KÜNYE
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/5751 E., 2023/7079 K.·T.C. Danıştay Sekizinci Daire
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2023
- Esas No
- 2020/5751
- Karar No
- 2023/7079
- Temyiz eden (davalı)
- ...Genel Müdürlüğü
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davacı)
- ...İnş. Nak. Tic. ve San. Ltd. Şti.
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
814 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Devlet Su İşleri 3. Bölge Müdürlüğü'nün uhdesinde bulunan Bilecik İli, Söğüt İlçesi ... grubu kil hammadde üretim izin sahasında 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. ve Maden Yönetmeliği'nin 64. maddesi uyarınca Gayri Sıhhi Müessese İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı ile mülkiyet izni alınmadan faaliyette bulunulduğu gerekçesiyle 46.579,00TL idari para cezası verilmesine ve faaliyetin durdurulmasına dair Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün ...tarih ve ...sayılı işleminin idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesi'nce verilen ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; idarenin, hizmetleri gereği gibi ve ivedilikle yerine getirebilmesi için, para cezası, faaliyete son verme gibi yaptırımları uygulama yetkisine gereksinimi olmakla beraber, kamu yararını gerekçe göstererek sınırsız bir şekilde yaptırım uygulayamayacağı, belirli usul ve ilkeler dâhilinde hareket etmesi gerektiği, idarî yaptırımlarda, en temel ceza hukuku ilke ve kurallarının uygulanmasının evrensel bir genel hukuk ilkesi olarak kabul edildiği,
davacı şirketin 2018 yılında yürüttüğü faaliyetlerin, "suçta ve cezada kanunilik ilkesi" gereğince, fiillerin işlendiği tarihten sonra ve 2019 yılında yürürlüğe giren mevzuat hükmü ile getirilen idari para cezası yaptırımına tabi tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından, işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davacı tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden, Sakarya 1. İdare Mahkemesince verilen kararda, davacı şirketin 2018 yılında yürüttüğü faaliyetlerin, "suçta ve cezada kanunilik ilkesi" gereğince, fiillerin işlendiği tarihten sonra ve 2019 yılında yürürlüğe giren mevzuat hükmü ile getirilen idari para cezası yaptırımına tabi tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş olduğu, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla da davalı idarenin istinaf başvurusunun reddedildiği anlaşılmaktadır.
3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7'inci maddesinin son fıkrasında; “Çevresel etki değerlendirmesi ile ilgili karar, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, mülkiyet izni olmadan veya onüçüncü fıkraya aykırı faaliyette bulunulduğunun tespiti hâlinde 30.000 TL tutarında idari para cezası uygulanarak bu alandaki işletme faaliyetleri durdurulur. Bu ihlallerin üç yıl içinde üç kez veya daha fazla yapıldığının tespiti hâlinde ise ruhsat iptal edilir.” hükmü ve aynı Kanunun 14. maddesinin 17. fıkrasında; "(Ek fıkra: 4/2/2015 - 6592/10 md.) Bu Kanun kapsamında ruhsat sahipleri için öngörülen idarî para cezaları hammadde üretim izin belgesi ile çalışılan sahalarda faaliyeti yürüten gerçek ya da tüzel kişiler için geçerlidir." hükmü yer almaktadır.
21/09/2017 tarih ve 30187 sayılı Resmî Gazete'de yayımla yürürlüğe giren Maden Yönetmeliği'nin 64. maddesinde. “Hammadde üretim izni verilen alana ilişkin olarak Kanunun 7. maddesi gereğince alınması gerekli izinler, hammadde üretim izin sahibi tarafından ilgili kanun hükümlerine göre yetkili mercilere müracaat edilerek alınır. İzinlerin alınmasına müteakip Genel Müdürlüğe verilmesi zorunludur.
Kanunun 7. maddesine aykırı faaliyette bulunulduğunun tespiti hâlinde faaliyeti gerçekleştirene Kanunun 7. maddesinin son fıkrasına göre idari para cezası uygulanarak, bu alandaki işletme faaliyetleri durdurulur.” hükmüne ve aynı Yönetmeliğin 68. maddesinin 8. fıkrasında "Kanun kapsamında ruhsat sahipleri için öngörülen idarî para cezaları hammadde üretim izin belgesi ile çalışılan sahalarda faaliyeti yürüten gerçek ya da tüzel kişiler için geçerlidir. (...)" hükmüne yer verilmiştir.
Aktarılan mevzuatın değerlendirilmesinden, davalı idarenin hammadde üretim belgesi ile çalışılan sahalarda faaliyeti yürüten gerçek ya da tüzel kişiler hakkında idarî para cezası verebileceği açık biçimde anlaşılmakla birlikte; somut olayda davalı idarece 2019 yılında yapılan mahallinde tetkik raporuna dayalı olarak, 2019 yılı yeniden değerleme oranı üzerinden idarî para cezası kesildiği, ancak fiil tarihi olan 2018 yılı yeniden değerleme oranı dikkate alınarak idarî para cezası verilebileceği sonucuna varılmaktadır. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 8. Daire, E. 2020/5751, K. 2023/7079, 12 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama