KÜNYE
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2021/493 E., 2022/4257 K.·T.C. Danıştay Dokuzuncu Daire
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2022
- Esas No
- 2021/493
- Karar No
- 2022/4257
- Temyiz eden (davacı)
- … Tic. Ltd. Şti.
- Vekilleri
- Av. …-Av. …
- Karşı taraf (davalı)
- … Mal Müdürlüğü
- İstemin konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
592 kelime·3 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: Davacı şirket adına düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak re'sen tarh edilen; 2018 yılı kurumlar vergisi ve 2018/Ocak-Mart dönemine ilişkin geçici vergi ile bu vergiler üzerinden kesilen bir kat ve üç kat vergi ziyaı cezası ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:.
Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı şirketin 26/07/2018 tarihinde tür değiştirerek "…" unvanı ile şahsi ticari işletmeye dönüştürüldüğü ve keyfiyetin 03/08/2018 tarih ve 9635 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiği, şirket adına yapılan inceleme sonucu düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporunda yer alan tespitler uyarınca düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden dava konusu vergi ve cezalar tarh edilerek şirket yetkilisi sıfatıyla …'a tebliğ edildiği,
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Ticaret Sicil Yönetmeliği hükümleri uyarınca, tür değiştirerek tüzel kişiliği sona eren şirketin, bu tarihten sonra haklara sahip olması, borçlu kılınması ve temsilinin hukuken olanaklı olmadığı,
bunun sonucu olarak tüzel kişiliğin sona ermesinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi olmayan şirket adına tarh ve ceza kesme işlemlerinin tesis edilemeyeceği, tesis edilen işlemlerin de herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağı, hukuki sonuç doğurmayan, başka deyişle hukuk düzeninde varlık kazanmayan işlemlerin ise herhangi bir kişinin menfaatini ihlal etmesinin söz konusu olamayacağı, bu halde tür değişikliği nedeniyle şahsi işletmeye dönüşen ve tüzel kişiliği sona eren davacı şirketin hak ehliyeti ve dolayısıyla taraf olma ehliyetinin varlığından bahsedilemeyeceğinden, davanın ehliyetsizlik nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle,
2577 sayılı Kanun'un 15/1-b maddesi uyarınca davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Mahkeme gerekçesinde, olmayan şirket adına tarh ve ceza kesme işlemlerinin tesis edilemeyeceğinin belirtildiği, bu durumda davalı idarenin tarh ve ceza kesme işlemlerinin hukuka uygun olmadığı, yargılama aşamasında hukuka aykırı olan bu işlemlerin terkin edilmediği, hukuka aykırılığın tespiti ve dava konusu vergi ve cezalarının iptal edilmesi için bir karar verilmesi gerekirken ehliyet yönünden davanın reddi ile bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddinin hukuka uygun olmadığı, zira iptal edilmediği sürece işlemlerin sonuç doğurmaya devam edecekleri iddiasıyla kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Yasal dayanaktan yoksun temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 9. Daire, E. 2021/493, K. 2022/4257, 26 Eylül 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama