İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARAR

Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/22 K.2024/73

....- Mersis No: ...

Esas2022/22Karar2024/73Tarih5 Mart 2024Okuma15 dk · 3.078 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Karar tarihi
5 Mart 2024
Esas no
2022/22
Karar no
2024/73
Hakim
... ...
Katip
... ...
Davacı
....
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.078 kelime·15 dk okuma·11 bölüm

....- Mersis No: ...

VEKİLİ

Av. ... -...

DAVALI

1- ... - T.C. Kimlik No: ... ... DAVALI : 2- ... VEKİLİ : Av. ....

DAVA

Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

DAVA TARİHİ : 19/01/2022

KARAR TARİHİ : 05/03/2024

KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 25/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesiyle; dava konusu markanın, müvekkili markaları ile iltibas yaratacak düzeyde benzer olduklarını, dava konusu markada müvekkilinin “...” markalarının birebir geçtiğini, davalı başvurusunda geçen “...” ibaresi küçük puntolarla aşağı tarafta yazılmanın yanında ifade olarak da ayırt ediciliği bulunmayan genel bir olduğunu, davalının markasının esasen “... ...” ibarelerini esas aldığını, bu ibarede de ... ibaresinin müvekkili markalarının esas unsuru olduğundan ortalama tüketicinin zihninde zincir marka yahut yan ürün markası algısı oluşması kaçınılmaz olacağını iddia ederek ... sayı ve 19.11.2021 tarihli kararı ... karının iptaline ve dava konusu ... kod numaralı "... ... ..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; marka başvurusu ile davacı markalarının bütün olarak farklı olduklarını, yaptığı başvurunun tek başına “...” ibaresinden oluşmadığını, bütün olarak “... ...” şeklinde olduğunu, “...” ibaresinin gıda sektöründe birçok firma adına tescilli olduğunu, Kurum tarafından verilen kararın isabetli olduğunu, davacı yanın .... tescil numaralı markalarını kullandığını ispatlayamadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

YARGILAMA

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.

Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "... ... ..." ibaresinin 29, 30 ve 35. Sınıf mal ve hizmetlerde tescili amacıyla 18.12.2019 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 12.03.2020 tarih ve 344 sayılı bültende ilan olunduğu, anılan başvuruya karşı davacı yanın önceki tarihli bir kısım markaların dayalı olarak itirazda bulunduğu, davalı yanın, davacı yanın itirazlarında dayanak tuttuğu ...., ..., ... sayılı markalar bakımından kullanım ispatı talebinde bulunduğu,

...’nın 01.03.2021 tarihli kararı ile davacı yanın yasal süre içerisinde kullanıma yönelik hiçbir ispatlayıcı delil sunmadığını belirtmek suretiyle davacı tarafça ileri sürülen itirazların reddine karar verdiği görülmüştür.

Söz konusu karara karşı davacı yanın yeniden itiraz ettiği, davacı itirazlarını inceleyen .... ... sayı ve 19.11.2021 tarihli kararıyla; “... başvuru numaralı "... ... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı ve "...", "... ...", "... doğada olduğu gibi", "...", "doğada olduğu gibi ...", "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.

İnceleme esnasında, başvuru sahibinin ilana itiraz aşamasında sunduğu karşı görüşte, 6769 s. SMK madde 19/2 uyarınca itiraz gerekçesi markalardan .... sayılı ve "...", "... ...", "... doğada olduğu gibi", "...", "doğada olduğu gibi ...", "...", "..." ibareli markaların kullanımının ispatını talep ettiği tespit edilmiştir.

Belirtilen markaların tamamının tescil tarihinden başvurunun yapıldığı tarihe kadar 5 yıllık süre dolmuş olduğundan, bu markalar kullanımın ispatı uygulamasına konu olabilecek markalardır. …..., ... sayılı ve "...", "... ...", "... doğada olduğu gibi", "...", "doğada olduğu gibi ...", "...", "..." ibareli markaların kullanımının yeterli derecede delille ispatlanamamış olması gerekçesiyle, 6769 s. SMK madde 6/1 incelemesinde belirtilen markaları esas alarak inceleme gerçekleştirmemiş ve belirtilen markalar bakımından itirazı "Marka, kullanımın ispatına ilişkin delil sunulmadığı veya sunulan delillerin yeterli bulunmadığı tespit edildiğinden,

Md. 6/1 kapsamında yapılan incelemede dikkate alınmamıştır." gerekçesiyle reddetmiştir. Kurul tarafından yeniden yapılan inceleme neticesinde ... tarafından verilmiş bulunan karar ve gerekçeleri yerinde görülmüş olup 6769 s. SMK 6/1 maddesi çerçevesinde yapılan itirazın reddi gerekmiştir.

Son olarak, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır.

Sayılan nedenlerle, işbu itirazın reddi gerekmiştir.” şeklindeki gerekçeler ile davacı taraf itirazlarının bir kez daha nihai olarak reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.

Bilirkişi kurulunca düzenlenen RAPORDA ve EKRAPORDA özetle:

- İşlem dosyası bakımından, davalı tarafça SMK m. 19/2 uyarınca ileri sürülen kullanmama def’ine karşı davacı yanın işlem dosyasına kullanıma yönelik delilleri sunmadığı,

- Davacı yanın dava dilekçesinde açıkça hükümsüzlük talebi bulunmadığı görülmekle birlikte heyetimize verilen görevlendirmeye istinaden, davalı yanın kullanmama def’ine ilişkin beyanlarının bu kapsamda incelenmesi halinde, davacı yanın dayanak markalarından de içerir işbu dava açısından yine ileri sürülen kullanım talebi bakımından ... sayılı “... ...” ve ... sayılı “...” şeklindeki markaları haricinde kalan markalarını “bal, zeytin, tereyağ” ürünleri üzerinde kullandığının kabul edilebileceği,

- Bu durumda ise anılan emtialar ile dava konusu başvuru kapsamındaki 29.sınıftaki “Zeytin, zeytin ezmeleri. süt ürünleri (tereyağı dahil).” 30.sınıftaki “Bal” ve 35. Sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Zeytin, zeytin ezmeleri. süt ürünleri (tereyağı dahil)., bal mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtiaları yönünden taraf markaları arasında emtia benzerliği oluşacağını,

- Bununla birlikte rapor kapsamında ayrıntıları açıklandığı üzere taraf markaları arasında, ayırt edici vasfı düşük “...” ibaresinin ortaklıktan kaynaklı iktisadi – idari anlamda ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırma ihtimaline neden olacak bir benzerliğin mevcut olmadığı,

- Davacı markalarının SMK m. 6/5 kapsamında tanınır olmadığı,

takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.

Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.

GEREKÇE

Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.

“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;

(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.

(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.

(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.

(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.

(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.

(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.

Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.

Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.

Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.

Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.

Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).

Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;

Kullanımın İspatı Yönünden:

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun “Kullanma İspatı”na ilişkin 19/2. Maddesi.

“6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir.

İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir.” hükmünü içermektedir.

İşlem dosyası kapsamında davalı tarafın SMK m.19/2 uyarınca kullanmama def’i ileri sürdüğü, bu kapsamda davacı yanca mevzuatta ön görülen süre içerisinde kullanıma yönelik herhangi bir delilin işlem dosyasına sunulmadığı, Bu bağlamda işlem dosyasında, 6769 s. Kanun Uygulama Yönetmeliği 29/1.

Maddesi uyarınca “Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasının uygulanabilmesi için başvuru sahibinin, yayıma itiraza ilişkin görüşünü sunması gereken süre içinde kullanımın ispatına ilişkin talebini açıkça ve yazılı olarak Kuruma bildirmesi gerekir.

Belirtilen koşulları taşımayan ve süresi içinde yapılmayan kullanımın ispatına ilişkin talepler yapılmamış sayılır.” düzenlemesine uygun şekilde sunulmuş herhangi bir delil mevcut olmadığından, işlem dosyası açısından davacı yanın dayanak gösterdiği markalarının hiçbirinin SMK m. 6/1 kapsamında ileri sürülen itirazlar yönünden dikkate alınmamış, davacı yanın dava dilekçesi ekinde yer alan delillerin hükümsüzlük talebi bakımından dikkate ve değerlendirmeye alınmasının ise mümkün olduğu, davalı tarafın, davaya cevap dilekçesinde de davacı yanın markalarını kullanmadığı yönündeki savunmasını yinelediği görülmüştür.

Dava konusu markanın başvuru tarihi 18.12.2019 olup davacı yanın önceki tarihli markalarının tamamının tescili üzerinden 5 yıldan uzun bir süre geçtiği tereddütsüzdür. Bu bağlamda davacı yanın önceki dayanak markalarının, tescili kapsamında yer alan mal ve hizmetlerde SMK m. 9 kapsamındaki kullanımını ortaya somut bir şekilde koyması gerekmektedir.

Yapılacak inceleme yalnızca hükümsüzlük talebi bakımından dikkate alınacağından SMK m.25/7 “6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.

Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar.” Düzenlemesi uyarınca davacı yanın kullanıma yönelik taleplerinde, dayanak markalarının her birinin tescili üzerinden uzunca bir süre geçtiğinden davacı yanın 18.12.2019 tarihinden geriye dönük 5 yıldaki kullanımlarını da ispatla külfeti altındadır.

Davacı yanın, işlem dosyasında ileri sürülen kullanmama def’ine karşı, mevzuatta ön görülen düzenlemeler çerçevesinde herhangi bir delili, süresinde ibraz edememiş, lakin dava dilekçesi ekinde birtakım delilleri dosyaya kazandırdığı, bu delillerin hükümsüzlük talepli işbu dava bakımından incelendiğinde; sunulan delillerden, özellikle fatura mahiyetindeki delillerden, incelenebilir özellikte olanlar dava dışı .... Ltd. Şti. veyahut .... Ltd.

Şti. isimli bir firmalar tarafından, yine dava dışı ... firmasına kesilen faturalar olup mevcut delillerden bu firmaların, davacı firma ile olan bağlantısal ilişkisinin mahiyeti hukuken tespit edilemediği gibi bu firmalar arasında kesilen faturaların tamamının, dava konusu markanın başvuru tarihinden sonraki olduğu, dolayısıyla sonraki tarihli kullanımlara yönelik delillerin zaten kullanım ispatı açısından dikkate alınamayacağı, doğrudan davacı yan tarafından kesildiği görülen faturalardan da içeriği okunabilen fatura sayısının son derece kısıtlı olduğu,

bu faturaların gerek fiziki örnekleri gerekse de UYAP ortamında yer alan örnekleri üzerinden yapılan incelemelerinin görsel anlamda oldukça yetersiz olduğu, bununla birlikte dikkatlice yapılan tetkiklerden ürün içeriği okunabilen faturalarda yüklü miktarda “bal, zeytin, tereyağ” gıda ürünlerinin satışının yapıldığı kanaatine varılması mümkün olup bu kullanımlarda davacı yanın “...” markasının faturalar üzerinde doğrudan yer aldığı görülmüş olup değerlendirilen bu delillerden davacı markalarının bu emtialar ile sınırlı olarak kullanıldığı;

davacı yanın ciddi ve süreklilik arz eden kullanımları ispatladığı kanaatine varılan “bal, zeytin, tereyağ” ürünleri ile dava konusu başvuru kapsamındaki 29.sınıftaki “Zeytin, zeytin ezmeleri. süt ürünleri (tereyağı dahil).” 30.sınıftaki “Bal” ve 35. Sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Zeytin, zeytin ezmeleri. süt ürünleri (tereyağı dahil)., bal mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri;

(belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtiaları yönünden taraf markalarının benzer mal ve hizmetleri kapsadıkları; bununla birlikte davacı yanın ... sayılı “... ...” ve ... sayılı “...” şeklindeki markalarının ise kullanımlarını gösterir delillere dosya kapsamında rastlanılmadığı anlaşılmıştır.

Davalı Markası Davacı Markaları

... ... ...+... ...+... (29, 30, 35. sınıf) ... ... ... ... Doğada Olduğu Gibi ... (29, 30, 32. sınıf)

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; Yukarıda da izah edildiği üzere anılan emtialar ile dava konusu başvuru kapsamındaki 29.sınıftaki “Zeytin, zeytin ezmeleri. süt ürünleri (tereyağı dahil).” 30.sınıftaki “Bal” ve 35. Sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Zeytin, zeytin ezmeleri. süt ürünleri (tereyağı dahil)., bal mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtiaları yönünden taraf markaları arasında emtia benzerliği oluşacağı görülmektedir.

Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.

Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu ... ... +... şeklindeki başvurunun “...” il adı ve “...” kelimesinin bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş bir söz öbeğinin hakim unsur olarak kullanımı ve bu unsurun hemen altında tali nitelikte bir slogan şeklinde kullanıma haiz “...” ibaresinin, bütünsel bir mizanpajda, yeşil rengin tonları kullanılmak ve özel bir yazım biçimi ile yazılmak suretiyle altıgen bir formla birlikte kullanılması ile oluşturulmuş bir marka olduğu, “yöre” kelimesinin “Bir bölgenin belli bir yer ve çevresini kapsayan sınırlı bölümü, havali, mahal, civar.” anlamıyla belli bir bölgeyi tanımlayan bir sözcük olduğu,

“...” ibaresinin ise coğrafi bir yer adı olduğu, bu iki ibarenin tüketicilerce ayrı ayrı unsurlar olarak değil “... yöresine ait olan, ... yöresine özgü olan” bir anlamı tüketiciye verecek şekilde bütün olarak algılanacak olduğu; anlaşılmaktadır.

Davacının markalarının incelenmesinde; davacı yanın önceki tarihli markaları ise ...+..., ... , ..., ..., ... şeklindeki markalar olup anılan markaların her birinde kırmızı renkte yazılmış “...” kelimesinin esas unsur olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.

...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli ''..." esas ibareli markalar ile davalının ''....'' ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı,

dava konusu markanın bir bütün olarak algılanacağı, tek başına ''...'' ibaresi üzerinde bir algının oluşmayacağı, önceki tarihli marka sahibi davacının daha baştan zayıf karakterli bir sözcük olan “...” ibaresini markasına koyarken sonradan üçüncü kişiler tarafından başka bazı sözcüklerle birlikte aynı kelimenin markaları içerisine konulabileceğini öngörmesi ve buna katlanmak zorunluluğunun bulunduğu,

dava konusu marka kapsamında yer alan birtakım mallar yönünden (davacı yanın önceki tarihli markaları bakımından kullanımı ispatlanan) taraf markaları arasında aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde kalan bir emtia ilişkisi mevcut olmakla birlikte, markaların bütünsel algılarının, ilgili tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzer olarak görülmediğinden, dava konusu markanın genel mizanpajı ve tüketicide oluşturacağı algının davacı markalarındaki genel kompozisyonundan farklı olacağı, ilgili tüketici kitlesinin markalardaki ortak sözcük unsurlarına güçlü ayırt edici vasıflar yüklemeyeceği;

işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının '... ... +...'' markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı,

taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi açıklandığı üzere:

1-DAVANIN REDDİNE,

2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,

4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),

Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/03/2024

Katip ... Hakim ... · e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/22, K. 2024/73, 5 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Vekili
  4. Davalı
  5. Dava
  6. Dava Tarihi : 19/01/2022
  7. Karar Tarihi : 05/03/2024
  8. Kararın
  9. Yazıldığı Tarih : 25/04/2024
  10. Dava
  11. Cevap
  12. Yargılama
  13. Gerekçe
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2022/22
Karar No
2024/73
Tarih
5 Mart 2024

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2022/22 K.2024/254
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2022/25 K.2024/337
  • İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/26 K.2024/46
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2022/26 K.2024/260
  • İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/27 K.2024/261
  • Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/27 K.2024/353

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.