İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /8. Daire

DANIŞTAY · 8. DAİRE

İçtihat MetniTÜRK MİLLETİ ADINA

Danıştay 8. Daire E.2023/4343 K.2023/6397

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Dava, davacılar tarafından; 11.02.2013 tarihinde meydana gelen trafik kazasında çocukları Hatice Sığırcı'nın yaralanmasında davalı idarenin taşımalı sistem dahilinde hizmet vermesi nedeniyle…

Esas2023/4343Karar2023/6397Tarih24 Kasım 2023Okuma7 dk · 1.478 kelime

KÜNYE

Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/4343 E., 2023/6397 K.·T.C. Danıştay Sekizinci Daire

Karar tarihi
24 Kasım 2023
Esas No
2023/4343
Karar No
2023/6397
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı)
… Valiliği
Vekili
Av. ...
Karşı Taraf (Davacılar)
…'ya velayeten … ve …
Vekilleri
Av. … - Av. …
İstemin Özeti
... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti
İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi
…
Düşüncesi
İstemin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.478 kelime·7 dk okuma

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Dava, davacılar tarafından; 11.02.2013 tarihinde meydana gelen trafik kazasında çocukları Hatice Sığırcı'nın yaralanmasında davalı idarenin taşımalı sistem dahilinde hizmet vermesi nedeniyle kusurlu olduğundan bahisle olay nedeniyle uğranılan zarardan dolayı 50.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince Dairemizce verilen bozma kararına uyulduğu belirtilerek taşımacının bulundurma yükümlülükleri arasında yer alan özel izin belgesi ve yolcu taşımacılığı sürücü mesleki yeterlilik belgesinin taşımacı tarafından bulundurulmadığı ve ihalenin teknik şartnamesinde istenecek belgeler arasında yer almadığı, ihale teknik şartnamesinde aracın 3,6,12 aylık bakım onarımlarının periyodik olarak yapılmasının gerekliliği belirtilmesine rağmen 3 aylık periyodik bakım ve muayenenin yapılmadığı,

idarenin işin sözleşme ve eklerine uygun olarak yürütülüp yürütülmediği konusunda gereken denetimleri aksatmadan yapması gerektiği halde yeterince özen göstermeyerek gerekleri tedbirleri almadığının açık olduğu bu sebeple hizmet kusuru ve tazmin sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle 50.000,00-TL manevi tazminatın kabulüne karar vermiştir.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1.maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulamasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarında uygulanacağı belirtilmiş olup; 7. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenleme ve işaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmak Karayolları Genel Müdürlüğü'nün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.

Öte yandan 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez.

Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazılarında da bu Kanun hükümleri uygulanır." hükmü, aynı Kanun'un 6099 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle eklenen Geçici 21. maddesinde ise. "Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz." hükmü yer almaktadır.

Dosyanın incelenmesinden, 11.02.2013 tarihinde davacıların kızlarının da içinde bulunduğu 42 J 0081 plakalı araç ile 22 LC 220 plakalı araç arasında Çumra İlçesi, Ürünlü Köyü kavşağında meydana gelen trafik kazası sonucunda davacıların kızı Hatice Sığırcı'nın yaralanmasında davalı idarenin taşımalı sistem dahilinde hizmet vermesi nedeniyle kusurlu olduğu, kaza günü aracı kullanan şoförün yaşı ve fiziksel özellikleri sebebiyle servis şoförü olabilecek nitelikte olmadığı gibi, Okul Servisi Hizmetleri Yönetmeliğinde belirtilen yeterlilik belgesine de sahip olmadığı,

aracın da yapılan işe uygun olmadığından bahisle uğranıldığı iddia olunan 50.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlık, davalı idarenin bakım ve sorumluluğunda olan karayolunda gerekli düzenleme yapılmadığı ve yeterli tedbir alınmadığından bahisle meydana geldiği ileri sürülen olaydan kaynaklanan zararın tazmini isteminden kaynaklanmaktadır.

2918 sayılı Yasanın 110'uncu maddesinin 1. fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçe ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “.

Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır.

Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda yasa koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde yasa koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir.

İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Yasadan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir.

İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.

Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.

Öte yandan, 2918 sayılı Yasada tanımlanan karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26/12/2013 gün ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı. R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)

Uyuşmazlık Mahkemesi de Anayasa Mahkemesinin yukarıda yer verilen 26/12/2013 gün ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararını referans alarak, "...Anayasa’nın 158. maddesinin son fıkrasında “Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.

Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110. maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158. maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.

Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı,

dolayısıyla meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır..." gerekçesiyle benzer uyuşmazlıklarda adli yargının görevli olduğu sonucuna ulaşmıştır. (Uyuşmazlık Mahkemesi Kararı, E:2014/834, K:2015/79).

Yine Uyuşmazlık Mahkemesinin E:2019/290, K:2019/356 sayılı ve E:2020/73, K:2020/141 sayılı kararları ile diğer pek çok kararında da benzer uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu belirtilmiştir.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 26.02.2020 tarih ve E:2019/3395, K:2020/468 sayılı, 01.04.2021 tarih ve E:2020/2657, K:2021/681 sayılı kararları da bu yöndedir.

Davacının çocukları ile aynı araçta yer alan Meryem ŞAHMAN'a ait tazminat dosyasında Uyuşmazlık Mahkemesi 15/05/2023 tarih E:2023/275, K:2023/362 sayılı kararında "... Dava, karayolunda meydana gelen trafik kazası nedeniyle oluştuğu öne sürülen maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılmıştır.

Anayasa Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı, kanun koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158. maddesi uyarınca, başta Uyuşmazlık Mahkemesi olmak üzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.

Bu durumda, 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesinin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Yukarıda belirtilen hususlar gözönünde bulundurularak; ... Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E…., K…. sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir..." ibarelerine yer verilerek uyuşmazlığın adli yargıda görülmesi gerektiğine ilişkin karar vermiştir.

Yukarıda yer verilen kararlar ve mevzuat hükümleri ışığında, uyuşmazlık konusu kazanın karayolunun yapım ve bakımındaki eksiklikten kaynaklandığı ve 19.01.2011 tarihinden sonra açılan işbu davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır.

Bu durumda, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu gözetilerek davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esası incelenerek verilen davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır

SONUÇ / HÜKÜM

Açıklanan nedenlerle; ... İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 24/11/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Danıştay 8. Daire, E. 2023/4343, K. 2023/6397, 24 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2023/4343
Karar No
2023/6397
Tarih
24 Kasım 2023

İlgili Kararlar

  • Danıştay 3. Daire E.2023/4351 K.2023/4718
  • Danıştay 2. Daire E.2023/4366 K.2023/5306
  • Danıştay 6. Daire E.2023/4370 K.2023/8739
  • Danıştay 6. Daire E.2023/4372 K.2023/8740
  • Danıştay 3. Daire E.2023/4372 K.2023/4304
  • Danıştay 12. Daire E.2023/4382 K.2023/5818

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.