KÜNYE
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/1528 E., 2023/1477 K.·T.C. Danıştay Sekizinci Daire
- Karar tarihi
- 28 Mart 2023
- Esas No
- 2022/1528
- Karar No
- 2023/1477
- Temyiz eden (davacı)
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davalı)
- ... Valiliği
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:... , K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
835 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Davacı tarafından, işletmekte olduğu Özel ... (... ) Kız Öğrenci Yurdu'nun izinsiz olarak faaliyette bulunduğundan bahisle kapatılması ile öğrencilerin tahliyesine ayrıca idari para cezası verilmesine ilişkin ... gün ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacıya ait bulunan Özel ... (...) Kız Öğrenci Yurdunda usule uygun alınmış bir ruhsat bulunmaksızın öğrenci barınma hizmeti verildiğine ve öğrenci yurdu olarak faaliyet gösterdiğine, aynı zamanda bu amaçlara özgülendiğine dair somut tespitler bulunduğu, öte yandan dava dilekçesinde davacının anılan yurt hakkında idarenin şartları nedeniyle ruhsat alamadığını kabul ettiği görüldüğünden tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından, kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Davacı tarafından, temyiz dilekçesinde; istinaf başvurusuna ilişkin dilekçesinin incelenmediği, gerekçesiz karar verildiği, hakkında tesis edilen idari para cezasına ilişkin işlemde Anayasa'nın 40. maddesi uyarınca kanun yolu gösterilmediği, bu durumun işlemi sakatladığı ileri sürülmektedir.
Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "...ile adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır.
Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (A.Y.M., B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).
Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır. (A.Y.M., B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 76).
Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. (A.Y.M., B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
Kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterlidir A.Y.M. B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).
Yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararlarında Mahkemece adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkı bağlamında uyulması gereken kriterlerin belirlendiği görülmekte olup; buna göre Mahkemelerce her iddiaya ayrıntılı bir cevap verilmesi beklenemeyeceği gibi ilk derece aşamasında kararda karşılanmayan iddiaların kanun yolu aşamalarında karşılanması halinde hak ihlalinden söz edilemeyecektir.
Yine, istinaf kanun yolu başvurusu veya temyiz başvurusu neticesinde başvuruyu inceleyen İstinaf ve Danıştay Daireleri, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması halinde aynı gerekçeyi kullanarak veya atıfla kararına yansıtması yeterlidir.
Her ne kadar; davacı tarafından, Anayasa'nın 40. maddesi uyarınca bütün işlemlerde kanun yolu ve başvuru sürelerinin gösterilmesinin anayasal bir zorunluluk olduğu, bu şartın eksikliğinin işlemi sakatladığı ileri sürülmekte ise de. Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2.
K:2022/1 sayılı kararıyla; idarî işlemlerde dava açma süresinin belirtilmediği hallerde özel ve genel dava açma süresinin işletilmesi veya işletilmemesi konusunda Danıştay dava daireleri ile kurullarının kararları arasında var olan içtihat aykırılığının, içtihatların birleştirilmesi yoluyla bağlayıcı bir çözüme kavuşturulması ve içtihadın, “özel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda, vergi mahkemelerinde 30, Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği;
aynı şekilde genel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde dava açma süresi gösterilmemiş olsa da, 30 ve 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği” yönünde birleştirilmesine karar verilmiş olup; görülmekte olan uyuşmazlıkta süre sorunu bulunmadığından davacının bu iddiasına itibar edilmemiştir.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 8. Daire, E. 2022/1528, K. 2023/1477, 28 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama