KÜNYE
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2018/1931 E., 2021/14619 K.·T.C. Danıştay Altıncı Daire
- Karar tarihi
- 29 Aralık 2021
- Esas No
- 2018/1931
- Karar No
- 2021/14619
- Temyiz edenler
- 1-(DAVALI) … Bakanlığı- …
- Vekili
- … 2-(DAVACI) …
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf
- 1-(DAVACI) …
Karar Metni
3.870 kelime·19 dk okuma·9 bölüm
2-(DAVALI) … Bakanlığı- …
İSTEMİN KONUSU
… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının davacı vekili tarafından işin esası, davalı idare vekili tarafından vekalet ücreti yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
Dava konusu istem: Van ili, Merkez ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın 119.301,56 m2 lik kısmına, … parsel sayılı taşınmazın ise tamamına, taşınmazlara ait tapu kayıtlarında askeri güvenlik bölgesi şerhi bulunması suretiyle davalı idare tarafından kamulaştırmasız el atılması sonucu mülkiyet hakkınının kullanılmasının engellendiği iddia edilerek daha önce … Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tazminat davasında saklı tutulan fazlaya ilişkin kısma yönelik 2.477.633,91- TL tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:. İdare Mahkemesince verilen … gün ve E:… , K:… sayılı kararda; uyuşmazlıkta,.
Asliye Hukuk Mahkemesinin, E:… , K:… sayılı kararı ile dava konusu … ada, … parsel sayılı taşınmazın 119.301,56 m2'lik kısmının, … ada, … parsel sayılı taşınmazın ise tamamının kullanımının, anılan taşınmazlara ait tapu sicilinde bulunan askeri güvenlik bölgesi şerhi nedeniyle tamamen engellendiği, mülkiyet hakkının kısıtlandığı, kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat talebinin kabulü suretiyle; davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 6.000,00 TL kamulaştırmasız el atma tazminatının dava tarihi olan 20.09.2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
ayrıca dava konusu Van ili, Merkez İlçesi,. Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın tamamının, Van ili, Merkez ilçesi,. Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın 119.301,56 m2 lik kısmının davacı adına olan tapu kaydının iptaline, hazine adına tapuya tesciline karar verildiği, anılan Mahkeme kararının.
Hukuk Dairesi'nin K:… sayılı ilamı ile vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilerek kesinleştiği, buna göre davacının kamulaştırmasız el atma nedeniyle zarara uğradığının Yargı kararı ile kesin olarak tespit edildiği kamulaştırmasız el atma nedeniyle uğranılan zararın davalı idarece ödenmesi gerektiği, davacı tarafından fazlaya ilişkin tazminat istemiyle açılan.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E:… esas sayılı dosyasında ( Yargıtay kararı sonrası anılan dosyada görvesizlik kararı verilmiş) yerinde yaptırılan keşif ve birlikişi incelemesi üzerine düzenlenen 20.03.2013 tarihli bilirkişi raporuna göre; … ada, … parsel sayılı taşınmazın 119.301,56 m2 için 2.198.727,75 TL … ada, … parsel sayılı taşınmazın tamamı için 278.906,16 TL olmak üzere taşınmazların toplam bedelinin 2.477.633,91 TL olarak hesaplanan kamulaştırmasız el atma bedelinin 6.000,00-TL lik kısmının.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin … tarih E:… , K:… sayılı kararı ile davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verildiği, dolayısı ile davacıya ödenmesine karar verilen 6.000,00 TL nin, hesaplanan bu bedelden mahsup edilmesi sonucunda kalan 2.471.633,91-TL kamulaştırmasız el atma bedelinin, adli yargıda dava açma tarihi olan 09.04.2012 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, davanın 6.000,00 TL'lik kısmının ise reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Taraflarca idare mahkemesi kararının aleyhe olan kısımlarına karşı yapılan istinaf başvuru üzerine, İdari Dava Dairesince verilen kararda.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 33. maddesi ile eklenen Ek Madde 1 ve 1 ve 6745 sayılı Kanunun 34. maddesi ile eklenen Geçici Madde 11 uyarınca imar planında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılan tüm taşınmazlar için davalı idarelere tanınan kamulaştırma veya yasada belirtilen kısıtlılığı giderici diğer işlemleri yapmaya yönelik beş yıllık sürenin mezkur yasal düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih (07.09.2016) itibariyle başlatılması ve yine bu beş yıllık süre
içinde anılan konuda kamulaştırma bedeli veya tazminatı ödenmesine hukuken olanak bulunmaması karşısında, bu aşamada hukuken uyuşmazlığın esası hakkında karar verme olanağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca davacının istinaf başvurusunun reddine, davalı idareninin istinaf başvurusunun kabulüne, istinafa konu … İdare Mahkemesi'nin … gün ve E:… , K:… sayılı kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı vekili tarafından, bakılan davanın daha önce Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada fazlaya ilişkin saklı tutulan kısım için açıldığı, Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminatın kabulü ile birlikte tapu kaydının da davalı idare adına tesciline karar verildiği, taşınmazın bedelinin tamamının ödenmediği, mülkiyet hakkının ihlal edildiği İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare vekili tarafından, İdari Dava Dairesi kararının vekalet ücreti yönünden usul ve yasaya uygun olmadığı bu kısım yönünden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare vekili tarafından, davacı tarafından ileri sürülen temyiz nedenlerin yerinde olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. Davacı vekili tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 17/2. maddesi uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY
Davacının mülkiyetinde bulunan Van ili, Merkez ilçesi, Pembecimirza Mahallesi, 84 ada, 42 parsel sayılı ve Van ili, Merkez ilçesi,.
Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazlara ait tapu kayıtlarında askeri güvenlik bölgesi şerhi konulmasından dolayı anılan taşınmazları kullanamadığı ve mülkiyet hakkının kısıtlandığından bahisle anılan taşınmazların tapu sicillerine düşülen şerhlerin terkin edilmesi ve mülkiyet hakkının haksız kısıtlanmasından dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6.000,00 TL tazminatın kendisine ödenmesi istemiyle 20.09.2007 tarihinde.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nde davalı idareye karşı dava açtığı, açılan davada. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından işin esasına girilerek, E:… , K:… sayılı kararı ile, ''Van ili, Merkez ilçesi,.
Mahallesi, … ada, … parselin 119.301,56 m2 lik kısmına ilişkin anılan şerhin kaldırılmasına yönelik talebin, dava konusu yerin güvenlik bölgesi kapsamında sayılması sonucunu değiştirmeyeceği ve yerin güvenlik bölgesi olarak tesisine yönelik işleme karşı herhangi bir dava bulunmaması dikkate alınarak reddine, kalan 10.093,39 m2 lik kısmında güvenlik bölgesi tesis edilmediği halde, tapunun tümü üzerine güvenlik bölgesi olduğu ibaresinin konulduğu anlaşıldığından,
güvenlik bölgesi içinde kalmayan bu kısmına konulan Askeri Güvenlik Bölgesi şerhinin kaldırılması talebinin kabulüne, ayrıca söz konusu taşınmazların kullanımının tamamen engellendiği ve mülkiyet hakkının kısıtlandığı kanaatine varıldığından, söz konusu tazminat talebinin kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat talebi olarak kabulü suretiyle; davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 6.000,00 TL kamulaştırmasız el atma tazminatının dava tarihi olan 20.09.2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, ayrıca dava konusu Van İli, Merkez İlçesi,.
Mahallesi, … ada, … parselin tamamına, Van İli, Merkez İlçesi,. Mahallesi, … ada, … parselin 119.301,56 m2 lik kısmına ilişkin davacı tapu kaydının iptaline, yerin hazine adına tapuya tesciline'" karar verildiği, anılan Mahkeme kararı üzerine söz konusu taşınmazların hazine adına tescil edildiği, davacı tarafından bu defa 09.04.2012 tarihinde,.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nde, söz konusu taşınmazlarına idare tarafından kamulaştırmasız el atılması nedeni ile ilk açtığı davada hakkını saklı tuttuğu 3.500.000,00 TL kamulaştırmasız el atma bedelinin yasal faizi ile birlikte kendisine ödenmesi talebiyle dava açtığı, açılan davada Mahkeme'nin işin esasına girip verdiği kararın görev yönünden Yargıtay ilgili Dairesince bozulması üzerine ….
Asliye Hukuk Mahkemesince bozma kararına uyulup, … gün ve E:… , K:… sayılı kararı ile davanın görev yönünden reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." kuralına yer verilmiş; temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasını düzenleyen 13. maddesinde ise, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı vurgulanmıştır.
Keza Anayasanın 90. maddesi uyarınca uygun bulunan ve iç hukukun bir parçası halini alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 nolu Ek Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde de: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir." hükmü yer almıştır.
3194 sayılı Kanunun 10. maddesinde: "Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisince kabul edildikten sonra kesinleşir.
Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek kamu kuruluşlarının bütçelerine konulur.
İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder." hükmüne yer verilmek suretiyle, belediyelere, imar planlarını uygulamak üzere belirtilen süre içerisinde imar programını hazırlama; programı uygulamaya koyma, ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarına ise imar programlarında kendi görev alanlarındaki kamu hizmeti için ayrılan özel mülkiyete ait arsaları program süresi içinde kamulaştırma zorunluluğu yüklenmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun, 04.07.2019 tarihli, 7181 sayılı Kanunun 7.maddesi ile başlığı ile birlikte değişen "İmar planlarında umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler" başlıklı 13. maddesinde; "Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar;
a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak,
b) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle,
ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir.
Düzenleme ortaklık payına konu kullanımlardan yol, meydan, ibadet yerleri, park ve çocuk bahçeleri hariç olmak üzere yapı yapılabilecek diğer alanlarda; alanların kamuya geçişi sağlanıncaya kadar maliklerinin talebi hâlinde ilgili kamu kuruluşunun uygun görüşü alınarak plandaki kullanım amacına uygun özel tesis yapılabilir.
İlgili mevzuat uyarınca hiçbir şekilde yapı yapılamayacak alanlarda muvakkat da olsa yapı yapılmasına izin verilmez. Mevcut yapılar kamulaştırılıncaya kadar korunabilir. Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir.
Parsel maliklerinin hisselerini idareye hibe etmeleri veya bedelsiz devretmeleri durumunda, idare devir işlemlerini bedel almaksızın gerçekleştirmekle yükümlüdür. Bu işlemler için parsel maliklerinden hiçbir vergi, resim, harç, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz.
Kamu kullanımına ait sosyal, kültürel ve teknik altyapı alanlarının, Hazine veya kamu mülkiyetindeki alanlarla trampa yapılması hâlinde, şahıs veya özel hukuk kişilerinden hiçbir vergi, resim, harç, ücret, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir.
" hükmü yer almaktadır.
04.07.2019 tarihli yapılan değişiklikle 3194 sayılı İmar Kanununun "İmar planlarında umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler" başlıklı 13. maddesinde; "Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar;
a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak,
b) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle,
ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir.
Düzenleme ortaklık payına konu kullanımlardan yol, meydan, ibadet yerleri, park ve çocuk bahçeleri hariç olmak üzere yapı yapılabilecek diğer alanlarda; alanların kamuya geçişi sağlanıncaya kadar maliklerinin talebi hâlinde ilgili kamu kuruluşunun uygun görüşü alınarak plandaki kullanım amacına uygun özel tesis yapılabilir.
İlgili mevzuat uyarınca hiçbir şekilde yapı yapılamayacak alanlarda muvakkat da olsa yapı yapılmasına izin verilmez. Mevcut yapılar kamulaştırılıncaya kadar korunabilir. Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir.
Parsel maliklerinin hisselerini idareye hibe etmeleri veya bedelsiz devretmeleri durumunda, idare devir işlemlerini bedel almaksızın gerçekleştirmekle yükümlüdür. Bu işlemler için parsel maliklerinden hiçbir vergi, resim, harç, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz.
Kamu kullanımına ait sosyal, kültürel ve teknik altyapı alanlarının, Hazine veya kamu mülkiyetindeki alanlarla trampa yapılması hâlinde, şahıs veya özel hukuk kişilerinden hiçbir vergi, resim, harç, ücret, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir.
" düzenlemesi yer almaktadır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun Ek 1. maddesinde; "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır." hükmü yer almaktadır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 11. maddesinde, 15'inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulunca, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal veya kaynağın;
a) Cins ve nevini, b) Yüzölçümünü, c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsarlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini, d) Varsa vergi beyanını, e) Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini, f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın kamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini, g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini, h) Yapılarda, resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını, ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri,
esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerininin tespit edileceği belirtilmektedir.
Aynı Kanunun 15. maddesinde ise; "Bu Kanun uyarınca mahkemelerce görevlendirilen bilirkişiler bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilirler ve bunlar hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili maddeleri uygulanır. Kamulaştırmaya konu olan yerin cins ve niteliğine göre en az üç kişilik bilirkişi kurulunun oluşturulması zorunludur. Bilirkişilerden birinin taşınmaz geliştirme konusunda yüksek lisans veya doktora yapmış uzmanlar ya da 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre yetkilendirilen gayrimenkul değerleme uzmanları arasından seçilmesi zorunludur..." düzenlemesi yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun Ek 1. maddesinin yukarıda açıklanan kısımlarının ve Geçici 11. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olması karşısında davacılar için mülkiyet hakkının kısıtlandığı ileri sürülerek açılan davada işin esasının incelenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların tapu kaydına askeri güvenlik bölgesi şerhi konulması ve anılan taşınmazların kullanımının tamamen engellenmesi ve mülkiyet hakkının kısıtlanması nedeniyle daha önce adli yargı mercii tarafından karara bağlanmış tazminat talebinin saklı tutulan fazlaya ilişkin kısmına yöneliktir.
AHİM İkinci Dairesinin 21.07.2009 tarihli, 39515/03 Başvuru Numaralı kararıyla; olayda, AHİM'e basvuranın mahalle bekçiliği görevini yerine getirirken silahlı soygun yapan saldırganlar tarafından yaralanması üzerine İçişleri Bakanlığına yapılan tazminat talebinin reddi işlemine karşı açılan tam yargı davasında, Mahkemelerince, Devletin sorumluluğunun bulunduğu ve başvuranın tazminat hakkına sahip olduğu,
ayrıca, bilirkişi raporunda belirtilen tutarın başvuranın dava açarken talep ettiği tutarın çok üstünde olduğu ve tarafların davada talep ettikleri rakamlarla sınırlı kalınması gerektiği, dolayısıyla ilgili şahsa daha fazla bir miktar verilemeyeceği yönündeki kararının Danıştay tarafından onanarak kesinleşmesi üzerine AİHM'ye başvuruda bulunulduğu,
basvurana on beş yıl dört ay süren yargılama sonunda tahsis edilen tazminatın, enflasyon oranı karşısında gecikme faizlerinin yetersiz kalması nedeniyle, büyük ölçüde değer kaybettiğinden başvuranın alacağının tam değerini elde etme imkânı bulamamasının, 1 No'lu Ek Protokolün 1. maddesinin birinci paragrafının ilk cümlesi anlamında mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesi hakkına müdahale olarak değerlendirildiği,
idare mahkemelerince, bir zararın telafi edilme talebiyle ilgili davaların geç karara bağlanması durumunda, bu gecikmeden daha az tazminat ödenmesi halinde davacının mağdur olacağı, tazminat tutarının davanın açıldığı tarihteki değeri ile talep edilebileceği tarihteki değeri arasındaki büyük farkın yargılamanın yavaş işlemesinden ve gecikme faizlerinin yetersizliğinden kaynaklandığı durumlarda iç hukukta bu ihtilaflı durumun üstesinden gelebilecek etkili bir itiraz yolunun ve Türk idare hukukunda basvurana dava devam ederken ilk başta talep ettiği rakamın yeniden değerlendirilmesini isteme imkânının yokluğunun basvuranı asırı bir yük altına
soktuğu, öte yandan, Hükümetin, basvuranın alacağının tamamını elde etmek için bilirkişilerin belirlediği tutarı öğrendikten sonra ayrıca bir tam yargı davası açma imkânına sahip olduğu yönündeki iddiasının böyle bir davanın uygulamada makul bir başarı şansı olmadığından ve ilgili şahıs tarafından bilirkişilerce belirlenen tutarın ilk öğrenildiği gün itibariyle İdari Yargılama Usulü Kanununun 13. maddesinde öngörülen sürenin geçirilmiş olacağı gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1 maddesinin, 13. maddesinin, Ek 1 No’lu Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiği belirlenmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermesi nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanunun 4. maddesi ile idari yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmıştır.
Uyuşmazlıkta, davacının zararını bilirkişi raporuyla öğrenmesi üzerine daha önce artırılamayan kısmı için açılan davada davacıların dava dilekçesinde gösterdikleri zarar miktarını artırmalarına yönelik taleplerinin, mahkemelerce, istemle bağlı kalma ilkesinin uygulanması sonucu kabul edilmemesi üzerine, dava dilekçesinde gösterilen zarar tutarı kadar tazminata hükmedilmesinden doğan hak kayıplarının giderilmesi amaçlanmaktadır.
Olayda uyuşmazlık konusu taşınmazın, … Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından işin esasına girilerek, E:… , K:… sayılı kararı ile idare adına tescil edilmesi karşısında, davacılar tarafından malik sıfatıyla ilk açılan davada fazlaya ilişkin saklı tutulan ve arttırılmayan taşınmaz bedelinin belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda İdare Mahkemesince, aralarında gayrimenkul değerleme uzmanının da bulunduğu bilirkişi kurulunca adli yargıda açılan ilk dava tarihindeki (20.09.2007) cins ve nevi, yüzölçümü, kıymetini etkileyecek bütün nitelik ve unsurları, her unsurun ayrı ayrı değeri, varsa vergi beyanı, varsa resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirleri, taşınmazın mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri, özel amacı olmayan emsal (uyuşmazlığa konu taşınmazın çevresinin imar planındaki kullanım biçimi, yapılaşma koşulları ve konumları açısından benzer özellikleri olan taşınmazlar arasından seçilmeli,
davaya konu taşınmaz kadastro parseli ise; emsal alınacak taşınmaz da kadastro parseli olmalı ya da emsal parsel imar parseli ise, emsal taşınmazda kesilen düzenleme ortaklık payı oranı ölçüsünde davaya konu taşınmaz bedeli düşülerek taşınmazın gerçek bedeli belirlenmeli) satışlara göre satış değeri, bedele etki eden tüm kanuni veriler, imar verileri, taşınmazın özgün nitelik ve kullanım şekli, değeri etkileyen hak ve yükümlülükleri,
gayrimenkul üzerinde ayni ve şahsi ittifak hakları ve gayrimenkul mükellefiyetleri vb. bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçülerin belirlenmesi suretiyle taşınmaz bedeli tespit edilerek uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Davalı idare vekili tarafından Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararı yargılama giderlerinden olan vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiş ise de, mahkeme kararı esas itibariyle bozulmuş olduğundan ve bozma kararı üzerine verilecek kararda bu husus hakkında yeniden değerlendirme yapılacağından bu aşamada ayrıca hüküm kurulmamıştır. Bu itibarla, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.
Danıştay 6. Daire, E. 2018/1931, K. 2021/14619, 29 Aralık 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama