KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2016/13722 E., 2021/2252 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2021
- Esas No
- 2016/13722
- Karar No
- 2021/2252
- Temyiz eden taraflar
- 1- … İnşaat Elektrik Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
Karar Metni
1.082 kelime·5 dk okuma·10 bölüm
2- … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU
… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
Dava konusu istem: Davacı adına sahte fatura kullandığından bahisle tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen vergi ziyaı cezalı 2009/4, 5, 6, 8, 11 dönemleri katma değer vergisi tarhiyatları ile kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacının ilgili dönemde fatura aldığı Beylikdüzü Vergi Dairesi mükellefi … Uluslararası Taşımacılık San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.'ye ilişkin vergi tekniği raporunun incelenmesinden düzenlediği faturaların sahte olduğu, Pendik Vergi Dairesi mükellefi … İnş. Nak. Mak. Elek. Met. Hafr. San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunun incelenmesi neticesi ise ilgili mükellef tarafından düzenlenen faturaların sahte olduğunun ortaya konulamadığı, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin yasal şartların olayda gerçekleşmediği, kesilen özel usulsüzlük cezası yönünden de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI
Vergi inceleme raporlarının eksik incelemeye dayandığı, kararın aleyhe olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI
Kararın aleyhe olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI
Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DAVALININ SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Davacı temyiz isteminin reddi, davalı temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
Davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar ile davalı idarenin kesilen özel usulsüzlük cezasına ve vergi ziyaı cezasının tekerrür nedeniyle arttırılan kısmına ilişkin temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar, kararın ilgili kısımlarının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin kararın geri kalan kısmına ilişkin temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış, 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Katma değer vergisi, bünyesinde yer alan indirim müessesesiyle yansıtılabilir bir vergidir. Katma değer vergisi sisteminde mükellef ve sorumlu; üretim ve dağıtım kademeleri içinde, verginin tahsiline, indirimlerin yapılmasına, beyan edilip ödenmesine aracılık eder. Bu bakımdan indirim, mükellefiyete bağlı bir görev olduğu kadar aynı zamanda bir haktır. Katma değer vergisinde genel prensip, vergiye tabi teslimler üzerinden hesaplanan vergiden, alış faturalarında gösterilen verginin indirilmesidir. Katma değer vergisi indirimi hakkından yararlanabilmek için Kanun bazı şartların varlığını öngörmüştür. Bu şartların bir kısmı esasa, bir kısmı ise şekle ilişkindir. Katma değer vergisi, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi halinde, zincirleme olarak kendi içinde otokontrol sistemi taşımaktadır.
Kayıt ve belge nizamına uyulması ve faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanması halinde, mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak tahsil edilen katma değer vergisinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve ifaya ilişkin olarak ödedikleri katma değer vergisini indirmeleri mümkün olup, aksi durumda, faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığının tespiti halinde, bu faturalarda yer alan katma değer vergisinin indirimi mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da gerekmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, uyuşmazlığın esasını, davacıya anılan faturaları düzenleyen firmanın düzenlediği faturaların, gerçek bir mal ve hizmet satışını içerip içermediği, dolayısıyla sahte olup olmadığı hususlarının tespiti oluşturmakta olup, uyuşmazlığın çözümü için söz konusu belgelerin hukuki mahiyetinin anlaşılabilmesi bakımından, bu belgeleri tanzim eden mükellef hakkında yapılan incelemeler sonucunda tespit edilen hususların irdelenmesi gerekmektedir.
Davacı şirkete fatura düzenleyen. İnş. Nak. Mak. Elek. Haf. San. Tic. Ltd.
Şti. hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporunda özetle; şirketin bina ve diğer yapıların iç veya dışında yer ve duvar kaplama faaliyetleri ile ikamet amaçlı binaların inşaatı faaliyetinde bulunmak üzere 17/02/2009 tarihi itibariyle mükellefiyet tesis ettirdiği, 31/07/2009 tarihinde ise mükellefiyetinin re'sen terk edildiği, şirketin ortaklık yapısının … (%60) ve … (%40) şeklinde olduğu, şirket yetkililerine ulaşılamaması nedeniyle incelemenin tarh dosyası üzerinden yapıldığı, 2009 ve 2010 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmediği,
muhtasar ve geçici vergi beyannamelerinin de düzenli olarak verilmediğinin tespit edildiği, 2009/2-7 döneminde 1.896.573,50 TL KDV matrahı beyan ettiği, 2009/8-12 ve 2010/1-12 dönemlerine ilişkin KDV beyannamelerini ise vermediği, şirketin 2009 yılında 1.896.573,50 TL'lik matrah beyanına karşılık aynı dönemde mükelleften alışlarını Ba formu ile bildiren mükelleflerin ise 28.563.263,00 TL beyan ettikleri, Ba-Bs form analizindeki farkın onbeş kat gibi çok yüksek olduğu, 2010 yılında ise mükellef tarafından KDV beyan edilmemesine rağmen karşı mükelleflerin 4.827.544,00 TL mal alışı beyan ettikleri, tahakkuk eden vergi borçlarının ödenmediği,
mal alışında bulunduğu mükellefler hakkında olumsuz tespitlerin olduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Tüm bu tespitlerin değerlendirilmesinden, sadece 6 ay satışı bulunduğunu beyan etmesine rağmen bu kısa sürede yüksek ciro elde eden, beyan ettiği satış tutarı ile karşı mükelleflerin beyan ettikleri alış tutarları arasında çok büyük farklar olan, vergisel ödevlerini düzenli olarak yerine getirmeyen, tahakkuk eden vergi borçlarını ödemeyen, katma değer vergisi beyanı olmadığı dönemde dahi fatura düzenlediği anlaşılan şirketin gerçek bir faaliyetinin olmadığı, düzenlediği faturaların sahte olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu durumda Mahkeme kararının ilgili mükelleften alınan faturalara ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Danıştay 4. Daire, E. 2016/13722, K. 2021/2252, 15 Nisan 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama