KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Mart 2024
- T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2021/179 Esas - 2024/115
- Esas no
- 2021/179
- Karar no
- 2024/115
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av. ....
- Dava
- Markaya Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması,
Karar Metni
2.071 kelime·10 dk okuma·13 bölüm
Sonuçlarının Ortadan Kaldırılması, Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ : 06/07/2021
KARAR TARİHİ : 14/03/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Markaya Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Sonuçlarının Ortadan Kaldırılması, Maddi ve Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin 21.01.2011 tarihinde, güzellik ve bakım hizmetleri alanında faaliyet gösteren ... işletmesini açtığını, ...’na bağlı ruhsatlı bir akademi ile birlikte toplam 7 şubesi ile .... ilinde hizmet verdiğini, müvekkilinin ayrıca ... sayısı ile tescilli markasının bulunduğunu, davalının da lazer, cilt bakımı vb. alanlarda eğitim almak amacıyla bizzat müvekkilinden hizmet aldığını, daha sonra ... adıyla şube açmak istediğini, ancak daha sonra taraflar arasında bir anlaşma sağlanamadığını,
müvekkilinin bir müşterisinin ihbarı üzerine kendisini şube olarak tanıtan bir işletmenin ...’da açıldığını öğrendiğini, davalının taraflar arasında ticari bir ortaklık kurulmamasına rağmen haksız ve kötü niyetli olarak 5 ay süreyle ... adını kullandığını ve halen de kullanmaya devam ettiğini, aynı şekilde müvekkilinin sosyal medya hesaplarını ve reklamlarını da izinsiz olarak kullandığını, bu durumun müvekkilinin ticari itibarı açısından olumsuz algı yarattığını, davanın kabulüne karar verilerek, müvekkiline ait tescilli markaya yönelik tecavüz ve haksız rekabetin öncelikle tespiti ile önlenmesi,
durdurulması ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına; müvekkilde meydana gelen maddi ve manevi zararın tazmini için fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla tarafımızca belirlenmesi mümkün olmayan maddi tazminat miktarından şimdilik 1.000,00 TL ile 1.000,00 TL manevi tazminatın tarafımıza ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı tarafça süresi içeresinde davaya cevap verilmemiş. Davacı tarafça sonradan sunulan cevap dilekçesine savunmayı genişletme yasağı kapsamında kaldığı gerekçesiyle muvafakat edilmemiştir. Davalının davayı reddettiği kabul olunarak yargılama yapılmıştır.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacıya ait olan markanın davalı tarafından iş yerinde kullanımının haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı bu kapsamda marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet koşullarının, maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip dava dilekçesi tebliğ olunmuş davalı süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır. dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
Bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda özetle:
- Davalı tarafa ait olduğu iddia olunan işyerinin bir güzellik ve estetik bakım merkezi olarak hizmet verdiği, bu hizmetin davacı adına tescilli ... sayılı marka kapsamında yer alan 44. Sınıftaki hizmetler ile birebir aynı olduğu,
- Davalı tarafa ait olduğu iddia olunan işyerinde kullanılan tabelanın, birebir davacı adına tescilli ... sayılı markayı içerdiği,
- Bu durumun davacı taraf tescilli markalarından doğan hakların ihlali ve aynı zamanda haksız rekabete sebebiyet verebileceği,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi kurulunca düzenlenen ek raporda özetle: Davacının , SMK 152/2-a tazminat talep tercih yöntemine göre hesap yapılamamış olup, ancak davacının tercih yöntemini değiştirmesi ve mahkemenin BK. 50. maddeye göre varsayımsal hesap için görev vermesi halinde yeniden hesap yapılabileceği bildirilmiştir. Bilirkişi kurulunca düzenlenen ikinci ek raporda özetle: - Davacının , SMK 152/2-a tazminat yöntemini talep etmiş ancak dosyadaki mevcut belgelerle yapılan hesaplama sonucu davacının yoksun kılınan kazancın 19.602,53 TL olacağı; - Manevi tazminatın mahkemenin taktirinde olduğu; bildirilmiştir.
Bilirkişi raporu ve ek raporların her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun “Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiilleri” içeren 29. maddesinin (a) bendi uyarınca; “Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.” marka hakkına tecavüz olarak değerlendirmektedir.
SMK’nun “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı ile düzenlenen 7. maddesi ise aşağıdaki şekildedir:
(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.”
6769 sayılı SMK'nın 29 maddesinde, marka hakkına tecavüz sayılan fiiller belirtilmiş olup;
(1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
(2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.
6769 sayılı SMK'nın 149 ncu maddesine göre, sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.,
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.,
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.,
ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
6769 sayılı SMK 150 maddesine göre; Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlü olduğu bildirilmiş olup, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir.
Hak sahibi, sınai mülkiyet hakkının ihlali iddiasına dayalı tazminat davası açmadan önce, delillerin tespiti ya da açılmış tazminat davasında uğramış olduğu zarar miktarının belirlenebilmesi için, sınai mülkiyet hakkının kullanılması ile ilgili belgelerin, tazminat yükümlüsü tarafından mahkemeye sunulması konusunda karar verilmesini mahkemeden talep edebilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda “haksız rekabet”in açık tanımı bulunmamakta, 54/2. Maddede “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” denilmekte ve 55. Maddede tahdidi olmamak üzere, “hangi hallerin haksız rekabet teşkil ettiği” belirtilmektedir. Buna göre 55/1-a-(4) bendi; “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklindeki ifadesi ile başkasının markasını kullanmayı haksız rekabet olarak değerlendirmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davacı Markası Davalı Kullanımları ... ...+... (44. sınıf) Başvuru Tarihi :27/12/2019 Tescil Tarihi :28/07/2020
Dosya kapsamındaki bilgi, belge ve alınan bilirkişi raporlarına göre;
Davacı yanın ... sayısı ile tescilli markası 44. Sınıf hizmetlerde tescilli olup, tescili kapsamında “Tıbbi hizmetler.
Güzellik bakımı hizmetleri.” nin de yer aldığı, davacı tarafça dosya kapsamına sunulan ve davalıya ait olduğu iddia olunan işyerinin ise tabelasından da görülebileceği üzere “Estetik&Güzellik Salonu” olarak geçtiği, bu bağlamda davalı yana ait olduğu iddia olunan işletmenin faaliyet alanının, davacı adına tescilli marka kapsamında kalan bahsi geçen hizmetler ile birebir örtüştüğü, davalı faaliyetlerinin, davacı tescilli markasının kapsamında kaldığı; markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunduğu,
davacı yanın tescilli markasının ... ibaresinden oluştuğu, davalıya ait işletme tabelasındaki kullanımın da ...+... şeklinde olduğu; iş bu kullanımın, davacı adına tescilli markanın birebir aynı kullanımı olduğu, “...” esas unsurlu bu markanın, tarafların faaliyetlerine konu hizmetler açısından ayırt edici vasfı güçlü bir kelime olduğu; taraf markaları arasında ayrıntılı bir değerlendirmede bulunulmasını gerektirmeyecek şekilde ayniyet derecesinde bir benzerlik halinin mevcut olduğu;
davalı taraf kullanımlarının davacı taraf markasının birebir aynısı olmasından kaynaklı, 44. Sınıfın ilgili tüketici kitlesinin niteliği ne olursa olsun, tüketicinin, davalı kullanımlarının, davacı tescilli markalarına dayalı olarak elde edilmiş bir lisans ya da yasal izne bağlı olarak gerçekleştirildiği zannıyla davalı taraf işletmesinden faydalanmak isteyeceği; hal böyleyken davalı yana ait olduğu belirtilen işyerindeki mezkur kullanımların, davacı tescilli markasının birebir kullanımı biçiminde olduğu, bu kullanımın davacı yanın markasının tescili kapsamındaki hizmetlerde gerçekleştirildiği,
neticesinde bu durumun davacı markasından doğan hakların ihlali sonucunu meydana getirdiği; bununla birlikte sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında düzenlenen marka hakkına tecavüz teşkil eden eylem biçimleri, aynı zamanda haksız rekabet eylemlerinin de özel bir biçimi olduğu,
dolayısıyla marka hakkına tecavüz iddiaları açısından yukarıda yer verilen değerlendirmelerin tamamının, haksız rekabet düzenlemeleri açısından da geçerli olacak olup davalı taraf kullanımlarının “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklinde TTK m. 55/1-4’te tanımlanan haksız rekabet biçimini ortaya çıkartacağı, kullanımların haksız rekabet yarattığı kabul edilmiştir.
Davacı yanın işbu davadaki tecavüz nedeniyle uğradığı zararlardan doğan tazminat talebi ile ilgili olarak, bilirkişi raporunun sonuç kısmında davacının gelirinin tam olarak hesaplanamadığı anlaşıldığından muhtemel davacı zararının davacı vekilinin de talebi doğrultusunda BK 50. Madde kapsamında varsayımsal hesap yapılarak tespiti yoluna gidilmiş, alınan bilirkişi ek raporunda davacının yoksun kalınan kazancının, başka bir deyişle davacının davalı yandan talep edebileceği maddi tazminat tutarının 19.602,53-TL olacağı kabul edilmiştir.
Öte yandan bir tür haksız eylem niteliği taşıyan davalının haksız rekabet eylemi sonucu davacı marka sahibinin piyasada edindiği imaj ve güvenden oluşan manevi ticari varlığında meydana gelen kayıp ve zararlar ile uzun süren çabalarla yaratılan marka imajının zedelenmesi nedeniyle davalının eyleminin MK ve TTK hükümlerine aykırı bir haksız eylem niteliğinde olması, davacının manevi ticaret varlığında meydana gelen kayıp ve zararlar nedeniyle manevi tazminat talebinin yerinde olduğu kabul edilerek (manevi tazminat yönünden bedel artırımı mümkün olmadığından) dava dilekçesindeki talep doğrultusunda 1.000-TL manevi tazminata hükmolunmuştur.
Açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 127,10-TL
ISLAH HARCI : 590,93-TL
GİDER AVANSI :5.272,10-TL
TOPLAM :5.990,13-TL
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2021/179, K. 2024/115, 14 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama