Aile Hekimliğinde İzin" konulu Genel Yazısının; 1 maddesinin son cümlesinin, 4. maddesinin son cümlesinin, 6. maddesinin, 7. maddesinin iptali ve ayrıca, 7151 sayılı Yasanın 26. maddesi ile 5258 sayılı Yasanın 3. maddesine eklenen hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmektedir.

Davacının Anayasaya aykırılık iddiasına itibar edilmemiştir.

7151 sayılı Yasanın 26. maddesi ile 5258 sayılı Yasanın 3. maddesine eklenen fıkrada ''Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının yıllık izinleri, yıl içinde çalışılan süre ile orantılı olmak ve ait olduğu sözleşme döneminde kullanılmak üzere otuz gündür. Ayrıca beş gün kongre ve seminer izni ile yıllık izin bitiminden sonra mazeretleri nedeniyle beş gün idari izin verilebilir.

Evlenme, ölüm, doğum ve emzirme hâllerinde, 657 sayılı Kanunun 4/B maddesi kapsamındaki sözleşmeli personele ilişkin izin süreleri uygulanır. Hastalık durumunda, bir malî yılda en çok on günlük dönemler halinde toplam kırk güne kadar hekimin uygun görmesiyle hastalık izni verilebilir. Bir defada on günü aşan hastalık izni ancak sağlık kurulu raporu ile verilebilir.

Sözleşmeli aile hekimi iken aile hekimliği uzmanlık eğitimi almakta olanlar, bu eğitimleri kapsamındaki hastane rotasyonu süresince izinli sayılır.'' hükmü yer almaktadır.

Dava konusu Genel Yazının 1. maddesinin son cümlesinde; ''Sözleşme tarihi itibarı ile yıllık izin hak edilmekle birlikte iznin kullanım zamanı ve süresi, personelin talebi ve sağlık hizmet sunumu dikkate alınarak il sağlık müdürlüğünce belirlenir. '' hükmüne yer verilmiştir. Sağlık hizmetlerinin etkin bir şekilde yürütülmesi ve kişilerin izinlerini hakkaniyete uygun bir şekilde kullanmaları amacıyla getirilen düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Anılan Yazının 4. maddesinin son cümlesiyle, süt izni kullanan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanının yerine bu süre içerisinde görevlendirme yapılma zorunluluğu bulunmadığı hükmü getirilmiştir. İzin saatlerinin aile sağlığı merkezinde görünür bir yere asıldığı, acil başvurular için ''misafir hasta'' uygulaması olduğu ve benzer durumlarda da uygulamanın bu şekilde yürütüldüğü dikkate alındığında sözkonusu düzenlemede mevzuata aykırılık görülmemiştir.

Genel Yazının 6. maddesinde kongre, seminer ve sempozyum gibi bilimsel etkinlikler için belgelendirilmesi kaydıyla aile hekimi ve aile sağlığı çalışanına 5 gün izin verilebileceği; il sağlık müdürlüğünün bu bilimsel etkinliklerin mesleğe katkısını dikkate alarak karar vereceği öngörülmüştür. Bu hükümle, il sağlık müdürlüklerine sunulan hizmetin ihtiyaçları dikkate alınarak sağlık hizmetlerinin aksamadan yürütülebilmesi için yetki verildiği anlaşıldığından mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.

Dava konusu Genel Yazının 7. maddesinde aile sağlığı çalışanına izin verilmesi veya görevlendirilmesi öncesinde aile hekiminin bilgilendirileceği ancak onayının alınmayacağı hükmü yer almaktadır.

5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununun '' Personelin statüsü ve malî haklar'' başlıklı 3. maddesinin 2. fıkrasında; Aile sağlığı çalışanlarının, aile hekimi tarafından belirlenen ve Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülen, kurumlarınca da muvafakatı verilen Bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşları personeli arasından seçileceği ve bunların sözleşmeli olarak çalıştırılacağı hükmü getirilmiştir.

Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliğinin ''Aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarında aranacak genel şartlar, uyumlu çalışma'' başlıklı 5/3. maddesinde; '' Aile hekimi ile aile sağlığı elemanı, ekip anlayışı içinde çalışır. Aile hekimi, birlikte çalıştığı aile sağlığı elemanını yönlendirme ve denetleme yetkisine sahiptir.'' hükmü yer almıştır.

Anılan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden; aile sağlığı elemanının izne ayrılmak istemesi halinde ilgili aile hekiminin uygun görüşünün aranmasının kamu hizmetinin işleyişine katkı sağlayacağı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu Genel Yazının 7. maddesindeki ''aile sağlığı çalışanlarına izin verilmesi'' yönünden aile hekiminin onayının aranmayacağına ilişkin hükmün iptali, diğer yönlerden davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının 7151 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 3. maddesine eklenen "Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının yıllık izinleri, yıl içinde çalışılan süre ile orantılı olmak ve ait olduğu sözleşme döneminde kullanılmak üzere otuz gündür.

Ayrıca beş gün kongre ve seminer izni ile yıllık izin bitiminden sonra mazeretleri nedeniyle beş gün idari izin verilebilir. Evlenme, ölüm, doğum ve emzirme hâllerinde, 657 sayılı Kanunun 4/B maddesi kapsamındaki sözleşmeli personele ilişkin izin süreleri uygulanır. Hastalık durumunda, bir malî yılda en çok on günlük dönemler halinde toplam kırk güne kadar hekimin uygun görmesiyle hastalık izni verilebilir.

Bir defada on günü aşan hastalık izni ancak sağlık kurulu raporu ile verilebilir. Sözleşmeli aile hekimi iken aile hekimliği uzmanlık eğitimi almakta olanlar, bu eğitimleri kapsamındaki hastane rotasyonu süresince izinli sayılır." hükmü hakkındaki Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY

Kayseri ili, ... Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimi olarak görev yapan davacı; Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünün 11/12/2018 günlü, 2669 sayılı "Aile Hekimliğinde İzin" konulu Genel Yazısının;

1- 1. maddesinde yer alan "Yıllık izin süresi bir mali yılda (01 Ocak — 31 Aralık) 30 gündür. Mali yıl başladıktan sonra sözleşme imzalayarak göreve başlayan aile hekimi ve aite sağlığı çalışanına, mali yıl sonuna kadar çalışacakları sürenin bir yıllık çalışma süresine oranının, yıllık izin süresi ile çarpılması suretiyle bulunacak süre kadar yıllık izin verilir.

Hesaplamada kesirler tama iblağ edilir, Bir sözleşme dönemi içinde birinci mali yılda kullanılmayan yıllık izinler ikinci mali yıla aktarılabilir, ancak bir sözleşme dönemi içerisinde kullanılmayan yıllık izinler sonraki sözleşme dönemine aktarılamaz. Sözleşme tarihi itibari ile yıllık izin hak edilmekle birlikte iznin kullanım zamanı ve süresi, personelin talebi ve sağlık hizmet sunumu dikkate alınarak il sağlık müdürlüğünce belirlenir." düzenlemesinin son cümlesinin,

2- 4. maddesinde yer alan "Anneye çocuğunu emzirmesi için ücretli doğum izni süresinin bitim tarihinden itibaren ilk altı ayda günde üç saat, ikinci altı ayda günde bir buçuk saat süt izni verilir. Süt izninin kullanım saatini anne belirler. Ancak kullanılmadan önce süt izni saatleri il sağlık müdürlüğüne bildirilir. Seçim hakkını yapan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı çalışma saatlerini aile sağlığı merkezinin görünür bir yerinde duyurur. Süt izni kullanan aile hekimi ve ile sağlığı çalışanının yerine bu süre içerisinde görevlendirme yapılma zorunluluğu yoktur." düzenlemesinin son cümlesinin,

3- 6. maddesinde yer alan "Kongre, seminer ve sempozyum gibi bilimsel etkinlikler için belgelendirilmesi kaydıyla aile hekimi ve aile sağlığı çalışanına 5 gün izin verilebilir. İl sağlık müdürlüğü bu bilimsel etkinliklerin mesleğe katkısını dikkate alarak karar verir." düzenlemesinin,

4- 7. maddesinde yer alan "Aile sağlığı çalışanına izin verilmesi veya görevlendirilmesi öncesinde aile hekimi bilgilendirilir ancak onayı aranmaz." düzenlemesinin, iptali istemiyle bakılan davayı açmıştır.

