KÜNYE
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/2560 E., 2024/5606 K.·T.C. Danıştay Sekizinci Daire
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2024
- Esas No
- 2021/2560
- Karar No
- 2024/5606
- Temyiz eden (davacı)
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davalı)
- ... Genel Müdürlüğü
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
744 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Gümüşhane İli, Torul İlçesi sınırları dahilinde ve davacı uhdesinde bulunan S:... sayılı IV. grup işletme ruhsatına ilişkin olarak, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. maddesinde öngörülen izinlerin verilmemesi nedeniyle hakkında aynı Kanun'un 24. maddesinin 11. fıkrası uyarınca 77.632,00-TL idari para cezası verilmesine yönelik Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün ...... tarihli ve E... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...
İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K... sayılı kararında; davacıya verilen 12.05.2016 tarihli maden işletme ruhsatıyla ilgili davacının işletme ruhsatı tarihinden itibaren Maden Kanunu'nun 7. maddesinde belirlenen izinleri alma yükümlülüğü olmasına rağmen izinler için kendisine tanınan üç yıllık sürenin bitimine yakın başvurularda bulunduğu ve Maden Kanunu'nun 7.maddesi kapsamında alınması gereken izinlerin 3 yıl içerisinde alınmadığının dosyada bulunan bilgi belge ve davacının kendi beyanı ile sabit olduğu,
Maden Kanunu 24. maddesiyle getirilen düzenlemelerin ihdas edilme amacının işletme ruhsatı verilen sahaların en kısa sürede faaliyete alınarak maden sahalarının atıl kalmasının önüne geçilmesi olduğu da dikkate alındığında, davacı hakkında mevzuat hükümlerine uygun olarak tesis edilen idari para cezası işleminde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, öte yandan davacı tarafından, 2014 yılında ruhsatın devrini talep etmesine rağmen talebinin idarece reddedildiği, ekonomik sıkıntılar nedeniyle izin işlemlerine başlayamadığı,
ruhsat alanının 25 hektarın üzerinde olması dolayısıyla Çevresel Etki Değerlendirme sürecinin durdurulması sebebiyle GSM. ve Tarım Dışı Amaçlı Kullanım izinlerini de alamadığı ve geçici tatil talebinin reddedilmesi sebebiyle işlemin iptali gerektiği ileri sürülmüş ise de.
3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. ve 24. maddeleri uyarınca çevresel etki değerlendirmesinin maden işletme ruhsatının düzenlenmesinden sonra yapılacağı ve "ÇED Gerekli Değildir" veya "ÇED Olumlu" kararı alamayan maden sahaları için işletme izni düzenlenmeyeceği ve işletme izni düzenlenmeyen sahalarda da maden üretim faaliyetine başlanamayacağı dikkate alındığında,
maden işletmesinin çevresel etki değerlendirmesi sürecini göz önüne alarak çevresel etki değerlendirme işlemlerine başlaması gerekirken maden işletme ruhsatını 2016 yılında alan davacının bu tarihten çok sonra 2018 yılının Aralık ayında izin işlemleri için öngörülen sürenin bitimine yakın işlemlere başlaması ve yine Yasanın geçici tatilin mücbir sebep veya beklenmeyen hâller dolayısıyla işletme izni alınmış işletme ruhsat sahalarında verileceği hükmü karşında davacının geçici tatil talebinin işletme izninin olmadığı gerekçesiyle reddedildiği,
ekonomik sıkıntılar nedeniyle izin işlemlerine başlayamamasının kabul edilebilir mazeret olduğu yönünde düzenleme olmadığı, 06.06.2014 tarihinde yaptığı ruhsatın iptal edilmesi yönündeki başvurusunun reddi işlemine karşı iptali istemiyle dava açmadığından bu süreçte maden sahasının davacı şirketin uhdesinde olduğu ve ruhsat hukukunun geçerliliğini sürdürdüğü anlaşıldığından davacının söz konusu iddiaları, dava konusu idari para cezası işlemini sakatlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından, dava konusu idari para cezasına dayanak kuralda yer alan izinlerin verilip verilmeyeceğinin, verilecek ise hangi sürede nasıl verileceğinin belirsiz olduğu; kabahat olarak ihdas edilen fiilin akıbetinin belirsiz bir sürece ve idari bir karara bağlandığı, söz konusu izinlerin idare tarafından geç verilmesinde davacının kusuru, dahli ve iştiraki bulunmadığı, iradesi dışında gerçekleşen “süresi içinde izin alamama nedeniyle sorumlu tutulup cezalandırılmalarının hukuk devleti ilkesi ile suç ve cezaların şahsiliği ilkesine aykırı olduğu, davacıdan kaynaklanmayan nedenlerden ötürü idari para cezası uygulanmasının ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 8. Daire, E. 2021/2560, K. 2024/5606, 25 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama