İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /8. Daire

DANIŞTAY · 8. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 8. Daire E.2022/1605 K.2025/2041

2- ...'a 3-...'a velayeten, kendi adlarına asaleten 4- ... 5- ... VEKİLİ : Av. ...

Esas2022/1605Karar2025/2041Tarih11 Mart 2025Okuma10 dk · 2.001 kelime

KÜNYE

Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/1605 E., 2025/2041 K.·T.C. Danıştay Sekizinci Daire

Karar tarihi
11 Mart 2025
Esas No
2022/1605
Karar No
2025/2041
Temyiz isteminde bulunanlar
I- (DAVACILAR) 1- ...'a
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.001 kelime·10 dk okuma·10 bölüm

2- ...'a 3-...'a velayeten, kendi adlarına asaleten 4- ... 5- ... VEKİLİ : Av. ...

II- (DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı

VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU

... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ...... tarih ve E..., K:... sayılı kararının, taraflarca karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava konusu istem: Davacıların çocuğu ve kardeşi ...'ın 30/01/2018 tarihinde Konya ili, Selçuklu ilçesi, ... mahallesi, ... sokakta yürüdüğü esnada kaldırım üzerinde bulunan reklam tabelasının üzerine düşmesi sonucu ölümü olayında, davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek anne için 1.000,00 TL (Miktar artırım dilekçesi sonrasında 92.418,15 TL), baba için 1.000,00 TL (Miktar artırım dilekçesi sonrasında 115.531,48 TL) destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 207.849,63 TL maddi ve anne ve baba için ayrı ayrı 100.000,00 TL, kardeşlerden her biri için ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 350.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda.

Mahkemenin 04/02/2020 tarihli ara kararı ile iş sağlığı ve güvenliği uzmanı bilirkişi aracılığıyla, dava konusu olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı, hizmet kusuru varsa kusur oranının belirlenmesinin istenilmesi üzerine, dosyanın teslim edildiği bilirkişi tarafından hazırlanarak Mahkemeye sunulan 02/04/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...UKOME kararlarını uygulayan ilgili Belediyenin Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve bu Kanun çerçevesinde çıkarılan ilgili Yönetmelik olan Belediye Zabıta Yönetmeliği'nden kaynaklanan denetim sorumluluğunu yerine getirmediği ve uygulamış olduğu kararların sonuçlarını izlemediği,

kendi sorumluluk alanında bulunan kaldırımda yayaların can güvenliğini tehlikeye atacak şekilde duran reklam tabelasının kaldırılması için herhangi bir işlem yapmadığı ve kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğu, kusur oranın ise % 30 oranında olduğu, Büyükşehir Belediyesi Zabıta ekiplerinin kendisine teslim ettiği reklam tabelasını yayalara ait kaldırıma koyarak veya koydurtarak yaya geçişini engelleyen ve başkalarının can güvenliğini tehliyeke atan ...

Otomotiv isimli işyerinin sahibi T.S.B.'nin olayın meydana gelmesinde ağır kusurunun bulunduğu, kusur oranının ise % 70 olduğu, olayın meydana gelmesinde müteveffa çocuk ve anne ve babasının herhangi bir kastı ve kusurunun bulunmadığı..." kanaatine yer verildiği, bilirkişi raporunun ilgili mevzuat hükümleri ve dosyada mevcut diğer bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilmesi neticesinde; ... isimli işyerine ait olan 401x198x153 cm boyutlarında ve yaklaşık 500 kg ağırlığında bulunan reklam tabelasının UKOME tarafından alınan karar çerçevesinde Şehir Estetiği Yönetmeliği'ne aykırı olduğundan bahisle kaldırılmasına karar verildiği,

söz konusu karar uyarınca davalı idare zabıta ekiplerinin gözetiminde 17/05/2017 tarihinde bulunduğu yerden sökülerek işyeri sahibine teslim edildiği, ancak reklam tabelasının söz konusu tarihten dava konusu olayın meydana geldiği 30/01/2018 tarihine kadar bırakıldığı kaldırım üzerinden kaldırılmadığı,

davalı idare tarafından, olaya sebep olan reklam tabelasının UKOME kararı uyarınca yerinden sökülmek suretiyle işyeri sahibine teslim edildiği ve bu noktadan sonra sorumluluğun işyeri sahibine ait olduğu ileri sürülmekte ise de belediye sınırları içerisinde yaşayan belde halkının can güvenliğini sağlayacak biçimde tedbirler alınmasının, bu amaçla kendisine mevzuatla verilen görevleri yapmakla yükümlü olan, ayrıca belediye karar organları tarafından alınmış olan kararları uygulamanın yanında sonuçlarını takip etmekle de görevli olan belediye zabıtasının üstlendikleri kamu hizmetinin doğal bir sonucu olduğu dikkate alındığında,

davalı idarenin görev alanı içerisinde bulunan kaldırımda yer alan reklam tabelasının yerinden söküldükten sonra kaldırım üzerinden kaldırılmasının sağlanmasına yönelik zamanında gerekli tedbirlerin alınmadığı anlaşıldığından, meydana gelen ölüm olayında davalı idarenin üstlendiği kamu hizmetini kusurlu işlettiği sonuç ve kanaatine varıldığı,

davalı idare tarafından öne sürülen, tabelanın bulunduğu yerden kaldırılması sorumluluğunun tabelanın yerinden sökülerek teslim edilen işyeri sahibine ait olduğu iddiasının, Anayasa'nın 125. maddesinde yer alan idarenin kendi eylem ve işlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükmü dikkate alındığında, davalı idareyi davacılara karşı sorumlu olmaktan kurtarmayacağı, yalnızca davalı idare tarafından işyeri sahibine açılabilecek rücuen tazminat davasına dayanak olabileceği, buna göre, davalı idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelen zararın davalı idare tarafından tazmini gerektiği,

davacıların vefat eden çocukları ...'ın desteğinden yoksun kalmaları nedeniyle oluştuğu ileri sürülen maddi zarara ilişkin kısmı yönünden; dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile aktüeryal bilirkişi raporunun birlikte incelenmesinden, davacı baba ...'ın dava konusu olay nedeniyle 115.531,48 TL, anne ...'ın ise dava konusu olay nedeniyle 92.418,15 TL destekten yoksun kalma tazminatının oluştuğu, söz konusu toplam 207.849,63 TL maddi zararın davalı idare tarafından tazmini gerektiği, Davacıların manevi tazminat talebi hakkında;

olayın oluş şekli ve zararın niteliği ile dava konusu ölüm olayı nedeniyle davacıların duyduğu elem ve ızdırap ve de davalı idarenin olayın oluşumunda kusurlu bulunması dikkate alındığında, davacıların manevi tazminat istemlerinin tamamen kabul edilerek, baba ... için 100.000,00 TL, anne ... için 100.000,00 TL ve kardeşler ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL ve ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı idare tarafından davacılara ödenmesinin hukukun ve hakkaniyetin bir gereği olduğu,

yerleşik Danıştay içtihatları uyarınca, davacıların uğradığı zarara olay tarihinden itibaren değil, idarenin temerrüde düştüğü, idareye önbaşvuru yapılan tarih olan 28/11/2018 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğinden söz konusu tazminata olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebinin hukuki değerlendirmeye alınmadığı gerekçesiyle davacı baba ...'ın 115.531,48 TL ve anne ...'ın 92.418,15 TL maddi tazminat isteminin kabulüne, yine babanın 100.000,00 TL, annenin 100.000,00 TL ve kardeşler ...'ın 50.000,00 TL, ...'ın 50.000,00 TL ve ...'ın 50.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...

İdari Dava Dairesince; ilk derece Mahkemesince 04/02/2020 tarihli ara kararı ile kusur durumunun ve kusur oranının tespiti maksadıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği bu kapsamda görevlendirilen bilirkişiye "davalı idarenin (...) hizmet kusurunun bulunması halinde kusur oranının ne olduğu" sorusunun yöneltildiği, bilirkişiye sorulan bu soru sonrasında düzenlenen 02/04/2020 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişinin "davalı idarenin kusur oranın %30 oranında olduğu, ... isimli işyerinin sahibi T.S.B.'nin ise kusur oranının ise %70 olduğu" yönünde görüş verdiği,

hukuki sorumluluğa ilişkin davalarda davacının, davalının üçüncü kişinin kusur oranının yüzde kaç olduğu hususunun, özel ve teknik bilgi gerektiren bir husus değil mahkemenin tazminat hukuku ve sorumluluk hukuku kuralları bağlamında değerlendirmesi gereken bir konu olduğu, Mahkemenin bilirkişiden, özel bilgi veya teknik bilgi gerektiren konularda görüş aldıktan sonra, bu görüşteki açıklamaları, dava dosyasındaki diğer deliller ve mevzuat hükümleri ile birlikte mukayeseli olarak inceledikten sonra,

kusur oranının yüzde kaç oranında olduğuna kendisinin karar vermesi gerektiği, aksine bir yorumun, yargı yetkisinin mahkemece bilirkişiye devri anlamına geldiği bu durumun, mevzuata aykırı şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılması sonucunu doğuracağı, bu nedenle ilk derece mahkemesinin kusur oranının yüzde kaç (ne kadar) olduğuna dair sorusundan bağımsız olarak ayrıca bilirkişi tarafından kusur oranına ilişkin verilen görüşten bağımsız olarak dosyada yer alan teknik görüş, diğer deliller ve mevzuat hükümleri ile birlikte mukayeseli olarak değerlendirilerek,

davadaki kusur oranı belirlemesinin Dairece yapılması gerektiği olayın meydana gelişinde davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğunun açık olduğu, ancak Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı personeline teslim edilen reklam tabelasını, Büyükşehir Belediyesi personelinin yayalara ait kaldırıma koymak veya koyulmasına (zımnen) müsaade etmek suretiyle, ... isimli işyeri sahibi T.S.B.'nin yaya geçişini engelleyen ve başkalarının can güvenliğini tehliyeke atan şekilde olayda kusurunun bulunduğu dosyadaki diğer deliller, bilirkişi raporu, sorumluluk hukukuna ilişkin hükümler,

Türk Borçlar Kanunu'nun 55/2. maddesindeki "Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır" hükmü ile Türk Borçlar Kanunu'nun tazminatın belirlenmesine ilişkin 51. maddesi hükümleri birlikte ele alındığında, olayda davalı idarenin %30, dava dışı şirketin ise %70 oranında kusurlu olduğu sonucuna varıldığı davacıların vefat eden çocukları ...'ın desteğinden yoksun kalmaları nedeniyle oluştuğu ileri sürülen maddi zarara ilişkin kısmı yönünden;

davalı idarenin olayın oluşumundaki kusur oranı dikkate alındığında, davacı baba ...'ın dava konusu olay nedeniyle 34.659,44 TL, anne ...'ın ise dava konusu olay nedeniyle 27.725,45 TL destekten yoksun kalma tazminatı zararının oluştuğu, söz konusu toplam 62.384,89 TL maddi zararının davalı idareye başvuru tarihi olan 28/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini gerektiği, bu tutarı aşan 145.564,74 TL'lik kısmının ise reddi gerektiği, Davacıların vefat eden çocukları/kardeşleri ...'ın ölümü nedeniyle oluştuğu ileri sürülen manevi zarara ilişkin kısmı yönünden ise;

olayın oluş şekli ve zararın niteliği ile dava konusu ölüm olayı nedeniyle davacıların duyduğu elem ve ızdırap ve de davalı idarenin olayın oluşumundaki kusur oranı dikkate alındığında, davacılardan, baba ... için 30.000,00 TL, anne ... için 30.000,00 TL ve kardeşler ... için 15.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL ve ... için 15.000,00 TL olmak üzere toplam 105.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 28/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini gerektiği, bu tutarı aşan 245.000,00 TL'lik kısmının ise reddi gerektiği gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun reddine,

davalı idarenin istinaf başvurusunun maddi tazminat istemi açısından 62.384,89 TL'ye, manevi tazminat istemi açısından 105.000,00 TL'ye isabet eden kısım açısından kısmen reddine, kısmen kabulüne... İdare Mahkemesi kararının kısmen kaldırılmasına maddi tazminat talebinin 145.564,74 TL'lik kısmı ile manevi tazminat talebinin 245.000,00 TL'lik kısımları bakımından davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI

Davacılar tarafından, tazminatların haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı idareden tahsiline karar verilmesi gerektiği, istinaf mahkemesinin bilirkişi raporundaki kusur oranlarına göre tazminata karar verdiği, davalı idarenin asli ve yüksek oranda kusurlu olduğu gerekçesiyle taraflarınca bilirkişi raporuna itiraz edildiği, itirazlarının değerlendirilmediği, dava konusu olayın haksız fiilden kaynaklandığı, bu itibarla olayda kusurlu olduğu kesinleşen idarenin tazminat tutarının tamamından sorumlu olacağı, manevi tazminat miktarının azaltılmasının hakkaniyete aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

Davalı idare tarafından, karara dayanak bilirkişi raporunda 6331 sayılı İş Kanunu uyarınca idarelerinin sorumluluğuna gidildiği, olayda işveren sorumluluğunun bulunmadığı, rapora itiraz edilmesine rağmen itirazlarının değerlendirilmediği, dava konusu kazanın meydana geldiği kaldırım ve sokağın davalı idarenin yetki ve sorumluluk alanlarında bulunmadığı, kazaya neden olan iş yeri tabelasının sökülüp dava dışı iş yeri sahibine teslim edildiği, dava konusu olayla ilgili sorumluluğun bulunmadığı, eylem ile kaza arasında illiyet bağı kalmadığı, miktarı artırılan bedele ilişkin faiz başlangıç tarihinin miktar artırım talebinin tebliğ edildiği tarih olması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI

Davacılar tarafından, davalı tarafın temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ

Davalı idarenin temyiz isteminin reddi, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının davacılar lehine bozulması; dava konusu olay yönünden, 17/05/2017 tarihinde davalı idare tarafından sökülüp dava dışı iş yeri sahibine teslim edilen tabelanın olay tarihi olan 30/01/2018 tarihinde kadar dava konusu kaldırımda bulunmasına müsaade edildiği, bu halde davalı idarenin sorumluluğunun dava dışı iş yeri sahibinden fazla olması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle, 1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından varsa artan tutarın Mahkeme tarafından ilgili tarafa iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 11/03/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

(X)- Bir maddi zararın giderilmesine yönelik açılan tam yargı davalarında, tazminat kişinin mal varlığındaki zararın oluştuğu an itibariyle karşılanması gerektiğinden, istenilecek olan tazminatın gecikerek ödenmesi nedeniyle para değerinde enflasyondan dolayı meydana gelebilecek azalmayı karşılamaya yönelik olarak faize hükmedilmelidir.

Maddi zararlar, mal varlığında meydana gelen ve para ile değerlendirilebilen bir azalmayı ifade ettiklerinden, bu azalan miktarın idare tarafından telafi edilmediği süre içinde ayrıca enflasyon nedeni ile de kayba uğrayacağı açıktır.

Manevi zararlar ise, mal varlığında meydana gelen somut bir azalma olmayıp, kişinin manevi varlığında ortaya çıkan elem, üzüntü, keder gibi olumsuzluklar olduğundan, manevi tazminat değerinin yargılama sonucu para olarak belirlenmesi zarara uğrayanı tatmin ve de bu zararın meydana getireni cezalandırma aracı olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır.

Bu itibarla, ilk defa yargı kararıyla parasal miktar olarak değerlendirilebilen bir manevi tazminatın önceden davalı idarece belirlenmesi ve ödenmesinin mümkün olmaması nedeniyle, ödemede gecikmeden bahsedilemeyeceği gibi, manevi tazminat, esasen bütün hususlar dikkate alınarak "takdiren" belirlendiğinden manevi tazminata faiz uygulanmaması gerektiğinden temyiz talebinin kısmen kabul edilerek İstinaf Mahkemesi kararının bu kısım yönünden bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

KARŞI OY

(XX)...İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kabul kararı yönünde, temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

Danıştay 8. Daire, E. 2022/1605, K. 2025/2041, 11 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. II- (DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
  4. İstemin Konusu
  5. Yargılama Süreci
  6. Temyiz Edenlerin İddiaları
  7. Tarafların Savunmaları
  8. Danıştay Tetkik Hâkimi ...'un Düşüncesi
  9. Türk Milleti Adına
  10. Hukuki Değerlendirme
  11. Karşı Oy
  12. Karşı Oy
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2022/1605
Karar No
2025/2041
Tarih
11 Mart 2025

İlgili Kararlar

  • Danıştay 6. Daire E.2022/1623 K.2025/1433
  • Danıştay 8. Daire E.2022/1644 K.2025/1953
  • Danıştay 8. Daire E.2022/1706 K.2025/1597
  • Danıştay 3. Daire E.2022/1716 K.2025/980
  • Danıştay 6. Daire E.2022/1725 K.2025/1473
  • Danıştay 8. Daire E.2022/1784 K.2025/1975

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.