KÜNYE
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2022/4870 E., 2023/3324 K.·T.C. Danıştay Dokuzuncu Daire
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2023
- Esas No
- 2022/4870
- Karar No
- 2023/3324
- Temyiz eden (davacı)
- …
- Karşı taraf (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Başkanlığı)
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
699 kelime·3 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: Serbest Muhasebeci Mali Müşavir olan davacı adına, ...'e ait vergi borçlarının tahsili amacıyla müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ila … sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...
Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının muhasebecilik faaliyetlerini yürüttüğü ... hakkında sahte belge düzenleme fiili nedeniyle düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporunda özetle; mükellefin 2013 yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi için yasal defter ve belgelerinin istenildiği, isteme yazısının bizzat mükellefe tebliğ edildiği halde defter ve belgelerin ibraz edilmediği, iş yeri adresinde yapılan yoklamalarda adresin kapalı olması ya da mükellefin adreste bulunamaması nedeniyle gerekli tespitlerin yapılamadığı,
ilgili yoklamalarda mükellefin 31/03/2013 tarihinde işe başladığının tespit edilmiş olmasına rağmen 25/07/2013 tarihi itibarıyla işe başlama ile ilgili herhangi bir bildirimde bulunmadığı, yaklaşık dört ay gibi uzun bir süre geçmesine rağmen vergisel ödevlerini yerine getirmediği, 78.540,07-TL vergi borcu bulunduğu, çok az tutarda borç ödediği, aracılık sözleşmesi imzaladığı ve beyannamelerini veren mali müşavirinin davacı olduğu,
davacının kendisine sorulan sorulara verdiği cevaplara göre, mükellefi tanımadığını, beyannamelerin ve bildirimlerin kendi adına serbest muhasebeci mali müşavir ... tarafından verildiğini, defter kayıtlarının da ... tarafından tutulduğunu, ... ile ortaklık münasebeti söz konusu olduğunu, mükellefiyetini sonlandırıp kendisiyle çalışacağını, ancak ortaklığın kurulmadığını, kendi adına beyanname verilmesine müsaade ettiğini, mükellefin iş yerine hiç gitmediğini, iş yerinin faaliyet konusu ve kapasitesi ile ilgili herhangi bir bilgisi olmadığını, mükellef ile ilgili hiçbir araştırma yapmadığını, fatura ve benzeri belgeleri kendisinin almadığını,
emtia, ticari mal veya hizmet alış satışlarını nasıl yaptığı, faturaları kimin düzenlediği, tahsilat ve ödemelerin kim tarafından yapıldığı, stok durumunun nasıl olduğu hususunda herhangi bir bilgisinin olmadığını belirttiği, buna göre meslek mensubu olan davacının, dava konusu ödeme emirleri içeriği amme alacaklarının vergilendirme dönemlerinde kendisiyle tanışmadığı, iş yerini görmediği, hakkında hiçbir araştırma yapmadığı, beyannamelerinin kendisi tarafından verilmediğini, defter kayıtlarının kendisi tarafından yapılmadığını açıkça beyan ettiği mükellefin beyannamelerini düzenleyerek elektronik ortamda verdiği,
mükellef hakkında düzenlenen vergi tekniği raporundaki tespitler ve davacının ifadeleri ile de sabit olduğu, bu haliyle davacının, mükellefle ilgili olarak mesleki özen ve sorumluluğu göstermediği sonucuna varılmış olup, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu gereği ziyaa uğratılan vergi, ceza ve gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutularak adına müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Asıl borçlunun sahte fatura düzenleme eylemi ile ilgili olarak hakkında herhangi bir kaçakçılık suçu raporu, iştirak raporu vb düzenlenmediği ve ceza soruşturması yapılmadığı, ilgili mevzuatta yer verildiği üzere meslek mensuplarının sorumluluğunun kendilerine ibraz edilen belgelerin, beyannamelere ve mali tablolara doğru yansıtılmaması ve bu beyannameleri ve mali tabloları imzalamaları halinde söz konusu olacağı, dava konusu olayda kendisi adına ödeme emri düzenlenmesini gerektiren bir durumun bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 9. Daire, E. 2022/4870, K. 2023/3324, 3 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama