İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /8. Daire

DANIŞTAY · 8. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 8. Daire E.2018/2961 K.2022/75

2- … Belediyeler Birliği VEKİLİ : Av. …

Esas2018/2961Karar2022/75Tarih19 Ocak 2022Okuma17 dk · 3.463 kelime

KÜNYE

Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2018/2961 E., 2022/75 K.·T.C. Danıştay Sekizinci Daire

Karar tarihi
19 Ocak 2022
Esas No
2018/2961
Karar No
2022/75
Davacılar
1-… Belediyesi Başkanlığı
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.463 kelime·17 dk okuma·11 bölüm

2- … Belediyeler Birliği VEKİLİ : Av. …

DAVALI

… Bakanlığı VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU

06/02/2018 gün ve 30324 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 4342 sayılı Mera Kanununun Geçici 3. maddesinin uygulanmasına ilişkin 314 Nolu Tebliğin bazı hükümlerini değiştiren 381 Nolu Milli Emlak Genel Tebliğinin 1., 2., 3. ve 4. maddelerinin iptali istemidir.

DAVACININ İDDİALARI

Dava konusu Tebliğin 2. maddesi ile, yapılaşma olmayan arazilerin de bedelsiz devirlerinin yapılmasının meraların vasıflarını yitirmesine sebep olacağı.

Tebliğin 3. maddesine eklenen (e) bendi ile Kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı olarak bedelsiz devre olanak tanındığı, Tebliğin 3. maddesi ile, önceden arazi üzerinde yapılaşma olması ve kişinin yapı sahibi olması beklenirken, bunun kaldırılarak kanuni ve akdi halefler eklenerek kapsamın genişletildiği, ayrıca, açılacak davalarla ilgili kısmı yönünden, yargılama konusu olsa dahi yargılama sonucu beklenmeden bedelsiz devrin önünün açıldığı; düzenlemelerin üst hukuk normlarına aykırı olduğu,

Bakanlığın Anayasa ile koruma altına alınan koruma görevini ihlal ettiği, her ne kadar mera vasfını yitirmiş alanlar için mera komisyonu karar alacak ise de, takdir yetkisine sahip komisyon tarafından, böylesine önemli arazilerin vasfının bir idari işlem ile değişebileceği iddia edilmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI

Davaya konu Tebliğ kurallarının, dayanağı Yasa maddesine uygun olup, uygulamadaki tereddütleri ortadan kaldırmayı amaçladığı öne sürülerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ

Tebliğin 2. maddesi ile 3. maddesinin Tebliğin "b) Devredilebilecek kişiler" başlıklı alt bölümünde geçen "yapı sahibi" ibaresinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kısmının iptaline; diğer kısımlar yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir

DANIŞTAY SAVCISI : …

DÜŞÜNCESİ

Dava; Foça Belediye Başkanlığı ile Kıyı Ege Belediyeler Birliği tarafından, 4342 sayılı Mera Kanununun Geçici 3. maddesinin uygulanmasına ilişkin 314 Nolu Tebliğin bazı hükümlerini değiştiren ve 06/02/2018 gün ve 30324 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, 381 Nolu Milli Emlak Genel Tebliğinin 1., 2., 3., 4. maddelerinin iptali istemiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığına karşı açılmıştır.

Dava konusu Tebliğin dayanağı olan 4342 sayılı Mera Kanunu'nun Geçici 3. maddesinde; ''Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera, yaylak ve kışlak olarak kullanımı teknik açıdan mümkün olmayan yerlerin ot bedeli alınmaksızın tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescilleri yapılır.

Ancak, bu nitelikteki taşınmazlardan ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların tescilleri bedel talep edilmesizin aynen devam eder. Bunlar hakkında Hazinece dava açılmaz, açılmış davalardan vazgeçilir.

Hazinece bu nitelikteki taşınmazlar hakkında ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları aleyhine açılan davalar sonucunda Hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen, kesinleşen ve henüz tapuda işlemleri yapılmamış olan taşınmazlar hakkında da aynı hüküm uygulanır.

Birinci fıkrada nitelikleri belirtilen taşınmazlardan Hazine adına tescil edilmesi gerekirken gerçek ya da özel hukuk tüzel kişileri adına tescil edilmiş taşınmazlara ilişkin Hazinece açılan davalardan, taşınmazların emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısı üzerinden hesaplanacak bedelin ilgililerce Hazineye ödenmesi kaydıyla vazgeçilir. Bu hüküm, henüz dava açılmamış taşınmazlar hakkında da uygulanır. Evvelce açılan davalarda Hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen ve kesinleşen kararlara konu olan bu nitelikteki taşınmazların tapuları da talep etmeleri halinde aynı esaslarar göre önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilir.

(Ek fıkra: 3/6/2007-5685/1 md.: Değişik: 26/02/2014 - 6527/25 md.) Birinci fıkrada nitelikleri belirtilen taşınmazlardan Hazine adına tescil edilmesi gerekirken belediyeler adına tescil edilen ve belediyelerce konut veya iş yeri yapılmak üzere bedelsiz olarak veya bedeli karşılığında gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine tahsis edilen ancak,

Hazinece ilgili belediye aleyhine açılan davalar sonucunda mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmesi üzerine mera özel siciline yazılan fakat daha sonra bu Kanun hükümlerine göre meralık vasfı değiştirilerek Hazine adına tescil edilen taşınmazlar ile doğrudan Hazine adına tesciline karar verilen taşınmazlardan;

her hangi bir kamu hizmeti için gerekli olmayan, Hazinece herhangi bir tasarrufa konu edilemeyen ve halen tapuda Hazine adına kayıtlı olan taşınmazlar, tahsis tarihindeki arsa değerine devir tarihine kadar geçen süre için yasal faiz eklenerek belirlenecek bedelin ilgililerce Hazineye ödenmesi kaydıyla adlarına tahsis yapılanlara veya bunların haleflerine devredilir.

Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Bakanlığın görüşü alınarak Maliye Bakanlığınca belirlenir.

(Ek fıkra: 23/02/2017 - 6824/8 md.) Birinci fıkrada nitelikleri belirtilen taşınmazları belediyeler, il özel idareleri veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarından bedeli karşılığında satın alan gerçek özel hukuk tüzel kişileri ile bunların kanuni ve akdi haleflerinden bedel istenilmez, bu taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir.

Açılan davalar sonucunda, Hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen, kesinleşen ve henüz tapuda infaz edilmeyen kararlar tapuda infaz edilmez.

Kesinleşen kararlar gereğince doğrudan tapuda Hazine adına tescil edilen veya mera özel siciline yazılan fakat daha sonra bu Kanun hükümlerine göre meralık vasfı değiştirilerek Hazine adına tescil edilen taşınmazlardan herhangi bir kamu hizmeti için gerekli olmayan, Hazinece herhangi bir tasarrufa konu edilmeyen ve halen tapuda Hazine adına kayıtlı olanların tapuları da talep etmeleri halinde bedelsiz olarak önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilir'', hükmü yer almaktadır.

Uyuşmazlığa konu düzenlemelerin anılan yasa hükmü çerçevesinde yapıldığı görülmekle birlikte uyuşmazlık esas itibariyle anılan düzenlemelerin dayanağı yasa hükmünün Anayasaya uygun olup olmadığının belirlenmesi ile çözümlenebilecektir.

Anayasa'nın itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurulması yolunu düzenleyen 152. maddesinin 1. fıkrası "bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır" hükmünü taşımaktadır.

Anayasa'nın "Tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarında çalışanların korunması" başlıklı 45. maddesinde; "Devletin, tarım arazileri ile çayır ve mer'alarrn amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek ödevi olduğu; 138. maddesinde, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükümlerine yer verilmiştir.

Bu durumda; 4342 sayılı Mera Kanunu'nun Geçici 3. Maddesinde yukarıda koyu renkle belirtilen ibarelerin; Mahkeme kararıyla mera olduğu tespit edilen taşınmazların, bu vasfının korunmasını engellemesi nedeniyle Anayasanın 45. maddesinde yer alan ve meraların amaç dışı kullanılmasını yasaklayan hükmüne; yine bu ibarelerin kesinleşmiş yargı kararlarını etkisizleştirme amacını taşıdığı değerlendirildiğinden Anayasanın 138. maddesinde yer alan ve mahkeme kararlarının yasama, yürütme ve idareyi bağlayıcı olduğuna dair hükmüne aykırı hükümler içerdiğinin anlaşılması karşısında; bu ibareler yönünden; iptali amacıyla Anayasa Mahkemesine başvurulması ve uyuşmazlığın çözümünün Anayasa Mahkemesi kararına kadar geri bırakılması gerektiği düşünülmektedir.

Diğer taraftan; bahse konu yasa hükümlerinin Anayasa Mahkemesine gönderilmesine karar verilmediği takdirde iptali istenilen 381 Nolu Milli Emlak Genel Tebliğinin esasının incelenmesine gelince:

Dava konusu Tebliğin ihdas tarihinde yürürlükte olan 178 Sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanununun 13. maddesinde, ''a) Hazinenin özel mülkiyetinde ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmaz malların yönetimine ilişkin hizmetleri, gerektiğinde diğer kamu kurum ve kuruluşları ile işbirliği yaparak yürütmek, b) (Değişik: 26/05/2004 - 5177/36 md) Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazların satışı, kiralanması,

trampası ve üzerinde sınırlı ayni hak tesisi, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kiralanması ve bu yerler için gerekli görülen hallerde kullanma izni verilmesi işlemlerini yapmak'', Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün görevleri arasında sayılmış;10/07/2018 gününde yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 99. maddesinde Milli Emlak Genel Müdürlüğü, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın hizmet birimleri arasında düzenlenerek 101. maddesinde de, yukarıda belirtilen görevler aynı şekilde Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün görevleri arasında düzenlenmiştir.

Yukarıda yer verilen Mera Kanunu hükmü ile, 01/01/2003'ten önce kesinleşmiş imar planı içinde, mücavir alanda kalan ve yerleşim yeri olarak işgal edilen, mera-yaylak ve kışlaklardan bu vasfını yitirmiş olanların, Mera Komisyonunca tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tesciline, bu taşınmazlardan sehven belediye ya da özel kişiler lehine tescil edilenlerin ise belli koşullarla bedeliyle ve özel kişilere devrine ilişkin usul ve esaslara yer verildiği görülmekle; hükümde bahsi geçen taşınmazların netice itibariyle Hazine'nin özel mülkiyetine ait olacağı değerlendirildiğinden,

söz konusu niteliklere sahip taşınmazların yönetimine ilişkin olarak Milli Emlak Genel Müdürlüğünün yetkili olduğu; diğer bir anlatımla bu taşınmazların devir esaslarına ilişkin Kanun hükmünün uygulanması amacıyla Genel Müdürlüğün düzenleme yapabileceği anlaşıldığından, aynı amaçla çıkartılan Tebliğ'de yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Dava Konusu Tebliğ Maddelerine Gelince;

Mera Kanunun Geçici 3. maddesinin uygulanmasına yönelik olarak 2005 yılında 299 sayılı Milli Emlak Genel Tebliğinin yürürlüğe konulduğu; 2007 yılında Yasanın geçici 3. maddesine yeni fıkralar eklenince 314 sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliğinin yürürlüğe konulduğu, 2017 yılında dayanak Yasa hükmüne yeni fıkra eklenmesi üzerine de 314 Nolu Tebliğin bazı düzenlemelerini değiştiren ve Tebliğe yeni düzenlemeler ekleyen dava konusu 381 Nolu Tebliğin yürürlüğe konulduğu anlaşılmaktadır.

Tebliğin; 1. maddesi ile 3. maddesinin "e) maddenin 4. fıkrası gereğince yapılacak uygulama" başlıklı kısmı ve 4. maddesi Yönünden;

314 Nolu Tebliğin açıklama kısmı, Tebliğin yürürlüğe konulma safahatına ilişkin olarak detaylı düzenlenmiş iken; uyuşmazlık konusu 381 Nolu Tebliğin 1. maddesi ile amaç kısmı sadeleştirilerek, amacın geçici 3. maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar olduğu belirtilmiş olup; bu düzenlemede üst hukuk normlarına aykırılık bulunmamaktadır.

381 Nolu Tebliğin 3. maddesinin "e) maddenin 4. fıkrası gereğince yapılacak uygulama'' başlıklı kısmı; Yasanın geçici 3. maddesine, 2017 yılında eklenen 4. fıkrasının tekrarı mahiyetinde olup; davaya konu edilen düzenlemenin bu kısmında üst hukuk normlarına aykırılık bulunmamaktadır.

Tebliğin 4. maddesi ile de "maddenin 3. fıkrası uyarınca yapılacak uygulama" başlıklı bölümüne "Hazine adına tescil edilmesi ibaresinden sonra gelmek üzere taşınmazlar ile doğrudan Hazine adına tesciline karar verilen" ibaresi eklenmiş olup, söz konusu ibarenin dayanak Yasa maddesinin 3. fıkrasına 2014 yılında yapılan değişiklikle eklenen ibarenin birebir aynısı olduğu ve Yasa hükmünün tekrarı niteliğinde olduğu anlaşılmakla, bu düzenlemede de üst hukuk normlarına aykırılık görülmemiştir.

381 Nolu Tebliğin 2. maddesi ile 3. maddesinin, Tebliğin "b) Devredilebilecek kişiler" başlıklı alt bölümünde geçen "yapı sahibi" ibaresinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kısmı yönünden;

Bahse konu Tebliğin değişiklikten önceki halinde. "A-maddenin uygulanacağı mera, yaylak ve kışlaklar" başlıklı ilk bölümünün (c) fıkrasında; ''Mera, yaylak ve kışlakların, yerleşim yeri olarak işgal edilmesi, yani bu şekilde kullanılması, yerleşim ve işgal durumunun da 1/1/2003 tarihinden önce olması gereklidir. Bu tarihten sonra işgal edilerek yerleşim yeri olarak kulanılan mera, yaylak ve kışlaklarda, bu madde hükmü uygulanmayacaktır.

Bu maddenin uygulanmasında "yerleşim yeri" kavramı; konut, konaklama, turizm, sanayi, askeri ve benzeri amaçlar için kullanılmak üzere planlanarak yapılaşmış veya eskiden beri bu amaçlarla kullanılan şehir, kasaba ve beldelerin üzerinde yapılaşma bulunan yerleşik alanlarını ifade etmektedir'', düzenlemesi yer almakta iken; dava konusu düzenleme ile bu bölüme son cümle olarak; "...yerleşik alan içinde kalan ancak üzerinde yapılaşma olmayan parsellerde bu kapsamda değerlendirilir." cümlesi eklenmiş; yine.

Tebliğin ilk halinde "b)Devredilebilecek kişiler" başlıklı bölümünde; "belirtilen taşınmazların, geçerli bir işlemle bu taşınmazları edinen yapı sahibi gerçek kişilere yada mirasçılarına bedeli karşılığında devredilebileceği" düzenlenmiş iken; davaya konu değişiklikle "yapı sahibi" ibaresi metinden çıkartılmıştır.

Olayda, her iki değişiklik getiren düzenlemenin amacının işgal edilen taşınmazın, işgalcisine devri için, üzerinde yapısının bulunması zorunluluğunun kaldırılması olduğu açıktır.

Dava konusu Tebliğin dayanağı olan Yasa hükmünde "...yerleşim yeri olarak işgal edilen" taşınmazların devre konu edilebileceği düzenlenmiş; bu hükme dayalı olarak hazırlanan Tebliğ ile de "yerleşim yeri olarak işgal edilen" taşınmazın nitelikleri açıklanmış; diğer bir ifade ile dava konusu edilen Tebliğ hükmünde, Kanunda ön şart olarak belirtilen "yerleşim yeri olarak işgal edilen" cümlesinde geçen " yerleşim yeri " kavramına açıklık getirilmiş olup, üzerinde yapılaşma bulunan yerlerin, yerleşik alanları ifade ettiği belirtilmiştir.

Üzerinde yapılaşma olmayan bir taşınmazın yerleşim yeri olarak işgal edilmesi söz konusu olmayacağına göre yapı sahibi olma zorunluluğunun ortadan kaldıran dava konusu değişikliklerde Yasanın amacına ve hukuka uyarlık görülmemiştir.

Diğer taraftan; Tebliğin yerleşim yerini tanımlayan düzenlemesinde; üzerinde yapılaşma bulunması zorunlu tutulmasına karşın, hemen sonra gelmek üzere eklenen cümle ile bu zorunluluğun bertaraf edilmesi nedeniyle, düzenlemenin kendi içinde çelişkili kurallar barındırdığı; bu haliyle de düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle; 4342 Sayılı Mera Kanunu'nun Geçici 3. Maddesinin Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle Anayasa Mahkemesine başvurulmasına, bunun kabul edilmemesi halinde ise; 314 Nolu Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair 381 Nolu Tebliğin 2. maddesi ile 3. maddesinin, Tebliğin "b) Devredilebilecek kişiler" başlıklı alt bölümünde geçen "yapı sahibi" ibaresinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kısmının iptaline; diğer kısımlar yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 29/10/2021 günlü, 31643 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 1. maddesi uyarınca, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Altıncı Kısmının Dördüncü Bölümünün başlığı "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği" şeklinde değiştirildiğinden husumetin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına yöneltilmesine karar verilerek, duruşma için taraflara önceden bildirilen 19/01/2022 tarihinde, davacılar vekili Av. …'nun gelmediği ve davalı idare vekili Av. …'ün geldiği,

Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ SÜREÇ

Dava konusu Tebliğin dayanağı olan 4342 sayılı Mera Kanunu'nun Geçici 3. maddesinde; "(Ek: 27/5/2004-5178/5 md.; Değişik: 20/4/2005 – 5334/1 md.)

Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar plânları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera, yaylak ve kışlak olarak kullanımı teknik açıdan mümkün olmayan yerlerin ot bedeli alınmaksızın tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescilleri yapılır.

Ancak, bu nitelikteki taşınmazlardan ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların tescilleri bedel talep edilmeksizin aynen devam eder. Bunlar hakkında Hazinece dava açılmaz, açılmış davalardan vazgeçilir.

Hazinece bu nitelikteki taşınmazlar hakkında ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları aleyhine açılan davalar sonucunda Hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen, kesinleşen ve henüz tapuda işlemleri yapılmamış olan taşınmazlar hakkında da aynı hüküm uygulanır.

Birinci fıkrada nitelikleri belirtilen taşınmazlardan Hazine adına tescil edilmesi gerekirken gerçek ya da özel hukuk tüzel kişileri adına tescil edilmiş taşınmazlara ilişkin Hazinece açılan davalardan, taşınmazların emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısı üzerinden hesaplanacak bedelin ilgililerce Hazineye ödenmesi kaydıyla vazgeçilir. Bu hüküm, henüz dava açılmamış taşınmazlar hakkında da uygulanır. Evvelce açılan davalarda Hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen ve kesinleşen kararlara konu olan bu nitelikteki taşınmazların tapuları da talep etmeleri halinde aynı esaslara göre önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilir.

(Ek fıkra: 3/6/2007-5685/1 md.. Değişik: 26/2/2014 – 6527/25 md.) Birinci fıkrada nitelikleri belirtilen taşınmazlardan Hazine adına tescil edilmesi gerekirken belediyeler adına tescil edilen ve belediyelerce konut veya iş yeri yapılmak üzere bedelsiz olarak veya bedeli karşılığında gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine tahsis edilen ancak,

Hazinece ilgili belediye aleyhine açılan davalar sonucunda mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmesi üzerine mera özel siciline yazılan fakat daha sonra bu Kanun hükümlerine göre meralık vasfı değiştirilerek Hazine adına tescil edilen taşınmazlar ile doğrudan Hazine adına tesciline karar verilen taşınmazlardan;

herhangi bir kamu hizmeti için gerekli olmayan, Hazinece herhangi bir tasarrufa konu edilmeyen ve hâlen tapuda Hazine adına kayıtlı olan taşınmazlar, tahsis tarihindeki arsa değerine devir tarihine kadar geçen süre için yasal faiz eklenerek belirlenecek bedelin ilgililerce Hazineye ödenmesi kaydıyla adlarına tahsis yapılanlara veya bunların haleflerine devredilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Bakanlığın görüşü alınarak Maliye Bakanlığınca belirlenir.

(Ek fıkra: 23/2/2017-6824/8 md.) Birinci fıkrada nitelikleri belirtilen taşınmazları belediyeler, il özel idareleri veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarından bedeli karşılığında satın alan gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri ile bunların kanuni ve akdi haleflerinden bedel istenilmez, bu taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir.

Açılan davalar sonucunda Hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen, kesinleşen ve henüz tapuda infaz edilmeyen kararlar tapuda infaz edilmez.

Kesinleşen kararlar gereğince doğrudan tapuda Hazine adına tescil edilen veya mera özel siciline yazılan fakat daha sonra bu Kanun hükümlerine göre meralık vasfı değiştirilerek Hazine adına tescil edilen taşınmazlardan herhangi bir kamu hizmeti için gerekli olmayan, Hazinece herhangi bir tasarrufa konu edilmeyen ve hâlen tapuda Hazine adına kayıtlı olanların tapuları da talep etmeleri hâlinde bedelsiz olarak önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilir." düzenlemesine yer verilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava konusu Tebliğin 1.maddesi yönünden istemin incelenmesi:

314 Nolu Tebliğin açıklama kısmı, Tebliğin yürürlüğe konulma safahatına ilişkin olarak detaylı düzenlenmiş iken; Davaya konu Tebliğin 1. maddesi ile amaç kısmı sadeleştirilerek, amacın geçici 3. maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar olduğu belirtilmiş olup; bu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Tebliğin 3. maddesinin "e) maddenin 4. fıkrası gereğince yapılacak uygulama" başlıklı kısmının incelenmesi:

Dava konusu Tebliğin 3. maddesi ile bölümün sonuna başlığıyla birlikte aşağıdaki alt bölüm eklenmiştir. "e) Maddenin 4. fıkrası gereğince yapılacak uygulama''

Maddenin birinci fıkrasında nitelikleri belirtilen taşınmazları belediyeler, il özel idareleri veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarından bedeli karşılığında satın alan gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri ile bunların kanuni ve akdi haleflerinden bedel istenilmeyecektir.

Bu taşınmazlar hakkında dava açılmayacak, devam eden davalardan vazgeçilecek, açılan davalar sonucunda Hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen, kesinleşen ve henüz tapuda infaz edilmeyen kararlar uygulanmayacaktır.

Kesinleşen kararlar gereğince doğrudan tapuda Hazine adına tescil edilen veya mera özel siciline yazılan fakat daha sonra bu Kanun hükümlerine göre meralık vasfı değiştirilerek Hazine adına tescil edilen taşınmazlardan herhangi bir kamu hizmeti için gerekli olmayan, Hazinece herhangi bir tasarrufa konu edilmeyen ve halen tapuda Hazine adına kayıtlı olanların tapuları da talep etmeleri halinde bedelsiz olarak önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilecektir.”

Yukarıda belirtilen ve Tebliğe eklenen bölüm Mera Kanunu'nun Geçici 3. maddesine, 2017 yılında eklenen 4. fıkrasının tekrarı mahiyetinde olup; davaya konu edilen düzenlemenin bu kısmında üst hukuk normlarına aykırlık bulunmadığından bu kısım hakkında davanın reddi gerekmektedir.

Dava konusu Tebliğin 4. maddesinin incelenmesi:

Davaya konu Tebliğin 4. maddesi ile "maddenin 3. fıkrası uyarınca yapılacak uygulama" başlıklı bölümüne "Hazine adına tescil edilmesi ibaresinden sonra gelmek üzere taşınmazlar ile doğrudan Hazine adına tesciline karar verilen" ibaresi eklenmiş olup, söz konusu ibarenin dayanak Kanun maddesinin 3. fıkrasına 2014 yılında yapılan değişiklikle eklenen ibarenin birebir aynısı olduğu ve Yasa hükmünün tekrarı niteliğinde olduğu görülmekle, bu düzenlemede de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Davaya konu, 314 Nolu Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair 381 Nolu Tebliğin 2. maddesi ve 3. maddesi ile Tebliğin "b) Devredilebilecek kişiler" başlıklı alt bölümünde geçen "yapı sahibi" ibaresinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kısmı hakkında;

Dava konusu Tebliğin değişiklikten önceki halinde. "A-maddenin uygulanacağı mera, yaylak ve kışlaklar" başlıklı ilk bölümünün (c) fıkrasında; ''Mera, yaylak ve kışlakların, yerleşim yeri olarak işgal edilmesi, yani bu şekilde kullanılması, yerleşim ve işgal durumunun da 1/1/2003 tarihinden önce olması gereklidir. Bu tarihten sonra işgal edilerek yerleşim yeri olarak kulanılan mera, yaylak ve kışlaklarda, bu madde hükmü uygulanmayacaktır.

Bu maddenin uygulanmasında "yerleşim yeri" kavramı; konut, konaklama, turizm, sanayi, askeri ve benzeri amaçlar için kullanılmak üzere planlanarak yapılaşmış veya eskiden beri bu amaçlarla kullanılan şehir, kasaba ve beldelerin üzerinde yapılaşma bulunan yerleşik alanlarını ifade etmektedir'', düzenlemesi yer almakta iken; dava konusu Tebliğin 2. maddesi ile bu bölüme son cümle olarak.

"Yerleşik alan içinde kalan ancak üzerinde yapılaşma olmayan parsellede bu kapsamda değerlendirilir." cümlesi eklenmiştir.

Yine; Tebliğin ilk halinde "b)Devredilebilecek kişiler" başlıklı bölümünde; belirtilen taşınmazların, geçerli bir işlemle bu taşınmazları edinen yapı sahibi gerçek kişilere yada mirasçılarına bedeli karşılığında devredilebileceği düzenlenmiş iken; davaya konu değişiklikle "yapı sahibi" ibaresi metinden çıkartılmıştır.

Olayda, her iki değişiklik getiren düzenlemenin amacının işgal edilen taşınmazın, işgalcisine devri için, üzerinde yapısının bulunması zorunluluğunun kaldırılması olduğu açıktır.

Davaya konu düzenlemenin dayanağı olan Yasa hükmünde "...yerleşim yeri olarak işgal edilen" taşınmazların devre konu edilebileceği düzenlenmiş; bu hükme dayalı olarak hazırlanan Tebliğ ile de "yerleşim yeri olarak işgal edilen" taşınmazın nitelikleri açıklanmış; diğer bir ifade ile dava konusu edilen Tebliğ hükmünde, Kanunda ön şart olarak belirtilen "yerleşim yeri olarak işgal edilen" cümlesinde geçen " yerleşim yeri" kavramına açıklık getirilmiş olup, üzerinde yapılaşma bulunan yerlerin, yerleşik alanları ifade ettiği belirtilmiştir.

Üzerinde yapılaşma olmayan bir taşınmazın yerleşim yeri olarak işgal edilmesi söz konusu olmayacağına göre yapı sahibi olma zorunluluğunun ortadan kaldıran dava konusu değişikliklerde hukuka ve Yasanın amacına uyarlık görülmemiştir.

Nitekim, 29/08/2007 tarih ve 26628 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 314 sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliği'nin A bölümünün (c) bendinde yer alan "taşınmaz üzerinde yapılaşma bulunması gerektiği" yönündeki düzenlemenin iptali istemiyle açılan davada, Dairemizin 17/02/2009 tarih ve E:2007/8378, K:2009/1151 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, söz konusu karar İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 28/02/2013 tarih ve E:2009/1339, K:2013/711 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.

Öte yandan; Tebliğin yerleşim yerini tanımlayan düzenlemesinde; üzerinde yapılaşma bulunması zorunlu tutulmasına karşın, hemen sonra gelmek üzere eklenen cümle ile bu zorunluluğun bertaraf edilmesi nedeniyle, düzenlemenin kendi içinde çelişkili kurallar barındırdığı; bu haliyle de düzenlemede hukuka uyarlık olmadığı açıktır.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle;

1.Dava konusu 314 Nolu Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair 381 Nolu Tebliğin;1. maddesi ile 3. maddesinin "e) maddenin 4. fıkrası gereğince yapılacak uygulama" başlıklı kısmı ve 4. maddesi yönünden DAVANIN REDDİNE;

2. Dava konusu 381 Nolu Tebliğin 2. maddesi ile 3. maddesinin, Tebliğin "b) Devredilebilecek kişiler" başlıklı alt bölümünde geçen "yapı sahibi" ibaresinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kısmının İPTALİNE,

3. Davanın kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlanması nedeniyle ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin yarısı olan … TL'lik kısmının davacı üzerinde bırakılmasına ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,

4. Yargılama giderlerinin diğer yarısı olan … TL ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,

5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,

6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,

19/01/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Danıştay 8. Daire, E. 2018/2961, K. 2022/75, 19 Ocak 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Davalı
  4. Davanın Konusu
  5. Davacının İddiaları
  6. Davalının Savunması
  7. Danıştay Tetkik Hâkimi : …
  8. Düşüncesi
  9. Danıştay Savcısı : …
  10. Düşüncesi
  11. Türk Milleti Adına
  12. Hukuki Süreç
  13. İnceleme Ve Gerekçe
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2018/2961
Karar No
2022/75
Tarih
19 Ocak 2022

İlgili Kararlar

  • Danıştay 4. Daire E.2018/2968 K.2022/40
  • Danıştay 4. Daire E.2018/2971 K.2022/469
  • Danıştay 3. Daire E.2018/2991 K.2022/317
  • Danıştay 3. Daire E.2018/3005 K.2021/6693
  • Danıştay 7. Daire E.2018/3017 K.2022/219
  • Danıştay 7. Daire E.2018/3021 K.2022/220

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.