KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2016/6703 E., 2021/3223 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 16 Haziran 2021
- Esas No
- 2016/6703
- Karar No
- 2021/3223
- Temyiz eden (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
538 kelime·3 dk okuma·7 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve …,…,…,…,… takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; dava konusu ödeme emri içeriği kamu alacakları için asıl kamu borçlusu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin ilanen tebliğ edilmesini gerektirecek şekilde usulüne uygun olarak tebliğ edilmeye çalışıldığını gösterir tebliğ alındılarının dosyada yer almadığı, ortada usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek kesinleşmiş bir kamu alacağının bulunmaması karşısında, asıl borçlu şirket hakkında cebri takip prosedürleri tamamlanmadan şirket kanuni temsilcisine başvurulması olanaklı olmadığından,
şirketten tahsil edilemeyen kamu alacağının tahsili amacıyla şirket kanuni temsilcisi olan davacı hakkında düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Kanuni temsilci davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin tamamen usul ve Kanuna uygun olduğu belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Tebliğ Esasları" başlıklı 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikaların ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak,
adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği, aynı Kanunun "Tebliğ Evrakının Teslimi" başlıklı 102. maddesinde de, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerinde yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, son fıkrasında da, yukarıda fıkralarda yazılı işlemlerin komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyeti taahhüt ilmuhaberine yazılarak tarih ve imza vazedilmek ve hazır bulunanlara da imzalattırmak suretiyle tespit olunacağı,
aynı Kanunun 103. maddesinde ise; muhatabın adresi hiç bilinmezse, muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilan yoluyla yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; 17/10/2009 ve 10/08/2010 tarihli asıl amme borçlusu şirketin adresinde muhtar ve yoklama memuru nezdinde düzenlenen tutanaklar ile asıl amme borçlusu şirketin adresinde bulunamadığının tespit edildiği alaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, asıl amme borçlusu şirketin bilinen adresini bildirimsiz terk ettiği ortada olup, kanunun amaçladığı anlamda tebliğ imkansızlığının gerçekleştiği ve ilanen tebliğ için gerekli şartlar bulunduğu açıktır. Bu durumda; davanın esası hakkında inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken, belirtilen gerekçeyle verilen Mahkeme kararınında isabet görülmemiştir.
(X) KARŞI OY
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.
Danıştay 4. Daire, E. 2016/6703, K. 2021/3223, 16 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama