KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2024
- T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2022/243 Esas - 2024/52
- Esas no
- 2022/243
- Karar no
- 2024/52
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ....
- Davalı
- 1-...
- Vekili
- Av. ....
- Davalı
- 2-...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
- Dava tarihi
- 29/06/2022
- Kararın yazıldığı tarih
- 24/04/2024
Karar Metni
2.733 kelime·14 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesiyle ve sair beyanlarıyla; davacı şirkete ait ve davalı yana ait markalar arasında bir farklılık mevcut olmadığını, markalara bir bütün olarak bakıldığında; zihinde ve kulakta bıraktıkları etki değerlendirildiğinde aralarındaki görsel, işitsel ve anlamsal yanıltıcı derecede benzerlik olduğunu, marklar arasında görsel, işitsel ,anlamsal herhangi bir farklılık bulunmadığını, kelimelerin uzunluğu, harf sayılarının, harf dizilimlerinin aynı olduğunu, markalar arasında son harflerde farklılık bulunduğunu, bu farklılığın ise görsel, işitsel bir farklılık katmadığını, aksine markaları anlamsal olarak yakınlaştırdığını,
“...” ibaresinin davacı şirketin ticari unvanı olduğunu, “...” markası ile davacı şirket markalarının bir devamı, seri markası algısı yaratıldığını, itiraza dayanak davacı markalarının 01 / 02 / 03 / 04 / 05 / 06 / 07 / 08 / 09 / 10 / 11 / 12 / 13 / 14 / 15 / 16 / 17 / 18 / 19 / 20 / 21 / 22 / 23 / 24 / 25 / 26 / 27 / 28 / 29 / 30 / 31 / 32 / 33 / 34 / 35 / 36 / 37 / 38 / 39 / 40 / 41 / 42 / 43 / 44 / 45 / gibi sınıflarda tescilli olup .... markası tanınmış marka olarak tescilli olduğunu,
itiraz edilen davalı taraf markasının ise 08 / 11 / 21 / 35 / 37 / 42 /. sınıf kapsamında davacı şirketin markalarının tescilli olduğu mallar için tescil talep edildiğini, 6769 sayılı SMK’nın 6/1 uyarınca aranan mal/hizmetlerin ayniyet şartının gerçekleştiğini, davacı markasının Türkiye’de yüksek tanınma düzeyine ulaşmış, sektöründe iyi bilinen yaygın bir pazarlama ve bir dağıtım ağına sahip bir şirket olduğunu, davacı şirket markalarının kalite ve güven imajı dolayısıyla itiraz edilen marka sahibi tarafından piyasaya sürülen malların ve hizmetlerin müvekkil şirketten geldiği kanaati uyandırılacağını,
dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu öne sürerek, .... 'nun 28.04.2022 tarih ve .... sayılı ... kararının iptali ile tescil halinde ... sayılı marka başvurusunun hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; dava konusu markalar arasında ne görsel olarak ne de işitsel olarak benzerlik bulunmadığını, her iki marka amblemlerinin yazı stilleri, kullanılan renk ve şekiller başta olmak üzere her bakımdan farklılık arz ettiğini, davacı tarafın logosunda .... harflerinin ortasında belirgin kırmızı bir oval şekilde konumlandırıldığını, davalı markasının ise etrafı çerçevelenmiş bir şekilde ''...'' yazısı gri ''...'' yazısı vurgulu turkuaz rengi şeklinde biçimlendirildiğini, şirket logolarının ... olarak uyuşmadığını,
markalardaki bileşen ekler olan "..." fonetik ve konuşma temposunda birbirinden çok farklı telaffuz şekillerine sahip olduğunu, "..." ibaresinin kelime itibarıyla "paslanmaz çelik" anlamına gelip endüstriyel mutfak sektöründe vasıf bildirmesi nedeniyle ayırt edicilik özelliği bulunmadığını, davacı firmanın da endüstriyel mutfak sektöründe faaliyet göstermekle birlikte anılan sektörde müşterilerin en birincil beklentisi ürünlerin paslanmaz çelik olduğunu, her ne kadar davacı tarafın, markalarında asıl vurgunun "..." ibaresinde toplandığını ileri sürmüş ise de davacının bulunduğu sektör itibarıyla hiçbir ayırt edicilik niteliği taşımadığını,
"..." ibaresinin açıkça belirli bir mal/hizmetin kalite ve cinsini tasvir ettiğini ve tek başına davacının kullanımına bırakılamayacağını, davacı markalarının tanınmış marka olduğu hususunun ispatlanamadığını öne sürerek ... kararının usule ve hukuka uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu ... başvuru numaralı ... marka başvurusunun 08 / 11 / 21 / 35 / 37 / 42. Sınıflar bakımından tescil edilmek üzere 21.05.2020 tarihinde başvurusu yapılmış, 12.06.2020 tarih ve 350 sayılı bültende yayınlanmıştır.
Anılan yayıma, davacı şirket tarafından, .... markaları gerekçe gösterilerek, 12.08.2020 tarihinde itiraz edilmiş ancak bu itiraz ...’nın 21.06.2021 tarihli kararı ile haklı bulunmayarak itirazın reddine karar verilmiştir.
İşbu karara karşı davacı şirket tarafından itirazın yeniden incelenmesi talebiyle tekrar itiraz edilmiş; ....’nun 28.04.2022 tarih ve .... sayılı kararı neticesinde özetle; (...) Yapılan incelemede, başvuru ile itiraz gerekçesi markaların görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadığı ve markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmış, aynı yöndeki .... isabetli görülmüş ve itirazın reddi gerekmiştir.
Son olarak, 6769 s. SMK'nın 6/3, 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9 maddelerine dayalı itirazların kabulüne yönelik yeterli kanaat oluşmadığından belirtilen maddelere dayalı itirazlar da kabul edilmemiştir. Sayılan nedenlerle, itirazın tüm gerekçeleri ile birlikte reddi gerekmiştir.'' gerekçeleri ile itirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
- Dava konusu ... sayılı marka başvurusu kapsamında kalan 08, 11, 21, 35, 37, 42. sınıftaki mal ve hizmetlerin tamamı, davacının önceki tarihli ve tescilli markaları kapsamı ile aynı, aynı tür ya da benzer oldukları,
- Dava konusu ... sayılı marka ile davacıya ait markalar arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve anlamsal olarak benzerliğinin bulunmadığı, ilgili tüketiciler nezdinde, taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı,
- Davacı markalarının tanınmış marka olup olmadığı yahut m. 6/5’te sayılan risklerden en az birisinin gerçekleştirme olasılığının mevcut olup olmadığını ispatı konusunda dosya kapsamında yeterli delil sunulmadığı,
- SMK 6/6 şartlarının oluşmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
... ...+... (08, 11, 21, 35, 37, 42. sınıf) ...+... ...+... ...+... (01- (...)- 45. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu markanın kapsamında yer alan 08, 11, 21, 35, 37, 42. sınıftaki mal ve hizmetlerin tamamının, davacının önceki tarihli ve tescilli markaları kapsamı ile aynı/aynı tür/benzer olduğu görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; davalı markasının
“...” ibaresinden oluştuğu, marka görselinde ise “...” ibaresinin stilize yazı
karakteri ile gri renkte, “...” ibaresinin ise stilize yazı karakteri ile mavi renkte
yazıldığı, marka ibaresinin gri ve mavi renk kullanımı ile “...” ve “...” olarak marka
görselinde ayrıldığı, başkaca ilave kelime yahut görsel unsur içermediği anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacı markalarının bir kısmının tek başına “...” ibaresinden ibaret olduğu, bir kısmının “...” ibaresine ilave olarak “shop, mutfak, mutfakta endüstri” ibarelerinden oluştuğu ve işbu markalarda yer alan “shop, mutfak, mutfakta endüstri” ibarelerinin, marka kapsamında yer alan mal ve hizmet sınıfı bakımından tali/jenerik ibareler olduğu, markalarda ön plana çıkartılan ibarelerin “...” kelimesi olduğu, gerek yazım gerek konumlandırma itibariyle vurgu ve ilk algının bu ibare üzerinde olacağı, dolayısıyla davacı markalarının esas unsurlarının “...” ibaresi olduğu;
davacının itiraza dayanak gösterilen diğer markalarının ise “...” kökünden türetilen “..., ...” markaları olduğu ve davacı markalarında neredeyse tamamında yer alan “O” harfinin stilize şekilde kaleme alındığı; itiraza dayanak gösterilen davacının “...” markası ise tamamının büyük harflerle yazılan standart yazı karakteri ile oluşturulmuş marka olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı yanın önceki tarihli markalarında genel olarak esas unsur olarak yer alan
“...”, “...”, “...” markaları ile dava konusu “...” markası
arasında yapılan değerlendirmede, markalar görsel olarak karşılaştırıldığında, “...”, “...”,
“...” markaları ile dava konusu “...” ibaresinin başlangıç harfleri aynı
olmakla birlikte son kısımlarında yer alan diğer sesli ve sessiz harflerdeki farklılaşmanın
söz konusu markaların bütüncül olarak görsel yani harf dizilimsel algıda farklılaştırdığı; bu nedenle taraf markalarının görsel algıda da farklılaştığı; davalı marka görselinde ise “...” ibaresinin stilize yazı karakteri ile gri renkte, “...” ibaresinin ise stilize yazı karakteri ile mavi renkte yazıldığı, marka ibaresinin gri ve mavi renk kullanımı ile “...” ve “...” olarak marka görselinde ayrıldığı görülmekte ve bu açıdan da taraf markalarının görsel algıda farklılaştığı; davacı markalarının Türkçe
okunuş kuralı gereği “...”, “...”, “...” şeklinde telaffuz
edilmekte iken dava konusu marka “...” şeklinde telaffuz edileceği, taraf markalarının yalnızca ilk iki hecelerinin aynı olduğu ve her ne kadar ilk
hecede ortak ses olarak “...” sesini içerse de dava konusu marka ibaresinin son
kısmında “...” harfleri yer almakta ve davalı markasının son kısmında yer alan bu
harflerin vurguyu üzerinde taşıyan son hecedeki açık farklılık nedeniyle bütünsel olarak
kulakta bıraktığı etkinin “...”, “...”, “...” sözcüklerinin bıraktığı
etkiden farklı olduğu, dolayısıyla bazı harflerin ortaklığından kaynaklı düşük düzeyli
işitsel benzerlik mevcut ise de markalar arasında harf benzeşmelerinden kaynaklı bu
benzerliğin bütünsel değerlendirme bakımından etkisinin olmayacağı, yalnızca ilk
hecelerindeki bu benzerliğin bütünsel değerlendirme bakımından etkisinin düşük
olacağı, taraf markaları arasında bütünsel algıda aralarında işitsel olarak yeterli düzeyde
farklılık bulunduğu; markalarda ortak olarak yer alan “...” ibaresinin İngilizce bir ibare olan ve “paslanmaz çelik” anlamına gelen “...” ibaresinin Türkçe telaffuzu olduğu; bu ürünlerin gerçek paslanmaz çelikt ve paslanmaya, aşınmaya, yıpranmaya dayanıklı olduğu, “...” ibaresinin de bu hali ile ilgili sektörde aynı anlam ile kullanıldığı ve bu ibarelerin metalden/çelikten mamul ürünlerde yaygın olarak kullanımı olduğu, ayırt edici gücü zayıf bir işaret olduğu ve ilgili ibarenin ilgili ürünler bakımından vasıf, tür, çeşit, kalite bildirdiği;
“...” ibaresinin kavramsal karşılığından ötürü, ilgili sektörde bu ibareden türetilen markalar bulunduğu; bu genel tespitler ve somut olay bazında yukarıda ifade edilen görsel, fonetik ve anlamsal unsurların her biri açısından yapılan değerlendirme neticesinde taraf markalarının bütünsel anlamda yarattıkları nihai algılarda görsel, kavramsal ve işitsel olarak birbirlerinden somut anlamda uzaklaştıkları, dava konusu markanın davacı yanın markalarından yeterli düzeyde farklılaşarak bağımsız ve yeni bir marka algısı yarattığı, çekişme konusu 08, 11, 21, 35, 37,
42. Sınıftaki aynılık/benzerlik ihtiva eden mal ve hizmetlerin tüketicisinin dava konusu markayı sehven, davacı markası zannıyla tercih etme olasılığının olmayacağı, bu markalarla sunulan ürün ve hizmetlerin idari ve ekonomik olarak birbirleri ile bağlantılı şirketler tarafından verildiği şeklinde herhangi bir ilişki kurmayacakları, her ne kadar taraf markalarının kapsamları aynı – aynı tür/benzer mal ve hizmetleri kapsamakta iseler de, markaların bütünsel algıları itibariyle, ilgili tüketici kitlesi nezdinde, aralarında karışıklığa neden olacak düzeyde benzerlik taşımadıkları,
markaların birbirlerinin serisi/devamı olarak da algılanmayacakları, bu sebeplerle işaretler arasında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı; davacı yan tarafından işlem dosyasında ve dava dosyasında sunulan deliller
incelendiğinde ise; web sitesi ve sosyal medya hesapları görselleri, davalı fiili kullanım
görselleri deliline yer verdiği; sunulan bu deliller bir bütün olarak
incelendiğinde, tanınmışlık iddialarını somutlaştırır yeterlilikte deliller olarak
değerlendirilemeyeceği, bu nedenle sunulan bu delillerin davacı yanın yalnızca
“...” markalarının tanınmışlığı ispat bakımından yeterli deliller olarak
değerlendirilemeyeceği, kaldı ki somut uyuşmazlıkta dava konusu markanın tescilinin,
davacı markalarının ayırt edici karakterine zarar vermesi, itibarına zarar vermesi, ayırt
edici gücü ve etkileme alanının zayıflaması, tanınmışlığından haksız yarar sağlaması gibi
sonuçlara yol açacağını ispatlayacak dosyada başkaca delilin de bulunmadığı, tüm bu
nedenlerle kanunun 6/5 düzenlemesindeki koşulların somut olayda meydana
gelmeyeceği; bu kapsamda davacı tarafından sunulan delillerin incelenmesi neticesinde dosya
kapsamında yalnızca web sitesi ve sosyal medya hesapları görselleri deliline yer verdiği; bu delillerin incelenmesi neticesinde, web sitesi ve sosyal medya
hesapları görselleri şeklindeki az sayıdaki delilin, davacı yanın fiili kullanımlarını ispata
elverişli olmadığı; bu nedenlerle kanunun 6/6 düzenlemesindeki
koşulların somut olayda meydana gelmeyeceği dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip .... Hakim .... · e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/243, K. 2024/52, 27 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama