KÜNYE
Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2023/7073 E., 2025/196 K.·T.C. Danıştay İkinci Daire
- Karar tarihi
- 14 Ocak 2025
- Esas No
- 2023/7073
- Karar No
- 2025/196
- Temyiz eden (davalı)
- ... Valiliği
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davacı)
- ...
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
- Yargılama süreci
- —
- Dava Konusu İstem
- Dava; İstanbul ili, ... İlçe Sağlık Müdürlüğü, (...) Nolu Aile Sağlığı Merkezi ... Nolu Aile Hekimliği Biriminde kamu dışı aile hekimi olarak görev yapan davacının, aile hekimliği hizmet sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin ... günlü, ... sayılı yazıyla bildirilen işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Karar Metni
1.217 kelime·6 dk okuma·10 bölüm
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla. 30/06/2021 günlü, 31527 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'ne karşı açılan davada, Danıştay İkinci Dairesinin 13/10/2022 günlü, E:2021/17470 sayılı kararıyla, Yönetmeliğin 10. maddesinin 4. fıkrası haricindeki fıkralar ile Ek-3'ünde yer alan Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetvelinin tüm satırlarının yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiği;
bu itibarla, davacının fiili sabit ve yaptırımı gerektirmekte ise de, Yönetmeliğin 10/1-e maddesinin hukuka aykırı olduğunun Danıştay İkinci Dairesinin söz konusu kararıyla ortaya konulması karşısında, yasal dayanağı kalmayan Yönetmelik hükmü uyarınca tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla. 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 8. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "sözleşmenin feshini gerektiren nedenler" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla itiraz yoluyla yapılan başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesince verilen 21/06/2022 günlü, E:2022/43, K:2022/81 sayılı kararla.
Anayasa’nın kanunla düzenlenmesini öngördüğü ve temel hakların sınırlandırılmasına ilişkin olan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının sözleşmelerinin feshini gerektiren nedenlere ilişkin olarak genel ilkeler ortaya konulmadan, kanuni çerçeve çizilmeden, sözleşmenin feshini gerektiren durumlar genel hatlarıyla da olsa belirlenmeden, ilgili hususların tamamının düzenlenmesinin yönetmeliğe bırakılması suretiyle yürütmeye sınırsız, belirsiz, geniş bir düzenleme yetkisi tanındığı, bu itibarla kuralın, yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesiyle de bağdaşmadığı;
kuralın, Anayasa’nın 7, 13, 49 ve 70. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği; anılan iptal kararı üzerine Danıştay İkinci Dairesinin 13/10/2022 günlü, E:2022/17470 sayılı kararıyla da, Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin 1. maddesinde yer alan "fesih şartları" ibaresinin, 6. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "sona erdirmeye il sağlık müdürü yetkilidir" ibaresinin.
7. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesi ile devamında yer alan cümlelerin. 7. maddesinin 2. ve 3. fıkralarının. 10. maddesinin (10/4 hariç), 11. maddesinin, 15. maddesinin 1. fıkrasının, Yönetmeliğe ek Ek-3'te yer alan Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetvelinin tüm satırlarının yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiği;
bu itibarla, dava konusu işlemin yasal dayanağı olan Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği'nin ekinde yer alan (Ek-3) Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli'nin hukuka aykırı olduğunun Danıştay İkinci Dairesinin söz konusu kararıyla ortaya konulması karşısında, yasal dayanağı kalmayan yönetmelik hükümleri uyarınca davacının sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı; öte yandan İdare Mahkemesince, sözleşme feshi işleminin esasına girilmek suretiyle davacının fiilinin sabit olup olmadığı, bir yaptırım gerektirip gerektirmediği yolunda bir tartışma ve yargılama yapılmadığı,
buna karşın karara, davacının fiilinin sabit olduğunun ve yaptırım gerektirdiğinin yazılmasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçeleriyle, davalı idarenin istinaf başvurusunun, karardaki ''davacının fiili sabit ve yaptırımı gerektirmekte ise de'' ibaresinin çıkarılması suretiyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından; 5258 sayılı Kanun'a yönelik Anayasa Mahkemesince verilen kararın dokuz ay sonra yürürlüğe gireceği, bu karar dayanak alınarak dava konusu işlemin iptali yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı, davacıya isnat edilen soruşturma konusu fiillerin sübuta erdiği, kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI
Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
MADDİ OLAY
Dava dosyasının incelenmesinden; İstanbul ili, ... İlçe Sağlık Müdürlüğü, (...) Nolu Aile Sağlığı Merkezi ... Nolu Aile Hekimliği Biriminde kamu dışı aile hekimi olarak görev yapan davacının, 14/12/2021 tarihi itibarıyla toplam (184) gün hastalık raporu alarak Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin 10/1-e maddesinde yer alan "sağlık sebebi ile yüz seksen (180) günü aşan süreyle görevini ifa edememesi" fiilini işlediğinden bahisle, aile hekimliği hizmet sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği, davacının aile hekimliği sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin işlemin de il sağlık müdürü tarafından imzalandığı görülmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT
5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 3. maddesinde, illerin idaresinin yetki genişliği esasına dayandığı. 4. maddesinde, il genel idaresinin başı ve merciinin vali olduğu, bakanlıkların kuruluş mevzuatına göre illerde lüzumu kadar teşkilat bulunacağı, bu teşkilatın her birinin başında bulunanların il idare şube başkanları olduğu.
9. maddesinde, valinin ilde Cumhurbaşkanının temsilcisi ve idari yürütme vasıtası olduğu, valilerin bu sıfatla ilin genel idaresinden Cumhurbaşkanına karşı sorumlu oldukları, Bakanlıklar ve tüzel kişiliği haiz genel müdürlüklerin, il genel idare teşkilatına ait bütün işleri doğrudan doğruya valiliklere yazacakları, valiliklerin de illere ait işler için ilgili bakanlık veya tüzel kişiliği haiz genel müdürlüklerle doğrudan doğruya muharebede bulunacakları, ancak valilerin hesabata ve teknik hususlara ait işlerde idare şube başkanlarına vali adına imza yetkisi verebilecekleri düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Her idari merciin idare adına irade açıklama yetkisi olmayıp, idare adına irade açıklayabilecek olan idari mercilerin sayısı belirli ve sınırlıdır. Buna göre merkezi idarede idare adına irade açıklamaya yetkili makamlar; Cumhurbaşkanı ve bakanlar, taşra teşkilatında ise yetki genişliği ilkesi nedeniyle valilerdir. Kaymakamların idare adına irade açıklayarak idari kararlar alabilmeleri ancak kanunlarda açıkça öngörülmesi halinde mümkündür.
Yukarıda ilgili hükümlerine yer verilen 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’na göre vali, Devlet tüzel kişiliğinin ildeki temsilcisidir. Aynı zamanda bakanlıkların ildeki temsilcisi olan vali, Devlet adına her türlü işlemi yapmaya yetkilidir. İldeki Devlet memurlarından bir kısmını doğrudan atamak, bir kısmının atanması konusunda görüşünü bildirmek ve bir kısmının da görev yerlerini belirlemek ve değiştirmek valinin görev ve yetkileri arasındadır.
Kanun’a göre il idaresinin ikinci bölümünü il idare şube başkanları oluşturur. Valinin emri altında olan il idare şube başkanları, kendi görev alanlarına giren işlerin yürütülmesinden valiye karşı sorumludurlar. Anılanların, doğrudan doğruya işlem yapma yetkileri ise yoktur. Bunlar, kendi görev alanına giren konularda işlem ve kararları hazırlar, valiye önerir ve ancak valinin onayını aldıktan sonra uygulamaya koyabilirler.
İl idare şube başkanları ilgili bakanlıklarla olan yazışmalarını vali aracılığıyla yaparlar. İl sağlık müdürü, Sağlık Bakanlığının ildeki teşkilatının başında yer almakta olup, il idare şube başkanı olarak görev yapmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında; illerde merkezi idare adına irade açıklamaya tek yetkili vali olduğundan, il sağlık müdürü imzası ile tesis edilen davacının sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin dava konusu işlemde yetki unsuru yönünden hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında da sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.
(X) KARŞI OY
Temyize konu karar ve gerekçesi hukuk ve usule uygun olup, kararın aynen onanması gerektiği görüşüyle Daire kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.
Danıştay 2. Daire, E. 2023/7073, K. 2025/196, 14 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama