İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /İdare Dava Daireleri Kurulu

DANIŞTAY · İDARE DAVA DAİRELERİ KURULU

İçtihat Metni

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2023/2683 K.2024/2808

2- ... 3-... 4- ... VEKİLİ : Av. ...

Esas2023/2683Karar2024/2808Tarih13 Kasım 2024Okuma9 dk · 1.836 kelime

KÜNYE

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2023/2683 E., 2024/2808 K.·T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu

Daire
İdare Dava Daireleri Kurulu
Karar tarihi
13 Kasım 2024
Esas No
2023/2683
Karar No
2024/2808
Temyiz edenler
I- (DAVACILAR): 1- ...
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.836 kelime·9 dk okuma·11 bölüm

2- ... 3-... 4- ... VEKİLİ : Av. ...

II- (DAVALILAR) : 1-...Genel Müdürlüğü

VEKİLİ : Av. ... 2- ...Birliği VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU

...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E: ..., K: ...sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava konusu istem: Davacılar yakını ...'ın, 22/06/2012 tarihinde Samsun ili, Bafra ilçesi, ... Köyünde bulunan sulama kanalına düşerek hayatını kaybetmesinde, davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 150.000,00-TL maddi (miktar artırımı neticesinde 185.055,28-TL), 150.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; meydana gelen olayla ilgili olarak kusur tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün %25, Altınkaya Sulama Birliğinin %50, ölenin ise %25 oranında kusurlu olduğu yolunda düzenlenen bilirkişi raporu ile davalı idarelerin kusur oranı gözetilmek suretiyle hazırlanan hesap bilirkişisi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulü ile 71.599,75-TL maddi ve 37.500,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 17/07/2012 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talepler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 12/10/2022 tarih ve E:2017/2714, K:2022/4388 sayılı kararıyla; dava konusu olayda, İdare Mahkemesince hükme esas alınan 12/05/2016 havale tarihli bilirkişi raporunda mahallinde yapılan araştırmada olayın gerçekleştiği tarihte sulama kanalının meskun mahal dışında olduğu ve 300-500 metre mesafede seyrek olarak yapılmış evlerin bulunduğu, köylülerce yoğun olarak yerleşilen alanının bir kaç kilometre uzaklıkta olduğu tespitlerine yer verildiğinin görüldüğü,

Bu durumda, boğulma olayının meydana geldiği tarihte söz konusu sulama kanalının bulunduğu yerin meskun mahal dışında olması karşısında davalı idarelerin yürüttüğü hizmetin teknik özellikleri de dikkate alındığında, davalı idarelerin yerleşim alanları dışında önleyici tedbirleri almaları beklenemeyeceğinden, olayda davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunmadığı sonucuna varıldığından, Mahkemece meydana gelen olayda davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekmekte iken, davanın kısmen kabulü yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılarak...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla.

Mahkemelerinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı "kısmen kabul, kısmen ret" kararının kısmen onanmasına, kısmen bozulmasına ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin 12/10/2022 tarih ve E:2017/2714, K:2022/4388 sayılı kararında, olayın meydana geldiği yerin meskûn mahal sınırları içinde bulunup bulunmadığının irdelendiği ve olayının meydana geldiği tarihte söz konusu sulama kanalının bulunduğu yerin meskûn mahal dışında olmasından hareketle, davalı idarelerin yerleşim alanları dışında önleyici tedbirleri almaları beklenemeyeceğinden hizmet kusurunun bulunmadığı sonucuna varıldığı görülmüş ise de;

davaya konu olayın, vefat eden ...'ın tarımsal faaliyette bulunma ve sulama yapma amacında iken gerçekleştiği, ...'ın cesedinin bulunduğu sulama kanalının kenarının yosun bağladığı, beton yüzeyde sürtünme, el, ayak ve tırnak izlerinin tespit edildiği dikkate alındığında, tarımsal faaliyete konu alanın meskûn mahal sınırları dışında olmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, tarımsal faaliyetin gerçekleştiği bu alanlarda da insan yoğunluğu olacağından, tarımsal faaliyetle uğraşan kişilerin iş yeri niteliğinde olan alanlarda da davalı idarelerin önleyici tedbirleri alma yükümlülüğü bulunduğu,

nitekim dava konusu olay sonrasında davalı idare tarafından olayın meydana geldiği bölgede beton duvar üzerine merdiven yapıldığı ve zincir çekildiği anlaşıldığından, Danıştay Onuncu Dairesinin 12/10/2022 tarih ve E:2017/2714, K:2022/4388 sayılı kararında getirilen yorumun somut olayla bağdaşmadığı kanaatine varıldığı gerekçesi eklenmek suretiyle davanın kısmen reddi, kısmen kabulü yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI :Davacılar tarafından; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı düzenlendiği, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının yeterli olmadığı ileri sürülerek kararın reddedilen kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

Davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından; olayın meydana geldiği yerin meskun mahal dışında olduğu, sulama tesisinin meskun mahalde kısmı için gerekli koruyucu güvenlik tedbirlerinin alındığı, davacılar yakınının motopompla su almaya çalışırken hayatını kaybettiği, olayın kendi kusurundan kaynaklandığı, İdare Mahkemesince eksik düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alındığı ve davanın kabule ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

Davalı Altınkaya Sulama Birliği Başkanlığı tarafından; dava devam ederken davacılardan ...'ın hayatını kaybettiği, olayda bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacıların sorumluluğunun bulunduğu, Mahkemece kusur oranının hatalı tespit edildiği, idarelerine yüklenecek kusurun bulunmadığı iddialarıyla kararın kabule ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI

Davacılar ve davalı idareler tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ

Temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Davacılar yakını ..., 17/07/2012 tarihinde akrabası ... ile birlikte Samsun ili, Bafra ilçesi, ... Köyünde, yakınında DSİ Genel Müdürlüğü tarafından işletmeye açılan ve bakım, onarım ve işletme sorumluluğu 2000 yılında Altınkaya Sulama Birliğine devredilen Bafra Ovası Sağ Sahil Sulama S1 ana kanalı yakınında bulunan tarlalarını sulamak için motopomp ile su çekmeye çalıştıkları sırada kanala düşmeleri sonucu boğularak hayatlarını kaybetmiştir.

Olaya ilişkin olarak Bafra Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, boğulma sonucu gerçekleşen ölüm olayında hiç kimseye cezai bakımdan izafe edilebilecek bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

...'ın yakınları tarafından, meydana gelen ölüm olayında idarenin sorumluluğunun bulunduğu iddiasıyla uğranılan zararların tazmini istemiyle 17/07/2012 tarihinde ön karar başvurusunda bulunulmuş, davalı idarelerden Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce ... tarih ve ... sayılı işlem ile talebin reddedilmesi üzerine temyizen bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasa'nın 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu; 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.

İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.

İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için, ortada bir zararın bulunmasının yanında, bunun idareye yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması; başka bir anlatımla, zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabilmesi gerekir. Zararın oluşmasında zarara uğrayanın veya üçüncü kişinin kusurunun bulunması halinde ise, idarenin tazmin sorumluluğunun ortadan kalkacağı ya da kusur ölçüsünde azalacağı açıktır.

Olay tarihinde yürürlükte bulunan, 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Vazife ve Salahiyetler" başlıklı 2. maddesinde, taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek, sulama tesislerini kurmak, sulama sahalarında mevcut parsellerin tamamını veya aksamını gösterir harita ve planları yapmak veya yaptırmak ve icabı halinde kadastrosunu yaptırmak, anılan tesislerin çalıştırma, bakım ve onarım dahil işletmelerini sağlamak Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Israr kararına konu olan husus, davalı idarelerin bakım, kontrol ve denetiminde bulunan sulama kanalına düşerek vefat eden davacılar yakının ölümü olayında hizmet kusuru bulunup bulunmadığına ilişkindir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "İnsan haklarına saygı yükümlülüğü" kenar başlıklı 1. maddesinde, "Yüksek Sözleşmeci Taraflar kendi yetki alanları içinde bulunan herkesin, bu Sözleşme'nin birinci bölümünde açıklanan hak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlarlar." hükmü; Sözleşme'nin "Yaşam hakkı" kenar başlıklı 2. maddesinde ise "Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur..." düzenlemesi yer almaktadır.

Sözleşmede yer alan söz konusu düzenlemeler ve Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşama hakkı ile 125. maddesinde düzenlenen idarenin sorumluluğuna ilişkin hükümler birlikte değerlendirildiğinde, Devletin kişilerin yaşama hakkının korunması açısından negatif yükümlülüklerinin yanında pozitif yükümlülüklerinin de bulunduğu sonucuna ulaşılabilecektir. (Anayasa Mahkemesi kararı, Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50)

Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında da, Sözleşme'nin 2. maddesinin ilk cümlesinin devletlerin yalnızca kasti ve hukuka aykırı ölüme sebebiyet vermekten kaçınmasını değil aynı zamanda kendi egemenlik yetkileri içinde bulunan kişilerin yaşamlarını korumak için gerekli tedbirleri almalarına dair devletlere pozitif yükümlülük yüklediği ifade edilmektedir. (L.C.B/İngiltere, B. No: 23413/94, 9/6/1998, § 36).

Bu doğrultuda, devletin öncelikle yaşama hakkına yönelen tehdit ve risklere karşı caydırıcı ve koruyucu yasal düzenlemeleri yapması ve bununla da yetinmeyerek gerekli idari tedbirleri alması gerektiği açıktır.

Öte yandan idari yargının yerleşik içtihatları uyarınca, idareler yürüttüğü kamu hizmetiyle illiyet bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanan hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.

Tüm bu husular bir arada değerlendirildiğinde, bir idari hizmetin yürütülmesi aşamasında yaşama hakkının korunmasına yönelik alınacak idari tedbirlerdeki eksiklikler, devletin yaşama hakkının korunmasına yönelik yükümlülüğünün ihlali sonucunu doğuracak, meydana gelen zarar ise idarenin kusurlu sorumluluğu ilkesi gereğince tazmin edilecektir. Dolayısıyla, idareye ait yapıların işletilmesinde gerekli güvenlik tedbirlerini alarak, bu alanlarda istenmeyen ölüm ve yaralanma olaylarının önüne geçmek için makul ölçüler çerçevesinde gerekenleri yapmakla yükümlü olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık bu aktarılan hususlar bağlamında ele alındığında, uyuşmazlığa konu zarara neden olduğu iddia edilen baraj ve sulama tesislerine yönelik olarak işletme, bakım ve onarım çerçevesinde idarelerce gerekli tedbirlerin alınması gerektiği sonucuna ulaşılmakla birlikte, bu tedbirlerin tesisin ve hizmetin kapsam ile sınırları da gözetilerek idarelere aşırı külfet yükleyecek şekilde değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.

Başka bir deyişle, idarelere yüklenebilecek sorumluluk, durumun şartlarına en uygun makul ölçüler çerçevesinde önleyici tedbir almakla sınırlıdır. Bu itibarla, söz konusu yerlerde meydana gelen ölüm ve yaralanma olaylarından kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde, idarelerce bu olayların önlenmesinde gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı hususunun ortaya konulması gerekmektedir.

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, sulama kanalının belirli noktalarında uyarı levhalarının bulunduğu, sulama amacıyla kanala yaklaşması gereken kişiler için uygun alan oluşturulduğu, olay tarihinde belirli aralıklarla tutunma zinciri ve tırmanma demirlerinin inşa edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca davacılar yakının sulamak istediği tarlanın sulama kanalının kenarında olmadığı, davalı idarelerce belirlenmiş sulama sahasının dışında kaldığı, sulama sahasının dışında kalan yerlerin sulama hizmetinden yararlanamayacağı, müteveffalar tarafından sulama suyunun kanaletler vasıtasıyla alınması gerekirken usulsüz olarak ana kanaldan su alındığı da dikkate alındığında meydana gelen kazada idarelerin hizmet kusurunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, idarece sulama faaliyetlerinden yararlanacaklar için gerekli tedbirlerin alındığı, meydana gelen kazaya idarenin hizmet kusuru atfedilebilecek bir işlem veya eyleminin sebebiyet vermediği dikkate alındığında davalı idarelerce tazmin edilmesi gereken bir zararın bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Bu itibarla, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davacıların tazminat istemlerinin kısmen reddi, kısmen kabulü yolundaki temyize konu ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Öte yandan, davacıların temyiz dilekçesi incelendiğinde; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı düzenlendiği, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının yeterli olmadığı ileri sürülerek kararın reddedilen kısmının bozulması gerektiği yönündeki iddialara yönelik temyize konu ısrar kararının bahse konu kısımları temyiz aşamasında onanarak kesinleştiğinden ve ısrara da konu olmadığından, kesinleşen bu kısma yönelik temyiz istemlerinin esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin incelenmeksizin reddine oybirliğiyle, 2. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulü ile davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddine, kısmen kabulüne ilişkin... İdare Mahkemesinin temyize konu... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA oyçokluğuyla, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/11/2024 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının, usul ve hukuka uygun bulunduğu, davalı idarelerce ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2023/2683, K. 2024/2808, 13 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. II- (DAVALILAR) : 1-...Genel Müdürlüğü
  4. İstemin Konusu
  5. Yargılama Süreci
  6. Karşı Tarafın Savunmaları
  7. Danıştay Tetkik Hâkimi ...'in Düşüncesi
  8. Türk Milleti Adına
  9. İnceleme Ve Gerekçe
  10. Maddi Olay
  11. İlgili Mevzuat
  12. Hukuki Değerlendirme
  13. Karşı Oy
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
İdare Dava Daireleri Kurulu
Esas No
2023/2683
Karar No
2024/2808
Tarih
13 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • Danıştay 10. Daire E.2023/2685 K.2024/5586
  • Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2023/2692 K.2024/2683
  • Danıştay 9. Daire E.2023/2706 K.2024/6683
  • Danıştay 13. Daire E.2023/2718 K.2024/4999
  • Danıştay 9. Daire E.2023/2720 K.2024/6019
  • Danıştay 8. Daire E.2023/2721 K.2024/5796

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.