İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /İdare Dava Daireleri Kurulu

DANIŞTAY · İDARE DAVA DAİRELERİ KURULU

İçtihat Metni

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2023/407 K.2024/363

3- … 4- … 5- … 6- … 7- … 8- … 9- … 10- … VEKİLİ : Av. …

Esas2023/407Karar2024/363Tarih22 Şubat 2024Okuma14 dk · 2.762 kelime

KÜNYE

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2023/407 E., 2024/363 K.·T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu

Daire
İdare Dava Daireleri Kurulu
Karar tarihi
22 Şubat 2024
Esas No
2023/407
Karar No
2024/363
Temyiz eden (davacılar)
1- … 2- …
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.762 kelime·14 dk okuma·13 bölüm

3- … 4- … 5- … 6- … 7- … 8- … 9- … 10- … VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- …

2- … Bakanlığı VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU

Danıştay Altıncı Dairesinin 09/11/2022 tarih ve E:2020/9198, K:2022/9361 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava konusu istem: 27/08/2020 tarih ve 31226 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Malatya ili, Doğanyol ilçesi, Gökçe Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 2. maddesi uyarınca riskli alan ilan edilmesine ilişkin 26/08/2020 tarih ve 2878 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının davacıların malik ve hissedarı oldukları Malatya ili, Doğanyol ilçesi,.

Mahallesi, … ada … parsel, … ada … parsel, … ada … parsel, … ada … parsel, … ada … parsel, … ada 29 parsel, … ada … parsel, … ada … parsel, … ada … parsel, … ada … parsel, … ada … parsel, … ada … parsel sayılı taşınmazlar,. Mahallesi, … ada … parsel sayılı taşınmaz ve ada/parsel bilgisi verilmeyen bir taşınmaza ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.

Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 09/11/2022 tarih ve E:2020/9198, K:2022/9361 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 13. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek-1 nolu Protokolü'nün 1. maddesi, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesi, 2. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendindeki "riskli alan" tanımı, 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 5. maddesinin 1. fıkrasına yer verilerek, Davacılardan … (… ada, … parsel sayılı taşınmaz) … , … , …, … (… ada, … parsel ile … ada, … parsel sayılı taşınmaz) ve ... yönünden yapılan incelemede;

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden. Malatya ili, Doğanyol ilçesi,.

Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve 26/08/2020 tarih ve 2878 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alandaki yapıların can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığını ortaya koyan, yukarıda belirtilen bilimsel verileri içeren yeterli düzeyde bir teknik incelemenin yapılmadığı, daha açık bir ifadeyle teknik raporun hasar tespit durumunu gösteren listesinde, teklif edilen riskli alanda yer alan yapıların yıkık, acil yıkılacak, ağır hasarlı, orta hasarlı, az hasarlı ve hasarsız yapılar olarak belirlendiği, açık/detaylı adres veya ada/parsel numarası verilmeden hasar tespit icmali düzenlendiği,

hasarlı binaları farklı renklerde boyamak suretiyle hazırlanan haritalarla riskli yapıları tespit etme yönteminin seçildiği, ancak her türlü şüpheden uzak bilimsel veriler kullanılarak yıkılmış, acil yıkılacak ve ağır hasarlı yapılar haricindeki yapıların hasar durumlarının açıkça tespit edilmediği, başka bir ifadeyle alanda bulunan az hasarlı ve hasarsız yapılar 6306 sayılı Kanun'un 2/1-(ç) maddesi gereğince riskli alan sınırı içerisine dahil edilirken, anılan Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 5. maddesi ve Ek-2'sinde yer alan "Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esasların" Ek-A bölümünde belirtilen;

binalara ilişkin parametrelerin (yapısal sistem türü, kat adedi, görünen kalite, yumuşak kat, düşeyde düzensizlik, ağır çıkma, planda düzensizlik/burulma etkisi, kısa kolon etkisi, yapı nizamı/bitişik binalarla döşeme seviyeleri yapı nizamı, tabii zemin eğimi vb.) dikkate alınmadığı,

ayrıca alandaki deprem tehlikesi ve yapıların deprem performansını etkileyen yapısal özelliklerinin saha çalışmaları sonucunda elde edilmesi gerektiği gibi yapısal sistem özelliklerine göre sınıflandırılmış tip binalar seçilerek bunların analizlerinin yapılması sonucunda bir korelasyon çıkarılıp genel yapı stoğunun riskinin belirlenmesi gerekirken söz konusu araştırma ve incelemelerin yeterli seviyede yapılmadığı, ayrıca dava konusu işlem tarihinde içerisinde yapı bulunmayan bahçe nitelikli bazı taşınmazların da riskli alan kapsamına dahil edilerek üzerine sonradan deprem konutu yapıldığının görüldüğü,

Bu itibarla, davacıların maliki oldukları yukarıda belirtilen yapıların, deprem hasar tespitinden bağımsız olarak 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği esasları uyarınca incelenerek “riskli/risksiz yapı” olduklarına ilişkin tespit yapılması gerektiği, dolayısıyla dava konusu işlemin dayanağı teknik raporun söz konusu yapıların can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığını kanıtlayacak yeterlilikte olmadığı hususları dikkate alındığında,

6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği'nin öngördüğü koşullarda detaylı bir teknik inceleme yapılmaksızın uyuşmazlığa konu yukarıda belirtilen taşınmazların 6306 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre riskli alan kararı kapsamında yer almasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararının yukarıda adı geçen davacıların belirtilen taşınmazlarına ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmediği,

Davacılardan ..., ..., ... (… ada, … parsel sayılı taşınmaz), ... ve ... (... ada, ... parsel sayılı taşınmaz) yönünden yapılan incelemede;

Dosyadaki bilgi ve belgeler ile uyuşmazlığın çözümü için Dairelerince yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen ve yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporunun birlikte incelenmesinden; dava konusu riskli alan kapsamında yer alan, davacıların maliki/hissedarı olduğu taşınmazların idare tarafından "acil yıkılacak yapı ve ağır hasarlı yapı" olarak belirlendiği, mahallinde yapılan 04/07/2022 tarihli keşif ve bilirkişi incelemesi sırasında da 6306 sayılı Kanun ve 6306 Kanunun Uygulama Yönetmeliği uyarınca bu tür yapıların yıkılarak yerlerine deprem konutları adıyla yeni yapıların yapılmış olduğunun tespit edildiği,

bilirkişi heyetinin alanda bulunan yapı stoğunu incelemesi sonucunda, "yapıların 1-2 katlı donatısız yığma veya 1-4 katlı betonarme çerçeve yapılardan oluştuğu, beton kalitesinin orta derece olduğu, yığma yapıların ise delikli tuğladan inşa edildiği, 24/01/2020 tarihli depremde 103 binadan 40'nın yıkılmış olduğu, alanın Doğu Anadolu fay hattına 3,4 km mesafede bulunduğu, deprem riskinin ve deprem nedeniyle alan üzerindeki yapılaşmanın can/mal kaybına neden olma riskinin de yüksek olduğu" yönünde görüş belirttiğinin anlaşıldığı,

Bu durumda, dava konusu riskli alan kapsamında bulunan davacılardan ...'ın ... ada ... parsel sayılı taşınmazdaki dükkan ve ... ada, ... parsel sayılı taşınmazdaki konut nitelikli yapısı, ...'ın ... ada, ... parsel sayılı hissedarı olduğu taşınmazdaki yapısı, ...'ın ... ada, ... parsel sayılı taşınmazdaki dükkan nitelikli yapısı, ...'ın ... ada, ... parsel sayılı taşınmazdaki konut ve dükkan nitelikli yapısı ile ...'nun ... ada, ... parsel sayılı taşınmazdaki yapısı yönünden dava konusu riskli alan kararına esas teknik raporun yeterli düzeyde olduğu,

bu yapıların depremde uğradığı hasarın ağırlığı ve derecesine bakıldığında mevzuatta belirtilen risk analizi yapılmasını gerektirmediği, davalı idare tarafından 6306 sayılı Kanun'un amacına da uygun olacak şekilde can ve mal kaybına engel olmak, sağlıklı, güvenli, fen ve sanat, norm ve standartlarına uygun bir ortamda yaşamalarını sağlamak için adı geçen davacıların belirtilen taşınmazlarında bulunan yapıların riskli alan kararı gereğince yıkılarak yenilendiği hususu da dikkate alındığında, dava konusu işlemin anılan taşınmazlar yönünden kamu yararı amacına ve hukuka uygun olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle,

Davacılardan ...'ın ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı, ...'nın ... ada, ... parsel ve ... ada, ... parsel sayılı taşınmazları, ... 'in ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı, ... 'ın ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı, ...'nun ... ada, ... parsel ve ... ada, ... parsel sayılı taşınmazları ile ... 'ın ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı yönünden dava konusu işlemin iptaline, davacılardan ...'ın ... ada, ... parsel sayılı ve ... ada, ... parsel sayılı taşınmazları, ...'ın ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı, ...'ın ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı, ...'ın ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı ile ...'nun ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI

Davacılar tarafından, 24/01/2020 tarihinde meydana gelen Elazığ ili, Sivrice ilçesi merkezli depremde davacılara ait taşınmazların hasar görmediği, depremden sonra müvekkillerin ikamet ettiği konutlarında, ticarethanelerinde, iş yerlerinde ve dükkanlarında yapılan incelemede bu yerlerin az hasarlı olduğunun belirlendiği, riskli alan ilan edilen ve müvekkillerin taşınmazlarının da içerisinde bulunduğu alanda aynı zamanda tarımsal faaliyet de yürütüldüğü,

davacıların ikamet ettiği, ticari alan ve tarım arazisi olarak kullandığı yapıların bulunduğu bölgede ilgili mevzuat hükümlerine belirtildiği şekilde yapılaşmanın risk durumunu ortaya koymaya yönelik teknik araştırma ve analiz çalışmalarının yapılmadığı, risk raporunun usulüne uygun bir şekilde düzenlenmediği ve tebliğ edilmediği, bölgenin sadece işlek yerinin bu şekilde riskli alan ilan edilmesinin hukuka aykırı olduğu, davacılara ait yapılarda en ufak bir hasarın dahi olmadığı, bütün yapıların yeni yapılmış, betonarme, sağlam yapılar olduğu, Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

Davalı idareler tarafından, 24/01/2020 tarihinde Elazığ ilinde meydana gelen deprem sonrasında uyuşmazlık konusu alanda yapılan hasar tespit çalışmaları kapsamında 695 adet bağımsız bölümden oluşan 453 adet yapının 22 adedinin yıkık yapı, 89 adedinin acil yıkılacak yapı, 36 adedinin ağır hasarlı yapı, 8 adedinin orta hasarlı yapı, 168 adedinin az hasarlı yapı ve 130 adedinin hasarsız yapı olarak tespit edildiği, riskli alan kararının temel dayanağının alanda yapılan hasar tespit çalışmaları olduğu,

hasar tespit çalışmalarının niteliksel bir yaklaşım ile binaların risk seviyeleri açısından yapılan bir sınıflandırma olduğu ve hasar tespit çalışmalarında "veri toplama formu"nda yer alan benzer parametrelerin kullanıldığı dikkate alındığında hasar tespiti yapılan yapılar için ayrıca “veri toplama formu" düzenlemesine gerek olmadığı, riskli alanda 6306 sayılı Kanun kapsamında yürütülen kentsel dönüşüm uygulamaları kapsamında, gelinen tarih itibarıyla 129 konut, 69 ticaret olmak üzere 198 adet bağımsız bölümün inşaatının tamamlandığı, Malatya ilinin 7 ve üzeri deprem riskli bir bölgede yer aldığı,

bu tehlikelilik durumu nedeniyle bölgenin ivedilikle kentsel dönüşüme ihtiyaç duyduğu, dava konusu işlemin ilgili mevzuat hükümlerine ve hizmet gereklerine uygun olarak tesis edildiği, Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI

Davalı idareler tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacılar tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin kabulü ile ile Daire kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Elazığ ilinde 24/01/2020 tarihinde 6,8 büyüklüğünde, Malatya ili, Pütürge ilçesinde ise 05/06/2020 tarihinde 5,0 büyüklüğünde depremler meydana gelmiş, bu depremler nedeniyle Malatya ili, Doğanyol ilçesi, ... Mahallesinde bulunan yapıların bir kısmı yıkılmış bir kısmı ise çeşitli derecelerde hasar görmüştür.

Bunun üzerine Malatya ili, Doğanyol ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 2. maddesi uyarınca 26/08/2020 tarih ve 2878 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla riskli alan ilan edilmiş ve bu karar 27/08/2020 tarih ve 31226 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış, bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT

Yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri olması nedeniyle idari yargılama usulünde de uygulanması gereken "taleple bağlılık ilkesi"nin düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesinin 1. fıkrasında, "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmüne yer verilmiştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde, dava dilekçelerinde davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin gösterileceği. 5. maddesinin 2. fıkrasında, birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması gerektiği.

14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendinde, dava dilekçesinin Kanun'un 3. ve 5. maddelerine uygun olup olmadığı yönlerinden inceleneceği. 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde ise, dilekçede 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendine aykırılık görülmesi halinde otuz gün içinde 3 ve 5. maddelere uygun şekilde düzenlemek veya noksanları tamamlamak üzere dilekçenin reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Yukarıda yer verilen Kanun hükümleri uyarınca, dilekçede dava konusunun tereddüte yer bırakmayacak açıklıkta gösterilmesi gerektiği, bir kimsenin kendisine ait birden çok taşınmazı ile ilgili olarak tek dilekçe ile dava açabileceği gibi bir taşınmazın birden çok hissedarı tarafından da tek dilekçe ile dava açılabileceği, ancak farklı kişilere ait taşınmazlarla ilgili olarak tek dilekçe ile dava açılmasına imkan bulunmadığı; bunun yanında mahkemelerce dava dilekçesinde talep edilenden fazlasına ya da başkasına hükmedilemeyeceği anlaşılmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden; dava konusu Cumhurbaşkanı kararıyla ilan edilen riskli alanda bulunan ve bir kısmı aynı kişilere ait olmakla beraber bir kısmı da farklı kişilere ait olan taşınmazlarla ilgili olarak bu taşınmazların malikleri tarafından tek dilekçe ile dava açıldığı, dilekçede davacılardan ... 'a ait olduğu belirtilen taşınmaza ait ada/parsel bilgisinin verilmediği.

Dairece, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda dava dilekçesinde gösterilen taşınmazlardan bir kısmının riskli alan sınırları içerisinde kalmadığı, ancak davacılardan bazılarının riskli alan sınırları içerisinde kalan başka taşınmazları bulunduğunun tespit edildiği, bunun üzerine Dairece, bilirkişilerce riskli alan sınırları içerisinde kalmadığı belirtilen taşınmazlar yerine riskli alan sınırları içerisinde kaldığı belirtilen taşınmazlar dava konusu kabul edilerek yargılamanın bu taşınmazlar üzerinden yürütüldüğü ve hükmün de bu taşınmazlar ile ilgili olarak verildiği,

davacılardan ... hakkında ise herhangi bir hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3 ve 5. maddelerine uygun olmayan dava dilekçesinin reddine karar verilerek anılan maddelere uygun olarak düzenlenecek dilekçelerle dava açılması temin edildikten sonra yargılama yapılması gerekirken bu dilekçeye istinaden yürütülen yargılama sonucunda verilen temyize konu Daire kararında isabet görülmemiştir. Öte yandan, keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda riskli alan sınırları içerisinde kalmadığı anlaşılan taşınmazlar yönünden bu taşınmazların maliklerinin bakılan davayı açmakta ehliyetli olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1.Tarafların temyiz istemlerinin kabulüne; 2.Dava konusu işlemin kısmen iptali, kısmen davanın reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 09/11/2022 tarih ve E:2020/9198, K:2022/9361 sayılı kararının BOZULMASINA, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Başkanlık Kurulunun 19/07/2023 tarih ve 2023/33 sayılı kararı ile değişik 18/12/2020 tarih ve 2020/62 sayılı kararıyla afet işlerine ilişkin mevzuattan doğan uyuşmazlıkları çözmekle görevlendirilen Danıştay Dördüncü Dairesine gönderilmesine, 4.Kesin olarak, 22/02/2024 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

X- Anayasa'nın 141. maddesinde yer alan davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması olarak ifade edilen usul ekonomisi ilkesi yargılamada esastır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5.maddesinde aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık bulunan birden fazla işleme karşı tek bir dilekçe ile dava açılabileceği düzenlenmiş, aynı Kanun'un 14. maddesinin 6. fıkrasında da davanın her safhasında usul hükümleri esas alınarak karar verilmesine imkan tanınmıştır.

Dava konusu uyuşmazlıkta, usul ekonomisi ilkesi de dikkate alındığında, bir kısım davacıların dava dilekçesinde belirttikleri bazı taşınmazlar riskli alan sınırları içerisinde değilse de; aynı davacıların riskli alan sınırları içerisinde kalan başka taşınmazlarının bulunduğu, dolayısıyla bu davacıların dava dilekçesinde taşınmazlarının ada - parsel bilgilerini sehven yazdıkları anlaşıldığından, anılan davacıların riskli alan sınırları içerisinde kalan taşınmazları yönünden işin esasına girilerek karar verilmesi gerekmektedir. Riskli alan sınırları içerisinde hiçbir taşınmazı bulunmayan davacılar hakkında ise 2577 sayılı Kanun'un 14.maddesinin 6.fıkrası uyarınca davanın ehliyet yönünden karar verilebilmesi mümkündür.

Bu durumda, Daire kararında bir kısım davacılar yönünden dava dilekçesinde sehven yazılan taşınmazları yerine riskli alan sınırları içerisinde kalan taşınmazları dikkate alınarak karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Öte yandan, bir yerle ilgili riskli alan kararları o riskli alanda kalan taşınmazlar için ayrı ayrı sonuç doğurmakla birlikte, bu kararın her bir parsel için ortak yön ve sonuçları da olabileceğinden, 2577 sayılı Kanun'un yukarıda anılan 5. maddesi hükmü uyarınca aynı riskli alanda kalan farklı taşınmazlar yönünden bu taşınmazların malikleri tarafından tek bir dilekçe ile dava açılmış olmasında da hukuki isabetsizlik görülmemiştir.

Bu itibarla, temyize konu Daire kararı hakkında işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.

GEREKÇEDE KARŞI OY

XX- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesinin 2. fıkrasında, birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması gerektiği; 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendinde, dava dilekçesinin Kanun'un 3. ve 5. maddelerine uygun olup olmadığı yönlerinden inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde ise, dilekçede 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendine aykırılık görülmesi halinde otuz gün içinde 3 ve 5. maddelere uygun şekilde düzenlemek veya noksanları tamamlamak üzere dilekçenin reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.

Yukarıda yer verilen Kanun hükümleri uyarınca, bir kimse kendisine ait birden çok taşınmazı ile ilgili olarak tek dilekçe ile dava açabileceği gibi bir taşınmazın birden çok hissedarı tarafından da tek dilekçe ile dava açılabileceği, ancak farklı kişilere ait taşınmazlarla ilgili olarak tek dilekçe ile dava açılmasına imkan bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden; dava konusu Cumhurbaşkanı kararıyla ilan edilen riskli alanda bulunan ve bir kısmı aynı kişilere ait olmakla beraber bir kısmı da farklı kişilere ait olan taşınmazlarla ilgili olarak bu taşınmazların malikleri tarafından tek dilekçe ile dava açıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesine uygun olmayan dava dilekçesinin reddine karar verilerek anılan maddeye uygun olarak düzenlenecek dilekçelerle dava açılması temin edildikten sonra yargılama yapılması gerekirken bu dilekçeye istinaden yürütülen yargılama sonucunda verilen temyize konu Daire kararında isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, temyize konu Daire kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyorum.

GEREKÇEDE KARŞI OY

XXX- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesi ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca, dilekçede dava konusunun tereddüte yer bırakmayacak açıklıkta gösterilmesi gerektiği, bunun yanında mahkemelerce dava dilekçesinde talep edilenden fazlasına ya da başkasına hükmedilemeyeceği anlaşılmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden; dava dilekçesinde davacılardan ... 'a ait olduğu belirtilen taşınmaza ait ada/parsel bilgisinin verilmediği.

Dairece, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda dava dilekçesinde gösterilen taşınmazlardan bir kısmının riskli alan sınırları içerisinde kalmadığı, ancak davacılardan bazılarının riskli alan sınırları içerisinde kalan başka taşınmazları bulunduğunun tespit edildiği, bunun üzerine Dairece, bilirkişilerce riskli alan sınırları içerisinde kalmadığı belirtilen taşınmazlar yerine riskli alan sınırları içerisinde kaldığı belirtilen taşınmazlar dava konusu kabul edilerek yargılamanın bu taşınmazlar üzerinden yürütüldüğü ve hükmün de bu taşınmazlar ile ilgili olarak verildiği,

davacılardan ... hakkında ise herhangi bir hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesine uygun olmayan dava dilekçesinin reddine karar verilerek anılan maddelere uygun olarak düzenlenecek bir dilekçe ile dava açılması temin edildikten sonra yargılama yapılması gerekirken bu dilekçeye istinaden yürütülen yargılama sonucunda verilen temyize konu Daire kararında isabet görülmemiştir. Öte yandan, keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda riskli alan sınırları içerisinde kalmadığı anlaşılan taşınmazlar yönünden bu taşınmazların maliklerinin bakılan davayı açmakta ehliyetli olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2023/407, K. 2024/363, 22 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Eden (Davalılar) : 1- …
  4. İstemin Konusu
  5. Yargılama Süreci
  6. Temyiz Edenlerin İddiaları
  7. Karşı Tarafın Savunmaları
  8. Türk Milleti Adına
  9. İnceleme Ve Gerekçe
  10. Maddi Olay
  11. İlgili Mevzuat
  12. Hukuki Değerlendirme
  13. Karşı Oy
  14. Gerekçede Karşı Oy
  15. Gerekçede Karşı Oy
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
İdare Dava Daireleri Kurulu
Esas No
2023/407
Karar No
2024/363
Tarih
22 Şubat 2024

İlgili Kararlar

  • Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2023/408 K.2024/364
  • Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2023/418 K.2024/421
  • Danıştay 12. Daire E.2023/421 K.2024/948
  • Danıştay 8. Daire E.2023/422 K.2024/933
  • Danıştay 3. Daire E.2023/426 K.2024/723
  • Danıştay 8. Daire E.2023/428 K.2024/518

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.