İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /4. Daire

DANIŞTAY · 4. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 4. Daire E.2024/3156 K.2024/7323

Dava konusu istem: 2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesi ve Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin 13. maddesinin ihlal edildiğinden bahisle, aynı Kanunun 20. maddesinin (r) bendi ile 23. maddesi uyarınca davacıya…

Esas2024/3156Karar2024/7323Tarih12 Aralık 2024Okuma16 dk · 3.115 kelime

KÜNYE

Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/3156 E., 2024/7323 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire

Karar tarihi
12 Aralık 2024
Esas No
2024/3156
Karar No
2024/7323
Temyiz eden (davalı)
... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
Vekili
Av. ...
Karşı taraf (davacı)
... Hafriyat Ticaret Limited Şirketi
Vekili
Av. ...
İstemin konusu
... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Yargılama süreci
—
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.115 kelime·16 dk okuma·9 bölüm

Dava konusu istem: 2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesi ve Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin 13. maddesinin ihlal edildiğinden bahisle, aynı Kanunun 20. maddesinin (r) bendi ile 23. maddesi uyarınca davacıya 2.459.403,00-TL para cezası verilmesine dair ... tarih ve ... karar defteri sıra numaralı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacıya ait araçlarla Kanunda ve yönetmeliklerde öngörülen usûl ve esaslara, yasaklara aykırı olarak hafriyat toprağı, inşaat ve yıkıntı atıkları taşıma izin belgesi olmaksızın atık taşıma faaliyetinin yapıldığı anlaşıldığından, davacı şirkete bu eylemi nedeniyle (son üç yıl içerisinde ikinci tekrarı olduğundan iki kat artırılarak) 2.459.403,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı dava konusu idari yaptırım kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; dava konusu işlemde tekerrüre esas olan idari para cezalarından ... günlü ... sayılı idari para cezasının ...

İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile iptal edildiği ve bu kararın istinaf incelemesinden de geçtiği, tekerrür kurumunun esasları gözetildiğinde davacı hakkında 2872 sayılı Kanunun 20/(r) ve 23. maddesi uyarınca bir kat arttırılmak suretiyle idari para cezası verilmesi hukuken mümkün olduğundan dava konusu idari para cezasının tekerrüre ilişkin bulunan 819.801,00 TL'lik kısmında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf talebinin kısmen reddine, kısmen kabulüne, ...

İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kısmen kaldırılmasına, dava konusu işlemin 819.801,00 TL'lik kısmının iptaline, dava konusu işlemin 1.639.602,00 TL'lik kısmı yönünden istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI

Tekerrür hükümlerinin uygulanmasının koşullarının mevcut olduğu, dava konusu idari para cezasının tamamı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI

Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ

Temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesi ve Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin 13.maddesinin ihlal edildiğinden bahisle, aynı Kanunun 20. maddesinin (r) bendi ile 23. maddesi uyarınca davacıya 2.459.403,00-TL para cezası verilmesine dair ... tarih ve ... karar defteri sıra numaralı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT

2872 sayılı Çevre Kanununun ''Tanımlar'' başlıklı 2. maddesinde; ''Atık" herhangi bir faaliyet sonucunda oluşan, çevreye atılan veya bırakılan her türlü madde olarak tanımlanmış, ''Kirletme yasağı'' başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında; ''Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.''hükmüne, ''İdari nitelikli para cezaları'' başlıklı 20. maddesinin ''r'' bendinde;

''Bu Kanunda ve yönetmeliklerde öngörülen usûl ve esaslara, yasaklara veya sınırlamalara aykırı olarak atık toplayan, taşıyan, geçici ve ara depolama yapan, geri kazanan, geri dönüşüm sağlayan, tekrar kullanan veya bertaraf edenlere 90.000 Türk lirasından (273.267 TL) 360.000 Türk lirasına kadar (1.093.070-TL), ithal edenlere 300.000 Türk lirası (910.891 TL) idarî para cezası verilir'' hükmüne, aynı maddenin 2. fıkrasında ise.

"Bu maddenin (ı) bendinin (1), (2), (3) ve (4) numaralı alt bentleri ile (k), (l), (r), (s), (t), (u), (v) ve (y) bentlerinde öngörülen idarî para cezaları kurum, kuruluş ve işletmelere üç katı olarak verilir" hükmüne, "Fiillerin tekrarı" başlıklı 23. maddesinde, "Bu Kanunda belirtilen idarî para cezaları, bu cezaların verilmesini gerektiren fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde birinci tekrarında bir kat, ikinci ve müteakip tekrarında iki kat artırılarak verilir." hükmüne yer verilmiştir.

Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin 8. maddesinde.

İl belediye mücavir alanı içerisinde il ve ilçe belediyelerinin, büyük şehirlerde büyükşehir belediyelerinin, büyükşehir belediyeleri dışında ise ilçe belediyelerinin, hafriyat toprağı, inşaat/yıkıntı atıkları ile doğal afet atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması, geri kazanılması ve bertarafı ile ilgili yönetim planı hazırlamakla; hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması ve bertarafı faaliyetlerini denetlemekle;

belediye sınırları içindeki hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıkları geri kazanım tesisleri ile depolama sahalarına izin vermek ve gerektiğinde bu izni iptal etmekle, hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıkları geri kazanım tesisleri sahaları ile depolama sahalarını belirlemek, kurmak/kurdurtmak ve işletmek/işlettirmekle yükümlü oldukları, 13. maddesinde;

hafriyat toprağı ile inşaat yıkıntı atıklarının üretici ve taşıyanları tarafından belediyelerin veya mahallin en büyük mülki amirinin gösterdiği ve izin verdiği geri kazanım ve depolama tesisleri dışında, denizlere, göllere, akarsulara veya herhangi bir yere dökülmesi ve dolgu yapılmasının yasak olduğu,

faaliyetleri sonucu hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının üretimine neden olacak özel veya resmi kişi, kurum ve kuruluşların bu atıkların üretilmesinden önce ilgili belediyeye/ mahallin en büyük mülki amirlerine başvurarak gerekli izinleri almak, atıklarını bu yönetmeliklerde belirtilen usul ve esaslara göre bu mercilerin göstereceği geri kazanım/depolama sahasına taşınmasını sağlamakla yükümlü oldukları hüküm altına alınmıştır.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; 2872 sayılı Kanun uyarınca yaptırım uygulanması gereken fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde tekerrürü hâlinde, verilecek para cezalarına, Kanunda belirtilen artırımların uygulanacağı anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan, ceza hukukunda "tekerrür" müessesesi, bir ceza mahkumiyetine kesin olarak uğrayan bir kimsenin, yeniden suç işlemesi halinde Ceza Kanunu karşısındaki kişisel durumunu tanımlamakta olup, hukuka aykırı bir eylemin tekerrürü halinde verilecek cezanın artırılması, daha önce verilen cezanın ıslah edici olmadığı ve failin suç işleme konusundaki ısrarının daha ağır bir cezayı gerektirdiği düşüncesinden doğmaktadır.

İdarelerce uygulanan yaptırımların varlık sebebi de, mevzuatla yasaklanmış bir fiilin işlenmesi halinde bu fiilin bir daha tekrarlanmasını engellemektir. Bir başka anlatımla aynı fiilin tekrarlanması daha önce uygulanan yaptırımdan beklenen sonucun elde edilemediğinin göstergesidir.

Bu nedenle, mevzuata aykırılık oluşturan fiilin gerçekleşmesi halinde usulüne uygun bir şekilde tespit yapıldıktan sonra "fiilin tanımlanması" ve bunun karşılığında uygulanan idari yaptırımın belirlenip muhataba "tebliğ edilmesinden" sonra, aynı nitelikteki fiilin yeniden işlenmesi halinde tekerrür hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

Başka bir anlatımla, idari yaptırım gerektiren bir fiile yönelik yaptırım kararı alınıp ilgilisine tebliğ edilmediği sürece bu fiilin tekerrüre esas alınamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Dosyanın incelenmesinden, davalı idare personeli tarafından 25/02/2023 tarihinde yapılan denetimde, davacı firmaya ait araçla izinsiz sahaya hafriyat nitelikli malzeme döküldüğünün tespiti üzerine 25/02/2023 tarihli Çevre Denetim ve Tespit Tutağının düzenlendiği, bu tespite dayanılarak 2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesi ve Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin 13. maddesinin ihlal edildiğinden bahisle, aynı Kanunun 20. maddesinin (r) bendi ile 23. maddesi uyarınca davacıya 2.459.403,00-TL para cezası verilmesine dair ... tarih ve ... karar defteri sıra numaralı dava konusu işlemin tesis edildiği,

bunun üzerine bakılan davanın açıldığı, Mahkemece davanın reddi yolunda verilen karara karşı yapılan davacının istinaf isteminin kısmen kabulü ile Mahkeme kararının dava konusu para cezasının, iki kat para cezası uygulanmasına ilişkin kısmının kaldırılarak bu kısım yönünden dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlıkta, davalı idarece savunma dilekçesinde bildirilen ve dava konusu işlemin tesisinde tekerrür hükümlerinin uygulanmasına esas olarak davacıya aynı fiil dolayısıyla uygulanmış ..., ...,... ve ... karar defteri sıra numaralı idari yaptırım kararlarının incelenmesinden, ... sıra numaralı idari yaptırım kararına esas fiilin tespit tarihinin 02/04/2022, para cezası verilmesine dair işlem tarihinin 10/06/2022, işlemin davacıya tebliğ tarihinin ... olduğu; ... sıra numaralı idari yaptırım kararına esas fiilin tespit tarihinin 17/05/2022, para cezası verilmesine dair işlem tarihinin 20/06/2022, işlemin davacıya tebliğ tarihinin ... olduğu;

... sıra numaralı idari yaptırım kararına esas fiilin tespit tarihinin 14/04/2020, para cezası verilmesine dair işlem tarihinin 12/06/2020, işlemin davacıya tebliğ tarihinin ... olduğu ve ... sıra numaralı idari yaptırım kararına esas fiilin tespit tarihinin 02/04/2022, para cezası verilmesine dair işlem tarihinin 28/09/2022, işlemin davacıya tebliğ tarihinin ... olduğu, dava konusu ... sıra numaralı idari yaptırım kararına esas fiilin tespit tarihinin ise 25/02/2023, para cezası verilmesine dair işlem tarihinin 17/04/2023, işlemin davacıya tebliğ tarihinin 25/04/2023 olduğu görülmektedir

Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında her ne kadar tekerrüre esas olan idari para cezalarından ... günlü ... sayılı idari para cezasının ...

İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile iptal edildiği ve bu kararın istinaf incelemesinden de geçtiği gerekçesiyle işbu dava konusu idari para cezasının iki kat artırımına ilişkin kısmının iptaline karar verilmiş ise de, davalı idarece bildirilen ve tekerrüre esas alınan ..., ... ve ... sıra numaralı idari yaptırım kararları dikkate alındığında 2872 sayılı Çevre Kanununun "Fiillerin tekrarı" başlıklı 23.maddesinde yer alan "Bu Kanunda belirtilen idarî para cezaları,

bu cezaların verilmesini gerektiren fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde... ikinci... tekrarında iki kat artırılarak verilir." hükmünün dava konusu olayda gerçekleştiği, başka deyişle davacı tarafından işbu davanın konusunu oluşturan para cezasının verilmesini gerektiren fiilin üç yıl içinde ikinci kez işlenmiş olduğu, dolayısıyla anılan fiil nedeniyle uygulanan para cezasının iki kat artırılmasına ilişkin kısmında da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen nedenlerle temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptale ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 12/12/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY

Hukuk devleti ilkesinin en temel özellikleri “hukuki güvenlik”, “belirlilik” ve "öngörülebilirlik" ilkeleridir. İdarenin faaliyetlerinin önceden öngörülebilir, tahmin edilebilir olması, İdarenin tek yanlı işlem yapma üstünlüğüne karşı, güvence niteliğindeki kurallarla (bireylere katılma, dinleme ve savunma hakkı gibi haklar tanınarak) birey ile idare arasında denge sağlanması doktrinde hukuki güvenlik ilkesinin gerekleri arasında sayılmaktadır.

Belirlilik ilkesi ise, kanun düzenlemelerini ve bu düzenlemeler uyarınca tesis edilecek işlemlerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir tereddüde ve şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu tedbirler içermesini ifade eder.

Belirlilik ilkesi, hukuki güvenlikle bağlantılı olup birey, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuki müeyyidenin veya neticenin bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir.

Bu ilkelerin idare hukukuna yansıması, idarenin işlem ve eylemlerinde belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine uygun hareket etmek suretiyle, idare edilenlerin idarenin davranışları yüzünden beklenmedik durumlarla karşılaşmalarının önlenmesi, kendi hayatları ve gelecekleri hakkında makul kararlar alabilmelerine imkan tanınmasıdır.

İdari yaptırımların idari işlem niteliğinde oldukları kuşkusuzdur. Bu nedenle idari yaptırımların da İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde sayılan yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygun olarak tesis edilmeleri gerekir. Gerekçe ise idari işlemin sebep unsurunun bir öğesi olarak değerlendirilmekte ve işlemin sebebinin gösterilmesini ifade etmektedir. İdari işlemde gerekçenin gösterilmesi ile, işlemin muhatabına işlemin tesis edilme sebebi hakkında bilgi verilmektedir.

İdari işlemin maddi ve hukuki gerekçesinin işlemde belirtilmesi, ilgilisine itiraz ya da dava yoluna başvurma hususunda yol göstermekte iken, idareyi de hukuka uygun işlem tesis etmeye zorlamaktadır. Bu kapsamda, gerekçenin gösterilmesi dava hakkı ile de yakından ilgilidir. Başka deyişle, dava açma hakkının tam olarak kullanılabilmesi için işlemin bilinmesi yeterli olmayıp, işlemin tesis edilmesinin maddi ve hukuki sebeplerinin yani gerekçesinin de bilinmesi zorunludur.

Bir başka ifade ile, idarenin işlemlerinin belirli, açık, kesin ve anlaşılır olması gerekmektedir. Bu nedenle bir idari işlem hangi maddi ve hukuki nedene dayalı olarak tesis edilmiş ise, işleme dayanak oluşturan bu sebebin açık ve kesin bir şekilde işlemde belirtilmesi zorunludur. Aksi takdirde, bu konudaki bir belirsizlik kişinin idari işlemin maddi ve hukuki sebebi konusunda duraksamaya düşmesine, bunun akabinde bu işleme karşı yetkili mercilere itiraz hakkını ya da yargı mercileri önünde dava açma hakkını gereği gibi kullanamamasına neden olabilecektir. Böyle bir durumun hukuk devleti ilkesini, kişinin hak arama özgürlüğünü zedeleyeceği açıktır.

Yargı organı bakımından ise, dava konusu işlemde işlemin gerekçesinin belirtilmiş olması, işlemin sebep unsuru yönünden yapılacak denetim yönünden önemli ve gereklidir. Dava aşamasında, idari yargı yerinin talebi üzerine idari işlemin gerekçesinin idarece bildirilebileceği düşünülse de, bu durum ilgilinin işlemde yer alan somut gerekçeyi görerek yargı yoluna başvurma konusunda iradesini netleştirmesi yönünden önemli olduğu gibi ilgilisinin işlemin hukuka uygun olup olmadığını değerlendirmesi, yargı yoluna başvurması halinde de dava hakkının etkin bir şekilde kullanılabilmesi yönünden de önemlidir.

Hukuk devletinde idarenin davranışlarının belli ölçüde belirli ve öngörülebilir olması, hukuk devletinin bir gereği olan idarenin kanuniliği ilkesi uyarınca da, idarece tesis edilen işlemlerin gerekçelendirilmesi, yasal ve maddi/fiili dayanağının işlemde gösterilmesi gerekmektedir.

İdarenin kanuniliği ilkesi gereğince her idari işlemin yasal dayanağının bulunması gereklidir. İşlemin yasal dayanağının olması, uygulanan mevzuat hükmünün yanısıra işlemin tesisine dayanak maddi olayın, fiili sebebin de işlemde gösterilmesini gerekli kılar. İdari işlemler hakkında açılan iptal davalarında, idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygunluğu denetlenmektedir. Farklı kanunlarda, birbirinden farklı olaylar ve bu olaylara uygulanacak farklı usuller öngörülmüştür. Dolayısıyla idarelerce bir işlem tesis edilirken, bu işlemin dayanağı yasal düzenlemenin belirtilmesinin yanısıra işlemin tesisine sebep maddi ve fiili nedenin gösterilmesi, yargı yerince de bu husus dikkate alınarak bir inceleme yapılması gerekmektedir.

2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 20. maddesinde, işlenmesi halinde ilgilisine idari para cezası uygulanması öngörülen fiiller düzenlenmiştir. Söz konusu fiillerden birinin gerçekleştirilmesi halinde idareye bu sebeplere dayanarak fiili gerçekleştirene idari para cezası uygulama yetki ve sorumluluğu verilmiş, anılan Kanunun 23. maddesinde ise, bu Kanunda belirtilen idarî para cezalarının bu cezaların verilmesini gerektiren fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde birinci tekrarında bir kat, ikinci ve müteakip tekrarında iki kat artırılarak verillmesi öngörülmüştür.

İdarece yukarıda belirtilen mevzuat uyarınca para cezası verilebilmesi için öncelikle idari yaptırım öngörülen fiilin yani maddi olayın usulüne uygun olarak ve şüpheye mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmesi, daha sonra yasada çizilen çerçeve içinde, hukuka uygun olarak para cezasının tesis edilmesi ayrıca işlemin dayanağı ve gerekçesi olan maddi ve hukuki sebeplerin de tesis edilen idari yaptırım kararında gösterilmesi hukuk güvenliği, belirlilik ve yasal yönetim ilkelerinin gereğidir.

Çevre Kanunu ve ilgili Yönetmeliklerinde tanımlanan ve gerçekleştirilmesi halinde para cezası yaptırımı öngörülen fiiller nedeniyle para cezası tesis edilebilmesi için idarenin öncelikle anılan mevzuatta tanımlanan fiilin gerçekleştiğini usulüne uygun şekilde tespit etmesi,

bu tespite dayanarak tesis edeceği idari yaptırım kararında da, işlemin dayanağı tespit tutanağını, tespit edilen fiili (maddi olay), bu fiilin karşılığı olarak idari para cezası verilmesini öngören hukuki sebepleri, verilecek para cezasının miktarının belirlenmesinde dikkate alınan varsa önceki fiil ve hukuki sebepleri göstermesi gerektiği gibi, anılan Kanunun 23. maddesi uygulanmış ise, bu maddenin uygulanmasına dayanak alınan önceki fiil (tespit) ve para cezalarının da idari yaptırım kararında gösterilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan anılan Kanunun 23. maddesinde düzenlenen, aynı fiilin tekrarı halinde verilecek cezanın artırılması, daha önce verilen cezanın ıslah edici olmadığı ve failin suç işleme konusundaki ısrarının daha ağır bir cezayı gerektirdiği düşüncesine dayandığı göz önünde bulundurulduğunda, idari yaptırım gerektiren bir fiile yönelik yaptırım kararı alınıp ilgilisine tebliğ edilmediği sürece bu fiilin tekerrüre esas alınması mümkün olmadığından para cezasına ilişkin yaptırım kararında gösterilen ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dayanak alınan önceki fiil ve cezaların da idari yaptırım kararında açık ve somut olarak gösterilmesi,

yargılama aşamasında ise, tekerrüre dayanak idari (ve varsa yargısal) süreçlerin Mahkemesince işlemde gösterilen fiili ve hukuki sebepler bağlamında incelenerek bunların tekerrür hükmünün uygulanmasına elverişli olup olmadıklarının belirlenmesi gerekmektedir.

İdari yargı merciilerinde görülmekte olan bir davada, idare tarafından işleme dayanak hukuki ya da maddi gerekçenin gösterilmemiş olması ya da idarece işleme gerekçe olarak gösterilen nedenin ya da mevzuat hükmünün olayda uygulanabilir nitelikte olmadığının belirlenmiş olması durumunda, idari yargı yerince, dosyanın incelenmesi sonucu başka bir neden ya da mevzuat hükmü saptanarak idarenin ileri sürdüğü neden ya da mevzuat hükmü bir yana bırakılmak suretiyle dosyada saptanan nedene ya da mevzuat hükmüne göre uyuşmazlığın çözümlenmesi, idare hukukunda "sebep ikamesi" olarak adlandırılmaktadır.

Hukukun genel ilkelerinden biri olan "ne bis in idem" ilkesi uyarınca, bir kişinin tek bir eylemden dolayı iki ayrı cezaya çarptırılması olanaklı değildir. Bu ilkeye göre, kişinin suç teşkil eden kaç eylemi varsa o kadar suç ve o kadar ceza olmalıdır. Bu ilke, tek bir eylemden dolayı iki farklı cezalandırma yapılmasını ve kişinin hukuka aykırı eyleminden dolayı birden fazla cezai sorumluluğuna gidilmesini engelleyen bir ilkedir. Anılan ilke uyarınca ortada birbirinin devamı niteliğinde olan fiillerin bulunması durumunda da, birden fazla idari yaptırım uygulanamayacağı gibi aynı fiil aynı nitelikteki birden fazla idari yaptırım kararına esas alınamayacaktır.

Yukarıda belirtildiği üzere, aynı fiil nedeniyle aynı nitelikte birden fazla para cezası verilmesi ne (non) bıs in idem ilkesine aykırı olacaktır. Bu ilkenin tekerrür hükümleri yönünden uygulanması ise, daha önce aynı kişi tarafından gerçekleştirilen ve idarece tespit edilerek para cezası yaptırımına bağlanan ve ilgilisine tebliğ edilen fiilin, birden fazla para cezasının tesisinde tekerrüre dayanak alınamayacağı şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

Buna göre, gerçekleştirilen ilk fiil nedeniyle tesis ve tebliğ edilen para cezasının, şartları varsa ancak 1. ve 2. kat para cezalarının uygulanmasında dikkate alınabileceğinden, 1. ya da 2. kat para cezalarının verilmesinden sonra aynı fiilin tekrarı nedeniyle uygulanacak diğer para cezalarında bahse konu ilk uygulanan para cezasının, tekerrür hükmünün uygulanmasına yeniden dikkate alınması yukarıda belirtilen ilkeye aykırı olacaktır.

Bu nedenle, ilk uygulanan para cezasının ikinci tekrardan sonra verilecek diğer para cezalarında tekerrür hükmünün uygulanmasına dayanak alınmaması ve tekerrüre esas para cezasına ilişkin işlemlerin dava konusu olması halinde Mahkemesince bu hususun ayrıca araştırılması gerekmektedir.

2872 sayılı Kanunun 20. ve 23. maddeleri uygulanmak suretiyle para cezası verilmesine ilişkin tesis edilen işlemde, tekerrüre esas alınan idari yaptırım kararının gösterilmediği ancak idarece dava konusu işlemde tekerrür hükümlerinin uygulanmasının dayanağı olarak,

davacı hakkında daha önce uygulanmış herhangi bir idari yaptırım kararını veya hangisinin tekerrüre esas alındığını belirtmeksizin davacı hakkında daha önce uygulanmış tüm idari yaptırım kararlarını dosyaya bildirmesi halinde, başka deyişle idare tarafından işlemde ya da savunmada tekerrüre esas tespit ve uygulanan para cezalarının açık ve somut olarak gösterilmemesine rağmen Mahkemesince, bakılan dosya ya da başka dosya içeriğinden resen tekerrüre esas olabilecek nitelikte idari yaptırım kararı tespit edilerek sebep ikamesi yapılması,

idarenin yerine geçerek karar verilmesine neden olacağından böyle bir yöntemin yargılama usulünde uygulanması mümkün değildir.

Uyuşmazlıkta davalı idare tarafından tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle iki kat para cezası verildiği ancak dava konusu idari yaptırım kararında tekerrüre esas alınan idari yaptırım kararlarının gösterilmediği, idarece daha önce davacı hakkında uygulanan ... tarih ve ..., ... tarih, ..., ... tarih ve ... ve ... tarih ve ... sayılı idari yaptırım kararlarının dosyaya sunulduğu,

Mahkemesince bu idari yaptırım kararlar değerlendirilmek suretiyle davacıya ait araçlarla Kanunda ve yönetmeliklerde öngörülen usûl ve esaslara, yasaklara aykırı olarak hafriyat toprağı, inşaat ve yıkıntı atıkları taşıma izin belgesi olmaksızın atık taşıma faaliyetinin yapıldığı anlaşıldığından,

davacı şirkete bu eylemi nedeniyle (son üç yıl içerisinde ikinci tekrarı olduğundan iki kat artırılarak) 2.459.403,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı dava konusu idari yaptırım kararında hukuka aykırılık bulunmadığı yolunda verilen karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge İdare Mahkemesince; dava konusu işlemde tekerrüre esas olan idari para cezalarından ... günlü ... sayılı idari para cezasının ...

İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile iptal edildiği ve bu kararın istinaf incelemesinden de geçtiği, tekerrür kurumunun esasları gözetildiğinde davacı hakkında 2872 sayılı Kanunun 20/(r) ve 23. maddesi uyarınca bir kat arttırılmak suretiyle idari para cezası verilmesi hukuken mümkün olduğundan dava konusu idari para cezasının tekerrüre ilişkin bulunan 819.801,00 TL'lik kısmında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf talebinin kısmen reddine, kısmen kabulüne, ...

İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kısmen kaldırılmasına, dava konusu işlemin 819.801,00 TL'lik kısmının iptaline, dava konusu işlemin 1.639.602,00 TL'lik kısmı yönünden istinaf talebinin reddine karar verildiği göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu işlemin tekerrüre (iptale) ilişkin kısmının yukarıda açıklanan gerekçeyle iptali gerektiği, Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının gerekçesinin değiştirilmek suretiyle onanması gerektiği düşüncesiyle bozma yönündeki Dairemiz kararına katılmıyorum.

Danıştay 4. Daire, E. 2024/3156, K. 2024/7323, 12 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Edenin İddiaları
  4. Karşı Tarafın Savunması
  5. Düşüncesi
  6. Türk Milleti Adına
  7. İnceleme Ve Gerekçe
  8. Maddi Olay
  9. İlgili Mevzuat
  10. Hukuki Değerlendirme
  11. (X) Karşı Oy
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
4. Daire
Esas No
2024/3156
Karar No
2024/7323
Tarih
12 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • Danıştay 13. Daire E.2024/3157 K.2024/5886
  • Danıştay 12. Daire E.2024/3157 K.2024/5282
  • Danıştay 4. Daire E.2024/3157 K.2024/7081
  • Danıştay 13. Daire E.2024/3158 K.2024/6016
  • Danıştay 13. Daire E.2024/3160 K.2024/5622
  • Danıştay 3. Daire E.2024/3161 K.2024/6854

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.