05/12/2018 günlü, 30616 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7151 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nun Personelin Statüsü, hak ve yükümlülükleri başlıklı 3. maddesine eklenen hüküm sonrasında aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının izinleri ile ilgili nasıl işlem tesis edileceği hususunda "Aile Hekimliğinde İzin" konulu Genel Yazı düzenlenmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT

05/12/2018 günlü, 30616 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7151 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nun Personelin Statüsü, hak ve yükümlülükleri başlıklı 3. maddesine "Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının yıllık izinleri, yıl içinde çalışılan süre ile orantılı olmak ve ait olduğu sözleşme döneminde kullanılmak üzere otuz gündür.

Ayrıca beş gün kongre ve seminer izni ile yıllık izin bitiminden sonra mazeretleri nedeniyle beş gün idari izin verilebilir. Evlenme, ölüm, doğum ve emzirme hâllerinde, 657 sayılı Kanunun 4/B maddesi kapsamındaki sözleşmeli personele ilişkin izin süreleri uygulanır. Hastalık durumunda, bir malî yılda en çok on günlük dönemler halinde toplam kırk güne kadar hekimin uygun görmesiyle hastalık izni verilebilir.

Bir defada on günü aşan hastalık izni ancak sağlık kurulu raporu ile verilebilir. Sözleşmeli aile hekimi iken aile hekimliği uzmanlık eğitimi almakta olanlar, bu eğitimleri kapsamındaki hastane rotasyonu süresince izinli sayılır." fıkrası eklenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

1-Dava konusu Genel Yazının 1. maddesinin son cümlesinin iptali istemi incelendiğinde;

Davacı, 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nun 3. maddesinde yapılan değişiklikle getirilen ek hükümde; izin hakkının il sağlık müdürlüklerinin inisiyatifinde kullanılacağına dair bir düzenleme bulunmadığını, Kanun'da il sağlık müdürlerine böyle bir yetki verilmediğini, tamamen idarenin keyfi kararına bağlı olarak kullanılacak izinlerin Anayasal hakları ihlal edeceğini, sağlık hizmeti sunumundan neyin kastedildiğinin belirgin şekilde açıklanmadığını, Anayasa ile güvence altına alınan dinlenme hakkının il sağlık müdürlükleri tarafından kısıtlanabileceğini ve hakkın özüne aykırı işlemler tesis edilebileceğini, düzenleme ile idareye sınırsız bir yetki verildiğini ileri sürmektedir.

Davalı idare, aile hekimlerinin izin kullanım zaman ve süresinin il sağlık müdürlüğü tarafından belirlenmesinin sağlık hizmetinin etkin bir şekilde ve sekteye uğramadan verilmesi, kişilerin adil ve hakkaniyete uygun bir şekilde izin kullanabilmesi amacıyla getirilen bir düzenleme olduğunu, sağlık hizmeti sunumundan kastedilenin 5258 sayılı Kanun'a göre aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları tarafından aile sağlığı merkezlerinde sunulan kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak tanı koyucu, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetleri olduğunu,

aile hekimliği uygulamasına ilk geçişten bu yana uygulamanın bu şekilde yürütüldüğünü ve aile hekimliği çalışanlarının izin kullanamama gibi bir durumu olmadığı gibi Yazıda, müdürlüğe tek taraflı verilen bir yetki de olmadığını, personel talebinden de bahsedildiği savunmaktadır.

Dava konusu düzenlemede, aile hekimi ile aile sağlığı çalışanına yıllık izin vermeye il sağlık müdürlüğünün yetkili olduğu belirtilmiş olup, söz konusu düzenlemenin, hizmetin aksamadan, kusursuz ve etkin biçimde işlemesini sağlayabilmek için getirildiği anlaşıldığından, düzenlemede kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından üst hukuk normlarına aykırılık görülmemiştir.

2- Dava konusu Genel Yazının 4. maddesinin son cümlesinin iptali istemi incelendiğinde;

Davacı, idarece dayanak Kanun'da yer almayan bir düzenleme yapıldığını, süt izni kullanan aile hekimi veya sağlık çalışanı yerine görevlendirme yapılma zorunluluğu getirilmediğini, süt izni kullanan hekim veya çalışan yerinde bulunmadığı sırada hizmetin kim tarafından karşılanacağının bilinmediğini, bu durumun vatandaş ve çalışanlar açısından mağduriyetlere sebebiyet vereceğini ileri sürmektedir.

Davalı idare, Kanun hükmüne aykırı bir düzenleme getirilmediğini, süt izni kullanan kişinin iznini kullanacağı saatin aile sağlığı merkezinin görünür bir yerinde duyurulacağından hizmet alanların ve çalışanların durumdan haberdar olacağını, aynı uygulamanın saha çalışmasına giden hekim ve çalışanlar için de yapıldığını, saha çalışmasında da hekim ve çalışanların merkezde bulunmadığında yerlerine görevlendirme yapılmadığını, acil durumlarda ise misafir hasta olarak diğer hekim ve çalışanlardan hizmet alınacağından sağlık hizmetinin aksamasının söz konusu olmayacağını savunmaktadır.

Dava konusu düzenlemede, süt izni kullanan aile hekimi ve ile sağlığı çalışanının yerine bu süre içerisinde görevlendirme yapılma zorunluluğu bulunmadığı belirtilmiş olup, izin saatlerinin aile sağlığı merkezinde görünür bir yere asıldığı, acil başvurular için misafir hasta uygulaması olduğu ve benzer durumlarda da uygulamanın bu şekilde yürütüldüğü dikkate alındığında söz konusu düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık görülmemiştir.

3- Dava konusu Genel Yazının 6. maddesinin iptali istemi incelendiğinde;

Davacı, 5 gün izin “verilebilir” ve “mesleğe katkısını dikkate alarak karar verir.” ibarelerinin, inisiyatifiyle hekimler izin hakkı kullanırken hangi kriterlerin il sağlık müdürünce esas alınacağının belirli olmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunu ileri sürmektedir.

Davalı idare, düzenlemede hak kullanımını kısıtlayıcı bir hüküm bulunmadığını, hekimlerin kongre, seminer ve sempozyumlara katılmalarının hizmet içi eğitim kapsamında kendilerini geliştirmeleri açısından önemsendiğini, sağlık hizmetinde aksamaya yol açmayacak şekilde taleplerin değerlendirildiğini savunmaktadır.

Dava konusu düzenlemenin sağlık hizmetlerinin etkin, verimli bir şekilde ve sunulan hizmetin ihtiyaçları da dikkate alınarak aksamadan yürütülmesine yönelik olduğu anlaşıldığından, söz konusu düzenlemede kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık görülmemiştir.

4- Dava konusu Genel Yazının 7. maddesinin iptali istemi incelendiğinde;

Davacı, 5258 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında, aile sağlığı elemanının, aile hekimi tarafından belirleneceğini ve Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülenlerden seçilerek çalıştırılacağının düzenlendiğini, yine aile hekimliği mevzuatında aile hekimi ile aile sağlığı çalışanlarının ekip anlayışı içinde, aile hekiminin gözetiminde çalışacağının belirtildiğini, Genel Yazıda ise aile hekiminin onay aranmaksızın çalışanın izne ayrılacağının düzenlendiğini, bu durumun çalışma düzenini bozduğunu ve hizmeti aksattığını, aile hekiminin gözetiminde yürütülen sağlık hizmetinde aile hekiminin onayı alınmaksızın çalışanın izne ayrılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmektedir.

Davalı idare, sağlık hizmetinin aksamadan yürütülmesi için hem hekimin hem de çalışanın izne ayrılırken birbirini bilgilendirmesi gerektiğini, aile sağlığı çalışanlarının sözleşmelerinin muhatabının aile hekimleri değil doğrudan Müdürlük olduğunu, üst hukuk normlarında aile hekimlerine çalışanların iznini onaylamak gibi bir yetkinin verilmediğini savunmaktadır.

Dava konusu düzenleme ile aile sağlığı çalışanına izin verilmesi veya görevlendirilmesi öncesinde aile hekimi bilgilendirileceği ancak onayının aranmayacağı belirtilmiş olup, söz konusu düzenlemenin sağlık hizmetinin aksamadan ve etkin bir şekilde yürütülmesi için getirildiği anlaşıldığından, anılan düzenlemede kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından üst hukuk normlarına aykırılık görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle;

1. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünün 11/12/2018 günlü, 2669 sayılı "Aile Hekimliğinde İzin" konulu Genel Yazısının 1. maddesinin son cümlesinin, 4. maddesinin son cümlesinin iptali istemi ile 6. maddesinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE oybirliğiyle,

2. Genel Yazı'nın 7. maddesinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE oyçokluğuyla,

3. Aşağıda dökümü yapılan...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen ... -TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,

4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 04/11/2025 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY

Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünün 11/12/2018 günlü, 2669 sayılı "Aile Hekimliğinde İzin" konulu Genel Yazısının 1. maddesinin son cümlesinin, 4. maddesinin son cümlesinin, 6. maddesinin ve 7. maddesinin iptali istemiyle açılan davada, dava konusu Genel Yazının 7. maddesi yönünden uyuşmazlık incelendiğinde;

5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun "Personelin statüsü ve malî haklar" başlıklı 3. maddesinin 2. fıkrasında -dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle- "aile sağlığı elemanlarının, aile hekimi tarafından belirlenen ve Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülen, kurumlarınca da muvafakatı verilen Bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşları personeli arasından seçileceği ve bunların sözleşmeli olarak çalıştırılacağı düzenlemesine, Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliğinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle.

"Aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarında aranacak genel şartlar, uyumlu çalışma başlıklı" 5/3. maddesinde. "Aile hekimi ile aile sağlığı elemanı, ekip anlayışı içinde çalışır. Aile hekimi, birlikte çalıştığı aile sağlığı elemanını yönlendirme ve denetleme yetkisine sahiptir.'' hükmüne yer verilmiştir.

Öte yandan, Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin 4. maddesinde; bir veya birden fazla aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarınca aile hekimliği hizmeti verilen aile sağlığı merkezini yönetmek ve birlikte çalıştığı ekibi denetlemek, aile hekiminin görev ve sorumlulukları arasında sayılmıştır.

Anılan hükümler birlikte değerlendirildiğinde; aile sağlığı merkezlerinde verilen sağlık hizmetinden birinci derecede sorumlu olan, aile sağlığı çalışanının istihdamında ve sözleşmesinin yenilenmesinde olumlu görüşü alınan aile hekiminin, verilen sağlık hizmetinin aksatılmadan yürütülmesini teminen personelin izin kullanacağı tarihlerin belirlenmesi konusunda da onayının alınmasının zorunlu olduğu sonucuna varılmakla, dava konusu Genel Yazının 7.maddesindeki "aile sağlığı çalışanlarına izin verilmesi" yönünden aile hekiminin onayının aranmayacağına ilişkin hükmün kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden üst hukuk normlarına aykırı olduğu ve iptali gerektiği oyuyla bu hükme yönelik olarak davanın reddi yolundaki çoğunluk kararına katılmıyorum.

Danıştay 2. Daire, E. 2019/28, K. 2025/4795, 4 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Davacının İddiaları
  4. Davalının Savunması
  5. Düşüncesi
  6. Düşüncesi
  7. Türk Milleti Adına
  8. Maddi Olay
  9. İlgili Mevzuat
  10. Hukuki Değerlendirme
  11. (X) Karşı Oy
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
2. Daire
Esas No
2019/28
Karar No
2025/4795
Tarih
4 Kasım 2025

İlgili Kararlar

  • Danıştay 2. Daire E.2019/212 K.2025/4988
  • Danıştay 2. Daire E.2019/238 K.2025/4840
  • Danıştay 2. Daire E.2019/248 K.2025/4862
  • Danıştay 2. Daire E.2019/356 K.2025/5238
  • Danıştay 2. Daire E.2019/957 K.2025/5472
  • Danıştay 2. Daire E.2019/1132 K.2025/5579

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.