KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2022/4097 E., 2022/4843 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2022
- Esas No
- 2022/4097
- Karar No
- 2022/4843
- Temyiz eden (davacı)
- ....com B.V.
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
862 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Dava konusu istem : Davacı adına, 2018/8 dönemine ilişkin olarak re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istenilmiştir. kaldırılması/ iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı şirket hakkında yapılan inceleme neticesinde … tarih ve E… sayılı işlem ile Türkiye'de yerleşik olan ...com Destek Hizmetleri Ltd. Şti.'nin .... Com B.V.'nin "daimi temsilcisi" olarak değerlendirildiği, bu kapsamda Türkiye'de iş yeri olduğu ve daimi temsilcisi bulunduğu değerlendirilen ....
Com B.V.'nin Türkiye'de sunduğu ve Türkiye'de faydalanılan hizmetlerinden dolayı anılan şirket adına dar mükellefiyet esasında kurumlar vergisi mükellefiyeti ve katma değer vergisi mükellefiyeti (1 numaralı KDV beyannamesi vermesi gerektiği) tesis edilmesi gerektiği" sonucuna varıldığı, anılan tespit ve değerlendirmelere istinaden de davacı şirket adına 01/01/2012 tarihinden itibaren kurumlar vergisi, geçici vergi ve katma değer vergisi (1 numaralı KDV beyannamesi vermesi gerektiği) yönünden mükellefiyet tesis edildiği, davacı tarafından re'sen vergi mükellefiyeti tesisi işleminin iptali istemiyle ...
Vergi Mahkemesi'nde dava açıldığı, … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla davanın reddine karar verildiği, yapılan istinaf başvurusunun reddi ile bu kararın kesinleştiği, davacı adına tarhiyata konu dönemi de kapsayan re'sen 1 No'lu KDV mükellefiyeti tesisine yönelik işlemin kesinleşen Mahkeme kararıyla hukuka uygun görüldüğü, dolayısıyla davacının Türkiye'de katma değer vergisi mükellefi olduğu ve bu sebeple de Türkiye'de gerçekleştirdiği hizmet için katma değer vergisi doğduğu,
davacı iddiasının aksine davacı tarafından gerçekleştirilen bu hizmet için konaklama firmalarının değil hizmeti sunan davacının vergi mükellefi olduğu ve vergi ödemesi gerektiği, bu durumda, davacının ihtilaf konusu dönemde sunmuş olduğu rezervasyon hizmeti için doğan katma değer vergisinden, 2 ve 3 no'lu KDV beyannameleriyle beyan edilen verginin mahsubu suretiyle hesaplanan ödenmesi gereken verginin, 213 sayılı Kanunun zikredilen 341 ve 344. maddeleri gereğince tek kat vergi ziyaı cezalı olarak tarh edilmesine dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Verilen kararın hukuka aykırı olduğu, müvekkili firmanın ....com.B.V., Hollanda kanunlarına göre Hollanda'da kurulmuş ve iş yeri adresi de Amsterdam/Hollanda olan bir şirket olduğu, müvekkilinin birçok ülkede konaklama yerlerinin odalarını rezervasyonu için internet sitesi üzerinden bir çevrimiçi rezervasyon sistemi işlettiği, internet sitesinin farazi olarak "elektronik veya dijital iş yeri" adı verilerek iş yeri olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, müvekkil firmanın söz konusu online rezervasyon sistemi işletimi faaliyetini www.....com ile yurt dışına sunduğu ve Türkiye'de herhangi bir sunucusu (server) bulunmadığı,
bu hizmetler karşılığı müvekkil firmanın komisyon geliri elde ettiği, söz konusu gelirin müvekkil firmanın Türkiye'de bulunan bir iş yeri veya daimi temsilci vasıtasıyla elde etmediği, vergi inceleme elemanınca müvekkil firmanın Türkiye'de ki sabit işyeri/daimi temsilcisi olduğu iddia edilen ... Destek'de Destek Şirketlerinin ayağı olduğu, müvekkil firma ile imzalanan hizmet sözleşmesi kapsamında destek hizmeti sunduğu, ...
Destek müvekkil firmanın temsilcilik ofisi veya şubesi olmadığı ve halka (müşterilere) açık olmadığı, ...
Destek'in müvekkil firmaya destek sunduğu, kararda müvekkili şirket adına tesis edilen mükellefiyetin iptali istemi için açılan davada verilen kararın emsal olamayacağı, kararda sunulan hizmetin Türkiye sınırları içerisinde verildiği ve bu hizmetten yararlananların da ülke sınırları içerisinde bulunan kişiler olduğu gerekçesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, müvekkili hakkında önceki dönemlere ilişkin yapılan tarhiyatlara karşı açılan davaların müvekkili lehine sonuçlandığı,
müvekkilinin Çifte Vergiyi Önleme Anlaşması gereğince Türkiye' de vergilendirilemeyeceği, müvekkilinin KDV mükellefiyeti bulunmadığı için tarhiyat yapılamayacağı, KDV'nin muhatabının müvekkili şirketin hizmet verdiği konaklama birimleri olduğu, dolayısıyla konaklama birimlerinin KDV II beyannamesi ile vergisel sorumluluklarını yerine getirmemesi yada eksik yerine getirmesi nedeniyle müvekkilinin sorumlu tutulamayacağı, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin Danıştay Dördüncü Dairesinin 20/09/2022 tarih ve E:2022/4096, K:2022/4841 sayılı kararındaki düşüncede belirtilen gerekçelere göre reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 4. Daire, E. 2022/4097, K. 2022/4843, 20 Eylül 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama