KÜNYE
4. Daire 1992/647 E., 1993/602 K.
- Mercii
- Danıştay
- Karar tarihi
- 9 Şubat 1993
- Daire
- DÖRDÜNCÜ DAİRE
- Karar Yılı
- 1993
- Karar No
- 602
- Esas Yılı
- 1992
- Esas No
- 647
- Karar Tarihi
- 09/02/993
Karar Metni
262 kelime·1 dk okuma
İKİ İMZA İLE TEMSİL EDİLEN ŞİRKET ADINA BİR İMZA İLE DAVA AÇILMASI HALİNDE DİĞER İMZANIN TAMAMLATTIRILMASI GEREKECEĞİ, DAVANIN EHLİYETTEN REDDİNE KARAR VERİLEMİYECEĞİ HK.<
Davacı şirket adına, Alanya'da bulunan otel ve lokanta işletmesinde 50 adet adisyon düzenlenmediğinin tutanakla tespiti üzerine özel usulsüzlük cezası kesilmiştir. Vergi Mahkemesi dava dilekçesinin şirketin yönetim kurulu üyelerinden yalnız biri tarafından imzalandığı oysa imza sirkülerine göre yükümlü şirketin dava açabilmesi için yönetim kurulu başkan ve üyelerinden herhangi ikisinin imzasının gerekli olduğu gerekçesiyle söz konusu cezanın terkini istemiyle açılan davayı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15/1-b maddesine dayanarak ehliyet yönünden reddetmiştir. Yükümlü şirket mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
Davacı şirket adına tanzim ve tebliğ edilen özel usulsüzlük cezasına karşı şirket yönetim kurulu üyelerinden sadece …'ın imzaladığı dilekçeyle dava açılmıtır. Mahkeme, imza sirkülerine göre şirket tüzel kişiliği adına dava açılabilmesi için dilekçenin yönetim kurulu başkan ve üyelerinden ikisinin imzasının gerekli olduğu gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15/1-b maddesine dayanarak davayı ehliyet yönünden reddetmiştir.
Dava açma ehliyetini taşıyan bir tüzel kişinin, bu hakkını ana sözleşmesinde belli edilen yetkili kişiler eliyle kullanabileceği açıktır.
Olayda, davacı Anonim şirketin dava açma iradesi ortaya konulurken, ana sözleşmeye göre şirket adına hareket etmesi gereken iki yönetim kurulu üyesinden sadece birinin dava dilekçesini imzalamış olması şirketin dava açma iradesini ve ehliyetini ortadan kaldıramayacağından, diğer yönetim kurulu üyesinin imzasının ara karar ile tamamlatılması gerekirken davanın ehliyet yönünden reddinde isabet görülmemiştir.
Danıştay 4. Daire, E. 1992/647, K. 1993/602, 9 Şubat 1993 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama