İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /İdare Dava Daireleri Kurulu

DANIŞTAY · İDARE DAVA DAİRELERİ KURULU

İçtihat Metni

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2024/1794 K.2024/2549

2-... VEKİLİ : Av. ...

Esas2024/1794Karar2024/2549Tarih23 Ekim 2024Okuma13 dk · 2.545 kelime

KÜNYE

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2024/1794 E., 2024/2549 K.·T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu

Daire
İdare Dava Daireleri Kurulu
Karar tarihi
23 Ekim 2024
Esas No
2024/1794
Karar No
2024/2549
Temyiz eden (davacılar)
1-...
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.545 kelime·13 dk okuma·10 bölüm

2-... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-... VEKİLİ : Av. ... 2-... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU

Danıştay Altıncı Dairesinin 15/05/2024 tarih ve E:2023/6530, K:2024/3019 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava konusu istem: Malatya ili, Darende ilçesi, ..., ..., ..., .. ve ... Mahalleleri sınırları içerisinde bulunan ve ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların Aşudu Deresi taşkın koruma ve altyapı projesi kapsamında Darende Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi gereğince acele kamulaştırılmasına ilişkin 31/03/2023 tarih ve 32149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 30/03/2023 tarih ve 7018 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın Malatya ili, Darende ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir.

Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 15/05/2024 tarih ve E:2023/6530, K:2024/3019 sayılı kararıyla;

Davalı idarelerin süre aşımı itirazı yerinde görülmemiş,

Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 5., 6. ve 27. maddelerine yer verilerek,

Acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerektiği, burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağının tabii olduğu,

Diğer taraftan, acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerektiği,

Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği,

Dosyanın incelenmesinden. Darende Belediye Başkanlığı görevlileri tarafından düzenlenen 12/01/2022 tarihli teknik raporda, 9500 metre uzunluğunda olan vadinin ortasından Aşudu Deresinin aktığı, Vadi içerisinde ..., ..., ..., ..., ... ve ...

Mahallerinin bulunduğu, Günpınar Milli Parkının yılda 1 milyon kişi tarafından ziyaret edildiği, vadinin Darende'nin önemli bir taşkın bölgesi olduğu, DSİ tarafından taşkın koruma projesinin yapıldığı, taşkın koruma projesinin yapılması ile olası sel afetinin önüne geçilebileceği, anılan yerleşim yerlerinin kanalizasyon ve atık suyunun Aşudu Deresine bırakıldığı, Malatya Büyükşehir Belediyesi MASKİ Genel Müdürlüğü tarafından altyapı projesinin hazırlandığı,

altyapı projesinin yapılmasıyla çevresel tehlikenin önüne geçileceği, kapalı sulama projesiyle su kaynaklarının daha verimli kullanılacağı, derenin her iki yanında yapılacak yaya ve bisiklet yolunun turizme kazandırılacağı, yerleşim yerlerine gerekli ulaşımın sağlanamadığı, itfaiye araçlarının olay yerine ulaşamadığı, 2003 yılında yaşanan yangında itfaiye araçlarının ulaşamaması nedeniyle bir ailenin kaybedildiği belirtilerek, projenin planlanan süre içerisinde gerçekleştirilmesinde kamulaştırma konusunun engelleyici bir husus olduğu,

davaların uzaması nedeniyle kamulaştırmanın tamamlanması uzun zaman aldığından projenin yapılmasının zorlaştığı, kamulaştırmanın bir bütün olarak yapılamamasının projenin uygulanmasını imkansız hale getirdiği, Darende Aşudu Deresi taşkın koruma ve alt yapı projesi içesinde kalan 568 adet parselin mülkiyetlerinin veraset nedeniyle çok parçalı olmasının işlemlerin yapılmasında çok uzun süre alacağı, anılan hususlar dikkate alınarak işin önemini ve özelliğini kaybetmemesi,

gecikme nedeniyle uğranması muhtemel kayıpların önüne geçilmesi için anılan proje kapsamında bulunan taşınmazların 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasının gerekli olduğunun belirtildiği,

Bu durumda; DSİ tarafından taşkın koruma projesinin yapıldığı, anılan mahalleler için altyapı projesinin hazırlandığı, taşkın koruma projesiyle olası sel afetine karşı önlem alınmasının, dolayısıyla bölgede yaşanabilecek afet için tedbir alınmasının amaçlandığı, projenin bütünselliği kapsamında projenin tamamının birlikte yapılması gerekliliği dikkate alındığında, yaşanabilecek bir afetin etkilerinin en aza indirilmesi için projenin gerçekleştirilmesinin amaçlandığı dikkate alındığında, taşkın koruma projesinin bir an önce tamamlanması amacıyla acele kamulaştırma yönteminin tercih edilmesinde, acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, uyuşmazlığa konu taşınmaza el konulmasına imkan veren dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,

davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI

Davacılar tarafından, Aşudu Deresinin Q500 taşkın debisi 106,28m3/sn olarak belirtilmesine rağmen ölçümlerin 2,000m3/sn'nin dahi altında kaldığı; bu hali ile ilgili idarece acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun açıkça ortaya konulamadığı, söz konusu dere yatağı ile ilgili 05/04/2023 tarihinden önceki 40-50 yıl içinde bilinen bir sel veya taşkın durumunun olmadığı; acele kamulaştırma kararı alınan alan, yapılaşmaya sınır getirilmesi, doğal güzelliği korunması gereken hassas bir bölge iken, tamamen betonlaşmaya yönelik böyle bir karar alınmasında kamu yararı bulunmadığı,

Darende Belediyesi tarafından internet sitesinde yayınladığı duyuru ile sadece kanalizasyon, içme suyu hattı, Telekom hattı, elektririk ve doğalgaz hattı yapılmak amacı ile kamulaştırmanın yapıldığının açıkça belirtildiği dikkate alındığında dava konusu işlemde kamu yararı ve acelelik halinin bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI

Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı tarafından, istemlerin reddi gerektiği savunulmuş, Darende Belediye Başkanlığı tarafından ise, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ

Uyuşmazlık konusu olayda, Aşudu Deresinin taşkın riskinin somut olarak ortaya konulamadığı, risk değerlendirmesi için önemli bir veri olan, derenin debi değerine ilişkin birbiri ile çelişkili verilerin bulunduğu ve gelinen noktada net olarak tespit edilmediği dikkate alındığında, Aşudu Deresi yatağı ve çevresinde yoğun bir sel ve taşkın riskinin bulunduğu davalı idarelerce ortaya konulamamış olup, olayda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların gerçekleşmediği anlaşıldığından, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile davanın reddi yolundaki Daire kararının bozularak, dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu parsel yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü; "Kamulaştırma" başlıklı 46. maddesinde; "Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir." hükmü yer almaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Satın alma usulü" başlıklı 8. maddesinde; idarelerin, bu Kanuna göre, tapuda kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamalarının esas olduğu, anlaşma olmaması veya ferağ verilmemesi halinde bu Kanunun 10. maddesine göre işlem yapılacağı, "Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili" başlıklı 10. maddesinde de;

kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idarenin, 7. maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle, 8. madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat ederek, taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma, 3. maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini isteyeceği hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise.

3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği,

bu Kanunun 3. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktarın, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Mülkiyet hakkı, gerek Anayasa gerek uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel insan hakları arasında olup; bu düzenlemeler uyarınca ancak kanuna ve kamu yararına dayalı olarak kısıtlanabilmesi mümkündür.

Mer'i mevzuatımızda, mülkiyet hakkına yönelik müdahalelere yer verilen temel nitelikteki düzenlemelerden biri de, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'dur.

2942 sayılı Kanun'a göre idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde, eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilmeleri mümkündür.

Anılan Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.

Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.

Acele kamulaştırma usulü ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür.

2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.

Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır.

Bu açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın "Kamu Yararı" ve "Acelelik Hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.

Dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının "Kamu Yararı" ölçütü yönünden incelenmesinden;

Uyuşmazlık konusu olayda; acele kamulaştırma kararının, Aşudu Deresi taşkın koruma ve altyapı projesiyle olası sel afetine karşı önlem olarak yani bölgede yaşanabilecek afet için tedbir alınması amacıyla alındığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, DSİ tarafından yapılan taşkın koruma projesinde ve bu amaçla gerekli taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğu açıktır.

Dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın "Acelelik Hali" ölçütü yönünden incelenmesinden;

Uyuşmazlıkta Darende Belediye Başkanlığı görevlileri tarafından düzenlenen 12/01/2022 tarihli teknik raporda, 9500 metre uzunluğunda olan vadinin ortasından Aşudu Deresinin aktığı, Vadi içerisinde ..., ..., ..., ..., ... ve ...

Mahallerinin bulunduğu, Günpınar Milli Parkının yılda 1 milyon kişi tarafından ziyaret edildiği, vadinin Darende'nin önemli bir taşkın bölgesi olduğu, DSİ tarafından taşkın koruma projesinin yapıldığı, taşkın koruma projesinin yapılması ile olası sel afetinin önüne geçilebileceği, anılan yerleşim yerlerinin kanalizasyon ve atık suyunun Aşudu Deresine bırakıldığı, Malatya Büyükşehir Belediyesi MASKİ Genel Müdürlüğü tarafından altyapı projesinin hazırlandığı,

altyapı projesinin yapılmasıyla çevresel tehlikenin önüne geçileceği, kapalı sulama projesiyle su kaynaklarının daha verimli kullanılacağı, Derenin her iki yanında yapılacak yaya ve bisiklet yolunun turizme kazandırılacağı, yerleşim yerlerine gerekli ulaşımın sağlanamadığı, itfaiye araçlarının olay yerine ulaşamadığı, 2003 yılında yaşanan yangında itfaiye araçlarının ulaşamaması nedeniyle bir ailenin kaybedildiği belirtilerek, projenin planlanan süre içerisinde gerçekleştirilmesinde kamulaştırma konusunun engelleyici bir husus olduğu,

davaların uzaması nedeniyle kamulaştırmanın tamamlanması uzun zaman aldığından projenin yapılmasının zorlaştığı, kamulaştırmanın bir bütün olarak yapılamamasının projenin uygulanmasını imkansız hale getirdiği, Darende Aşudu Deresi taşkın koruma ve alt yapı projesi içesinde kalan 568 adet parselin mülkiyetlerinin veraset nedeniyle çok parçalı olmasının işlemlerin yapılmasında çok uzun süre alacağı, anılan hususlar dikkate alınarak işin önemini ve özelliğini kaybetmemesi,

gecikme nedeniyle uğranması muhtemel kayıpların önüne geçilmesi için anılan proje kapsamında bulunan taşınmazların 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasının gerekli olduğu belirtilmiştir.

Bu durumda; DSİ tarafından taşkın koruma projesinin yapıldığı, anılan mahalleler için altyapı projesinin hazırlandığı, taşkın koruma projesiyle olası sel afetine karşı önlem alınmasının, dolayısıyla bölgede yaşanabilecek olası bir afet için tedbir alınmasının hedeflendiği, projenin bütünselliği kapsamında projenin tamamının birlikte yapılması gerekliliği ile yaşanabilecek bir afetin etkilerinin en aza indirilmesi için projenin ivedilikle gerçekleştirilmesinin önem taşıdığı dikkate alındığında; taşkın koruma projesinin bir an önce tamamlanmasında acelelik halinin bulunduğu açık olup; bu kapsamda tesis olunan dava konusu acele kamulaştırma işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Bu itibarla, davanın reddi yönündeki temyize konu Daire kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1.Davacıların temyiz istemlerinin reddine, 2.Davanın reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 15/05/2024 tarih ve E:2023/6530, K:2024/3019 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 23/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

X-Anayasa'da herkesin, mülkiyet hakkına sahip olduğu ancak bu hakkın kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği ifade edilmiştir. Yine ülkemizin taraf olduğu İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolü'yle, mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Bu hükümlerden hareketle, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yoluyla kaldırılmasının ancak kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlı olduğu anlaşılmaktadır.

Ayrıca, acele kamulaştırma, olağanüstü bir kamulaştırma usulü olup istisnai durumlarda uygulanacak bir yöntemdir. Bu nedenle, acelelik halinin bulunduğunun saptanması halinde acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik gerekli tespitler yapılıp sebeplerin de somut olarak belirtilmesi suretiyle uygulanmalıdır. Olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında bu yöntemin uygulanması halinde uygulanma gerekçesinin, olağanüstü durumların, bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının, kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin somut olarak ortaya konulması suretiyle acele kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda uyuşmazlıkta. Darende Belediye Başkanlığı görevlileri tarafından düzenlenen 12/01/2022 tarihli teknik raporda, 9500 metre uzunluğunda olan vadinin ortasından Aşudu Deresinin aktığı, vadi içerisinde Günpınar, Beybağı, Kılıçbağı, Sayfiye, Mehmetpaşa ve Nadir Mahallelerinin bulunduğu,

vadinin Darende'nin önemli bir taşkın bölgesi olduğu belirtilmişse de, anılan raporda derenin taşkın riskine ilişkin olarak herhangi bir veri ve bu kapsamda yapılmış bir değerlendirme yer almadığı gibi, Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından 2020 yılında hazırlanan Fırat Alt Havzası Taşkın Yönetim Planında, derenin Q500 taşkın debisi 32.08 m3/sn olarak belirtilmişken, DSİ 92. Şube Müdürlüğünün CİMER üzerinden yapılan başvuruya verdiği cevapta, derenin Q500 taşkın debisinin 106,5m3/sn olarak bildirildiği görülmektedir.

Öte yandan, DSİ Genel Müdürlüğünün Aşudu Deresi üzerinde bulunan taş köprülerin üzerindeki koruma kararlarının kaldırılmasına yönelik başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle Kültür ve Turizm Bakanlığına karşı açtığı davada, ...

İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda da, "...dereye ait 1983-2007 yılları arasındaki debi değerlerine bakıldığında bu süreçte maksimum debinin 03/05/2006 tarihinde 1,254 m3/sn değerine ulaşabildiğinin görüldüğü, bu verilerin de, derenin çok büyük taşkın oluşturabilecek kapasiteye sahip olmadığını gösterdiği..." değerlendirmesinde bulunulduğu anlaşılmaktadır.

Her ne kadar, taşkın koruma projesiyle olası sel afetine karşı önlem alınması amacıyla ihtiyaç duyulan taşınmazların kamulaştırılmasında acelelik halinin bulunduğu kabul edilmekteyse de, bu durum sel ve taşkın riski nedeniyle, derenin ıslah edilmemiş olmasının oluşturduğu tehlikenin bir an önce bertaraf edilmesi, yaşanabilecek bir afetin etkilerinin en aza indirilmesi gereğinden kaynaklanmakta olup, uyuşmazlık konusu olayda, Aşudu Deresinin taşkın riskinin somut olarak ortaya konulamadığı,

risk değerlendirmesi için önemli bir veri olan, derenin debi değerine ilişkin birbiri ile çelişkili verilerin bulunduğu ve gelinen noktada net olarak tespit edilmediği dikkate alındığında, Aşudu Deresi yatağı ve çevresinde yoğun bir sel ve taşkın riskinin bulunduğunun davalı idarelerce ortaya konulamadığı sonucuna varılmaktadır.

Bu durumda, uyuşmazlık konusu olayda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların gerçekleşmediği anlaşıldığından, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile davanın reddi yolundaki Daire kararının bozularak, dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu parsel yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2024/1794, K. 2024/2549, 23 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İstemin Konusu
  4. Yargılama Süreci
  5. Temyiz Edenlerin İddiaları
  6. Karşı Tarafın Savunmaları
  7. Danıştay Tetkik Hâkimi ...'un Düşüncesi
  8. Türk Milleti Adına
  9. İnceleme Ve Gerekçe
  10. İlgili Mevzuat
  11. Hukuki Değerlendirme
  12. Karşı Oy
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
İdare Dava Daireleri Kurulu
Esas No
2024/1794
Karar No
2024/2549
Tarih
23 Ekim 2024

İlgili Kararlar

  • Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2024/1795 K.2024/2555
  • Danıştay 13. Daire E.2024/1795 K.2024/4010
  • Danıştay 3. Daire E.2024/1801 K.2024/5318
  • Danıştay 3. Daire E.2024/1802 K.2024/5319
  • Danıştay 6. Daire E.2024/1803 K.2024/5199
  • Danıştay 2. Daire E.2024/1811 K.2024/5160

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.