KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2016/7979 E., 2020/5776 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2020
- Esas No
- 2016/7979
- Karar No
- 2020/5776
- Temyiz eden (davacı)
- ... Limited Şirketi
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davalı)
- ... Vergi Dairesi Müdürlüğü
- İstemin konusu
- ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
595 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına sahte fatura kullandığından bahisle, 2011/6 dönemine ilişkin olarak re'sen tarh edilen tekerrür uygulamalı üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacının fatura aldığı .... Ltd.
Şti hakkında düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Vergi Tekniği Raporu'nun değerlendirilmesinden; şirket ortaklarının adreslerinde bulunmadığı, şirketin çalıştığı en son mali müşavirin dahi şirket yetkililerinin adreslerini bilmediği, şirketin 2010-2011-2012 yıllarında mal alışı yaptığı firmalar hakkında sahte fatura düzenleyicisi olduklarından bahisle vergi tekniği raporlarının düzenlendiği, ayrıca mal alışı yaptığı belirtilen şirketlerden birinin ortaklarının aynı şirketin de ortakları olduğu, şirkete ait iş hacmine uygun iş yeri ve çalışanların bulunmadığı, beyannamelerin bir kısmının verilip bir kısmının verilmediği,
verilen beyannamelerde ise KDV matrahlarının yüksek olmasına rağmen, ödenecek KDV'nin hiç çıkmadığı ya da çok az miktarda çıktığı, çok düşük miktarlardaki vergi borçlarının dahi ödenmediği tespitleri karşısında, şirket tarafından düzenlenen faturaların gerçeği yansıtmadığı sonuç ve kanaatine ulaşıldığı, tekerrür hükümlerinin uygulanması açısından ise; davacı şirketin 2008/8 döneminde vergi ziyaına sebebiyet verdiğinden bahisle adına kesilmiş olan vergi ziyaı cezası için uzlaşma talebinde bulunulduğu,
... tarih ve ... sayılı tutanak ile uzlaşma yoluna gidilerek cezanın kesinleştiği görüldüğünden davacı şirketin sözü edilen cezanın kesinleşme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde tekrar vergi ziyaına sebebiyet verecek fiili 2011/6 döneminde gerçekleştirdiği açık olup, dava konusu vergi ziyaı cezasına tekerrür hükmünün uygulanmasının yerinde olduğu, dolayısıyla tekerrür hükümlerinin uygulanması suretiyle 3 kat vergi ziyaı cezalı olarak 2011/6 dönemi için tarh edilen katma değer vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Şirket hakkında düzenlenen rapor tetkik edildiğinde vergi müfettişinin gerçek bir teslim bulunup, bulunmadığına, malın nakliyesi ile ilgili tespitlere, alt firmanın mükellefiyet kaydının terkin edilip, edilmediğine ilişkin raporda yer verilmediği, faturaların konusunun kömür teslimi olduğu, şirketin rulo kağıt üretimi işiyle uğraştığı, bu üretimi gerçekleştirecek çapta makine ve teçhizata sahip olduğu, ilgili yılda işçi çalıştıran, ödevlerini eksiksiz yerine getiren bir şirket olduğu, sahte veya yanıltıcı belge kullanma fiilinin varlığının somut olarak ortaya konması gerektiği, şirketin çalıştırdığı işçi sayısı, ödediği vergiler, ekonomiye katkısı göz ardı edilerek vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin tarh edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 4. Daire, E. 2016/7979, K. 2020/5776, 17 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama