KÜNYE
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2019/2830 E., 2020/4948 K.·T.C. Danıştay Yedinci Daire
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2020
- Esas No
- 2019/2830
- Karar No
- 2020/4948
- Temyiz eden (davacı)
- … Madeni Yağ Tekstil Kimyasalları Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü) …
- Vekili
- Av. ….
- İstemin konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
818 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Davacı adına, 2012 yılının Mayıs ayının (1.) dönemine ilişkin özel tüketim vergilerinin ödenmesi gerektiği aksi halde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca haciz tatbik edileceğine ilişkin tesis edilen işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı hakkında 2012 yılı hesaplarının incelenmesi sonucu düzenlenen 13/03/2013 tarihli vergi inceleme raporu uyarınca, tecil terkin uygulaması kapsamında beyan edilen tutarların dikkate alınmaması hususunda değerlendirilme yapıldığı, bununla birlikte, 2012 yılına ilişkin tecil terkin talebinin reddi işleminin iptali istemiyle açılan davanında da; ödeme emirlerinin tebliğinden sonra yapılan başvurunun reddine ilişkin olarak tesis edilen işleme karşı açıldığı, davacının tecil terkin uygulaması kapsamında teminat vermesinin gerekip gerekmediği hususunda inceleme yapılmasının mümkün bulunmadığı,
vergilerin ödeme emirleriyle tahsili cihetine gidilmesinden sonra, ödeme emrinin sebep unsuru niteliğinde işlem tesis edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle kesinleştiği belirtilerek, ödeme emirleri ile tahsili cihetine gidilen özel tüketim vergisine karşı sonradan işin esasını etkileyecek şekilde işlem tesis edilemeyeceği, ödeme emirlerinin hukuka aykırılığını ortaya koyan bir mahkeme kararının bulunmadığı, ödeme emri içeriğinde yer alan vergilere dair itirazların da bu aşamada değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
kesinleşmiş ödeme emirlerinde yer alan özel tüketim vergisinin ödenmesi gerektiği aksi halde haciz işlemi tatbik edileceğine ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
İşletmelerinde kullanılan hammadenin temini sırasında istenilen teminatın ikinci üretim aşaması için aranmaması gerektiği, ihbarname düzenlenmeden doğrudan ödeme emirlerinin düzenlendiği, özel tüketim vergisi mükellefi olarak yükümlülüklerini yerine getirdikleri, üretim sürecinin teknik bir konu olması hasebiyle bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
X-KARŞI OY
Dosyanın, Dairemizin E:2020/364 sayılı dosyasıyla birlikte incelenmesinden, davacı tarafından, 24/05/2012 ve 19/06/2012 tarihlerinde davalı idareye yapılan başvurular ile, 2012 yılının çeşitli dönemlerinde alacak hakkı doğuran işlemlerinin olduğu belirtilerek, katma değer vergisi borçları için mahsup talebinde, özel tüketim vergisi borçları için ise terkin isteminde bulunulduğu; idarece, söz konusu başvurulara cevap verilmeksizin, aynı yılın Şubat ila Nisan dönemlerine ilişkin özel tüketim vergisi borçlarının tahsili amacıyla 07/08/2012 tarih ve ... sayılı ve ödeme emri düzenlenerek davacıya tebliğ edildiği,
davacı tarafından, önceki başvurulardan bahsedilmesi suretiyle, 17/10/2012 ve 18/10/2012 tarihlerinde davalı idareye verilen dilekçelerle; aynı taleplerin yinelendiği, davalı idarece, özel tüketim vergisinin tecil edilmesine dair koşullardan teminat verme yükümlülüğü yerine getirilmediğinden, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 8. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen uygulamadan yararlandırılmasının mümkün bulunmadığı ifade edilerek, 2012 yılının Şubat ilâ Ekim dönemlerine ilişkin özel tüketim vergilerinin ödenmesi gerektiğini bildiren … tarih ve … sayılı işlemin, 19/11/2012 tarihinde tebliği üzerine, 17/12/2012 tarihinde.
Vergi Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında iptali istemiyle dava açıldığı; söz konusu dosyada dava devam ederken düzenlenen 08/08/2017 tarihli işlemle, 2012 yılının Şubat ilâ Nisan aylarına ilişkin özel tüketim vergilerinin ödenmesi gerektiği aksi halde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca haciz tatbik edileceğine ilişkin işbu davaya konu edilen işlemin tesis edildiği anlaşılmıştır.
Olayda, davacı tarafından, 2012 yılının Şubat ilâ Ekim dönemlerine ilişkin özel tüketim vergilerinin ödenmesi gerektiğini bildiren ... tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada, … Vergi Mahkemesince, Danıştay bozma kararına uymak suretiyle, söz konusu işlemin 29/01/2016 tarih ve E:2015/665; K:2016/61 sayılı kararla iptal edilmesine karşın, Mahkeme kararının gereği yerine getirilmeden, bu kez aynı yılın Mayıs ayının (1.) dönemine ilişkin vergilerin ödenmesi istemiyle 08/08/2017 tarihinde, dava konu işlemin tesis edildiği anlaşıldığından, hukuka uygun olmadığı sonucuna varılan işleme karşı açılan davanın reddine dair kararın bozulması gerektiği oyu ile, Dairemiz kararına katılmıyoruz.
Danıştay 7. Daire, E. 2019/2830, K. 2020/4948, 26 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama