İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /7. Daire

DANIŞTAY · 7. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 7. Daire E.2002/1593 K.2005/2219

Davacı Şirket adına, beyannamelerin verilmemesi nedeniyle, takdir komisyonu kararlarına dayanılarak, 1994, 1995, 1996 ve 1997 yıllarının muhtelif dönemleri için, salınan katma değer vergileri ile kesilen kaçakçılık ve ağır kusur cezalarına ilişkin…

Esas2002/1593Karar2005/2219Tarih3 Ekim 2005Okuma5 dk · 1.026 kelime

KÜNYE

7. Daire 2002/1593 E., 2005/2219 K.·T.C. Danıştay Yedinci Daire

Karar tarihi
3 Ekim 2005
Esas No
2002/1593
Karar No
2005/2219
Temyiz İsteminde Bulunan
Yıldırım Beyazıt Vergi Dairesi Müdürlüğü
Karşı Taraf
... Turizm Taşımacılık ve Ticaret Limited Şirketi
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.026 kelime·5 dk okuma·3 bölüm

İstemin Özeti

Davacı Şirket adına, beyannamelerin verilmemesi nedeniyle, takdir komisyonu kararlarına dayanılarak, 1994, 1995, 1996 ve 1997 yıllarının muhtelif dönemleri için, salınan katma değer vergileri ile kesilen kaçakçılık ve ağır kusur cezalarına ilişkin ihbarnamelerin ilanen tebliğ edilerek kesinleştiği halde vadesinde ödenmediğinden bahisle, söz konusu vergi ve cezaların gecikme faizleriyle birlikte tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerini; ihbarnamelerin tebliğinin usulsüz olduğu gerekçesiyle iptal eden ... Vergi Mahkemesinin ... gün ve E:...; K:... sayılı kararının; dilekçede yazılı nedenlerle bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Tetkik Hakimi ...'ın Düşüncesi: Temyize konu mahkeme kararının esastan bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı ...'ın Düşüncesi:İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Temyiz başvurusu; davacı Şirket adına, 1994, 1995, 1996 ve 1997 yıllarının muhtelif dönemleri için düzenlenen otuz sekiz ayrı ödeme emrine karşı aynı dilekçeyle açılan davanın esasına girilerek kurul halinde verilen vergi mahkemesi kararının bozulması istemine ilişkindir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5'inci maddesinin 1'inci fıkrasında, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunması halinde birden fazla idari işlemin bir dilekçe ile idari davaya konu edilebilmesine olanak tanıyan düzenlemenin amacı; aynı yargı yerinin görevine giren ve çözümleri ayrı emek gerektirmeyen idari uyuşmazlıkların aynı dava içerisinde görülmeleri sağlanarak, gereksiz zaman israfı ile masrafın önlenmesi ve farklı kararların verilebilmesi riskinin ortadan kaldırılmasıdır.

Ancak; aralarında maddede aranan biçimde bağlılık ya da ilişki bulunsa bile, birden fazla idari işlemin aynı dilekçeyle idari davaya konu edilebilmesi için; bu durumun, kamu düzeni için öngörülen usul ve görev kurallarını ve bu kurallarla korunan ve Anayasa'nın 37'nci maddesinde öngörülen "kanuni hakim ilkesi"ni ihlal ediyor olmaması da gereklidir.

Örneğin; bu nedenle, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak görevine giren davaya konu edilebilecek nitelikteki bir işlemle, idare veya vergi mahkemelerinin görevine giren davalara konu olması gereken bir işlemin; idare ve vergi mahkemelerince kurul halinde çözümlenmesi gereken davaya konu edilebilecek işlemle, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş Ve Görevleri Hakkında Kanunun 7'nci maddesi uyarınca, bu mahkemelerin hakimlerinden biri tarafından görülebilecek nitelikteki davaya konu edilmesi gereken işlemin, aralarında açıklanan nitelikteki bağlılık veya ilişkiye karşın;

birlikte ve aynı dilekçe ile aynı yargı yerinde idari davaya konu edilmeleri olanaklı değildir. Böyle bir duruma, kamu düzeniyle ilgili olan görev kuralını ve konusu belli miktarı geçmeyen davaların tek hakimce çözümlenmesini zorunlu kılan, "kanuni hakim ilkesi"ni ihlal edici sonuçları nedeniyle izin verilemez.

Aynı nedenle, her biri ayrı idari davaya konu edildiğinde idare ve vergi mahkemelerinin hakimlerinden biri tarafından çözümlenmesi gereken; yani yarattıkları idari uyuşmazlıkların çözümü tek hakimin görevine giren birden fazla işlemin konu unsurunu oluşturan meblağların toplamının tek hakimin görevinin sınırını oluşturan miktarı aşıyor olmasına bakılarak; bu işlemlerin, davanın idare ve vergi mahkemelerinin kurul halindeki oluşumuyla çözümlenmesini gerektirecek ve bu davalarda verilecek kararların tabi oldukları olağan kanun yolunun değişmesi sonucunu yaratacak biçimde birlikte ve aynı dilekçe ile idari davaya konu edilmeleri uygun görülemez.

