KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/5476 E., 2024/2688 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2024
- Esas No
- 2023/5476
- Karar No
- 2024/2688
- Temyiz eden (davalı)
- ... Valiliği
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davacı)
- ... İnşaat ve Beton Sanayi Ticaret Anonim Şirketi
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi...İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
580 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Kocaeli İli Gebze İlçesi,... Köyünde bulunan, ... ada ... parsel sayılı, 4274,71 m² yüzölçümlü mülkiyeti Hazineye ait bulunan taşınmazın tamamının 02/04/2005-01/04/2010 tarihleri arasında davacı tarafından taş ocağı ve stok sahası olarak fuzulen işgal edildiğinden bahisle 277.206,52-TL ecrimisil istenilmesine ilişkin ... tarih ve E:... sayılı ecrimisil ihbarnamesi ile... tarih ve E:... sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda. Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların gerçek veya tüzel kişilerce işgalinin tespit edilmesi üzerine idarelerce düzenlenecek ecrimisil ihbarnemeleri ile ilgili Kanun koyucu tarafından idarelere yönelik herhangi bir süre getirilmediği,
ancak idarelerin kişiler hakkında işlem tesis etmesi bakımından bir süre öngörülmesi hususunun hukuk devleti ilkesinin gerekli bir sonucu olduğu aksi durumun fuzulen işgali tespit eden idarenin bunun gereklerini yerine getirmesi bakımından mevzuatlarla sınırı ortaya konulmamış bir keyfiyete yol açabileceği, bu nedenle dava konusu ecrimisil ihbarnamesinin ne zamana kadar düzenlenebileceği yönünde ortaya çıkan hukuki boşluğun doldurulması gerektiği, bu konuda Devletin bir başka alacak kalemi olan vergi alacağına ilişkin hükümlerden yararlanılabilceği,
vergi hukukundaki tarhiyat ve tahakkuk müessesi ile işbu davadaki ihbarnamenin aynı içeriğe sahip olduğu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 114.maddesindeki.
"Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmiyen vergiler zamanaşımına uğrar" hükmünün kıyasen uygulanması sonucunda 01/04/2010 tarihli tespit tutanağı ile fuzuli işgalin tespit edilmesi üzerine davalı idarenin ecrimisilden kaynaklı alacağını 2010 yılını takip eden 5 (beş) yıl içinde düzenlenecek ihbarname ile davacıya bildirmesi gerekmekte iken yaklaşık 9 (dokuz) yıl sonra düzenlenen dava konusu ecrimisil ihbarnamesinde hukuka uyarlık görülmediği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Dava konusu ecrimisilin vergi alacağı olmadığı, ecrimisilin hazine taşınmazlarının işgali nedeniyle istenilen bir tazminat olarak tanımlandığı, bu alacağın vergi mevzuatı kapsamında değerlendirilemeyeceği, ecrimisil alacağına Türk Borçlar Kanununda tanımlanan genel zamanaşımı süresi olan 10 yıllık zamanaşımının tespit tarihinden başlamak üzere uygulanması gerektiği, bu nedenlerle temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ :...
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 4. Daire, E. 2023/5476, K. 2024/2688, 30 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama