İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /8. Daire

DANIŞTAY · 8. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 8. Daire E.2021/1675 K.2023/533

2- … VEKİLİ: Av. …

Esas2021/1675Karar2023/533Tarih14 Şubat 2023Okuma25 dk · 4.905 kelime

KÜNYE

Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/1675 E., 2023/533 K.·T.C. Danıştay Sekizinci Daire

Karar tarihi
14 Şubat 2023
Esas No
2021/1675
Karar No
2023/533
Davacılar
1- … (Kendi adına asaleten, oğlu …'e velayeten)
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.905 kelime·25 dk okuma·17 bölüm

2- … VEKİLİ: Av. …

DAVALI

… Bakanlığı

VEKİLİ

Hukuk Müşaviri …

DAVALI YANINDA MÜDAHİL: … Vakfı VEKİLİ: Av. …

DAVANIN KONUSU

Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ile ... Vakfı arasında imzalanan 16/03/2017 tarihli ''Değerler Eğitimi ve Sosyal ve Kültürel Faaliyetler Yapılmasına Dair İşbirliği Protokolü'' 'nün iptali istemiyle açılmıştır.

DAVACININ İDDİALARI

Dava konusu Protokol’le, ...

Vakfı’na Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ve özel bütün eğitim ve ortaöğretim okulları/ kurumları, ortaokullar ve imam hatip ortaokulları öğrencilerine seminer, söyleşi, konferans, kulüp çalışmaları, sosyal, sanatsal, kültürel, sportif, bilimsel, teknolojik etkinlikler, proje çalışmaları, yarışmalar ile çeşitli kurslar düzenleme; din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenleri ile imam hatip ortaokulu ve liselerinde görev yapan öğretmenlerin mesleki, akademik, sosyal, kültürel ve sanatsal yönleri itibarıyla gelişimlerine katkı sunmak amacıyla seminer, atölye çalışmaları, konferans ve mesleki gelişim projeleri gerçekleştirme imkanı verildiği,

böylelikle siyasi iktidara yakın ve dini ağırlıklı ... Vakfı’nın, Milli Eğitim sistemimizin içine sokulmasının sakıncalı olduğu; anılan Protokol ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın görev ve yetkilerinin ...

Vakfı’na devredilmesi sonucunun ortaya çıktığı; protokol’ün, eğitim öğretimde amaçlanan temel ilke ve değerleri belirleyen Anayasa’nın başlangıç bölümüne, 2.(Cumhuriyetin nitelikleri) ,10.(Kanun önünde eşitlik), 24. (Din ve vicdan hürriyeti)ve 42. (Eğitim ve Öğretim hakkı ve ödevi) maddelerine. 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 2. (Genel amaçlar), 4. (Genellik ve eşitlik), 8. (Fırsat ve imkan eşitliği) ve 8. (Laiklik) maddelerine aykırı olduğu belirtilmektedir.

Protokol ile ... Vakfı’na verilen görev ve yetki kapsamında kendi müfredatlarını oluşturmalarına da imkan verildiği. Protokol’de il/ ilçe milli eğitim müdürlüklerine ve okullara, ...

Vakfı tarafından hazırlanan tanıtım, afiş, broşür, pankart vs. gibi materyallerin dağıtılması, ilanı ve duyurulması , mekanların hazırlanması, yapılacak faaliyetlerle ilgili Vakıf ile ortaklaşa belirlenen kulüplerin kurulmasına imkan tanınması, etkinliklere katılım sağlanması, görev alacakların birlikte tespiti ve yürütülmesi, protokol kapsamında seminer, söyleşi, konferans düzenlenmesi konularında koordineli çalışılması, e- yaygın sistemindeki öğretim programlarının kullandırılması vb. görevler verildiği, bu etkinliklerde kullanılacak kitap, ders notu, materyallerin ...

Vakfı tarafından hazırlanacağı, yine Vakıf tarafından öğrenci ve öğretmenlere yönelik seminer, atölye çalışması, proje, gezi, kitap okuma, yarışma düzenlenebileceği, kamp ve yaz okulu düzenleyebileceğinin düzenlendiği, bu haliyle; düzenlemelerin amacından sapmaya ve kötüye kullanılmaya açık olduğu; protokol’ün “Dayanak” başlıklı 3. maddesinde belirtilen yazılı mevzuatın “Değerler Eğitimi, Sosyal ve Kültürel Faaliyetler Yapılamasına Dair İş Birliği Protokolü’ne dayanak teşkil etmediği ve izin vermediği ileri sürülmektedir.

Protokol ile denetim imkanının zayıflatılarak kontrol imkanının azaltıldığı ve öğrencilerin propagandaya açık hale getirildiği; anılan Protokol’de yer alan faaliyet alanlarının sınırlarının belirsiz olduğu; protokol’ün yapılmasında kamu yararının bulunmadığı; benzer şekilde yapılan protokollerin yargı kararıyla yürütmelerinin durdurulduğu, Anayasa’nın ilgili hükmü gereği, ulusu çağdaş uygarlık seviyesine ulaştıracak teknik, ekonomik, kültürel ve sosyal gelişme alanlarında iyi bireyler yetiştirilmesi ve bunun için ülke çapında önlemler alınmasının Devletin devredemeyeceği görevleri arasında olduğu;

protokol’ün, bir kamu hizmeti olan eğitim öğretim hizmetinin, devletin hizmet alanı içerisinde ancak genel idare esaslarına göre memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülmesine ilişkin Anayasal hükümlere ve Türk Milli Eğitim sisteminin temel ilke ve esaslarına aykırı olduğu iddia edilmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI

Protokol’de yer alan işbirliği konularının, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün uhdesinde olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin öğretim programındaki kazanımları doğrudan ve/veya dolaylı yoldan desteklediği, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda Türk Milli Eğitim Sisteminin genel ve özel amaçları ile temel ilkelerinin belirlenerek genel yapısı bu amaç ve ilkeler çerçevesinde oluşturulduğu, anılan Kanun’da yer alan; “milli, manevi, ahlaki, insani, kültürel değerlerin” öğrencilere benimsetilmesi amacına dayandığı.

Milli Eğitim Bakanlığı Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nin 1. maddesinde Yönetmeliğin amacının; her tür ve seviyedeki resmi ve özel örgün ve hayat boyu öğrenme kurumlarında, öğretim programlarının yanında öğrenci ve kursiyerlerde özgüven ve sorumluluk duygusunun geliştirilmesi, yeni ilgi alanlarının oluşturulması,

milli, manevi, ahlaki, insani ve kültürel değerler kazandırmaya yönelik bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif alanlarda öğrenci kulübü ve toplum hizmeti kapsamındaki sosyal etkinlikler ile kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından eğitim kurumunda yapılacak sosyal etkinliklerin usul ve esaslarının düzenlenmesi olduğunun belirtilmektedir.

Protokol’ün amacı ve kapsamı dikkate alındığında üst norm hükümlerine aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.

MÜDAHİLİN BEYANI

Usule ilişkin olarak, dava konusu protokolün ülke çapında uygulanacak bir düzenleyici işlem vasfı taşımadığından davanın usulden reddi gerektiği, davacının hukuki, meşru , doğrudan ve kişisel menfaati bulunmadığını; esasa ilişkin olarak ise protolün anayasa ve hukuka uygun olduğunu, protokolün uygulanmasında katılımcıların kendi iradeleri ile katılım gösterdiklerini ve herhangi bir zorunluluğa tabi tutulmadıkları savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …

DÜŞÜNCESİ

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın ''Genel ilkeler'' başlığını taşıyan 128. maddesinde; Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği, memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği kurala bağlanmıştır.

Bir kamu hizmeti olan eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden, eğitim ve öğretim programlarının hazırlanması, uygulanması ve güncellenmesinden asıl olarak Milli Eğitim Bakanlığı sorumludur. Diğer bir anlatımla; Milli Eğitim Bakanlığı'nın örgün eğitimdeki öğrencilerin eğitim ve öğretimine yönelik politikaları belirleyerek, gereği gibi uygulaması kanuni idare ilkesinin sonucudur.

Anayasamız ve kanunlarımız gereği, ulusumuzu çağdaş uygarlık düzeyine ulaştıracak teknik, ekonomik, kültürel ve sosyal gelişme alanlarında iyi bireyler yetiştirilmesi ve bunun için ülke çapında etkin önlemler alınması Devletin devredemeyeceği görevleri arasındadır. Bununla birlikte; 1739 sayılı Kanun ve 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca örgün eğitimdeki öğrencilerin eğitim ve öğretimine yönelik politikalar belirlemek ve uygulamak noktasında asıl yetkili ve görevli olan Milli Eğitim Bakanlığı'nın, eğitim öğretim sürecine diğer kurum, kuruluş ve bireylerin katılımını sağlaması mümkündür.

Davaya konu Protokol çerçevesinde; tarafların yükümlülükleri bir bütün olarak incelendiğinde, idarenin yükümlülüğünün daha çok Vakfın faaliyetlerine imkan tanınması, taşra teşkilatı ile gerekli olan koordinasyonun sağlanması ve katılımın sağlanmasına yönelik olduğu, Vakfın ise faaliyet ve etkinliklerin yürütülmesinden sorumlu olduğu görülmüştür.

Bu bağlamda; davaya konu protokolle; Devletin asli görevleri arasında olan eğitim öğretim hizmetinin; yaygın ve örgün bütün eğitim kurumlarında, bizzat vakıf yetkilileri eliyle yürütülmesinin, eğitim ve öğretim sürecine diğer kurum, kuruluş ve bireylerin katılımını aşar nitelikte olduğu, dava konusu Protokol'ün, bir kamu hizmeti olan eğitim öğretim hizmetinin, Devletin hizmet alanı içerisinde ancak memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütüleceğini kurala bağlayan Anayasanın amir hükmüne aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI: …

DÜŞÜNCESİ

Dava; Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ile ... Vakfı arasında imzalanan 16/03/2017 tarihli ''Değerler Eğitimi ve Sosyal ve Kültürel Faaliyetler Yapılmasına Dair İşbirliği Protokolü'' 'nün iptali istemiyle açılmıştır.

Anayasanın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu.

"Eğitim ve öğretim hakkı ve ödevi" başlığını taşıyan 42. maddesinde; öğrenim hakkının kapsamının kanunla tespit edileceği ve düzenleneceği; eğitim ve öğretimin, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılacağı; bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerlerinin açılamayacağı; ilköğretimin kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunlu olduğu ve Devlet okullarında parasız olduğu; özel ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esasların, Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak,

kanunla düzenleneceği, eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetlerin yürütüleceği, ''Genel ilkeler'' başlığını taşıyan 128. maddesinde.

Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği, memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği kurala bağlanmıştır.

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun ''Genel amaçlar'' başlığını taşıyan 2. maddesinde, Türk Milli Eğitiminin genel amacının, Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı.

Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek olduğu;

''Özel amaçlar'' başlığını taşıyan 3. maddesinde, Türk eğitim ve öğretim sisteminin, bu genel amaçları gerçekleştirecek şekilde düzenleneceği ve çeşitli derece ve türdeki eğitim kurumlarının özel amaçlarının, genel amaçlara ve temel ilkelere uygun olarak tespit edileceği; ''Genellik ve eşitlik'' başlığını taşıyan 4. maddesinde, eğitim kurumlarının dil, ırk, cinsiyet, engellilik ve din ayırımı gözetilmeksizin herkese açık olduğu, eğitimde hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağı;

''Her yerde eğitim'' başlığını taşıyan 17. maddesinde, resmi, özel ve gönüllü her kuruluşun eğitimle ilgili faaliyetlerinin, Milli Eğitim amaçlarına uygunluğu bakımından Milli Eğitim Bakanlığının denetimine tabi olduğu; ''Örgün ve yaygın eğitim'' başlığını taşıyan 18. maddesinde, Türk Milli Eğitim Sistemi'nin, örgün eğitim ve yaygın eğitim olmak üzere, iki anabölümden kurulduğu, örgün eğitimin, okul öncesi eğitimi, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim kurumlarını kapsadığı, yaygın eğitimin, örgün eğitim yanında veya dışında düzenlenen eğitim faaliyetlerinin tümünü kapsadığı;

''Koordinasyon'' başlığını taşıyan 42. maddesinde, genel, mesleki ve teknik yaygın eğitim alanında görev alan resmi, özel ve gönüllü kuruluşların çalışmaları arasındaki koordinasyonun Milli Eğitim Bakanlığı'nca sağlanacağı, genel yaygın eğitim programlarının düzenleniş şeklinin yönetmelikle tespit edileceği, mesleki ve teknik yaygın eğitim faaliyetlerini yürüten Bakanlıklar ile özerk eğitim kurumları ve resmi ve özel işletmeler arasında Milli Eğitim Bakanlığınca sağlanacak koordinasyon ve işbirliğinin esaslarının kanunla düzenleneceği;

''Görev'' başlığını taşıyan 53. maddesinde, Milli Eğitim Bakanlığının, kendisine bağlı eğitim kurumlarının eğitim araç ve gereçlerini, gelişen eğitim teknolojisine ve program ve metotlara uygun olarak sağlamak, geliştirmek, yenileştirmek, standartlaştırmak, kullanılma süresini ve telif haklarını ve ders kitabı fiyatlarını tespit etmek, paralı veya parasız olarak ilgililerin yararlanmasına sunmakla görevli olduğu;

''Yürütme, gözetim ve denetim'' başlığını taşıyan 56. maddesinde ise, eğitim ve öğretim hizmetinin, bu kanun hükümlerine göre Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Milli Eğitim Bakanlığı sorumlu olduğu kuralları yer almıştır.

Yine 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin dava konusu Protokol'ün imzalandığı tarihte yürürlükte olan halinin 2. maddesinde; okul öncesi, ilk ve orta öğretim çağındaki öğrencileri bedenî, zihnî, ahlakî, manevî, sosyal ve kültürel nitelikler yönünden geliştiren ve insan haklarına dayalı toplum yapısının ve küresel düzeyde rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatarak geleceğe hazırlayan eğitim ve öğretim programlarını tasarlamak, uygulamak, güncellemek;

öğretmen ve öğrencilerin eğitim ve öğretim hizmetlerini bu çerçevede yürütmek ve denetlemek, eğitim ve öğretimin her kademesi için ulusal politika ve stratejileri belirlemek, uygulamak, uygulanmasını izlemek ve denetlemek, ortaya çıkan yeni hizmet modellerine göre güncelleyerek geliştirmek;

eğitim sistemini yeniliklere açık, dinamik, ekonomik ve toplumsal gelişimin gerekleriyle uyumlu biçimde güncel teknik ve modeller ışığında tasarlamak ve geliştirmek, eğitime erişimi kolaylaştıran, her vatandaşın eğitim fırsat ve imkânlarından eşit derecede yararlanabilmesini teminat altına alan politika ve stratejiler geliştirmek, uygulamak, uygulanmasını izlemek ve koordine etmek Milli Eğitim Bakanlığı'nın görevleri arasında sayılmış;

''Ortak Görevler'' başlığını taşıyan 27. maddesinde, Milli Eğitim Bakanlığı'nın hizmet birimleri olan Genel Müdürlüklerin, sorumluluk alanlarıyla ilgili konularda, eğitim ve öğretim sürecine diğer kurum, kuruluş ve bireylerin katılımını sağlama görevinin bulunduğu kurallarına yer verilmiştir.

Yukarıda alıntısı yapılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; ülkemizde milli eğitimin bir bütün olarak, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nda belirtilen amaçlar doğrultusunda salt akademik anlamda eğitim verilmesini aşan bir biçimde kişinin, birey olarak gelişimini de dikkate alan ve bu anlamda kişiye temel bilgi, beceri, davranış ve alışkanlık kazandırmayı da amaç edinen bir yapıya haiz olduğu açıktır.

Bu bakımdan; bir kamu hizmeti olan eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden, eğitim ve öğretim programlarının hazırlanması, uygulanması ve güncellenmesinden asıl olarak Milli Eğitim Bakanlığı sorumludur. Belirli bir program çerçevesinde, örgün eğitim kapsamında bilimsel, sosyal ve kültürel etkinliklerin, idarenin hizmet alanında yine idare tarafından yürütülmesi, Anayasa ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun gereğidir.

Dava konusu "Çeşitli Eğitim, Seminer ve Sosyal Etkinlikler Düzenlenmesine Dair İş Birliği Protokolü'' 'nün incelenmesinden; idarenin yükümlülüğünün daha çok Vakfın faaliyetlerine imkan tanınma şeklinde ve taşra teşkilatı ile gerekli olan koordinasyonun sağlanması ve katılımın sağlanmasına yönelik olduğu, faaliyet ve etkinliklerin yürütülmesinde ise, bizzat ve geniş anlamda vakfın sorumlu olduğu, bu haliyle, protokol hükümlerinin örgün eğitim bağlamında dayanak olan hukuksal düzenlemelerin amaç ve kapsamını aştığı, eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesine ilişkin yetkinin üst hukuk normlarına uygun olarak kullanılmadığı görülmüştür.

Bu itibarla; örgün eğitimdeki öğrencilere yönelik bilimsel, sosyal ve kültürel etkinliklerin, Devletin hizmet alanı içerisinde, davaya konu protokolde belirtildiği şekilde, doğrudan diğer kurum, kuruluş ve bireyler tarafından yürütülebileceğinin kabul edilmesi, örgün eğitim kurumlarını, kanuni idare ilkesine ve genel idare esaslarına aykırı olarak diğer kurum, kuruluş ve bireylerin faaliyet alanına dönüştüreceği açıktır.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu protokolün iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, davalı yanında davaya katılma isteminde bulunan ... Vakfının, müdahale istemi kabul edilerek işin gereği görüşüldü:

USUL YÖNÜNDEN

Üye …'nın süre aşımı nedeniyle davanın süre yönünden reddi gerektiği yönündeki oyuna karşılık, + davanın süresinde açıldığının kabulüne oyçokluğu ile karar verilerek işin esasına geçildi.

HUKUKİ SÜREÇ

MADDİ OLAY

Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ile ... Vakfı arasında 16/03/2017 tarihinde, beş yıl geçerli olmak üzere "Değerler Eğitimi ve Sosyal ve Kültürel Faaliyetler Yapılmasına Dair İşbirliği Protokolü" imzalanmıştır.

1. maddesine göre bu Protokolün ''Amaç'' başlıklı 1. maddesinde ''Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ile ...

Vakfı işbirliğinde resmi ve özel bütün temel eğitim ve ortaöğretim okullarında/kurumlarında seminer, söyleşi, konferans, kulüp çalışmaları, sosyal, sanatsal, kültürel, sportif, bilimsel, teknolojik etkinlikler, proje çalışmalar, yarışmalar ile çeşitli kursları düzenlemek, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenleri ile imam hatip orta okulu ve liselerinde görev yapan öğretmenlere yönelik seminer, atölye çalışmaları, konferans ve mesleki gelişim projeleri gerçekleştirmek'' ;

kapsam başlıklı 2. maddesinde ise ''...öğrencilere yönelik seminer, söyleşi konferans, kulüp çalışmaları, yarışmalar ile çeşitli kursların düzenlenmesine yönelik esas ve usulleri kapsadığı...'' belirtilmiştir.

Davacı tarafından, anılan Protokolün iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE

İlgili Mevzuat:

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun "Türk Milli Eğitiminin Amaçları" başlıklı Birinci Bölümünün "I-Genel Amaçlar" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, Türk Milli Eğitiminin genel amacının, "...Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasa'da ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek..." olduğu hükmüne yer verilmiştir.

Anılan Kanun'un 18. maddesiyle, Türk milli eğitim sistemi, örgün eğitim ve yaygın eğitim olmak üzere, iki ana bölüme ayrılmıştır.

Buna göre örgün eğitim, okul öncesi eğitimi, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim kurumlarını; yaygın eğitim ise örgün eğitim yanında veya dışında düzenlenen eğitim faaliyetlerinin tümünü kapsamakta olup; ''Koordinasyon'' başlığını taşıyan 42. maddesinde, genel, mesleki ve teknik yaygın eğitim alanında görev alan resmi, özel ve gönüllü kuruluşların çalışmaları arasındaki koordinasyonun Milli Eğitim Bakanlığı'nca sağlanacağı, genel yaygın eğitim programlarının düzenleniş şeklinin yönetmelikle tespit edileceği,

mesleki ve teknik yaygın eğitim faaliyetlerini yürüten Bakanlıklar ile özerk eğitim kurumları ve resmi ve özel işletmeler arasında Milli Eğitim Bakanlığınca sağlanacak koordinasyon ve işbirliğinin esaslarının kanunla düzenleneceği; ''Görev'' başlığını taşıyan 53. maddesinde, Milli Eğitim Bakanlığının, kendisine bağlı eğitim kurumlarının eğitim araç ve gereçlerini, gelişen eğitim teknolojisine ve program ve metotlara uygun olarak sağlamak, geliştirmek, yenileştirmek, standartlaştırmak, kullanılma süresini ve telif haklarını ve ders kitabı fiyatlarını tespit etmek, paralı veya parasız olarak ilgililerin yararlanmasına sunmakla görevli olduğu.

"Yürütme, gözetim ve denetim" başlıklı 56. maddesinde, eğitim ve öğretim hizmetinin, bu Kanun hükümlerine göre Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Milli Eğitim Bakanlığı'nın sorumlu olduğu yer almaktadır.

Dava konusu Protokol'ün imzalandığı tarih itibarıyla 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlükte olan haliyle 27. maddesinde, Milli Eğitim Bakanlığının hizmet birimleri olan Genel Müdürlüklerin, sorumluluk alanlarıyla ilgili konularda, eğitim ve öğretim sürecine diğer kurum, kuruluş ve bireylerin katılımını sağlama görevi bulunmaktadır.

09/07/2018 tarih ve 30473 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 703 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 22/(g) maddesi ile, 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 24 ila 30. maddeleri yürürlükten kaldırılmış.

10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Ortak görevler" başlıklı 326. maddesinin 1. fıkrasında, "Bakanlık birimleri, sorumluluk alanlarıyla ilgili konularda aşağıdaki görevleri de yerine getirirler: Eğitim ve öğretim sürecine diğer kurum, kuruluş ve bireylerin katılımını sağlamak," hükmü ile 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 27. maddesindeki irade devam ettirilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin 4. fıkrasında, "Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz.

Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez." kuralı ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 2. fıkrasında, "İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.

İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler." kuralı yer almıştır.

İdari işlemler üzerindeki yargısal denetim, bu işlemlerin hukuka uygunluğunun saptanmasıyla sınırlıdır. İdarenin takdir yetkisinin denetimine yargı organları yönünden getirilen ve idari işlemlerin yalnızca hukuka uygunluk açısından denetlenebilecekleri biçiminde ifade edilen kural aynı zamanda idarenin takdir yetkisinin kullanılmasında uyması gereken sınırları da koymuş olmaktadır.

Başka bir anlatımla, idarelerin belirli bir kamu hizmetinin etkili ve verimli bir biçimde yürütülmesi, kamu yararının daha somut bir biçimde ortaya konulması için birden çok seçenekten birisini tercihte takdir yetkisiyle donatıldıkları durumda idari yargı organlarının bu yetkisini hukuka uygun olarak kullandığının saptanması koşuluyla idareyi bu seçeneklerden birisini tercihe zorlayacak ya da belli bir yönde işlem veya eylem tesisine zorunlu kılacak biçimde yargı kararı vermeleri Anayasa ve Kanun'un yukarıda belirtilen ilkeleriyle bağdaştırılamaz.

Öğretide türevsel bir yetki olarak kabul edilen idarelerin düzenleme yetkisinin, yasalarla getirilen hükümleri aşacak bir şekilde kullanılamayacağı İdare Hukukunun en temel ilkelerindendir. Ayrıca, mevzuat belirleme tekniği açısından da, idarenin Kanunla kendisine verilmiş olan görevleri idari metinlerle düzenlerken, bu görevlerin gerektirdiği hususlarda, takdir yetkisine sahip olduğu, ancak bu takdir yetkisinin kamu yararı ve düzenine uygun olarak kullanılması gerektiği tartışmasızdır.

Kamu yararı kavramı, tüm devlet organlarının işlem ve eylemlerinin genel nitelikteki amacını ve aynı zamanda nedenini oluşturmakta, çeşitli hak ve özgürlükler açısından bir sınırlama nedeni niteliği de taşımakta olup bu kavram genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir.

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nda, Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasa'da ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı.

Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek, Türk Milli Eğitiminin genel amacı olarak düzenlenmiş, her türlü eğitim ve öğretim faaliyetinin söz konusu amaç ve ilkeler çerçevesinde yapılması ve öğrencilere benimsetilmesi hususunda Milli Eğitim Bakanlığına görev verilmiştir.

Ancak, bu amaç ve ilkelerin öğrencilere kazandırılması sırasında kullanılacak eğitim ve öğretim yöntemleri ve araçları yönünden anılan Kanun'da bir belirleme yapılmamış olup, eğitim ve öğretim programlarını tasarlamak, uygulamak, güncellemek, öğretmen ve öğrencilerin eğitim ve öğretim hizmetlerini yürütmek ve denetlemek, eğitim sistemini yeniliklere açık, dinamik, ekonomik ve toplumsal gelişimin gerekleriyle uyumlu biçimde güncel teknik ve modeller ışığında tasarlamak ve geliştirmek görev ve yetkisi bulunan davalı idareye takdir yetkisi tanınmıştır.

Nitekim; İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 04/02/2021 tarih ve E:2018/3535, K:2021/194 sayılı kararında; Türk Milli Eğitiminin amaç ve ilkelerinin öğrencilere kazandırılması sırasında kullanılacak eğitim ve öğretim yöntemlerini ve materyallerini belirleme hususunda Milli Eğitim Bakanlığı'nın takdir yetkisine sahip olduğu belirtilmiştir.

Türk Milli Eğitim mevzuatının bir bütün olarak incelenmesi neticesinde, Milli Eğitim Bakanlığı'nın denetim ve gözetimi altında olmak kaydıyla, her tür ve seviyedeki resmi ve özel örgün ve hayat boyu öğrenme kurumlarında; öğretim programlarının yanında öğrenci ve kursiyerlerde özgüven ve sorumluluk duygusu geliştirmeye, yeni ilgi alanları oluşturmaya, milli, manevi, ahlaki, insani ve kültürel değerleri kazandırmaya yönelik bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif alanlardaki sosyal etkinliklerin, kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından yapılmasına imkan sağlayan işbirliği protokollerinin imzalanması hususunda yetkili olduğu görülmektedir.

Dolayısıyla, davalı idarenin tanzim salahiyetini haiz olduğu dava konusu işbirliği protokolünün hukuka uygunluk denetiminin, idarenin sahip olduğu takdir hakkının hukuka uygun kullanılıp kullanmadığının incelenmesi suretiyle yapılması gerekmekte olup; bu bağlamda, dava konusu Protokol'de taraflara yüklenen görev ve sorumluluklar ile Protokolün amaç ve kapsamı dikkate alındığında; Milli Eğitim Bakanlığı Din öğretimi Genel Müdürlüğü ile ... Vakfı arasında imzalanan protokolün, 1739 Milli Eğitim Temel Kanunu'nda düzenlenen Tük Milli Eğitim Sisteminin genel ve özel amaçlarına aykırılık teşkil etmediği kanaatine ulaşılmıştır.

Bu itibarla; yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca davalı idareye tanınan takdir yetkisi çerçevesinde protokol imzalanmasında ve protokol hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerekmektedir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL Yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine, 5. Müdahilin yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/02/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

(X)- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu.

"Eğitim ve öğretim hakkı ve ödevi" başlığını taşıyan 42. maddesinde; öğrenim hakkının kapsamının kanunla tespit edileceği ve düzenleneceği; eğitim ve öğretimin, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılacağı; bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerlerinin açılamayacağı; ilköğretimin kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunlu olduğu ve Devlet okullarında parasız olduğu; özel ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esasların, Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak,

kanunla düzenleneceği, eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetlerin yürütüleceği, ''Genel ilkeler'' başlığını taşıyan 128. maddesinde.

Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği, memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği kurala bağlanmıştır.

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun ''Genel amaçlar'' başlığını taşıyan 2. maddesinde, Türk Milli Eğitiminin genel amacının, Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı.

Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek olduğu;

''Özel amaçlar'' başlığını taşıyan 3. maddesinde, Türk eğitim ve öğretim sisteminin, bu genel amaçları gerçekleştirecek şekilde düzenleneceği ve çeşitli derece ve türdeki eğitim kurumlarının özel amaçlarının, genel amaçlara ve temel ilkelere uygun olarak tespit edileceği; ''Genellik ve eşitlik'' başlığını taşıyan 4. maddesinde, eğitim kurumlarının dil, ırk, cinsiyet, engellilik ve din ayırımı gözetilmeksizin herkese açık olduğu, eğitimde hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağı;

''Her yerde eğitim'' başlığını taşıyan 17. maddesinde, resmi, özel ve gönüllü her kuruluşun eğitimle ilgili faaliyetlerinin, Milli Eğitim amaçlarına uygunluğu bakımından Milli Eğitim Bakanlığının denetimine tabi olduğu; ''Örgün ve yaygın eğitim'' başlığını taşıyan 18. maddesinde, Türk Milli Eğitim Sistemi'nin, örgün eğitim ve yaygın eğitim olmak üzere, iki anabölümden kurulduğu, örgün eğitimin, okul öncesi eğitimi, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim kurumlarını kapsadığı, yaygın eğitimin, örgün eğitim yanında veya dışında düzenlenen eğitim faaliyetlerinin tümünü kapsadığı;

''Koordinasyon'' başlığını taşıyan 42. maddesinde, genel, mesleki ve teknik yaygın eğitim alanında görev alan resmi, özel ve gönüllü kuruluşların çalışmaları arasındaki koordinasyonun Milli Eğitim Bakanlığı'nca sağlanacağı, genel yaygın eğitim programlarının düzenleniş şeklinin yönetmelikle tespit edileceği, mesleki ve teknik yaygın eğitim faaliyetlerini yürüten Bakanlıklar ile özerk eğitim kurumları ve resmi ve özel işletmeler arasında Milli Eğitim Bakanlığınca sağlanacak koordinasyon ve işbirliğinin esaslarının kanunla düzenleneceği;

''Görev'' başlığını taşıyan 53. maddesinde, Milli Eğitim Bakanlığının, kendisine bağlı eğitim kurumlarının eğitim araç ve gereçlerini, gelişen eğitim teknolojisine ve program ve metotlara uygun olarak sağlamak, geliştirmek, yenileştirmek, standartlaştırmak, kullanılma süresini ve telif haklarını ve ders kitabı fiyatlarını tespit etmek, paralı veya parasız olarak ilgililerin yararlanmasına sunmakla görevli olduğu;

''Yürütme, gözetim ve denetim'' başlığını taşıyan 56. maddesinde, eğitim ve öğretim hizmetinin, bu kanun hükümlerine göre Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Milli Eğitim Bakanlığı sorumlu olduğu kuralları yer almıştır.

652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinde; okul öncesi, ilk ve orta öğretim çağındaki öğrencileri bedenî, zihnî, ahlakî, manevî, sosyal ve kültürel nitelikler yönünden geliştiren ve insan haklarına dayalı toplum yapısının ve küresel düzeyde rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatarak geleceğe hazırlayan eğitim ve öğretim programlarını tasarlamak, uygulamak, güncellemek;

öğretmen ve öğrencilerin eğitim ve öğretim hizmetlerini bu çerçevede yürütmek ve denetlemek, eğitim ve öğretimin her kademesi için ulusal politika ve stratejileri belirlemek, uygulamak, uygulanmasını izlemek ve denetlemek, ortaya çıkan yeni hizmet modellerine göre güncelleyerek geliştirmek;

eğitim sistemini yeniliklere açık, dinamik, ekonomik ve toplumsal gelişimin gerekleriyle uyumlu biçimde güncel teknik ve modeller ışığında tasarlamak ve geliştirmek, eğitime erişimi kolaylaştıran, her vatandaşın eğitim fırsat ve imkânlarından eşit derecede yararlanabilmesini teminat altına alan politika ve stratejiler geliştirmek, uygulamak, uygulanmasını izlemek ve koordine etmek Milli Eğitim Bakanlığı'nın görevleri arasında sayılmış;

''Ortak Görevler'' başlığını taşıyan 27. maddesinde, Milli Eğitim Bakanlığı'nın hizmet birimleri olan Genel Müdürlüklerin, sorumluluk alanlarıyla ilgili konularda, eğitim ve öğretim sürecine diğer kurum, kuruluş ve bireylerin katılımını sağlama görevinin bulunduğu kurallarına yer verilmiştir.

Öğretide türevsel bir yetki olarak kabul edilen idarelerin kanun hükümlerini uygulama ve bu kapsamda idari düzenleme yapma yetkisinin, kanunlarla getirilen hükümleri aşacak, bu kuralları değiştirecek şekilde kullanılamayacağı İdare Hukukunun en temel prensiplerindendir. Bu husus hukuk devleti ilkesinin görünümlerinden olan kanuna saygılı idare (kanuni idare) olgusunun gerçekleşmesinin de bir gereğidir.

Yukarıda alıntısı yapılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; ülkemizde milli eğitimin bir bütün olarak, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nda belirtilen amaçlar doğrultusunda salt akademik anlamda eğitim verilmesini aşan bir biçimde kişinin, birey olarak gelişimini de dikkate alan ve bu anlamda kişiye temel bilgi, beceri, davranış ve alışkanlık kazandırmayı da amaç edinen bir yapıya haiz olduğu açıktır.

Bu bakımdan; bir kamu hizmeti olan eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden, eğitim ve öğretim programlarının hazırlanması, uygulanması ve güncellenmesinden asıl olarak Milli Eğitim Bakanlığı sorumludur. Belirli bir program çerçevesinde, örgün eğitim kapsamında bilimsel, sosyal ve kültürel etkinliklerin, idarenin hizmet alanında yine idare tarafından yürütülmesi, Anayasa ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun gereğidir. Diğer bir anlatımla; Milli Eğitim Bakanlığının örgün eğitimdeki öğrencilerin eğitim ve öğretimine yönelik politikaları belirleyerek, gereği gibi uygulaması kanuni idare ilkesinin sonucudur.

Davaya konu "Çeşitli Eğitim, Seminer ve Sosyal Etkinlikler Düzenlenmesine Dair İş Birliği Protokolü'' gerek metninden gerekse davalı idarenin savunmasından anlaşıldığı üzere özetle; yaygın eğitim kurumlarındaki kursiyer ve eğiticiler ile örgün eğitimdeki öğrenci ve öğretmenlere yönelik sosyal, sanatsal, kültürel, sportif, teknolojik etkinlikler ile ilgili seminerler, proje çalışmaları, yarışmalar ile mesleki ve teknik kursların düzenlenmesini içeren bir protokoldür.

