KÜNYE
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/4711 E., 2024/3878 K.·T.C. Danıştay Sekizinci Daire 2- (Davalı Yanında Müdahil) ...
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2024
- Esas No
- 2022/4711
- Karar No
- 2024/3878
- Temyiz edenler
- 1- (DAVALI) ... Birliği
- Vekili
- Av. ...
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davacı)
- ... Bakanlığı
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
709 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Dava konusu istem: Davacı Adalet Bakanlığı tarafından, müdahil ...'ın baro levhasına avukat olarak yazılmasına dair İzmir Barosu Yönetim Kurulu kararının uygun bulunmasına ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu kararının bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesine yönelik Adalet Bakanlığı işlemine uyulmayarak ilk kararda ısrar edilmesine dair Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...
İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; avukatlık mesleğine kabul isteminde bulunan kişinin, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde sayılan suçlardan birini gerektiren bir suçtan kovuşturma altında bulunması halinde, avukatlığa alınması isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesine karar verilebileceğine dair düzenleme karşısında, müdahil hakkında PKK silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin yürütülen ceza kovuşturmasının bulunduğu,
anılan suçun niteliği de göz önüne alındığında, Bakanlık görüşüne uyulmayarak adı geçenin baro levhasına Avukat olarak yazılmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, davalı Türkiye Barolar Birliği ve müdahil tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı Türkiye Barolar Birliği tarafından; dava konusu işlemin 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun ilgili hükümlerine ve emsal yargı kararlarına uygun olarak tesis edildiği, 1136 sayılı Kanun'da belirli suçlardan mahkum olmanın avukatlığa engel olacağının belirtildiği, davalı İdareye kovuşturma halinde tedbir mahiyetinde bekletme kararı verme hususunda takdir yetkisi verildiği, takdir yetkisini kaldıracak şekilde yargı kararı verilemeyeceği, müdahil hakkında verilmiş kesin bir mahkumiyet hükmünün bulunmadığı, suçsuzluk karinesi de dikkate alınarak bir tedbir mahiyetinde olan bekletme kararı verilmesini zorlayan bir değerlendirme yapılmasının mümkün bulunmadığı belirtilerek temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
Müdahil tarafından.
20 yılı aşkın süredir avukatlık yapan müdahilin 1000’i aşkın müvekkili olması sebebiyle anılan müvekkillerin savunma hakkının engellendiği, temyize konu iptal kararına gerekçe olarak gösterilen ceza kovuşturmasının 10 yılı aşkın süredir devam ettiği, anılan sürede mesleğini yapmaktan mahrum bırakılarak masumiyet karinesinin çiğnendiği, beraat kararı alması halinde işbu iptal kararının telafisinin mümkün olmayacağı, mevzuat ile idareye tanınan takdir yetkisinin olumsuz olarak kullanılması hususunda yargı kararları verildiği,
halihazırda baroya kayıtlı avukatlar ile baroya kayıt olmak isteyen avukatlar arasındaki farklılığın eşitlik ilkesine aykırı olduğu, Dünyanın en büyük barosu olan İstanbul Barosu başkan ve üyelerinin benzer suçlamalar ile yargılanmalarına rağmen baro levhasından silinmeyerek mesleklerini yapmaya devam ettikleri, Anayasa Mahkemesi kararlarının (B.S.
Kararı-Başvuru No:2020/8344) da aynı yönde olduğu belirtilerek temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davacı Adalet Bakanlığı tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 8. Daire, E. 2022/4711, K. 2024/3878, 26 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama