KÜNYE
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2021/1073 E., 2024/1559 K.·T.C. Danıştay Yedinci Daire
- Karar tarihi
- 20 Mart 2024
- Esas No
- 2021/1073
- Karar No
- 2024/1559
- Temyiz edenler
- 1-(DAVACI) : ...
- Vekili
- Av. ...
- 2- (davalı)
- ... Vergi Dairesi Müdürlüğü
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
668 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, yurt dışı menşeli bandrolsüz sigara bulundurduğunun tespit edildiğinden bahisle takdir komisyonu kararına istinaden 2017 yılının Ocak dönemine ilişkin olarak 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 13. maddesinin 5. fıkrası ile 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 9. maddesi 2. fıkrası uyarınca adına re'sen tarh edilen özel tüketim ve katma değer vergisi ve bu vergiler üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarının iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; ithalattan kaynaklanan ve Gümrük İdaresince tarh ve takip edilmesi gereken vergi ve cezalarla ilgili olarak işlem tesis etme yetkisi bulunmayan Maliye İdaresi bünyesinde teşkilatlanan davalı idarece, davacı adına tesis edilen dava konusu vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi tarhiyatlarının yetki yönünden hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Polis uygulama noktasında şüphelinerek durdurulan araçta bandrolsüz tütün mamüllerinin ele geçirildiği, davacı tarafından itirazsız imzalanan olay yeri tutanağı ile davacının bulunduran sıfatını haiz olduğunun somut bir şekilde ortaya konulduğu; nitekim davacı hakkında yapılan ceza yargılamasında da söz konusu sigaraların kendisine ait olduğunu kabul ettiği ayrıca, Maliye İdaresi'nin beyan dışı bırakılan özel tüketim vergisinin tarhı konusunda yetkili olduğu,
bu durumda 4760 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 5. fıkrasında belirtilen kullanılma zorunluluğu getirilen özel etiketi veya işareti olmayan özel tüketim vergisine tabi ürünleri bulundurduğu açık olan davacı adına re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergisinde hukuka aykırılık görülmediği; davacının kaçak sigaraların yurt içinde ticaretini yaptığı ve ticari amaçla satarak başkalarına teslim ettiği veya başka şekilde katma değer vergisine tabi olacak herhangi bir işleme tabi tuttuğu yolunda davalı idarece herhangi bir tespit yapılmadığı,
ayrıca 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 9. maddesinin 2. fıkrasında açıkça mükellef ifadesinin kullanılması karşısında, fiili ya da kaydi envanterin ancak önceden gelir ya da katma değer vergisi mükellefi olanlar nezdinde yapılabileceği, öte yandan, Kanun'da mükellef olmamakla birlikte yalnızca belirli bir miktarı aşan belgesiz mal bulundurduğu tespit edilenler adına 4760 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 5. fıkrasında yer alan hükme benzer bir düzenlemeye katma değer vergisi açısından yer verilmediği anlaşıldığından,
re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun mahkeme kararının, cezalı katma değer vergisine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik kısmının belirtilen gerekçeyle reddine, özel tüketim vergisine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik kısmının kabulü ile anılan hüküm fıkrasının kaldırılmasından sonra cezalı özel tüketim vergisi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
Davacı tarafından, gümrük idaresinin yetkili olduğu, yetkisiz vergi dairesince işlem tesis edildiği; davalı idarece, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI
Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ
Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci ve Dokuzuncu Dairelerince 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na, 3619 sayılı Kanunla eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 7. Daire, E. 2021/1073, K. 2024/1559, 20 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama