KÜNYE
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2020/2281 E., 2021/1342 K.·T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu
- Daire
- İdare Dava Daireleri Kurulu
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2021
- Esas No
- 2020/2281
- Karar No
- 2021/1342
- Temyiz eden (davacı)
- ...
- Karşı taraf (davalı)
- ... Kurulu
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- Danıştay Beşinci Dairesinin 30/01/2020 tarih ve E:2017/1675, K:2020/390 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
768 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 30/01/2020 tarih ve E:2017/1675, K:2020/390 sayılı kararıyla;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit Tutanağı"nın incelenmesinden, davacı tarafından ... GSM numarasından, ... IMEI numaralı cihazla ve ... GSM numarasından, ...
IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiği; davacının örgütün içinde yer aldığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadesinin değerlendirilmesi sonucunda, FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu; örgütün amacına hizmet eden bir finans kuruluşu olan Bank Asya'nın mali durumuna destek olmak amacıyla örgüt liderinin talimatı sonrasında davacının eşine ait hesaba gerçekleştirilen para yatırma işlemlerinin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu; davacının YARSAV üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu;
davacı tarafından uluslararası bir sivil toplum kuruluşundan organize bir şekilde maddi yardım talebinde bulunulmasının, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu; davacının, 2012-2013 yılları arasında yurt dışına gönderildiğine ilişkin tespitin davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde FETÖ'nün Adalet Bakanlığında ve HSK'da etkin olduğu dönemde yabancı dil eğitimine gönderilmesinin anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu yolundaki bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair somut herhangi bir suç teşkil eden eyleminin bulunmadığı, işlemin Anayasa ve evrensel hukuk ilkelerine aykırı olduğu, sonradan delil çıksa bile karar tarihi itibarıyla HSK'nın işleminde dayanmadığı hususların Dairece karara gerekçe yapılmasının hukuki olmaktan uzak olduğu.
Bylock kullanıcı olduğuna dair teknik bilirkişi raporu olmadığı, Yargıtayın değerlendirme tutanağının varlığını aradığı, hakkındaki ceza yargılaması kesinleşmediğinden bu hususun bekletici mesele yapılması gerektiği; tanık beyanının aleyhe değerlendirme için yeterli olmadığı, ağır ceza mahkemesinde delil olarak değerlendirmeye alınmadığı hâlde Danıştayca aleyhe delil sayılmasının bozma sebebi olduğu; eşinin açtığı ... hesabından sorumlu olamayacağı, bunun suçta ve cezada şahsilik prensibine aykırı olduğu.
YARSAV üyeliğinin aleyhe değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğu. EAJ raporunda kardeşine para gönderilmesinin suç ve cezada şahsilik ilkesinin ihlali olduğu, varsayıma dayalı karar verilemeyeceği; yurtdışına gönderilmesinde sorumluluğun sıralı amirlerinde olduğu, böyle bir görevlendirmeye karşı çıkmasının makul olmadığı.
OHAL ile sınırlı alınabilecek tedbirin yasal geçerliği kalmadığından, dava konusu kararın Anayasa'nın 15, 121., Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 15., BM Siyasi ve Medeni Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nin 4. maddesine aykırı olduğu; sonradan çıkarılan KHK ile suç ve ceza ihdas edilip cezalandırma yapılmasının suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesinin ihlali olduğu; yargılama yapılmadan masumiyet karinesi ihlal edilerek keyfi şekilde meslekten çıkarılmasının ve bunun sonuçlarının mülkiyet hakkını ihlal ettiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2020/2281, K. 2021/1342, 28 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama