KÜNYE
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/7985 E., 2021/14194 K.·T.C. Danıştay Altıncı Daire
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2021
- Esas No
- 2020/7985
- Karar No
- 2021/14194
- Temyiz eden (davalı)
- … Belediye Başkanlığı - …
- Vekili
- Av. …
- Diğer davalı
- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı - …
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacılar)
- 1- … 2- … 3- … 4- …
- Vekili
- Av. …
- İstemin konuusu
- … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:… , K:… sayılı kararın, kabulü ilişkin kısmının usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
2.767 kelime·14 dk okuma·7 bölüm
Dava konusu istem: Antalya İli, Konyaaltı İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel, … ada, … parsel ve … ada, … ile … parsel sayılı taşınmazların imar planında açık spor tesisi alanı ve sosyal tesis alanı olarak ayrılmasına rağmen kullanım amacı doğrultusunda kamulaştırılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlandığından bahisle taşınmazın değerine karşılık 2.991.733,82 TL'nin yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; Danıştay Altıncı Dairesinin 30/12/2016 tarih ve E:2016/687, K:2016/10064 sayılı bozma kararına uyularak; dosyadaki bilgi ve belgeler ile yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden; davanın kısmen kabulü ile 500.000,00 -TL'nin dava tarihi olan 13.05.2014 tarihinden; 962.956,26-TL'lik kısmının ıslah tarihi olan 29.03.2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak hisseleri oranında davacılara verilmesine, bu tutarı aşan istem bakımından davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Taşınmazın kamu ortaklık payından oluşan bir parsel olduğu için davanın reddi gerektiği, taşınmazda yapılaşma hakkının bulunduğu, nazım imar planına uygun olarak uygulama imar planının yapıldığı, idarelerinin sorumlu olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … 'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının kabule ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY
Uyuşmazlığa konu taşınmaz 1986 onay tarihli ve halen yürürlükte olan uygulama imar planında sosyal tesis alanı ve spor tesisi alanında kalmaktadır. Davacılar tarafından mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlandığından bahisle taşınmazın değerine karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 20.000,00 TL'nin ödenmesi istemiyle açılan davada … Asliye Hukuk Mahkemesince verilen … tarihli, E:… , K:… sayılı görevsizlik kararından itibaren yasal süre içinde bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanununun ''İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı'' başlıklı 2. maddesinin değişik 1. numaralı bendinde; ''a) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.'' idari dava türleri olarak sayılmıştır.
2577 sayılı Kanunun "Görevli olmayan yerlere başvurma" başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında; "Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir." hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun 14. maddesinin 3. fıkrasının 3. bendinde, dava dilekçelerinin görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet, 3 ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; aynı Kanunun 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde ise; adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların görev yönünde reddine karar verileceği belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 16/4 maddesinde "..... Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." hükmü yer almaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun 04.07.2019 tarihli 7181 sayılı Kanunun 7. maddesiyle değişik, "İmar planlarında umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler" başlıklı 13. maddesinde; "Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar;a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak,b) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir.
Düzenleme ortaklık payına konu kullanımlardan yol, meydan, ibadet yerleri, park ve çocuk bahçeleri hariç olmak üzere yapı yapılabilecek diğer alanlarda; alanların kamuya geçişi sağlanıncaya kadar maliklerinin talebi hâlinde ilgili kamu kuruluşunun uygun görüşü alınarak plandaki kullanım amacına uygun özel tesis yapılabilir.
İlgili mevzuat uyarınca hiçbir şekilde yapı yapılamayacak alanlarda muvakkat da olsa yapı yapılmasına izin verilmez. Mevcut yapılar kamulaştırılıncaya kadar korunabilir. Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir.
Parsel maliklerinin hisselerini idareye hibe etmeleri veya bedelsiz devretmeleri durumunda, idare devir işlemlerini bedel almaksızın gerçekleştirmekle yükümlüdür. Bu işlemler için parsel maliklerinden hiçbir vergi, resim, harç, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz.
Kamu kullanımına ait sosyal, kültürel ve teknik altyapı alanlarının, Hazine veya kamu mülkiyetindeki alanlarla trampa yapılması hâlinde, şahıs veya özel hukuk kişilerinden hiçbir vergi, resim, harç, ücret, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir.
" düzenlemesi yer almaktadır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 11. maddesinde.
15. madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulunca, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal veya kaynağın; a) Cins ve nevini, b) Yüzölçümünü, c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsarlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini, d) Varsa vergi beyanını, e) Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini, f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın kamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini, g) Arsalarda,
kamulaştırılma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini, h) Yapılarda, resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını, ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri, esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerininin tespit edileceği belirtilmektedir.
Aynı Kanunun 15. maddesinde. "Bu Kanun uyarınca mahkemelerce görevlendirilen bilirkişiler bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilirler ve bunlar hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili maddeleri uygulanır. Kamulaştırmaya konu olan yerin cins ve, niteliğine göre en az üç kişilik bilirkişi kurulunun oluşturulması zorunludur.
Bilirkişilerden birinin taşınmaz geliştirme konusunda yüksek lisans veya doktora yapmış uzmanlar ya da 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre yetkilendirilen gayrimenkul değerleme uzmanları arasından seçilmesi zorunludur..." hükmü, Ek Madde 1'de.
"Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Antalya İli, Konyaaltı İlçesi, … Mahallesi, … ada, … ile … parsel sayılı taşınmazlar bakımından;
Uyuşmazlıkta öncelikle dava konusu taşınmazlar üzerindeki el atmanın niteliğinin tespiti gerekmektedir. Taşınmaza fiili ya da hukuki olarak el atılması durumunda gerek yargı yolu gerekse yargı yolunda yapılacak değerlendirmeler farklılık arz etmektedir.
Taşınmaza idare tarafından fiili olarak el atılmış olması halinde görevli yargı yolunun belirlenmesine ilişkin Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 06.04.2015 tarihli, E:2015/223, K:2015/238 sayılı kararında"Belediyelerin 3194 sayılı imar Kanunu 8. maddesi ve 18. maddesinin verdiği yetki ile arazi ve arsalar üzerinde imar planlarının hazırlanması ve yürürlüğe konulması, arazi ve arsa düzenlemesi gibi faaliyetleri kapsamında yaptıkları imar planlarından kaynaklanan işlemlerin tek yanlı ve kamu gücüne dayanan irade açıklamaları ile tesis edilen genel ve düzenleyici işlemler olduğu bu yönü ile de idari eylem ve işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargı yerlerinde çözümlenmesi gerektiği tartışmasızdır.
Buna karşılık, Belediyece, Kamulaştırma Kanunu’nda öngörülen usul ve yöntemlere uygun idari nitelikte uygulama işlemleri yapılmaksızın, dava konusu taşınmazın bir kısmına fiilen el atması karşısında, idarenin bu eyleminin kamulaştırmasız el atma niteliğini taşıdığı açıktır.
Öte yandan, İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların görüm ve çözümünün, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine ait olduğu; idarece herhangi bir ayni hakka müdahalede bulunulduğu,
özel mülkiyete konu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığı veya plan ve projeye aykırı iş görüldüğü iddiasıyla açılacak müdahalenin men’i ve meydana gelen zararın tazmini davalarının ise, mülkiyete tecavüzün önlenmesine ve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde çözümleneceği, yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.
Nitekim, yukarıda belirtilen genel kabul doğrultusundaki Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 11.2.1959 günlü, E:1958/17, K:1959/15 sayılı kararının III. bölümünde, “İstimlaksiz el atma halinde amme teşekkülü İstimlak Kanununa uygun hareket etmeden ferdin malını elinden almış olması sebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuş durumdadır. Ve bu bakımdan dava Medeni Kanun hükümlerine giren mülkiyete tecavüzün önlenmesi veya haksız fiil neticesinde meydana gelen zararın tazmini davasıdır. Ve bu bakımdan adliye mahkemesinin vazifesi içindedir.” gerekçesine yer verilmiştir.
Bir bütün olan taşınmazın tamamı açısından fiili el atmanın varlığı kabul edilerek değerlendirmenin bu şekilde yapılması gerekmektedir. Fiili el atmadan doğan zararın tazminine yönelik davanın ise özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerleri görevli olacaktır.
Dosyanın ve İdare Mahkemesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazlardan ... sayılı parselin bir kısmına kanal ıslahı yapılmak suretiyle, ... sayılı parselin bir kısmına ise trafo yapılmak suretiyle fiili el atmanın bulunduğu anlaşılmıştır.
Bu itibarla, Uyuşmazlık Mahkemesinin anılan kararı doğrultusunda uyuşmazlığın esasını çözümlemekle görevli yargı kolu adli yargı olduğundan davanın … ada ve … ile … sayılı parseller bakımından görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığın esası incelenerek verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının bu kısmında anılan gerekçeyle isabet bulunmamaktadır.
Antalya İli, Konyaaltı İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel, … ada, … parsel sayılı taşınmazlar bakımından ise;
Dosyanın incelenmesinden, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda taşınmaz değerinin idari yargıdaki dava açılmasından sonraki dilekçe yenileme tarihine göre tespit edilip yine idari yargıdaki dava açılmasından sonraki dilekçe yenileme tarihinden başlayacak yasal faiziyle davacıya ödenmesine hükmedildiği görülmüştür.
Davacı tarafından, uyuşmazlığa konu taşınmazın 1986 onay tarihli ve halen yürürlükte olan uygulama imar planında sosyal tesis alanı ve spor tesisi alanında kalması nedeniyle mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlandığından bahisle taşınmazın değerine karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL'nin ödenmesi istemiyle ilk olarak adli yargıda açılan davada Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi üzerine yukarıda metnine yer verilen 2577 sayılı Kanunun 9. maddesinde öngörülen süre içinde bakılmakta olan dava açıldığından, bakılan davanın adli yargıda açılan davanın devamı niteliğinde olduğu açıktır.
Bu durumda, İdare Mahkemesince adli yargıda açılan dava tarihindeki taşınmaz değerinin yine adli yargı dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle davacılara ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, hukuki el atma nedeniyle açılan tam yargı davaları, adli yargıdaki fiili el atma nedeniyle açılan davalardan farklı olarak, 3194 ve 2942 sayılı Kanunlar kapsamında açılan davalar olduğundan, hükmedilecek faizin; dava açma tarihi itibariyle talep edilen miktar için, dava tarihinden geçerli olmak üzere, ıslah edilen kısım için ıslah tarihi itibariyle hesaplanması gerektiği açıktır
Bununla birlikte; davacının 14.05.2015 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren dilekçesi ile dava değerini 1.350.891,79 TL olarak ıslah ettiği, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri gereğince miktarın dava süresince bir defaya mahsus olmak üzere arttırılabileceği kuralı gereğince 14.05.2015 tarihinde yapılan ıslah doğrultusunda hüküm verilmesi gerektiği tabiidir.
Diğer taraftan, uyuşmazlığa konu taşınmazla aynı taşınmaza ilişkin açılan ve Dairemizin E:2021/2305 sayılı esasına kayıtlı dosyasında taşınmazın bedeline illişkin tespit edilen değer arasında belirgin bir fark olduğu görüldüğünden, İdare Mahkemesince yeniden karar verilirken gerekirse ek rapor almak suretiyle bu hususun da açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Danıştay 6. Daire, E. 2020/7985, K. 2021/14194, 21 Aralık 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama