KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Mart 2024
- Esas no
- 2017/224
- Karar no
- 2024/113
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ....
Karar Metni
3.744 kelime·19 dk okuma·16 bölüm
.... Mersis No: ... VEKİLİ : Av. ... .... DAVALI : .... .... ...
DAVA
Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli), Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli), Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli)
DAVA TARİHİ : 10/07/2017
KARAR TARİHİ : 14/03/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli), Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli), Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesiyle; davacının, 2006 yılında kurulduğunu, “...” ticaret unvanı ve markası altında uzun yıllardır akaryakıt ve akaryakıt mamulleri sektöründe faaliyet gösterdiğini, tüketici nezdinde bilinir hâle geldiğini, davacının, dünyanın en büyük petrol şirketlerinden Shell’in ana hizmet sağlayıcılarından biri ve anılan şirketin birden fazla istasyonunda “...” adı altında bayilik faaliyeti yürüttüğünü, bunun yanında başkaca büyük akaryakıt şirketleriyle de ticari faaliyet gösterdiğini, davacının;
..., .... sayılı markaların ve marka başvurularının sahibi olduğunu, davalının, sahibi olduğu .... uzantılı internet sitesinde “...” ibaresini kullandığını, .... yolu üzeri, .... adresinde “...” markası ile bayilik verdiğini, bu kullanımların davacının markasından doğan hakları ihlal ettiğini, bu kullanımların davacı ile aynı sektörde gerçekleştiğini, davalıya ait ... sayılı “...” ibareli tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, söz konusu markanın, davacının fiilen kullanılan markasını tescil edilmemesindeki boşluktan yararlanılarak davalı adına tescil ettirildiğini, bu tescildeki amacın marka tacirliği yapmak olduğunu,
markanın satın alınmaz ise davacıya karşı hukuki aksiyon alacağının haricen belirtildiğini, davalının başvurusu üzerine ...
16.04.2015 tarihli ve .... sayılı dosyası üzerinden verilen karar ile davacıya ait ... alan adına erişimin engellenmesine karar verildiğini, üç gün süreli kapanma sürecinde davalının, davacının kaçak petrol ticareti yaptığı gerekçesiyle internet sitesinin kapandığı yönünde beyanlarda bulunduğunu, bu şekilde davacının itibarına zarar verildiğini, anılan erişimin engellenmesi kararının ... sayılı kararı ile kaldırıldığını, davalı tarafından, davacı aleyhine yapılan suç duyurusu neticesinde .... sayılı dosyası üzerinden yürütülen soruşturmada, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini,
davacı tarafından, davalı aleyhine, davacı eylemlerinin davalı adına tescilli markaya tecavüz oluşturmadığının tespiti ve tedbir talebiyle .... sayılı dosyası üzerinden görülen dava ile menfi tespit davası açıldığını, davalı adına tescilli markanın davacıya karşı kullanımının önlenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verildiğini, anılan dosyanın davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü talebine ilişkin olan ve ... sayılı dosyası üzerinden görülmekte olan dava ile birleştirildiğini, bu davada davacı kullanımlarının, davalı adına tescilli ... sayılı markaya tecavüz oluşturmadığının tespitine karar verildiğini,
hükümsüzlük davası devam ederken, davalı tarafından yapılan dört adet yeni başvuruya davacı tarafından yapılan itiraz üzerine başvuruların reddedildiğini, bu ret kararlarına karşı davalı tarafından ... (...) tarafından verilen kararın iptali istemli davalar açıldığını, taraflar arasında devam eden ihtilaflarda davacının “...” ibaresinin gerçek hak sahibi olduğunun tespit edildiğini, ancak davalının davacıya yönelik eylemlerinin devam ettiğini, davacının, “...” markasının önceye dayalı kullanımdan kaynaklı gerçek hak sahibi olduğunu, davalı eylemlerinin davacının tescilsiz marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini,
haksız rekabetin, 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.57 ve 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m.54 hükümlerinde düzenlendiğini, davacının yargı kararlarına ve hukuki ihtilaflardaki gerçek hak sahipliği tespitlerine rağmen ticari teamüllere ve dürüstlük kurallarına aykırı olarak davacının ticari itibarından faydalanma, ticari çevresini doğrudan etkileme ve müşteri çevresinden faydalanma gibi haksız rekabete sebebiyet verecek nitelikte eylemlerde bulunduğunu,
davacı ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalının “...” ibareli kullanımları nedeniyle tüketicinin davalıyı davacı ile ilişkilendireceğini, davalının “...” ibareli kullanımlarının, davacının ticaret unvanından kaynaklı haklarını da ihlal ettiğini, davalının gerçekleştirdiği ticari eylemlerin kötü niyetli olduğunu, zamanaşımı itirazının yerinde olmadığını,
tazminatın hesabında 22.12.2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.151/2,b hükmünde düzenlenen davalının elde ettiği net kazanç ölçütü ile TTK m.56 hükmünde düzenlenen davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığı ölçütünün esas alınması gerektiğini iddia ederek; davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davalıya ait ... sayılı markanın tescil başvurusunun 20.05.2013 tarihinde gerçekleştirildiğini, davanın 29.07.2017 tarihinde açıldığını, davacının, davalının “...” ibareli kullanımlarından haberdar olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davalının ... sayılı tescilli markanın sahibi ve “...” ibareli markanın gerçek hak sahibi olduğunu, söz konusu ibarenin nano teknolojisi ile sektörel bir kısaltma olan “...” ibaresinden oluştuğunu, davalının marka tescil başvurusuna ...
A.Ş. tarafından yapılan itirazın reddedildiğini, söz konusu marka başvurusuna davacının hiçbir itirazının olmadığını, ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ilişkin .... sayılı dosyası üzerinden verilen kararın henüz kesinleşmediğini, davacı adına gerçekleşen tescilin, davalıya ait markanın tescilinden sonraki tarihli olduğunu, • Davacıya ait markanın, davalıya ait markanın devamı niteliğinde olduğunu, “...” ibaresi üzerinde davalının kazanılmış hakkı olduğunu, davacı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü istemiyle davalı tarafından açılan davanın .... sayılı dosyasının üzerinden görülmekte olduğunu, davacının ... markalarıyla hizmet sunduğunu,
“...” ibaresini sadece ticaret unvanında kullandığını, bu kullanımın markanın işlevlerini yerine getirmediğini, davacının hiçbir zaman dağıtıcı olmadığını, bayii olduğu şirketlerin ürünlerini sattığını, davacının kullanımının ticaret unvanıyla sınırlı olduğunun dava dilekçesinde kabul edildiğini, davalının dağıtım sektöründe 98 bayiinin olduğunu, davalının faaliyetlerini ağırlıklı olarak “...” markası ile yürüttüğünü, “...” markasına yönelik üçüncü kişilerce gerçekleştirilen girişimler nedeniyle bu markaya yatırım yapılmasının ertelenmek zorunda kalındığını,
buna rağmen davalının anılan ibarenin varlığını korumak için girişimlerde bulunduğunu, akaryakıt dağıtıcısı olmak için tescilli marka sahibi olunması zorunlu iken akaryakıt bayii olmak için böyle bir zorunluluk bulunmadığını, davalının bu zorunluluk doğrultusunda üç ayrı marka başvurusu gerçekleştirdiğini, davacının ticaret unvanında yer alan “...” ibaresini markasal olarak kullanmadığını, davacının açmış olduğu davanın kötü niyetli olduğunu, davacının “...” ibareli tescilli bir markasının, satmakta olduğu bir ürünün ya da sunduğu hizmetin bulunmadığını, anılan ibarenin tescilli marka olarak sahibinin davalı olduğunu,
davacının yapmış olduğu marka tescil başvurularının kötü niyetli olduğunu, davacının önceki kullanıma dayalı hak sahipliği iddialarını ispatlar nitelikte delil sunmadığını, başka ihtilaflarda alınan bilirkişi raporlarının huzurda görülmekte olan davada delil niteliğinin bulunmadığını, soruşturma dosyasının marka tescil tarihleri bakımından hatalı değerlendirmelerde bulunduğunu, davalının “...” markasını bayilik vererek kullanmasının ... sayılı markaya dayandığını, davacıya ait “... + ...” markasına karşı hükümsüzlük davası açılmış olduğunu, davalıya atfedilen marka tacirliğinin kabul edilemez olduğunu,
davalının kullanımlarının hukuka uygun olduğunu, davalının değil, davacı eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunu, davacının markasal bir kullanımı bulunmadığından, tazminat talebinin de yerinde olmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
ZAMANAŞIMI
Davalı vekili her ne kadar zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de, davalının markasının tescil tarihinin 2015 yılı olduğu, dikkate alınarak ... Sayılı içtihadı doğrultusunda itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kullanımının davacının tescilli marka hakkından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet yaratıp yaratmadığı markaya tecavüz nedeniyle maddi manevi tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
Marka vekili Bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA özetle:
Davalı tarafından gerçekleştirilen kullanımların, marka hakkına tecavüze, ticaret unvanından kaynaklı hakların ihlaline ve haksız rekabete ilişkin hükümler kapsamında kaldığı; takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 7. Maddesine göre:
(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin ya-yım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.
6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 29. Maddesine göre,
(1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
(2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.
6102 sayılı TTK'nın 52 nci maddesine göre,
(1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.
(2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir.
Markaya tecavüz dolayısıyla uğranılan "manevi zarar" ise KHK'da başkaca bir hüküm bulunmadığından borçlar Kanunun 49. Maddesindeki şartlar dairesince tanzim edilir. Markaya tecavüz, çoğunlukla bir kişinin ticari itibarının zedelenmesine sebebiyet verir. Manevi tazimanata hükmedilebilmesi için failin kusuru gerekmekle birlikte, kusurun ağırlığı herhangi bir rol oynamaz.
Markaya tecavüz halinde kişilik değerlerinden biri olan ticari itibarda vukua gelen kayıpları karşılamak için manevi tazminat isteyebilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda “haksız rekabet”in açık tanımı bulunmamakta, 54/2. Maddede “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” denilmekte ve 55. Maddede tahdidi olmamak üzere, “hangi hallerin haksız rekabet teşkil ettiği” belirtilmektedir. Buna göre 55/1-a-(4) bendi; “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklindeki ifadesi ile başkasının markasını kullanmayı haksız rekabet olarak değerlendirmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Davalı Markası Davacı Markası ... ... ... PETROL ... ... ... ... OIL ... + ...
... AKARYAKIT (04, 35, 37, 39. SINIF)
(04, 37. SINIF)
Tüm dosya kapsamına göre; dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, .... sayılı dosyası üzerinden görülmekte olan davada verilen ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi üzerine kaldırılarak yeni bir hüküm kurulduğu, hükmün bu hâliyle kesinleştiği; bu nedenle incelemeye; taraflarca temyiz yoluna başvurulmaması üzerine 23.05.2023 tarihinde kesinleşen ....
01.03.2023 tarihli ve .... sayılı kararıyla, davalıya ait ... sayılı markanın kısmen hükümsüzlüğüne, anılan markanın kapsamından 04. sınıftaki “Sınai amaçlı yağlar, gresler (kesme sıvıları, toz emici – ıslatıcı ve bağlayıcı maddeler dâhil), Sıvı ve gaz yakıtlar ile bunların kimyasal olmayan katkıları” emtiaları ile 37. sınıftaki “Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu)” hizmetlerinin çıkarılmasına, davacının “...” ibareli markasal kullanımlarının davalıya ait ... sayılı markaya tecavüz teşkil etmediğinin tespitine karar verildiği, SMK m.27/1 hükmüne göre;
markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi hâlinde bu karar marka başvuru tarihinden itibaren etkili olup, markaya SMK ile sağlanan koruma hiç doğmamış sayılacağı, bu bağlamda ... sayılı marka hakkında verilen ve kesinleşen kısmen hükümsüzlük kararı uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilen mallar ve hizmetler bakımından marka hakkı hiç doğmamış olacağı, davalı adına tescilli markaların itirazlar ve hükümsüzlük davaları neticesinde nihai durumları incelendiğinde davacıya ait ... sayılı markanın kapsamında 04. sınıftaki “Katı yakıtlar: kömürler, odun.
Aydınlanma amaçlı mumlar, fitiller, yarı mamul vakslar, balmumları (vakslar), parafinler.” emtiları ile 37. sınıftaki “İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Temizlik hizmetleri; dezenfeksiyon hizmetleri; haşere ilaçlama hizmetleri; temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri. Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri. Hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri.
Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri. Isıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri. bulunduğu, davalıya ait “...” ibaresini içeren diğer markalarda bunların yanında 37. sınıftaki “Giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri. Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri.
Asansör tamiri ve bakımı hizmetleri. Saat tamiri hizmetleri. Madencilik, maden çıkarma hizmetleri. Ayakkabı, çanta, kemer tamiri hizmetleri.” bulunduğu; dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden; davalıya ait markasal kullanımların 37. sınıfın 3. alt sınıfında yer alan “Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu)” hizmetlerinde gerçekleştiği tespit edilmiştir.
Davalıya ait markasal kullanımların davacı adına tescilli ... sayılı markaya ve davacının ticaret unvanında yer alan “...” ibaresine tecavüz oluşturup oluşturmadığı incelendiğinde, davanın açıldığı 10.07.2017 tarihi itibarıyla davacının iddialara mesnet markalarından ... sayılı olanı tescilli iken diğer markaların tescil işlemlerinin devam ettiği, tescil işlemleri devam eden bu başvuruların tescil işlemleri de huzurda görülmekte olan dava devam ederken tamamlandığı, davacının iddialarına mesnet ... sayılı markanın kapsamında.
35. sınıfın 5. alt sınıfındaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için. Sıvı ve gaz yakıtlar: benzin, mazot, sıvılaştırılmış petrol gazı, doğal gaz, fueloil ile bunların kimyasal olmayan katkıları … mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” de yer almaktadır.
Söz konusu hizmetler davalının markasal kullanımlarının gerçekleştiği 37. sınıfın 3. alt sınıfında yer alan “Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu)” hizmetleri ile benzer olduğu, davacının iddialara ... sayılı markasının esas unsuru “...” ibaresi olduğu, markada yer alan ... unsuru tali nitelikte görsel bir farklılık oluşturduğu, bu unsurun kavramsal ve işitsel algıya herhangi bir etkisi bulunmadığı,
davacıya ait markanın esas unsuru olan “...” ibaresi, davalı tarafından tek başına ya da başkaca tali unsurlarla kullanıldığı için fiili kullanımlar ile iddialara mesnet markanın aynı veya benzer olması koşulu da sağlandığı, akaryakıt istasyonundan hizmet ve ürün alan tüketici kitlesinin bilgi ve bilinç düzeyi çeşitlilik gösterdiği, söz gelimi ürün ve hizmet taşıma sektörü profesyonelleri tarafından talep edilebileceği gibi ilgili sektöre ilişkin oldukça sınırlı bilgi sahibi olan kişilerce de talep edilebildiği,
bu bağlamda davacıya ait markanın esas unsuru ile karşılaşan ortalama tüketicinin, davalı ile davacı arasında işletmesel bir bağ olduğu yanılgısına düşebileceği gibi davalı kullanımları, davacıya ait markayla karıştırmasının da olası olduğu, bu aşamada, davalının savunmalarına ilişkin olarak marka hakkına tecavüz incelemesinde, marka hakkı sahibinin fiili iştigal alanları değil, markanın kapsamında yer alan mallar ve hizmetler esas alındığı, açıklanan gerekçelerle davalı tarafından gerçekleştirilen fiili kullanımların, davacıya ait ... sayılı marka karşısında SMK 29. Madde hükmü kapsamına girdiği;
davacının ticaret unvanının ek kısmının ayırt edici unsuru olan “...” ibaresi, davalı tarafından kara araçları servis istasyonu hizmetinde fiilen markasal olarak kullanıldığı, anılan kullanım, davacının iştigal alanıyla benzer nitelikte olması sebebiyle ticaret unvanından kaynaklı haklarını da ihlal eder nitelikte olduğu, davalının, davacıya ait markanın esas unsurunu markasal nitelikte olacak şekilde, davacıya ait markanın kapsamında yer alan hizmetlerin benzerlerinde kullanması, davacının faaliyetleri ile karışıklığa yol açacağından, davalının söz konusu eylemlerinin davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğu;
davalı tarafından gerçekleştirilen kullanımların, marka hakkına tecavüze, ticaret unvanından kaynaklı hakların ihlaline ve haksız rekabete ilişkin hükümler kapsamında kaldığı; davacının davalı markasını haksız olarak kullanımının maddi ve manevi zarar da doğuracağının tartışmasız olduğu, davacı vekilinin herhangi bir bedel artırımı yapmayacağını bildirmiş olması karşısında talep edilen maddi tazminatın 1.000-TL olarak manevi tazminat talebinin ise 25.000-TL olarak sektörel teamüller, eylemin süresi ve tescilli olduğu süre nazar alındığında makul olduğu,
hakkaniyete uygun olacağı anlaşılmış, açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 480,02-TL
GİDER AVANSI :2.675,50-TL
TOPLAM :3.155,52-TL
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2017/224, K. 2024/113, 14 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama