İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /4. Daire

DANIŞTAY · 4. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 4. Daire E.2020/1263 K.2023/2295

… VEKİLİ : Av. …

Esas2020/1263Karar2023/2295Tarih25 Nisan 2023Okuma13 dk · 2.614 kelime

KÜNYE

Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2020/1263 E., 2023/2295 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire

Karar tarihi
25 Nisan 2023
Esas No
2020/1263
Karar No
2023/2295
Temyiz eden (davalı)
… Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.614 kelime·13 dk okuma·9 bölüm

… VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU

… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava konusu istem: Davacı adına, … Bilgisayar Yazılım Elektronik Medikal Sistemleri İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin vergi borcu için şirket ortağı sıfatıyla adına düzenlenen … tarihli ve … , … , … , … , … , … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:.

Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … takip numaralı ödeme emrinin 1, 2 ve 3 sıra no'lu kısımlarında yer alan amme alacaklarına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarihli ve … ana takip dosya no'lu ödeme emrinin, aynı ödeme emrinin 4, 5 ve 6 sıra no'lu kısımlarında yer alan amme alacaklarına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve … ana takip dosya no'lu ödeme emrinin,

aynı ödeme emrinin (7) sıra no'lu kısmında yer alan amme alacağına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarihli ve … ana takip dosya no'lu ödeme emrinin, aynı ödeme emrinin (8) sıra no'lu kısmında yer alan amme alacağına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarihli ve … ana takip dosya no'lu ödeme emrinin;

… takip numaralı ödeme emrinin (1) sıra no'lu kısmında yer alan amme alacağına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarihli ve … ana takip dosya no'lu ödeme emrinin, aynı ödeme emrinin 2, 3 ve 4 sıra no'lu kısımlarında yer alan amme alacaklarına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarihli ve … ana takip dosya no'lu ödeme emrinin, aynı ödeme emrinin (5) sıra no'lu kısmında yer alan amme alacağına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarihli ve … ana takip dosya no'lu ödeme emrinin;

… takip numaralı ödeme emri içeriğinde yer alan amme alacağına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarihli ve … ana takip dosya no'lu ödeme emrinin;. Sok. No:. Gaziosmanpaşa/ANKARA adresine tebliğe çıkarıldığı anlaşılmakta ise de, 05/11/2004 tarihli ve 6172 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 365. sayfasında yayımlanan ilana göre şirket merkezinin. Sok. No:. Gaziosmanpaşa/ANKARA adresinden, 25/10/2004 tarihinden itibaren. Mahallesi. Cadde No:.

Çankaya/ANKARA adresine taşındığı, 25/10/2004 tarihinde terkedilen ". Sok. No:.

Gaziosmanpaşa/ANKARA" adresine 20/10/2011 tarihinde yapılan usule aykırı tebliğlerin ardından, ilanen tebliğe çıkartıldığı, … ve … takip numaralı ödeme emirleri içeriğinde yer alan amme alacaklarına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen sırasıyla … tarihli ve … ana takip dosya no'lu ödeme emri ile … tarih ve … ana takip dosya no'lu ödeme emrinin, şirketin eski müdürü olan ...'ın ikamet adresinde eşi ...'a 09/09/2014'te tebliğ edildiği, borçların ödenmemesi ve yapılan araştırma sonucunda asıl borçlu şirketin malvarlığına rastlanılmaması üzerine davacı adına şirket ortağı sıfatıyla takibe geçildiği anlaşılmakta ise de.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 94 ve devamı maddeleri uyarınca tüzel kişilere yapılacak tebliğin, şirketin bilinen adreslerinde, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, bunların bulunmaması halinde iş yerindeki memur ya da müstahdemlerinden birine yapılması gerekmekte olup, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin ticaret sicil kayıtlarında halen faal görünen şirketin vergi dairesince bilinen adreslerine posta ile tebliğ yolu denenmeden yapılan ilanen tebliğin ve şirketin 22/01/2010 - 18/01/2013 tarihleri arasında kanuni temsilcisi olan ...'ın ikamet adresinde yapılan söz konusu tebliğin usulsüz olması nedeniyle,

söz konusu bu ödeme emirlerinin içeriği amme alacakları için asıl borçlu şirket hakkında takip yollarının tüketildiğinden bahsedilemeyeceği, dolayısıyla davacı adına bu aşamada ödeme emri düzenlenemeyeceği sonucuna varıldığı, ...takip numaralı ödeme emri içeriğinde yer alan amme alacaklarına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen ...tarihli ve ...ana takip dosya no'lu ödeme emrine ilişkin olarak ise 10/03/2016'da şirket müdürü ...'un ikamet adresine çıkartılan tebliğin "İlgili kişi ...'un muhtarlığımız TÜİK kaydı yoktur" şerhiyle iade edildiği,

bu durumda, nakilsiz terk halinde sürekli terke ilişkin tespit, usulüne uygun olarak bir defa yapıldıktan sonra, sürekli olarak terk edilen adrese yeniden tebliğe çıkılmaksızın ilanen tebliğ yoluna gidilmesi gerektiği ancak davalı idarece, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin henüz ilanen tebliğe çıkartılmadığı, dolayısıyla şirket hakkında usulüne uygun bir şekilde takip yollarının tüketilmediğinin anlaşıldığı,

bu durumda, dava konusu ödeme emirleri içeriğinde yer alan amme alacaklarına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin, şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği ve dava konusu bir kısım ödeme emirleri içeriğinde yer alan amme alacaklarının, davacının şirket ortaklığından ayrılmasından sonraki dönemlere ait olduğu anlaşıldığından, tahsili için şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; davalı idare tarafından, ...takip numaralı ödeme emrinin 1, 2, 4, 5, 6, 7, 8. sıralarında yer alan kısımlarını iptal eden Mahkeme kararına yönelik iddialar, kararın buna ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği, ..., ..., ve ...takip numaralı ödeme emirlerinin tamamı ile ...takip numaralı ödeme emrinin 3. sırasında, ...takip numaralı ödeme emrinin 1, 2, 3, 4. sıralarında yer alan kamu alacakları yönünden.

22/01/2010 tarih ve 7485 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanına göre davacının 07/12/2009 tarihli ortaklar kurulu kararıyla şirketteki hisselerini devrettiği, borçların tahakkuk ve vade tarihlerinin ise 29/12/2009, 2010, 2012 ve 2013 yıllarının muhtelif dönemleri olması karşısında, söz konusu tarihlerde ortak olmayan davacının sorumlu tutulmasında hukuka uygunluk, ...takip numaralı ödeme emri ile ...takip numaralı ödeme emrinin 5. sırasında yer alan kamu alacakları bakımından; davacının asıl borçlu şirketten 07/12/2009 tarihinde hisselerini devrederek ayrıldığı,

şirketten ayrıldığı dönemden sonra doğan 2010/1-3 dönemine ilişkin gelir (stopaj) vergisi ve 2010/1-12 dönemine ait kurumlar vergisi borçlarından sorumlu tutulması mümkün olmadığı, davacı adına söz konusu vergi borçları için ortak sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. ..., ..., ..., ..., ve ...takip numaralı ödeme emirleri ile ...takip numaralı ödeme emrinin 3. sırasında bulunan kamu alacakları yönünden istinaf isteminin belirtilen gerekçelerle reddine, ...takip numaralı ödeme emrinin 3. sırası dışında kalan kısımlara ilişkin olarak verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu,

kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından belirtilen gerekçeyle istinaf isteminin reddine, karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI

Davalı idare vekili tarafından yapılan işlemin hukuka uygun olduğu, aksi yönde verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI

Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ

Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

Temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar temyize konu kararın ...sayılı ödeme emrinin 1, 2, 4, 5, 6, 7, 8. sıralarında yer alan kısımları, ...takip numaralı ödeme emrinin 5. sırasında yer alan kısmı ile ...takip numaralı ödeme emrine ilişkin kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmemiştir. Temyize konu kararın dava konusu ..., ..., ve ...takip numaralı ödeme emirlerinin tamamı ile ...takip numaralı ödeme emrinin 3. sırasında, ...takip numaralı ödeme emrinin 1, 2, 3, 4. sıralarında yer alan kısmına yönelik temyiz istemine gelince;

6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun'un 29/07/1998 tarihli ve 23417 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4369 sayılı Kanunun 21. maddesi ile değişik- 35. maddesinde yer alan "Limited şirket ortakları, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar" hükmü,

06/06/2008 tarihli ve 26898 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 3. maddesi ile değiştirilerek mezkûr maddeye, "limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları" ibareleri ve "Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde,

payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. "Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur." fıkraları eklenmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, davacının asıl borçlu ... Bilgisayar Yazılım Elektronik Medikal Sistemleri İnşaat San. ve Tic. Ltd.

Şti.'nin davacının 20/02/2004 tarihinde % 60 hisse oranı ile asıl borçlu şirkete ortak olduğu, 07/12/2009 tarihli ortaklar kurulu kararına istinaden şirket ortaklığından ayrıldığı, buna göre dava konusu ödeme emri içeriği vergi borçlarının davacının ortak sıfatına haiz olduğu döneme ilişkin olması nedeniyle davacının şirket ortaklığından ayrıldığı tarihe kadar sorumluluğunun bulunduğu, bu durumda, davacıdan ödeme emri ile tahsili cihetine gidilen amme alacağının usulüne uygun olarak kesinleşip kesinleşmediği ve asıl amme alacağının borçlu şirketten tahsilinin olanaksız hale gelip gelmediği,

ayrıca ödeme emrinin davacının hissesi oranında düzenlenip düzenlenmediği hususunda bir inceleme ve değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekmektedir.

Bu nedenle Vergi Mahkemesi kararının kaldırılması isteminin reddine dair Vergi Dava Dairesi kararının buna ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle;

1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,

2. ...Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, ...sayılı ödeme emrinin 1, 2, 4, 5, 6, 7, 8. sıralarında yer alan kısımları, ...takip numaralı ödeme emrinin 5. sırasında yer alan kısmı ile ...takip numaralı ödeme emrinin iptaline ilişkin kısmının ONANMASINA,

3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının ..., ..., ve ...takip numaralı ödeme emirlerinin tamamı ile ...takip numaralı ödeme emrinin 3. sırasında, ...takip numaralı ödeme emrinin 1, 2, 3, 4. sıralarında yer alan kısmının BOZULMASINA,

4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 25/04/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY

Bakılmakta olan davada, Vergi Dava Dairesince, ilk derece mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiş ve istinaf istemi, kararın ...takip numaralı ödeme emrinin 3. Sırası ile ..., ..., ..., ...takip numaralı ödeme emrinin gerekçesi değiştirilerek reddedilmiştir. Anayasa’nın 142’nci maddesinde “Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı başvurulabilecek kanun yollarından biri olan istinaf kanun yolunda yargılama usulü 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45’inci maddesinde kurala bağlanmıştır.

2577 sayılı Kanunun 18/6/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanunun 19’uncu maddesiyle değişik 45’inci maddesinin (2) numaralı fıkrasında, istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu, istinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyaların bölge idare mahkemesine gönderileceği.

(3) numaralı fıkrasında, bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği.

(4) numaralı fıkrasında ise bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu hâlde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği, inceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabileceği, istinabe olunan mahkemenin gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getireceği kurallarına yer verilmiştir.

Ayrıca bölge idare mahkemesinin hukuka uygun bulmadığı kararları kaldırarak dosyayı ilk derece mahkemesine göndereceği, başka bir deyişle işin esası hakkında yeniden karar vermesinin istisnaları anılan maddenin (5) numaralı fıkrasında düzenlenmiştir.

Buna göre, bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulması, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verir ve dosyayı ilgili mahkemeye gönderir.

2577 sayılı Kanunun yine 6545 sayılı Kanunun 22’nci maddesiyle değişik 49’uncu maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde ise, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın; kararı hukuka uygun bulursa onayacağı, kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onayacağı hüküm altına alınmıştır.

Sözü edilen yasa kurallarında, idari yargıda istinaf başvurusunu inceleyen istinaf mercii olarak bölge idare mahkemelerinin yapacakları istinaf incelemesi sonucunda verebilecekleri karar türleri sayılarak belirtilmiştir. Bu kararlar; "istinaf başvurusunun reddine", "ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esastan karar verilmesi" şeklindedir.

Buna göre, istinafa tabi ilk derece mahkemesi kararı hukuka uygun bulunursa, istinaf başvurusu reddedilecek, Kanun, ayrıca 45’inci maddesinin 3’üncü fıkrasında, istinaf merciine, maddi yanlışlıkla sınırlı olarak istinafa tabi kararın düzeltme yetkisini verdiğinden, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı karar verilir; karar hukuka uygun bulunmazsa, yasada öngörülen istisnai durumlar dışında, istinaf başvurusu kabul edilerek, istinaf başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak işin esası hakkında yeniden karar verilecektir.

İşin esası hakkında yeniden karar verecek olan istinaf mercii, yargılamanın bu aşamasında, ilk derece mahkemesince yapılmayan her türlü inceleme ve araştırmayı kendisi yapar; inceleme sırasında ihtiyaç duyulması halinde, kendi yargı çevresi dışındaki inceleme ve araştırmaları istinabe yoluyla, başka idare ve vergi mahkemelerine yaptırabilir; gerekirse keşif ve bilirkişi gibi yöntemlere başvurabilir.

Yine yasada sayılan sınırlı sebeplere dayanılarak istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın mahkemeye gönderilmesine karar verilir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 18/6/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanunun 22’nci maddesi ile değişik 49’uncu maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde, temyiz merciine, temyize tabi kararın sonucunu hukuka uygun bulmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaması veya eksik bulması durumunda, gerekçeyi değiştirerek kararı onama yetkisi tanınmıştır. Oysa aynı yetki, 45’inci maddede, istinaf merciine verilmemiştir.

Başka bir deyişle, 6545 sayılı Kanun ile 49’uncu maddede değişiklik yapılmak suretiyle temyiz merciinin “gerekçesini değiştirerek karar verme” yetkisi açıkça düzenlenmişken; aynı 18/6/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanunun 19’uncu maddesiyle yeniden düzenlenen ve kararlara karşı başvuru yollarından istinaf başvuru yolunu düzenleyen 45’inci maddesinde böyle bir düzenleme getirilmemiştir.

İdari yargılama usulünde temyiz dilekçelerinin taşıması gereken şekil ve usul koşulları ile bu dilekçeler hakkında verilecek karar ya da yapılacak işlemler 2577 sayılı Kanunun 48’inci maddesinde gösterilmiştir.

2577 sayılı Kanunun 45’inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci tümcesinde istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu belirtilmekle, tümcenin devamındaki düzenleme de gözetildiğinde, 48’inci maddede temyiz yolu için öngörülen şekil ve usul kurallarının istinaf yolu bakımından da geçerli olduğu anlaşılmaktadır.

Diğer bir deyişle kanun koyucu istinaf talebi içeren dilekçeler ve ilgili yargı mercileri tarafından bu dilekçelerle ilgili yapılacak iş ve işlemler bakımından da aynı usul ve esasların uygulanmasını öngörmüş olup Kanunun 45’inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci tümcesinde bu nedenle istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

Dolayısıyla, temyizin şekil ve usullerine gönderme yapan bu kuralın, temyiz incelemesi üzerine verilecek kararların düzenlendiği 49’uncu maddenin istinaf merciinin gerekçe değiştirerek karar verebilmesini sağladığı söylenemez.

Danıştay’ın temyiz mercii olarak görevi, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması şeklinde ortaya çıkan hukuka aykırılıkların denetimini yapmakla sınırlıdır (2575 sayılı Danıştay Kanunu 23. madde). Davaya baştan başlama; uyuşmazlığı hem maddi hem hukuki yönüyle çözme özelliği nedeniyle istinaf incelemesi temyiz incelemesinden ayrılmaktadır.

Bu sebeple kanun koyucu, istinaf ve temyiz incelemesinin birbirinden farklı oluşunu gözeterek bu incelemeler sonucu verilecek karar türlerini de farklı olarak belirlemiştir.

Bu bakımdan da 45’inci maddedeki karar türlerinin açık düzenlenmesi karşısında ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilmesinde, 45’inci maddenin (2) numaralı fıkrasının, “İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir” kuralına dayanılarak 49’uncu maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde, temyiz merciine tanınan kararın gerekçesini değiştirerek onar kuralının dayanak alınması mümkün olmamaktadır.

Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353’üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde, adli yargı istinaf mercii olarak bölge adliye mahkemelerince davanın esasıyla ilgili olarak, incelenen mahkeme kararının gerekçesinde hata edilmiş ise, gerekçenin düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği hükmüne yer verilmiştir.

İdari yargı istinaf kanun yolunda verilecek karar türleri 2577 sayılı Kanunun 45'inci maddesinde tek tek sayıldığı, maddi hataların düzeltilerek istinaf isteminin reddine karar verilmesi ve hangi hallerde ilk derece mahkemesine gönderme kararı verileceği açıkça düzenlendiği halde, gerekçenin değiştirilerek istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiği yönünde bir yasal düzenlemenin bulunmaması, bölge adliye mahkemelerine belirtilen yasa kuralı ile bu yetkinin tanınmış olması göz önünde bulundurulduğunda, bu konuda yasal boşluk bulunduğu görüşüyle de açıklanamayacaktır.

Bölge idare mahkemesi ilk derece mahkemesi kararını sonuç itibarıyla hukuka uygun bulduğu, ancak gerekçesi yönünden hukuka uygun bulmadığı takdirde, temyiz aşamasında olduğu gibi, kararın gerekçesini değiştirerek istinaf isteminin reddine karar verebilmesine olanak sağlayan açık bir düzenleme olmadığından, bu tür durumlarda istinaf isteminin kabulü, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasıyla işin esası hakkında uygun görülen gerekçe ile yeniden bir karar verilmesi yasa gereğidir.

Açıklanan nedenle, istinaf incelemesi sonucunda Vergi Dava Dairesince vergi mahkemesi kararının ...takip numaralı ödeme emrinin 3. sırası ile ..., ..., ..., ...takip numaralı ödeme emrine yönelik olarak gerekçesi değiştirilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi yargılama usulüne uygun düşmediğinden, temyize konu kararın buna ilişkin kısmının yeniden karar verilmek üzere bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.

Danıştay 4. Daire, E. 2020/1263, K. 2023/2295, 25 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Karşı Taraf (Davacı) : …
  4. İstemin Konusu
  5. Yargılama Süreci
  6. Temyiz Edenin İddiaları
  7. Karşı Tarafın Savunması
  8. Düşüncesi
  9. Türk Milleti Adına
  10. İnceleme Ve Gerekçe
  11. (X) Karşı Oy
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
4. Daire
Esas No
2020/1263
Karar No
2023/2295
Tarih
25 Nisan 2023

İlgili Kararlar

  • Danıştay 4. Daire E.2020/1272 K.2023/1999
  • Danıştay 7. Daire E.2020/1300 K.2023/2098
  • Danıştay 13. Daire E.2020/1319 K.2023/1676
  • Danıştay 7. Daire E.2020/1337 K.2023/2175
  • Danıştay 7. Daire E.2020/1339 K.2023/1859
  • Danıştay 7. Daire E.2020/1341 K.2023/2186

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.