Bu protokolün, hangi Kanun veya Yönetmelikleri dayanak aldığı çerçeve olarak ortaya konulmuş olup, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu, 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu, 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Milli Eğitim Bakanlığı Yaygın Eğitim Kurumları Yönetmeliği, Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği, Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği,

Milli Eğitim Bakanlığı Okulöncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği ve Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar ile ... Vakfı Senedi'ne dayanılarak hazırlandığı belirtilmiştir.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, 1739 sayılı Kanunda belirtilen amaçlar doğrultusunda salt akademik anlamda eğitim verilmesini aşan bir biçimde kişinin birey olarak gelişiminin sağlanmasına yönelik eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesine ilişkin yetkinin, hukuk devleti ilkesi uyarınca anayasaya, üst hukuk normlarına uygun olarak kullanılması gerekmektedir.

Anayasamız ve kanunlarımız gereği, ulusumuzu çağdaş uygarlık düzeyine ulaştıracak teknik, ekonomik, kültürel ve sosyal gelişme alanlarında iyi bireyler yetiştirilmesi ve bunun için ülke çapında etkin önlemler alınması Devletin devredemeyeceği görevleri arasındadır. Bununla birlikte.

1739 sayılı Kanun ve 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca örgün eğitimdeki öğrencilerin eğitim ve öğretimine yönelik politikalar belirlemek ve uygulamak noktasında asıl yetkili ve görevli olan Milli Eğitim Bakanlığı'nın, eğitim öğretim sürecine diğer kurum, kuruluş ve bireylerin katılımını sağlaması mümkündür.

Davaya konu protokolde ise muğlak ve sınırları belirsiz bir ifade tarzı ile örgün eğitim kapsamındaki bilimsel, sosyal, kültürel, sportif, teknolojik pek çok etkinliğin, ... Vakfı yetkilileri eliyle yürütülmesi öngörülmüştür.

Protokol çerçevesinde; Milli Eğitim Bakanlığı, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü, İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerinin, Halk Eğitim Merkezlerinin ve ... Vakfı'nın yükümlülükleri bir bütün olarak incelendiğinde, idarenin yükümlülüğünün daha çok Vakfın faaliyetlerine imkan tanınması, taşra teşkilatı ile gerekli olan koordinasyonun sağlanması ve katılımın sağlanmasına yönelik olduğu, Vakfın ise faaliyet ve etkinliklerin yürütülmesinden sorumlu olduğu görülmüştür.

Bu bağlamda; davaya konu protokol ile örgün eğitim kapsamındaki bilimsel, sosyal, kültürel, sportif, teknolojik gelişimi desteklemeye yönelik eğitim, seminer, proje, gezi, kitap okuma, yarışma, kamp, yaz okulu ve benzeri etkinliklerin, Devletin faaliyet alanı içerisinde, bizzat vakıf yetkilileri eliyle yürütülmesi, eğitim ve öğretim sürecine diğer kurum, kuruluş ve bireylerin katılımını aşar niteliktedir. Bu durum, bir kamu hizmeti olan eğitim öğretim hizmetinin, Devletin hizmet alanı içerisinde ancak memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütüleceğini kurala bağlayan Anayasanın amir hükmüne aykırılık teşkil edecektir.

Bu nedenle, protokol hükümlerinin örgün eğitim bağlamında dayanak hukuksal düzenlemelerin amaç ve kapsamını aştığı, eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesine ilişkin yetkinin üst hukuk normlarına uygun olarak kullanılmadığı görülmüştür.

Bu itibarla; örgün ve yaygın eğitimdeki öğrencilere yönelik bilimsel, sosyal ve kültürel etkinliklerin, Devletin hizmet alanı içerisinde, davaya konu protokolde belirtildiği şekilde, doğrudan diğer kurum, kuruluş ve bireyler tarafından yürütülebileceğinin kabul edilmesinin, eğitim kurumlarını, kanuni idare ilkesine ve genel idare esaslarına aykırı olarak diğer kurum, kuruluş ve bireylerin faaliyet alanına dönüştüreceği görüşüyle; davaya konu Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ile … Vakfı arasında imzalanan 16/03/2017 tarihli ''Değerler Eğitimi ve Sosyal ve Kültürel Faaliyetler Yapılmasına Dair İşbirliği Protokolü'''nün iptal edilmesi gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

Danıştay 8. Daire, E. 2021/1675, K. 2023/533, 14 Şubat 2023 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Davalı
  4. Vekili
  5. Davanın Konusu
  6. Davacının İddiaları
  7. Davalının Savunması
  8. Müdahilin Beyanı
  9. Danıştay Tetkik Hâkimi: …
  10. Düşüncesi
  11. Danıştay Savcısı: …
  12. Düşüncesi
  13. Türk Milleti Adına
  14. Usul Yönünden
  15. Hukuki Süreç
  16. Maddi Olay
  17. İnceleme Ve Gerekçe
  18. Hukuki Değerlendirme
  19. Karşı Oy
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2021/1675
Karar No
2023/533
Tarih
14 Şubat 2023

İlgili Kararlar

  • Danıştay 8. Daire E.2021/1676 K.2023/405
  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.2021/1681 K.2023/106
  • Danıştay 9. Daire E.2021/1684 K.2023/394
  • Danıştay 9. Daire E.2021/1686 K.2023/259
  • Danıştay 12. Daire E.2021/1690 K.2023/467
  • Danıştay 9. Daire E.2021/1692 K.2023/372

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.