Bu bakımdan; her biri, 2576 sayılı Kanunun yukarıda sözü edilen 7'nci maddesinde tek hakimle görülmesi gereken davalar için öngörülen ve anılan Kanunun 4577 sayılı Kanunun 4'üncü maddesiyle değişik Ek 1'inci maddesi uyarınca yeniden değerleme oranında yapılan artırma sonucu davanın açıldığı yıl için tespit olunan 1.560.000.000.- liralık sınırın altında kalan otuz sekiz ayrı ödeme emrini konu edinen davaya ait olan ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5'inci maddesinin 1'inci fıkrasına uygun bulunmayan dilekçenin, Mahkemece, aynı Yasanın 15'inci maddesinin 1'inci fıkrasının (d) bendi uyarınca reddedilmesi gerekirken; dosyanın tekemmül ettirilerek, davanın esası hakkında karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

Bu nedenle, temyiz isteminin kabulüne; mahkeme kararının 2577 sayılı Kanunun 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasının (c) bendinde yer alan, usul hükümlerine uyulmamasının bozma sebebi olduğuna dair hüküm uyarınca bozulmasına; bozma kararı üzerine Mahkemece yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 3.10.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

X-AYRIŞIK OY

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Aynı dilekçe ile dava açılabilecek haller" başlıklı 5'inci maddesinin 1'inci fıkrasında; aralarında maddi ve hukuki yönden bağlılık ya da sebep sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı tek dilekçe ile dava açılabileceği yolundaki hüküm, 10.6.1994 tarih ve 4001 sayılı Kanunla değiştirilerek, "maddi veya hukuki yönden bağlılık" tek dilekçe ile dava açılabilmesi için yeter sebep olarak kabul edilmiştir.

Bu hükmün vergi yargısı açısından uygulanabilirliği birçok durumda olanaksızdır. Zira, vergiyi doğuran olay aynı olmakla birlikte, idari yargıdaki mevcut görev dağılımı karşısında, farklı yargı yerlerinin yargısal denetimine ihtiyaç duyan birden fazla işlem söz konusu olmaktadır.

Şöyle ki; vergi uyuşmazlıklarında, her ne kadar bidayet mahkemesi olarak vergi mahkemeleri yetkili ise de, uyuşmazlık konusu miktar itibarıyla tek hakimce verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesi nezdinde itiraz yolu; heyetçe verilen mahkeme kararına karşı Danıştay nezdinde temyiz yolu öngörüldüğü gibi, verginin konusu itibarıyla da Danıştay vergi dava daireleri arasında görev dağılımı bulunmaktadır.

Bu bakımdan, tek dilekçe ile dava açabilecek hallerin sınırlı olduğu açıktır.

Hakkın, sahibine teslimi olarak da adlandırabileceğimiz, "yargılama"nın, bu işlevini yerine getirirken kullanacağı aygıt usul hükümleridir. Başka deyişle, usul araçtır. Ancak, usul hükümleri, özünde kamu düzenini korumayı amaçladığından, bu hükümlere aykırılık, birçok durumda işin esasına girilmeden yargılamanın sonuçlandırılmasını gerektirir ki, bu, hukuk güvenliğinin sağlanması açısından da zorunludur. Bu bakımdan, usul hükümlerine uyma yargı yerleri açısından genel bir zorunluluktur.

Kural bu olmakla birlikte, vergi yargısında, uyuşmazlık konusu tutar yönünden, 2577 sayılı Kanunun yukarıda anılan 5'inci maddesine sıkı sıkıya bağlılık; vergiyi doğuran olayın ve bunun sonucunda salınan verginin aynı olmasına karşın, uygulamada da rastlanıldığı gibi, tek hakimce verilen kararlar ile heyetçe verilen kararların farklı olmasına neden olmaktadır. Sonuç olarak da, kamu düzenini koruma adına, kamu düzenini ve hukuk güvenliğini sarsıcı bir görünüm ortaya çıkmaktadır. Kaldı ki bu durum, davaların en hızlı ve en ekonomik bir biçimde sonuçlandırılması olarak tanımlanan "usul ekonomisi"ne de aykırılık teşkil etmektedir.

Bu nedenle, aralarında maddi ve hukuki yönden bağlılık bulunan ödeme emrine karşı, tek dilekçe ile dava açılmasında kamu düzenine aykırılık söz konusu olmadığından, işin esasının incelenmesi gerektiği oyu ile karara karşıyım.

Danıştay 7. Daire, E. 2002/1593, K. 2005/2219, 3 Ekim 2005 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İstemin Özeti
  4. Türk Milleti Adına
  5. X-ayrışık Oy

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
7. Daire
Esas No
2002/1593
Karar No
2005/2219
Tarih
3 Ekim 2005

İlgili Kararlar

  • Danıştay 10. Daire E.2002/1860 K.2005/7047
  • Danıştay 7. Daire E.2002/2135 K.2005/2362
  • Danıştay 5. Daire E.2002/4105 K.2005/4695
  • Danıştay 9. Daire E.2003/794 K.2005/2717
  • Danıştay 9. Daire E.2003/1525 K.2005/2662
  • Danıştay 9. Daire E.2003/1762 K.2005/3082

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.