KÜNYE
"Türk Milleti Adına" T.C. Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15 Eylül 2022
- T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2021/313 Esas - 2022/739
- Esas no
- 2021/313 Esas
- Karar no
- 2022/739
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacılar
- 1- ... - ...
Karar Metni
1.908 kelime·10 dk okuma·7 bölüm
2- ... - ... 3- ... - ... 4- ... - ... 5- ... - ... 6- ... - ... VEKİLLERİ : ... - ...
DAVALI
... ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLLERİ : ... - ...
DAVA
3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 23/03/2020
KARAR TARİHİ : 15/09/2022
YAZIM TARİHİ : ...
Adana 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/... Esas 2021/... Karar sayılı dosyası görevsizlikle mahkememize gelmekle 2021/313 Esas sırasına kaydı yapılmıştır.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Adana 9. İcra Dairesinin 2019/...
Esas sayılı dosyası ile davacılar adına (muris annesi ... 'ın kardeşleri ... ın alacağına kefil olduğu iddiası ile) icra takibi yapıldığını, icraya konu dayanak belgenin tarafına gönderilmediğini, yapılan takibin, ihtiyati haczin, haciz ve yakalama işlemleri vb... usulsüz ve hukuka aykırı olduğunu, ...' ın attığı imzaların geçersiz olduğunu, tanıksız yapılan işlemlerden ...' ın bihaber olduğunu, borç altına girdiğinin dahi farkında olmayan kefil için davacıların haksız ve hukuksuz bir şekilde borçlu konumuna girdiklerini, meftun ... 'ın okuma yazması ve imza atma yetisi olmadığının vekaletnameye bakıldığında doğrudan anlaşılacağını,
... 'a verilen vekaletnameye bakıldığında ... 'ın okuryazar olmadığı için parmak izi alındığını ve iki tanık gösterildiğinin görüleceğini, sözleşmelerde okuryazar olmayanlara parmak izi kullandırılmadan ve tanık gösterilmeden banka ile yapılan sözleşme ve kefilliğin geçersiz olduğunu, geçersiz bir sözleşmeye dayanan takibin de iptalinin gerektiğini, davacıların ve borçlu ... 'ın annesi ...'ın 27.11.2014 tarihinde vefat ettiğini, borçlu ...'ın annesinin ölümünden sonra işlerinin yolunda gitmediğini, bankalara olan borcunu ödeyemediğini, bankanın bu yüzden kefil olarak gösterilen ...'ın mirasçılarına başvurduğunu,
okuma yazması olmayan meftun ...' ın borcu bilerek üstlenmediğini, ...
AŞ' nin muhtırası ile bu borçtan haberi olan davacının geçersiz bir sözleşmeye dayanan bu borcu ödemek istemediğini, borçlu ve davacının kardeş olması nedeni ile bu durumun aile içerisinde gerginliklere neden olduğunu, açılan icra takibinin Adana 3. İcra Dairesi 2019/... esas sayılı dosyası ile aynı alacak için açılmış olduğunu, tahsil edilmesi durumunda tekerrür olacağını, aynı alacak için davalının hem kredi sözleşmesine istinaden kredi alacağına dayalı takip, hem de senet için kambiyo senedine özgü takip yoluna başvurduğunu,
bu nedenle özellikle okuryazar olmayanın imzaladığı bononun yok hükmünde olması nedeni ile açılan kötüniyetli takibin durdurulmasına, akabinde iptaline, davacıların borçlu olmadıklarının tesbiti için davanın ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, kötüniyetli bankanın % 20' den aşağı olmamak kaydı ile davacılara verilmek üzere her biri için ayrı ayrı kötü niyet tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle dava şartı olan derdestlik ve görev itirazları göz önünde bulundurularak davanın derdestlik sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, aksi halde haksız ve hukuka aykırı davanın her bir davacı yönünden ayrı ayrı esastan reddi ile ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğacağı zararlar sebebiyle %20’den aşağı olmamak kaydıyla zarar tazminatının davacılardan ayrı ayrı alınarak davalıya verilmesine, takibi sonuçsuz bırakmak ve alacağın tahsilini imkânsız hale getirebilmek üzere, ihtiyati tedbir isteminde bulunan davacıların, ihtiyati tedbir istemlerinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılardan ayrı ayrı alınarak, davalıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava; menfi tespit talebine ilişkin olup, davacı vekili tarafından, Adana 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/... esas sayılı takip dosyası nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep edilmiştir.
Adana 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/... esas sayılı takip dosyası dosyamız arasına alınmış olup yapılan incelemesinde; davalı ... Anonim Şirketi tarafından, dava dışı ..., ... ve davacıların murisi ... aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile 10/12/2019 tarihli, 50.000,00 TL asıl alacak, 606,00 TL vekalet ücreti, 373,97 TL işlemiş faiz ve 123,90 TL masraf olmak üzere toplam 51.103,87 TL'lik icra takibi başlatıldığı, takibe dayanak belgelenin 50.000,00 TL miktarlı, 05/12/2012 tanzim tarihli, 25/11/2019 vade tarihli senet olduğu anlaşılmıştır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur. İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/... Esas, 2021/...
Karar sayılı ilamında; "...Menfi tespit davasında ispat yükünün kural olarak alacaklı tarafta olduğu ancak bu kuralın uygulanabilmesi için borçlunun hukuki ilişkiyi inkar etmesinin ve borcun hiç doğmadığını ileri sürmesinin gerektiği, menfi tespit davasını açan borçlunun, kendisinden talep edilen alacağın ve bunun dayandığı hukuki ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip başka bir nedenle aradaki hukuki ilişkinin geçersiz olduğunu ya da sona erdiğini ileri sürmesi halinde ise ispat yükünün yer değiştirip borçluya ait olacağı.." belirtilmiştir.
Somut olayda davacılar müteveffa ...'ın okuma yazması ve imza atma yetisinin olmadığını, attığı imzaların geçersiz olup tanıksız yapılan işlemlerden murislerinin habersiz olduğunu, bononun yok hükmünde olması nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiş, davalı ise davacılar tarafından tarafları ve konusu aynı olan davaların ayrı ayrı açılmış olup derdestlik itirazında bulunduklarını,
öte yandan kayıtsız şartsız ödeme vaadi içeren sebepten mücerret bonoya dayalı tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla başlatılan takipte usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı ve kefalet sözleşmesi ve bono üzerindeki imzaların davacıların murisi ...'ın eli ürünü olduğu savunulmuştur.
Her ne kadar davalı vekili derdestlik itirazı ileri sürmüş ise de. Adana 3.Tüketici Mahkemesinin 2020/... Esas sayılı, (birleşen 2020/... Esas, 2020/... Karar sayılı), Adana 1.Tüketici Mahkemesinin 2020/.. Esas sayılı, Adana 2.Tüketici Mahkemesinin 2020/... ve 2020/... Esas sayılı ve Adana 4.Tüketici Mahkemesinin 2020/... Esas sayılı dosyaları celp edilerek incelendiğinde; açılan davaların Adana 3.İcra Müdürlüğünün 2019/...
Esas sayılı takip dosyasına ilişkin kefilliğin iptali talebinden ibaret olduğu, dosyaların görevsizlik kararı ile Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/... Esas sayılı dosyasında yargılamasına devam edilmekte olduğu, davaya konu Adana 3.İcra Müdürlüğü'nün 2019/... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde davalı ...
Anonim Şirketi tarafından dava dışı ..., ... ve davacıların murisi ... aleyhine başlatılmış 10.000,00 TL asıl alacak, 1.642,86 TL işlemiş faiz ve 321,55 TL BSMV olmak üzere toplam 11.964,41 TL'lik 26/11/2019 tarihli ilamsız icra takibi olduğu, takip dayanağının 10.000,00 TL'lik kredi alacağı olduğu anlaşılmış olup, buna göre davalının derdestlik itirazı yerinde görülmemiştir.
Yargılama sırasında bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi tarafından dosyaya ibraz edilen 13/04/2022 tarihli raporda. Davalı ...
A.Ş. nezdinde davadışı ... (asıl borçlu), borçlu muris ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla kredili çalışmalar yaptığı, Muris ... 'ın 27.11.2014 tarihinde vefat ettiği; vefat sonrası dava dışı ... 'ın 25.08.2015 Tarihli 100.000 TL Tutarlı ve 06.03.2017 Tarihli 300.000 TL Tutarlılı 2 adet Genel Kredi Sözleşmesini davalı banka nezdinde akdettiği ve davaya sunulan bilgi ve belgelerden yapılan kullandırımların muris kefil ...' ın ölümünden önce mi sonra mı kullandırıldığı konusu netleştirildiğinde; murisin vefatından sonra gerçekleştiği " TC.Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 13/12/1994 tarihli 1994/... esas 1994-...
K.sayılı içtihati gereği Kefalet borcu da anılan yasa hükmüne göre kefilin ölüm tarihi itibariyle mirasçılara intikal edeceğinden, mirasçılar kefilin ölüm tarihindeki borcundan sorumlu olurlar.
Akdi durumun kabulü, yani mirasçıların hesabından hesabın kat edildiği tarihe kadar ki borçtan sorumlu tutulması, miras hukukundaki külli halefiyet ve kendiliğinden iktisap prensibiyle kefaletin kişisel teminat olma prensibine aykırı bulunmaktadır’ denildiği hususu belirterek" davacı banka nezdinde 24.09.2019 tarihinde tüm borcun muacceliyet ihtarnamesi olarak muris ... 'a herhangi bir meblağ ve süre içermeyen ... nolu krediye dair ihtar edildiği;
... nolu kredinin 25.08.2015 tarihli 100.000 TL tutarlı sözleşmeye (murisin ölümünden sonra alınan sözleşme) istinaden verildiği ayrıca diğer tüm takibe intikal eden davaya sunulan belgeler / kredilerde incelendiğinde murisin ölümü sonrası akdedilen sözleşmelere istinaden verildiğini, dava tarihi itibariyle bononun teminatı olan genel kredi sözleşmeleri nedeniyle kullandırılan asıl alacak ve ferilerinin tespiti buna göre bononun teminat fonksiyonu nun devam edip etmediği, ediyorsa hangi miktar üzerinden devam ettiğinin belirlenmesi hususu incelendiğinde.
T.C. Adana 9. İcra dairesi 2019/... esas no üzerinden ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... aleyhine Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu ile 50.000,00 TL limitli 05.12.2012 tanzim tarihli 25.11.2019 vadeli senedin teminat fonksiyonun devam etmediği anlaşıldığından konu takipten muris ... 'ın sorumluluğunun olmadığı belirtilmiştir.
Tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucu.
Adana 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/... esas sayılı dosyası ile davacıların murisi ... aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi yapıldığı, davalı bankanın dava dışı ...'ın borçlu, davacıların murisi ...'ın ve dava dışı ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla 30.11.2012 tarihinde 50.000,00 TL'lik Genel Kredi Sözleşmesinde kefalet imzasının bulunduğu, dava konusu icra takibine dayanak senedin keşidecisinin ..., lehtarının ... ve kefilinin ... olduğu, senedin keşide tarihinin 05/12/2012 ve vade tarihinin 25/11/2019 olup 50.000,00 TL miktarlı olduğu,
söz konusu bononun davalı ile davacıların murisinin kefil sıfatıyla imzalamış olduğu kredi sözleşmesinin teminatı mahiyetinde olduğu, muris ... 'ın 27.11.2014 tarihinde vefat ettiğinin dosya kapsamından anlaşıldığı, bilirkişiden alınan raporda; davalı ...
A.Ş. nezdinde dava dışı ... (asıl borçlu), borçlu muris ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla kredili çalışmalar yaptığı, vefat sonrası dava dışı ... 'ın 25.08.2015 tarihli 100.000,00 TL tutarlı ve 06.03.2017 tarihli 300.000,00 TL tutarlı 2 adet Genel Kredi Sözleşmesini davalı banka nezdinde akdettiği ve dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden yapılan kullandırımların muris kefil ...' ın vefatından sonra gerçekleştiği, diğer tüm takibe intikal eden davaya sunulan belgeler/ krediler de incelendiğinde murisin ölümü sonrası akdedilen sözleşmelere istinaden verildiği,
dava tarihi itibariyle bononun teminatı olan genel kredi sözleşmeleri nedeniyle kullandırılan asıl alacak ve ferilerinin tespiti ile buna göre bononun teminat fonksiyonunun devam etmediği anlaşıldığından konu takipten muris ... 'ın sorumluluğunun olmadığı belirtilmiş, öte yandan davacıların atılan imzaların murisleri ...'a ait olmadığını, murislerinin okuma yazma bilmediğini iddia ettikleri, davalının ise imzaların ... eli ürünü olduğunu savunduğu,
davacı yanca dosyaya sunulan Karaisalı Noterliğinin 28/09/2010 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesinde muris ...'ın imzasının bulunmayıp tanık huzurunda parmak basmış olduğu görülmüş, kaldı ki imzaların davacıların murisine ait olduğunun ispat yükünün davalı üzerinde olup, davalı tarafça dosyaya buna ilişkin herhangi bir delil de sunulmamış olduğu, bu nedenle davacıların davalarında haklı olduğu anlaşılmakla, takibin iş bu davacılar yönünden iptaline karar vermek gerekmiş, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulü ile;
davacıların davalıya Adana 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/... esas sayılı takip dosyası nedeniyle toplam 51.103,87 TL borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline karar vermek gerekmiştir.
Öte yandan, davacı tarafça alacağın % 20'sinden az olmamak kaydıyla davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi talep edilmiştir. Menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötü niyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle.
İcra İflas Kanunu'nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir.
Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup ispat yükü takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir.
(Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 2021/4543 Esas, 2021/7504 Karar, Hukuk Genel Kurulunun 17/03/2010 tarihli ve 2010/19-123 E. 2010/154 K., 07/12/2011 tarihli ve 2011/13-576 E. 2011/747 K. ve 20/03/2013 tarihli ve 2012/19-778 E. 2013/250 K.) Dosya kapsamından, davalının kötüniyetli olduğu davacı tarafça ispat edilemediğinden davacının tazminat talebinin reddine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/313, K. 2022/739, 15 Eylül 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama