KÜNYE
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2016/20434 E., 2020/4998 K.·T.C. Danıştay Beşinci Daire
- Karar tarihi
- 10 Kasım 2020
- Esas No
- 2016/20434
- Karar No
- 2020/4998
- Temyiz eden (davacı)
- …
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davalı)
- … Genel Müdürlüğü / …
- Vekili
- Hukuk Müşaviri …
- İstemin konusu
- … İdare Mahkemesinin … tarih ve E: …, K: … sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
824 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
Dava konusu istem: Davacının, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapmaktayken "gasp" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesi uyarınca ve "yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" fiilini işlediğinden bahisle de aynı Tüzüğün 8/7. maddesi uyarınca olmak üzere ayrı ayrı iki kez "meslekten çıkarma'' cezasıyla ile cezalandırılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu'nun … tarihli ve … sayılı kararının iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:.
İdare Mahkemesinin … tarihli ve E: …, K: … sayılı kararında; yetkisini veya nüfusunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla kullandığı sabit olan davacıya Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/7. maddesi uyarınca "meslekten çıkarma" cezası verilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; öte yandan alt ceza uygulaması konusunda idarelerin takdir yetkisi bulunduğu açık olmakla birlikte davacı hakkında alt ceza uygulanması hususunun, ceza vermeye yetkili Yüksek Disiplin Kurulu tarafından tartışıldığı,
nitekim polislik mesleğinin özelliği, işlenen fiilin ağırlığı ve davacının daha önceden aldığı disiplin cezaları bulunduğu göz önüne alındığında, davacıya bir alt ceza uygulanmamasında da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından; dava konusu disiplin cezasının dayanağını oluşturan yağma suçuna ilişkin olarak adli yargıda verilen mahkumiyet kararının kesinleşmediği, yağma suçunun unsurlarının oluşmadığı, amacının sadece suçu ortaya çıkarmak olduğu, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu, İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından; dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığının Mahkeme kararı ile de ortaya konulduğu, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususların 2577 sayılı İdari Yargıla Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY
Davacı hakkında tesis edilen Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile; davacının, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde polis memuru olarak görev yapmakta iken "gasp" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesi uyarınca ve "yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" fiilini işlediğinden bahisle de aynı Tüzüğün 8/7. maddesi uyarınca olmak üzere ayrı ayrı iki kez "meslekten çıkarma" cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine, söz konusu kararın iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
Her ne kadar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun uygulanacağı haller arasında sayılmasa da usul hukuku ilkelerinden biri olması nedeniyle idari yargı düzeninde de uygulanması gereken taleple bağlılık ilkesini düzenleyen 6100 sayılı Kanun'un 26. maddesinin 1. fıkrasında; hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Usul hukukunun en temel ilkelerinden biri olan "taleple bağlılık ilkesi" uyarınca, idare mahkemeleri davacının istemi ile bağlı olup, istemi genişletecek veya daraltacak biçimde karar vermelerine imkan bulunmamaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, bakılan davanın, Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle açıldığı ve dava dilekçesinin içeriğinde, söz konusu Yüksek Disiplin Kurulu kararının davacının "gasp" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesi uyarınca "meslekten çıkarma" cezasıyla ile cezalandırılmasına ilişkin kısmına ve "yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/7. maddesi uyarınca "meslekten çıkarma" cezasıyla
cezalandırılmasına ilişkin kısmına yönelik hukuka aykırılık iddialarına yer verildiği; ancak Mahkemece dava konusu işlemin yalnızca davacının "yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" fiilini işlediğinden bahisle "meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kısmının dava konusu edildiği kabul edilip işlemin bu kısmı yönünden hukuki inceleme yapılarak hüküm kurulduğu, davacının işlediği iddia edilen ikinci fiili nedeniyle verilen meslekten çıkarma cezasının iptali isteminin davanın özeti kısmına yazılmadığı,
bu ceza yönünden hukuki inceleme yapılmadığı ve hüküm kurulmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, İdare Mahkemesince söz konusu meslekten çıkarma cezalarının her ikisi için de hukuki inceleme yapılarak hüküm kurulması gerekirken, yalnızca Tüzüğün 8/7. maddesi uyarınca verilen meslekten çıkarma cezası hakkında inceleme yapılıp hüküm kurulmasında, taleple bağlılık ilkesi yönünden hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Danıştay 5. Daire, E. 2016/20434, K. 2020/4998, 10 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama