KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1583 E., 2024/3930 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2024
- Esas No
- 2024/1583
- Karar No
- 2024/3930
- Temyiz eden (davacı)
- … Maden Tarım İnşaat Ticaret Pazarlama ve Sanayi Limited Şirketi
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davalı)
- … Valiliği
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
569 kelime·3 dk okuma·6 bölüm
Dava konusu istem: Mersin İli, Anamur İlçesi, Anıtlı Mahallesinde bulunan İR:… (ER:,,,) ruhsat numaralı sahada davacı şirket tarafından gerçekleştirmesi planlanan "II-B Grubu Maden (Mermer) Ocağı Projesi" hakkında Mersin Valiliği tarafından verilen … tarih ve … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir” kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda özetle; davacı şirket tarafından, "dava konusu proje ile bitişiğindeki projenin ruhsat hukuklarının farklı olmasından dolayı her bir ruhsat sahası için ayrı başvuru yapıldığı,
bu nedenle birbirlerinden bağımsız değerlendirmeye tabi tutulmak suretiyle, her iki projenin ayrı ayrı 25 hektarın altında olduklarından Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin Ek-2 listesi kapsamında kaldığı ve ruhsat hukukları farklı olan projeler için kümülatif etki değerlendirmesi yapılmasına ihtiyaç bulunmadığı" hususları ileri sürülmüş ise de, her iki ruhsat sahasında ÇED alanı olarak planlanan birbiriyle bitişik 20,26 ha + 24 ha = 44,26 ha alanın çevresel etkilerinin kümülatif olarak değerlendirmesi gerektiği, kaldı ki,
"Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararı verilen II-B Grubu Maden (Mermer) Ocağı projesi sahasının bitişiğindeki. (ER:…) ruhsat numaralı sahada yapılması planlanan II-B Grubu Maden (Mermer) Ocağı projesi için yapılan başvuruya ait dosyaya sunulan Proje Tanıtım Dosyası incelendiğinde, "Kümülatif Etki Değerlendirme" başlığı altında bitişik sahada ÇED Gerekli Değildir kararı verilen projenin varlığından bahsedilmediği,
dolayısıyla dava konusu projenin olası çevresel etkilerinin bütüncül olarak gereği gibi incelenmediği görülmekte olup, belirtilen nedenlerle, her ne kadar ruhsat hukukları farklı olsa dahi daha önceden izin verilmiş olan ve yöre halkı/çevre derneği tarafından itiraz edilen proje alanıyla bitişik olması nedeniyle 25 hektarın üzerindeki bir alana yönelik etkileri olacak olan davacı şirkete ait projenin,
tüm çevresel etkilerinin ve alınacak önlemlerin daha detaylı incelendiği ve hazırlık aşamasında halkın katılımı toplantısının yapılmak suretiyle halktan gelebilecek görüş ve önerilerin de yansıtıldığı bir ÇED raporunun hazırlanması gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından; dava konusu işlem tesis edilirken öncelikle kurum görüşlerinin alınmadığı, bu nedenle, işlemin hukuken kabul edilebilir gerekçelere dayandırılmadığı, öte yandan, dava konusu proje ile bitişiğindeki projenin ruhsat hukuklarının farklı olmasından dolayı her bir ruhsat sahası için ayrı başvuru yapıldığı, bu nedenle birbirlerinden bağımsız değerlendirmeye tabi tutulmak suretiyle, her iki projenin ayrı ayrı 25 hektarın altında olduklarından Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin Ek-2 listesi kapsamında kaldığı ve ruhsat hukukları farklı olan projeler için kümülatif etki değerlendirmesi yapılmasına ihtiyaç bulunmadığı iddia edilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 4. Daire, E. 2024/1583, K. 2024/3930, 12 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama