KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2023
- Esas no
- 2022/154
- Karar no
- 2023/199
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... -
- Mersis No
- ...
- Vekili
- Av. ... -...
- Davalı
- 1- ... - ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- 2- ...
Karar Metni
2.288 kelime·11 dk okuma·9 bölüm
...
DAVA
Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 29/04/2022
KARAR TARİHİ : 30/11/2023
KARAR YAZIM
TARİHİ :11/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin ... sayılı ... ..., ... sayılı ... , ...sayılı ... ..., ... sayılı ... ..., ... sayılı ... ... ..., ... sayılı ... , ... sayılı "... , ... sayılı ... ve ... sayılı ... ... markalarının sahibi olduğunu, davalı yanın ... sayısı ile “...” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvuruya yönelik itirazlarının Kurum tarafından reddolunduğunu, anılan ibarenin ayırt edicilikten yoksun olduğunu, markanın 5/b ve 5/c uyarınca tescilinin mümkün olamayacağını, ayrıca anılan ibarenin 30 ve 35. Sınıfta tescilin, müvekkilinin seri markaları ile de ilişkilendirilecek sonuçlar yaratacağını,
bu halde dava konusu markanın tescil edilebilir olduğunun kabulünde, müvekkili markaları ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik ortaya çıkacağını, bu durumun karıştırılma ihtimalini de doğuracağını, müvekkili markalarının “...” tanınmış markası ile birlikte kullanıldığını, dava konusu markanın tescilinin müvekkili markalarının içeriğini sulandırıcı nitelikte olduğunu, ''...'' markasını gören tüketiciler bu markayı taşıyan malların müvekkilin markalarını taşıyan mallar ile aynı işletmeden geldiğini ya da her iki markalı ürünleri üreten üreticiler arasında bir ekonomik, organik bağlantı bulunduğunu düşüneceklerini,
davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu, iddia ederek ... sayılı ... kararının iptalini ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer Davalı davaya cevap vermemiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... sayılı ... kararının iptalini ve dava konusu ... sayısı ile “...” ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğü koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "..." ibaresinin 30 ve 35. Sınıf mal ve hizmetlerde tescili amacıyla 29.01.2021 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 12.02.2021 tarih ve 366 sayılı bültende ilana çıktığı, anılan ilana karşı davacı yanın önceki tarihli “...” ibaresi içerir markalarına dayalı olarak itirazda bulunduğu, davacı itirazlarının ...’nın 11.11.2021 tarihli kararı sonucunda haklı görülmeyerek reddine karar verildiği,
söz konusu karara karşı davacı yanın yeniden itiraz ettiği, davacı itirazlarını değerlendiren ...’nun 02.03.2022 tarih ve ... sayılı kararı neticesinde özetle; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "... " ibareli markalara dayanılarak 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca "30. sınıfa dahil mallar" için reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. (…) Yapılan inceleme sonucunda işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların ihtiva ettikleri anlam,
genel görünüm ve muhtemel tüketici kitlesi üzerinde bırakacağı etki ve izlenim itibariyle karıştırılacak derecede benzer olmadığı ve markalar arasında görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma olasılığı bulunmadığı kanaatine ulaşıldığından itirazın benzerlik ve tanınmışlık da dahil olmak üzere tüm gerekçeleri bakımından reddi gerekmiştir.” şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi kurulunca düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
- Dava konusu ... sayılı marka kapsamında yer alan 30. Sınıf malların tamamı ve 35.05 alt grubundaki satışa konu hizmetlerin tamamı bakımından, taraf markalarının aynı, aynı tür ya da benzer emtiaları kapsadıkları,
- Başvuruda yer alan 35.01, 35.02, 35.03 ve 35.04 sınıf hizmetler yönünden ise taraf markalarının kapsamlarının benzer olmadıkları,
- Bununla birlikte rapor kapsamında açıklandığı üzere taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerliğin mevcut olmadığı,
- Somut olayda SMK m. 6/3, 6/5 ve 6/6 maddelerinde aranılan koşulların hiçbirinin meydana gelmediği,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
... ... (30,35. sınıf) ... ... ... ... (29, 30, 32. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu ... sayılı marka kapsamında yer alan 30. Sınıf malların tamamı ve 35.05 alt grubundaki satışa konu hizmetlerin tamamı bakımından, taraf markalarının aynı, aynı tür ya da benzer emtiaları kapsadıkları, başvuruda yer alan 35.01, 35.02, 35.03 ve 35.04 sınıf hizmetler yönünden ise taraf markalarının kapsamlarının benzer olmadıkları görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu markanın şeklinde “...” ve “...” kelimelerinin birleşik yazımı ile oluşturulmuş bir marka olduğu, her iki kelimenin de Türkçe ve somut anlamları bulunan sözcükler oldukları, “...” ibaresinin “Çok güzel, en güzel” anlamlarına gelen bir sıfat olduğu, “...” kelimesinin ise “Şekerle veya şekerli şeylerle yapılan yiyecek” anlamına gelen “...” sözcüğünün birinci tekil kişi çekimlenmiş hali olduğu, markayı oluşturan bu iki ibareden birinin diğerine göre ön plana çıkartılmadığı veyahut vurgulanmadığı, dolayısıyla ayrı ayrı bu sözcüklerin bir bütün olarak markanın esas unsurunu oluşturduğu, anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacı yan markalarına bakıldığında ise davacının dayanak
markalarından biri tüm markalarında “...” lider/çatı markasının yer aldığı, ...
markasının yanına “...” ibaresinin yerleştirildiği ve yine bu ibare etrafında çeşitli
yardımcı unsur niteliğinde reklam/promosyon sloganlarının kullanıldığı, yalnızca
... sayılı ... markasının “...” lider markası olmaksızın
oluşturulmuş ve yine bir bütün olarak algılanacak nitelikteki markalar oldukları; davacı yanın markalarının bir kısmında “...”
ibaresi kullanılırken bir kısmında ise “...” ibaresi kullanılmış ancak hiçbir koşulda
bu kelimelerin münferiden tescil edilmediği, anlaşılmaktadır.
Bu durumda eldeki davada karşılaştırılması gereken asıl husus dava konusu marka ile davacının önceki tarihli markalarının çatı marka dışındaki esas unsurları açısından tüketicinin taraf markalarını aynı mal ve hizmetlerde gördüğünde iltibas riski yaşabileceği bir benzerlik kurup kurmayacağıdır.
“...” kelimesinin kökenini oluşturan “....”
anlamlarına gelen bir kelime olduğu, anılan ibarenin sonuna eklenen “-m” harfi birinci
tekil iyelik eki olup anılan kelimeye normalde ek bir anlam katmamakta ve
yalnızca “... ...” algısını oluşturduğu, “...” ibaresi genel anlamda gıda ürünleri
bakımından ayırt edici vasfı bulunmayan kelime olduğu, dolayısıyla özgünlüğü
bulunmayan, yaratılmamış ve tescil edilmek istenilen sektörde son derece yaygın,
gıda ürünlerinin bir özelliğini vurgulayan (acı, ekşi, tuzlu vs) nitelikte kullanımı
bulunan, yeri geldiğinde doğrudan ürün adı yeri geldiğinde ise malın/hizmetin bir
niteliğini belirtici nitelikteki anlamı ile kullanımı bulunan bu ibarenin kimsenin
tekeline bırakılmasının mümkün olamayacağı anlaşılmaktadır.
Davacının ... sayılı ... ibareli markasının bütünsel anlamda yarattığı algı itibariyle dava konusu markadan başka bir anlam oluşturduğu, bu ibarelerdeki ... kavramının kullanımı ile davacının markalarındaki kullanımın bütünsel algı itibariyle tüketicide aynı izlenimi uyandırmayacağı anlaşıldığından, davacının '' ...'' ibareli markaları yönünden iltibas hususunun değerlendirilerek sonuca ulaşılmasına mahkememizce kanaat getirilmiştir.
...'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli marka ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ... ibaresinin gıda ürünleri ve bu ürünlerin satışına özgülenmiş hizmetlerde markasal yönden bir vasıf taşımayacağı, sektörel bir kavram olduğu,
bu ibareleri içerir şekilde oluşturulmuş markalar ile karşılaştığında markaların bir bütün olarak tüketici tarafından zihinde kodlanacağı, tüketicinin ''...'' ibaresini taşıyan her bir marka yönünden iktisadi ve idari anlamda bir ilişki kurmasının mümkün olmadığı, ... ibaresinin markasal anlamda zayıf ibare olduğu,
işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı;
taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı; davacı yanın önceki tarihli kullanımları, tescilli marka örneklerinde yer alan kullanımlarını ihtiva etmekte olup tescilli marka örneklerinde mezkur kullanımların, dava konusu marka ile iltibas yaratacak düzeyde benzerlik taşımadığı, davacı yanın, doğrudan dava konusu ibareye yönelik önceye dayalı bir kullanımının ise mevcut olmadığı, bu halde somut olayda SMK m. 6/3 koşullarının meydana gelmediği; iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı.
SMK m. 6/6 koşullarının somut olay yönünden meydana gelmesini gerektirecek bir durumun mevcut olmadığı; kötü niyet iddialarına yönelik olarak ise salt taraf markaları arasındaki benzerlik iddialarının kötü niyete delalet olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, sair deliller ile de kötü niyetin varlığının ispatlanamadığı da dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... Hakim ... · e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/154, K. 2023/199, 30 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama