KÜNYE
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/4418 E., 2022/5331 K.·T.C. Danıştay Sekizinci Daire
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2022
- Esas No
- 2022/4418
- Karar No
- 2022/5331
- Davacı
- … Başkanlığı
- Vekili
- Av….
- Davalı
- … Bakanlığı
- Davanın özeti
- Gençlik ve Spor Bakanlığı Yurt Hizmetleri Yönetmeliği’nin 23. maddesinin 2. fıkrasının (m) bendinin iptali istenilmektedir.
- Danıştay tetkik hakimi
- …
- Düşüncesi
- Davaya konu edilen Yönetmelik hükmü ile davalı arasında meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilişkisi bulunmadığından, davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir.
Karar Metni
595 kelime·3 dk okuma·3 bölüm
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dava dilekçesi ve ekleri 2577 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü.
İNCELEME VE GEREKÇE
İLGİLİ MEVZUAT
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a fıkrasında, idarî davaların idarî işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra, ilk inceleme konularının belirlendiği 14. maddesinin 3/c bendinde dava dilekçesinin ehliyet yönünden de inceleneceği, 15. maddesinin 1/b bendinde ise, bu hususta kanuna aykırılık görülmesi hâlinde davanın reddedileceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan ve iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali", içtihatlarda, dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmakta olup, menfaatin kişisel olması idari işlemin mutlaka davacı hakkında tesis edilmiş olması sonucunu doğurmamaktadır. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları, davacının gerçek kişi, tüzel kişi, belde sakini olması gibi hususlar dikkate alınmak suretiyle ve her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliği de göz önünde tutularak belirlenmektedir.
Dava; Gençlik ve Spor Bakanlığı Yurt Hizmetleri Yönetmeliği’nin "Kınama cezası" başlıklı 23. maddesinin 2. fıkrasının (m) bendinde yer alan "yurt bina ve eklentileri ile açık alanlarında hayvan beslemek" fiilinin kınama cezası ile cezalandırılacağına ilişkin hükmün iptali istemiyle açılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlıkta, davacı İstanbul 1 nolu Baro Başkanlığı kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşudur.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının genel nitelikteki düzenleyici işlemlere karşı, kural olarak, kuruluş yasalarında gösterilen amaçları doğrultusunda dava açma ehliyeti bulunmaktadır. Nitekim, konuyla ilgili yasal düzenlemelerde de, bu kuruluşların amaçları dışında faaliyette bulunamayacakları açık bir biçimde yer almıştır.
Diğer taraftan, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 4667 sayılı Kanun ile değişik 76. maddesinde, Barolar, avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak tanımlanmış; yine aynı Kanun'un Baro Yönetim Kurulunun görevlerinin sayıldığı 95. maddesinin 21. bendinde de, yönetim kurulunun, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmakla görevli olduğu belirtilmiştir.
Dava konusu Yönetmelik maddesinde Bakanlık tarafından işletilen öğrenci yurtlarında barınan öğrencilerin "yurt bina ve eklentileri ile açık alanlarında hayvan beslemek" eyleminde bulunmaları halinde kınama cezası ile cezalandırılacakları kural altına alınmış olup, söz konusu hükmün avukatlık mesleği ile ilgili herhangi bir düzenleme getirmediği, 1136 sayılı Kanun'un 76. ve 95. maddelerinde barolara verilen "hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak" görevinin ise barolara avukatlık mesleği ile ilgili meşru, güncel ve kişisel olmayan konularda tek başına dava açma imkanı vermediği dikkate alındığında, davacı Baronun işbu davada dava açma ehliyeti bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Danıştay 8. Daire, E. 2022/4418, K. 2022/5331, 4 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama