KÜNYE
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2019/3248 E., 2021/1195 K.·T.C. Danıştay Üçüncü Daire
- Karar tarihi
- 4 Mart 2021
- Esas No
- 2019/3248
- Karar No
- 2021/1195
- Temyiz eden (davacı)
- Tasfiye Halinde … İzolasyon ve Yapı Malzemeleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davalı)
- … Vergi Dairesi Müdürlüğü/…
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … Vergi Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
641 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2016 yılının Şubat ila Aralık dönemleri için re'sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemine ilişkindir.
lk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı şirketin, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 30/10/2018 tarih ve 9691 sayılı nüshasında sicil kaydının silindiği hususunun ilan edildiği, hukuki varlığı sona eren şirketin medeni haklardan yararlanma ve bu haklarını kullanma ehliyetinin de sona erdiği, dolayısıyla davada taraf olma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle dava ehliyet yönünden reddetmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Tüzel kişiliği sona eren şirket adına düzenlenerek tasfiye memuruna tebliğ edilen ihbarnamelerin tasfiye memurunun kişisel menfaatini etkilediği, mahkemece dilekçenin düzeltilmesi için süre verilmesi gerektiği, zira şirket adına dava açılmasında hukuki yarar olmamasına karşın tasfiye memuru adına açılmasında hukuki menfaatin bulunduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge İdare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
(X)-KARŞI OY
Dosyanın ve 30/10/2018 tarih ve 9691 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin incelenmesinden; davacı şirketin ticaret sicilinden kaydının silindiği anlaşılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin, ehliyet ve vekalet konusunda yollamada bulunduğu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; anılan Yasanın 447. maddesinin 2. fıkrasında ise, mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/06/1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamaların, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı kuralına yer verilmiştir.
Bu şekilde yollama yapılan 6100 sayılı Yasa'nın ehliyet ve vekalete ilişkin düzenlemelerine göre; yargılama işlemlerinde bulunabilmek için, öncelikle hak ehliyetine sahip olmak gereklidir. Şirketler için söz konusu ehliyet tüzel kişiliğin kazanıldığı tarihten kaybedildiği tarihe kadar mevcut olan bir niteliktir. Başka anlatımla; bir şirketin hak sahibi olması, borçlu kılınabilmesi ve temsili, ancak tüzel kişilik kazandığı tarihle tüzel kişiliğinin sona erdiği tarih arasındaki zaman diliminde olanaklı bulunmaktadır. Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre de, şirketlerin tüzel kişiliğinin sona ermesi, fesihleri sonucu ticaret sicilinden silinmeleriyle olur.
Bu hukuki durum karşısında; ticaret sicilinden kaydı silinerek tüzel kişiliği, diğer bir deyişle hukuk alemindeki varlığı sona eren davacı şirketin, medeni haklardan yararlanma ve bu hakları kullanma ehliyeti de son bulmuştur. Dolayısıyla, yargılamanın hiçbir aşamasında taraf olma ehliyeti de bulunmayan münfesih tüzel kişiliğin, gerek yargı mercilerinde, gerekse diğer resmi merciler önünde temsil edilebileceğinden söz etmek olanaklı değildir. Bu bakımdan; hukuksal varlığı olmayan şirket adına açılan davanın incelenmesine ve bu davada verilen kararın anılan şirket tarafından temyiz edilmesine yasal olanak bulunmadığından, temyiz isteminin incelenmeksizin reddi gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.
Danıştay 3. Daire, E. 2019/3248, K. 2021/1195, 4 Mart 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama