İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /İdare Dava Daireleri Kurulu

DANIŞTAY · İDARE DAVA DAİRELERİ KURULU

İçtihat Metni

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2022/2749 K.2024/374

Dava konusu istem: Yargı mensubu olarak görev yapmakta iken, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun…

Esas2022/2749Karar2024/374Tarih26 Şubat 2024Okuma14 dk · 2.705 kelime

KÜNYE

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/2749 E., 2024/374 K.·T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu

Daire
İdare Dava Daireleri Kurulu
Karar tarihi
26 Şubat 2024
Esas No
2022/2749
Karar No
2024/374
Temyiz eden (davacı)
...
Vekili
Av. ...
Karşı taraf (davalı)
... Kurulu
Vekili
Av. ...
İstemin konusu
Danıştay Beşinci Dairesinin 03/11/2021 tarih ve E:2020/753, K:2021/3458 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Yargılama süreci
—
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.705 kelime·14 dk okuma·7 bölüm

Dava konusu istem: Yargı mensubu olarak görev yapmakta iken, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ...

Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine yönelik ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.

Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 03/11/2021 tarih ve E:2020/753, K:2021/3458 sayılı kararıyla;

Anayasa'nın 139. maddesi ile 140. maddesinin 3. fıkrasında ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin 1. ve son fıkralarında yer alan kurallar aktarılarak,

Bakılan uyuşmazlıkta, davacıya isnat olunan eylemlerin, FETÖ/PDY mensubiyeti ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği,

Bilindiği üzere, FETÖ/PDY terör örgütünün, 17-25 Aralık 2013 tarihinde hukuki bir soruşturma görünümü altında Türkiye Cumhuriyeti hükümetini cebren ortadan kaldırmaya ve engellemeye yönelik bir teşebbüste bulunduğu, bu girişim sonrası devletin, bekası için bir dizi tedbirler almak zorunda kaldığı, bu amaçla Emniyet Genel Müdürlüğü içerisinde görev değişiklikleri yapıldığı, emniyet mensuplarının görev yeri değiştirmelerine ilişkin işlemlerin ülke çapında çok sayıda davaya konu edildiği, soruşturmaya konu dava dosyalarının da bu kapsamda yapılan atamalara ilişkin olarak açılan dava dosyaları olduğu,

Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde, Mersin İdare Mahkemelerinin denetimi esnasında davacının eski görev yeri olan Mersin 1. İdare Mahkemesinde 2014 yılı öncesinde emniyet mensuplarının il içi atama işlemlerine karşı "yürütmenin durdurulması" istemli açılan bu davalarda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27. maddesinde öngörülen "hukuka açıkça aykırılık" ve "telafisi imkansız zarar" şartlarının birlikte gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilerek karar verildiği, bu kararlarda yürütmenin durdurulması istemlerinin istisnai olarak kabul edildiği ve genellikle yürütmenin durdurulması istemlerinin reddedildiğinin görüldüğü,

Ancak, dava dosyasına sunulan soruşturma raporu ve eki belgeler incelendiğinde, yukarıda aktarılan 17-25 Aralık 2013 süreci sonrasında, emniyet mensuplarının il içi atama işlemlerine karşı açtıkları 38 davada, davacıların talebi olup olmadığına bakılmaksızın davalı idarenin savunma süresinin kısaltıldığı, savunma geldikten sonra ise bu dosyaların tamamında yürütmenin durdurulması taleplerinin kabulüne karar verildiği, davacının da İdare Mahkemesi üyesi olarak görev yaptığı dönemde oluşturulan heyetlerde "yürütmenin durdurulması isteminin kabulü" yönünde oy kullandığının görüldüğü,

Bununla birlikte, atama işlemlerine karşı açtıkları davada lehlerine karar verilen 38 emniyet mensubunun tümünün 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası FETÖ/PDY ile irtibat, iltisak veya üyeliğinden dolayı KHK ile görevlerine son verilmiş olduğunun tespit edildiği,

Öte yandan, "yürütmenin durdurulması isteminin kabulü" yönündeki kararlara karşı yapılan itiraz taleplerinin Adana Bölge İdare Mahkemesince kabul edilerek "yürütmenin durdurulması isteminin reddi" kararına çevrilmesine rağmen, benzer davalarda davacı tarafından ısrarla "yürütmenin durdurulması isteminin kabulü" yönünde oy kullanıldığı, bazı dosyalarda ise Adana Bölge İdare Mahkemesinin kararından sonra 10 günden kısa sürelerde esastan iptal kararı verildiğinin görüldüğü,

Diğer taraftan, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararı ile davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği; bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin de ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla reddedildiği, davacı tarafından bu kararların iptali istemiyle açılan davaların ise Dairelerinin ... tarih ve E:... , K:... ve E:... , K:... sayılı kararlarıyla reddedildiği,

Netice itibarıyla, yargı kararıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve iritbatı olduğu tespit edilen davacının yukarıda yer verilen bu eylemlerinin yargısal takdire ilişkin olmayıp plânlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçların gerçekleştirilmesine ve örgütsel hiyerarşi içerisinde kendilerine verilen görevi yerine getirmeye yönelik olduğu,

bu itibarla mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikteki tespit edilen eylemi nedeniyle davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ...

Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine yönelik ... tarih ve E... , K:... sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI

Davacı tarafından, yargısal faaliyet kapsamında verdiği kararlar esas alınarak, herhangi bir somut bilgi, tespit veya delil hukuken ortaya konulmadan, hukuk ilkeleri, hak ve nesafet kuralları dışına çıkılmak suretiyle kıyas yapılarak ve ayrıca varsayıma dayanılarak soruşturma açılmasının istendiği; hakkındaki soruşturma, mahkemede genel tutumun dışına çıkılması ve bir organizasyonun parçası olarak hareket edilmek suretiyle karar verdiği soyut önyargı belirlemesine dayanmaktaysa da, bu hususun varlığını ortaya koyabilecek hukuk kuralları çerçevesinde genel kabul görmüş herhangi somut bir tespit veya delil olmadığından,

“objektif olma-tarafsızlık ilkesi” göz ardı edilerek, yargısal içtihatlarla ilke ve kuralları belirlenen disiplin hukukunda hiçbir şekilde yeri bulunmayan tamamen “varsayım ve kıyasa” dayanılmak suretiyle soruşturma açıldığı; temyize konu karar irdelendiğinde, Anayasal yetki bağlamında yargısal takdir hakkı ve yetkisi kullanılarak verilen söz konusu kararlarla ilgili olarak, aktarılan duruma yönelik hukuki hiçbir değerlendirmenin yapılmadığı.

Kanunun usuli hükümlerine riayet edilmeksizin soruşturma açıldığı; hâkim ve savcıların yargılama usullerini uygulamak suretiyle yargılama işlevi (bağımsız mahkemelerin hukuki uyuşmazlıkları ve hukuka aykırılık iddialarını kesin olarak çözme ve karara bağlama işlevi) içinde yapmış oldukları, yargısal bir görevin yerine getirilmesi konusundaki işlemlere (yargısal işlemlere) ve verdikleri kararlarla ilgili olarak, rutin teftiş denetimi dâhil her türlü ihbar, şikayet vs. hususun 2802 sayılı Kanun'un 97/c maddesi kapsamında kaldığı ve işleme konulmaması gerektiği konusunda anılan maddenin amir hükmü olduğu;

kişilerin ulusal hukuka göre temyiz hakları ve devletten tazminat isteme hakları saklı kalmak kaydıyla hâkimlerin, yargısal yetkilerini kullanırken yanlış tasarrufları veya ihmalleri nedeniyle sorumlu tutulmamaları gerektiği; hâkimlerin vicdanlarına, maddi vakıayı yorumlamalarına ve kanunun açık hükümlerine göre, davalar hakkında tarafsız biçimde karar vermek noktasında sınırsız bir özgürlüğe sahip olmaları gerektiği ve gördükleri davaların esası hakkında, yargı teşkilatı dışında hiç kimseye hesap vermek zorunda bırakılmamaları gerektiği;

hakkında ihraç işlemi tesis edilmeden 2,5 yıl önce idari soruşturmaya konu olarak verilen kararlar o tarihe kadar gayet hukuki ve yargısal faaliyet kapsamında iken, hakkında ihraç kararı verilmesi sonrası, bahsi geçen kararların belirtilen niteliğin dışına çıkartılması durumunun hukukla bağdaşır bir yanının bulunmadığı; benzer nitelikte karar verip hakkında işlem yapılmayan kişiler bulunduğu; hakkında ileri sürülen eylemler soyut iddiadan öteye gitmediği gibi, bahsi geçen eylemlerin, hakkında açılan ceza davasında suç delilleri arasında gösterildiği,

bu kapsamda Gaziantep 9. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada yapılan yargılamada anılan iddianın da hukuki değerlendirmeye alındığı ve yapılan değerlendirme neticesinde de, idari soruşturma konu kararların takdir hakkı kapsamında aleyhine delil olarak değerlendirilemeyeceğinin ifade edildiği ve neticede “beraat kararı” verildiği, bu çerçevede disiplin soruşturmasına konu eylemler kapsamında, masumiyet karinesinin ihlal edildiği; hakim olarak tarafınca verilen yargısal mahiyetteki, takdire ilişkin kararlar hedef alınmak suretiyle disiplin soruşturması açılıp karar verildiği ve bu durumun hak ihlaline neden olduğu;

içinde kendisinin de yer aldığı mahkeme heyetince verilen idari soruşturma konusu kararların, tamamen yargı işlevi kapsamında, yargı yetkisi ve takdir hakkı kullanılmak suretiyle, açılan davalardaki dava dilekçeleri kapsamında idarelerin gönderdikleri savunma dilekçeleri ve ekleri ile ara karar cevapları her bir dosya için ayrı ayrı alınarak, dosyaların içerikleri, idarenin sunduğu bilgi ve belgeler, işlemlerin hukuki dayanakları, mevzuat hükümleri ve özellikle o tarihe kadar istikrar kazanmış Anayasa Mahkemesi kararları ve Danıştay içtihatları göz önünde tutularak,

yürütmenin durdurulması istemleri de dikkate alınıp, açıkça hukuka aykırılık ve telafisi güç veya imkânsız zararlar bulunup bulunmadığı hususları gözetilmek suretiyle, yürütmenin durdurulması istemlerinin kabulüne ve esastan da iptaline heyet halinde karar verilmiş olan hukuki nitelikteki kararlar olduğu; meslek hayatında ilk defa olmak üzere, yargısal faaliyet kapsamında, yargı yetkisi ve takdir hakkı kullanılarak verilen dava dosyalarına ilişkin olarak,

daha önce verilen bir takım dava dosyaları ile “kıyas, benzetme ve yoruma dayalı çıkarım yapılmak suretiyle” neden savunma sürelerini kıstığı ve neden yürütmenin durdurulması istemlerinin kabulüne ve nihayetinde iptal kararı verdiği sorularının muhatabı olduğu; hiçbir yerden emir ve talimat almadığı, hiçbir yapı veya organizasyonun parçası olarak hareket etmediği,

bu durumu tanık ifadeleri de dahil olarak ortaya koyabilecek her türlü şüpheden uzak, en küçük, somut, hukuken kabul edilebilir bir veri, delil ve açık tespit bulunmadığı gibi FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunduğu yolundaki yaklaşımın da amaç ve hukuk dışı olduğu.

Danıştay kararları uyarınca, ceza mahkemesinde delil olarak ileri sürülmüş disiplin soruşturmasına konu bir hususun, yapılan yargılama neticesinde şüpheli görülerek delil olma özelliğini kaybetmesi ve bu doğrultuda ilgilinin aleyhine kabul edilmemesi halinin, aynı kural ve ilkeleri benimseyen disiplin hukuku açısından da bağlayıcı olduğu; söz konusu dosyalardaki kişileri tanımadığı, soruşturma kapsamında iddia olunduğu gibi bir organizasyonun parçası olarak hareket ettiğine ilişkin hukuken kabul edilebilir geçerli bir delilin bulunmadığı.

Daire kararının gerekçesiz olduğu. Dairece Adana Bölge İdare Mahkemesinin geçmiş tarihlerde aynı veya benzer nitelikteki davalara yönelik itirazlar üzerine verdikleri kararların incelenmediği, yürütmenin durdurulmasına karar verilen dosyalar Adana Bölge İdare Mahkemesi tarafından redde çevrilmişse de, öncelikli iş kapsamındaki dosya olma niteliğini kaybetmediği;

kararda davacıların talepleri olmadığı halde savunma süresinin kısaltıldığı hususu davanın reddine gerekçe yapılmışsa da, 2577 sayılı Kanun uyarınca yürütmenin durdurulması istemli olarak açılan davalardaki hukuki durumlar göz önüne alınarak mahkeme heyetince kanundan alınan bu yetkinin kullanılabileceği, bunun için ayrıca talepte bulunulması halinin aranmasının gerekmeyeceği ve bunun da davanın reddine gerekçe olarak alınamayacağı; verilen kararların “yargısal takdir ve faaliyet dışında” verildiğine dair hukuken kabul edilebilir mahiyette, somut, açık tespit ve delillerin dosya münderecatında ortaya konulamadığı,

"mahkemelerin bağımsızlığı" ve "hakimlik teminatı"nın da bu kapsamda hiçe sayıldığı; karar verilirken salt idarenin bilgi ve belgelerinin esas alındığı belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI

Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Davacı hakkında, ... İdare Mahkemesinde görev yaptığı döneme ilişkin olarak, FETÖ/PDY terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte eylemlerde bulunduğu;

bu bağlamda, "1-2014 yılı öncesi kamu görevlilerinin il içi atamalarıyla ilgili açtıkları davalarda genel olarak (kimi dosyalarda idarenin savunması dahi alınmadan) yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilirken, 2014 yılı içerisinde emniyet mensuplarının il içi atamalarına karşı açtıkları davalarda idarenin savunma süresini kısarak yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar verdiği,

2-2014 yılı içerisinde emniyet mensuplarının il içi atamalarında verilen yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne ilişkin kararın Adana Bölge İdare Mahkemesince bozularak yurütmenin durdurulması isteminin reddine çevrilmesine rağmen benzer davalarda ısrarla yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar vermeye devam ettiği ve Adana Bölge İdare Mahkemesinin sözkonusu kararlarından sonra da ilgili dosyalarda ivedilikle esastan iptal kararı verdiği" iddialarıyla disiplin soruşturması başlatılmıştır.

Anılan soruşturma sonucunda düzenlenen 10/05/2017 tarihli soruşturma raporuna istinaden Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla, davacının eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmış ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Davacının bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebi, ... tarih ve E:... , K:... sayılı karar ile reddedilmiş; bu karara karşı yapılan itiraz ise Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile reddedilmiştir.

Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT

2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinde, "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.

68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir.

Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.

Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.

Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.

Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." kuralı yer almaktadır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasında, "Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar. b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar." hükümleri bulunmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

FETÖ/PDY terör örgütünün, 17-25 Aralık 2013 tarihinde hukuki bir soruşturma görünümü altında Türkiye Cumhuriyeti hükümetini cebren ortadan kaldırmaya ve engellemeye yönelik bir teşebbüste bulunması sonrası Devlet, bekası için bir dizi tedbirler almak zorunda kalmış, bu çerçevede Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde emniyet mensuplarının görev yeri değişikliklerine ilişkin işlemler tesis edilmiş ve bu mahiyetteki işlemler ülke çapında çok sayıda davaya konu edilmiştir. Soruşturmaya konu dava dosyaları, bu kapsamda yapılan atamalara ilişkindir.

Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde, Mersin İdare Mahkemelerinin denetimi esnasında davacının eski görev yeri olan Mersin 1. İdare Mahkemesinde 2014 yılı öncesinde emniyet mensuplarının il içi atama işlemlerine karşı "yürütmenin durdurulması" istemli olarak açılan bu davalarda, 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen "hukuka açıkça aykırılık" ve "telafisi güç veya imkansız zarar" şartlarının birlikte gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilerek karar verildiği, bu kararlarda yürütmenin durdurulması istemlerinin istisnai olarak kabul edildiği ve genellikle yürütmenin durdurulması istemlerinin reddedildiği;

ancak, soruşturma raporu ve eki belgeler incelendiğinde, 17-25 Aralık 2013 süreci sonrasında, emniyet mensuplarının il içi atama işlemlerine karşı açtıkları 38 davada, davacıların talebi olup olmadığına bakılmaksızın davalı idarenin savunma süresinin kısaltıldığı, savunma yapılmasının akabinde yürütmenin durdurulması taleplerinin kabulüne karar verildiği, davacının da idare mahkemesinde görev yaptığı dönemde oluşturulan heyetlerde "yürütmenin durdurulması isteminin kabulü" yönünde oy kullandığı anlaşılmaktadır.

Bu davaların davacısı olan 38 emniyet mensubunun tümünün görevlerine, 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe girişimi sonrasında, FETÖ/PDY ile irtibat ya da iltisaktan veya bu örgüte üye olmaktan dolayı son verilmiş olduğu tespit edilmiştir.

Öte yandan, "yürütmenin durdurulması isteminin kabulü" yönündeki kararlara karşı yapılan itirazların Adana Bölge İdare Mahkemesince kabul edilerek "yürütmenin durdurulması isteminin reddi" yönünde kararlar verilmesine rağmen, benzer davalarda davacı tarafından "yürütmenin durdurulması isteminin kabulü" yönünde oy kullanıldığı, bazı dosyalarda ise Adana Bölge İdare Mahkemesinin kararından sonra on günden kısa sürelerde esastan iptal kararı verildiği anlaşılmaktadır.

Netice itibarıyla, davacının yukarıda yer verilen bu eylemlerinin yargısal takdire ilişkin olmadığı, plânlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçların gerçekleştirilmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu tespit edilen eylemi nedeniyle davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Bu durumda, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davanın reddine ilişkin Daire kararında da sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiş olup kararın bu gerekçeyle onanması gerekmektedir.

Diğer taraftan, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararı ile davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş; bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi de 29/11/2016 tarih ve 2016/434 sayılı kararla reddedilmiştir. Davacı tarafından bu kararların iptali istemiyle açılan davalar, Danıştay Beşinci Dairesinin 03/11/2021 tarih ve E:2018/2380, K:2021/3460 ile E:2017/6530, K:2021/3459 sayılı kararlarıyla reddedilmiş; söz konusu kararlar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/02/2024 tarih ve sırasıyla E:2022/1547, K:2024/372 ile E:2022/1521, K:2024/373 sayılı kararlarıyla onanarak kesinleşmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 03/11/2021 tarih ve E:2020/753, K:2021/3458 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. 26/02/2024 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2022/2749, K. 2024/374, 26 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Edenin İddiaları
  4. Karşı Tarafın Savunması
  5. Türk Milleti Adına
  6. İnceleme Ve Gerekçe
  7. Maddi Olay
  8. İlgili Mevzuat
  9. Hukuki Değerlendirme
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
İdare Dava Daireleri Kurulu
Esas No
2022/2749
Karar No
2024/374
Tarih
26 Şubat 2024

İlgili Kararlar

  • Danıştay 7. Daire E.2022/2759 K.2024/1174
  • Danıştay 12. Daire E.2022/2772 K.2024/799
  • Danıştay 9. Daire E.2022/2772 K.2024/789
  • Danıştay 2. Daire E.2022/2775 K.2024/1202
  • Danıştay 8. Daire E.2022/2780 K.2024/749
  • Danıştay 13. Daire E.2022/2781 K.2024/948

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.