KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2022/267
- Karar No
- 2024/135
- Karar tarihi
- 21 Mart 2024
- Esas no
- 2022/254
- Karar no
- 2024/126
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ...
- Mersis No
- ...
- Vekili
- Av. ....
- Davalı
- 1- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- 2- ... - T.C. Kimlik No: ...
Karar Metni
2.935 kelime·15 dk okuma·10 bölüm
...
DAVA
Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
DAVA TARİHİ : 07/07/2022
KARAR TARİHİ : 19/03/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/03/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA
Davacı taraf vekili dava dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; davacı müvekkili ...
Gıda’nın 1961 yılından bu yana faaliyet gösterdiğini, kurulduğu 1961 yılından bugüne kadar özellikle; bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler ve sair ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkiline ait "..." markası .... nezdinde tanınmış marka olarak tescilli olduğunu,"..." markasının .... nezdinde 23.02.2000 tarih ve ... no ile tescil edildiğini Davalı kurumun, davalı yanın “... ” ibareli marka başvurusuna karşı gerçekleştirdikleri itirazlari hukuka aykırı biçimde reddettiğini,
müvekkili şirketin “...” ibaresini 1990 yılında ilk kez tescil ettirdiğini ve bu markalar üzerinde büyük yatırımlar yaptığını, “...” ibaresini esaslı unsur olarak ihtiva eden çok sayıda marka ve endüstriyel tasarımlarının bulunduğunu, “...” ibaresini içeren ... nezdinde tescilli birçok markasının bulunduğunu, birçok farklı ülkeyi kapsar şekilde “...” esas unsurlu markasını tescil eden müvekkili şirketin “...” ibaresini kendisine bağlamakta ve bu markaya global bir koruma sağlamaya çalıştığını, müvekkilli şirketin "..." markasının tanınmış marka statüsünde olduğunu ... başvuru numarası ile marka siciline kayıtlı olduğunu,
...” ibareli markaların, 1990 yılından itibaren müvekkili tarafından kesintisiz ve aktif bir biçimde kullanılmış, reklam, satış ve pazarlama çalışmaları ile geliştirilerek toplum nezdinde güvenilir ve tanınmış bir marka halini aldığını, “...” markasının yıllardan beri görsel ve işitsel medyada yoğun bir reklam kampanyalarıyla yer almış ve adeta hafızalara kazınmış bir marka haline geldiğini, .... araştırma şirketi tarafından hazırlanan “... marka algısı ve marka bilinirliği araştırması” adlı, 22.07.2004 tarihli raporda ortalama gıda tüketicilerinin büyük bir çoğunluğunun “...” markasını müvekkili şirkete özgülediğini,
.... araştırma hizmetleri a.ş. tarafından hazırlanan “bisküvi çeşidi olarak ...’un bilinirliği ve ... marka algılama araştırma sonucu” adlı, 11.06.2004 tarihli raporda ortalama gıda tüketicilerinin %81’lik kısmının “...” markasının müvekkili şirkete ait olduğunu ifade ettiğini, tüketicilerin %90’nı bisküvi markası olarak “...” markasını müvekkili “...” firması ile tanıdığını, müvekkilinin “...” markalı ürünlerininin birçok ülkeye ihraç edildiğini, “...” markasının tanınmış marka statüsünde olduğu pek çok yargı kararında belirtildiğini,
“...” markasının tanınmışlığından dolayı marka imajlarının işbu dava konusu “...” markasına transferi iltibasa sebebiyet vereceğini, müvekkili şirketin “...” markası ile işbu dava konusu markanın yöneldiği tüketici kitlesi aynı olduğunu, davalı markasında “sağlıklı atıştırmalık” ve “işlenmemiş gıda” şeklinde, tanımlayıcı ve herhangi bir ayırt ediciliği bulunmayan ibarelerin yer aldığını, davalı markasının müvekkil şirketin tanınmış markası olan “...” ibaresini birebir içerdiğini, İşbu dava konusu marka ile müvekkilİ şirket markalarI arasında sınıfsal benzerlik bulunduğunu,
“... ” ibareli markanın 35. sınıfın “Müşterin malları elverişli bir şekilde görüp satın alması için bir araya getirilmesi” şeklinde alt sınıfı kapsamında, başta 29, 30 ve 32’incı sınıf olmak üzere belli emtia gruplarını kapsar bir şekilde tescil edildiğini, müvekkili şirketin “...” ibareli tescilli markalarının 29, 30 ve 32’inci sınıfta yer alan mal ve/veya hizmetleri kapsadığını, ortalama tüketicinin markaları benzer olarak algılayacağını, “...” markasının asli unsurunun “...” ibaresi olması ve ilgili ibarelerin hiçbir değişikliğe uğramadan dava konusu marka içerisinde yer alması halinin iltibas riski altında olan çocuklar,
ev hanımları ve düşük eğitim seviyesi sahip şahısların markaları karıştırmasına sebebiyet vereceğini, dava konusu “...” markasının müvekkili adına tescilli “...” ibareli markaları ile iltibas oluşturacak düzeyde benzer olduğunu, markaların işitsel, kavramsal ve görsel benzer olduğunu, çikolata, bisküvi, kek vb. ürünlerin çoğu çocuklar tarafından tercih edildiğini, çocukların hazır gıda ürünlerini tercih ederken ürünü yansıtan marka ibarelerini çok ciddi bir incelemeye tabi tutmadıklarını,
işbu dava konusu “...” markası ile müvekkili şirket markalarını inceleyen küçüklerin markaları ilişkilendirebilmesi veya marka sahibi şirketlerin ekonomik/idari bir bağ içerisinde olduğunu düşünebileceklerini, dava konusu markanın müvekkili şirketin seri markalarinin içine sızacağını ve müvekkili şirketin tanınmış "..." markasının imajına zarar vereceğini, “...” markasının asli unsurunun “...” ibaresi olması ve ilgili ibarelerin hiçbir değişikliğe uğramadan dava konusu marka içerisinde yer alması halinin iltibas riski altında ve dikkat seviyesi çok düşük olan çocuklar,
ev hanımları ve düşük eğitim seviyesi sahip şahısların markaları karıştırmasına sebebiyet vereceğini, müvekkili şirketin "..." markasının tanınmış marka statüsünde olması sebebiyle bahse konu markaya bütün sınıflarda yen alan mal ve hizmetleri kapsar bir şekilde koruma sağlaması gerektiğini, davalı markasının “... ...” şeklinde anlaşılacağını, dava konusu markanın kötü niyetli bir başvuru olduğunu,
iddia ederek davaya konu "..." ibareli marka başvurusunun 35. sınıfın “Müşterin malları elverişli bir şekilde görüp satın alması için bir araya getirilmesi hizmetleri” şeklindeki alt sınıfı içerisinde yer alan 29 ve 30’uncu sınıfa ilişkin emtiaların tamamı ve 32. sınıfta yer alan “Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar.
Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. ” mal ve/veya hizmetler yönünden iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı asıl davaya cevap vermemiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının dava dilekçesinde geçen mal ve hizmet sınıfları yönünden yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının dava dilekçesinde geçen mal ve hizmet sınıfları yönünden oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "... sağlıklı atıştırmalık işlenmemiş gıda" ibaresinin 35. Sınıf hizmet grubu için tescili amacıyla 25.11.2020 tarih ve .... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 25.11.2020 tarih ve 368 sayılı bültende ilana çıktığı, anılan ilana karşı davacı yanın önceki tarihli .... sayılı; "... ", ibareli markaları mesnet gösterilerek, 6769 sayılı SMK m.6/1, 6/4, 6/5, 6/9 uyarınca itiraz ettiği, ... tarafından yapılan inceleme sonucunda itirazın reddine karar verildiği, itirazın reddi kararına, davacı vekili tarafından itirazda bulunduğu,
davacı itirazlarını inceleyen .... ’nun 12.05.2022 tarih ve .... sayılı kararıyla; “... başvuru numaralı "... sağlıklı atıştırmalık işlenmemiş gıda" ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'mn 6/1, 6/4, 6/5 maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir”. (...) Kurul'da, işbu başvuru ile .... sayılı "..." ibareli markaların benzerlik düzeyi ve markalar kapsamında yer alan mallar/hizmetlerin benzerlik durumu birlikte değerlendirildiğinde, başvuru ile .... sayılı "..., "... ...",
"... " ibareli markalar arasında. 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı kanaatine varılmıştır. Md. 6/4 kapsamında yapılan inceleme sonucunda "...
Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir" hükmünde belirtilen koşulların oluşmadığı kanaatine varıldığından itiraz gerekçesi yerinde bulunmamıştır.
Öte yandan, 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." hükmüne amirdir.
Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanmmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeler ile davacı tarafın itirazlarının reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
-Dava konusu marka ile davacı markaları arasında işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı,
-Dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı,
-Davacının tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığı,
-... Sayılı ... Kararı’nın yerinde olduğu,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporu ve ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
... ... (35.SINIF) ... ... ... ... + ...
(05, 29, 30, 32. SINIF)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında.
Dava konusu marka başvurusu kapsamında 35.01, 35.03, ve 35.05 (bir kısım emtiaların satış hizmetlerini kapsıyor)alt gruplarında yer alan hizmetler yer almakta olup bahsi geçen hizmetlerin tamamı, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında yer almadığı, ancak davalı yanın dava konusu markası kapsamında yer alan 35.05 alt grubunda, davacı markası kapsamında yer alan 29. 30. ve 32. sınıf mal grubunda yer alan tüm malların satışına özgülenmiş satış hizmetlerinin yer aldığı,
uygulamada da kabul edildiği üzere mal üreten işletmenin karineten üreteceği malı da ticari mevkie çıkartmak suretiyle fiziki olarak veyahut e-ticaret siteleri üzerinden/online satış yöntemi ile satış işlemine konu edeceği, dolayısıyla davacının 29. 30. ve 32. sınıf mal grubunun satışına özgülenmiş olan 35.05 alt grubundaki satış hizmetleri arasında da bir benzerlik hali mevcut olduğundan, dava konusu markadaki 35/05 alt grubunda yer alan hizmetler davacı yana ait markada doğrudan yer almasa dahi taraf markalarının benzer tüketici gruplarına hitap eden, benzer ihtiyaçları karşılayan, satış, sunum ve dağıtım kanalları ortak olan,
birbirini tamamlayıcı ya da birbiri yerine tercih edilebilir mahiyette oldukları görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; beyaz zemin üzerine yeşil ve mavi renk ile ilk harfi büyük geri kalan harfleri küçük olacak şekilde stilize yazım karakteri ile tasarlanmış ... kelimesinden oluştuğu, ... kelimesindeki “N” harfinde yaprak figürlerinin kullanıldığı, yine kelimenin alt kısmında “...” kelimesinin altına gelecek şekilde kelimeye nazaran daha küçük punto ile yazılmış “sağlıklı atıştırmalık” ibaresi yer aldığı ibarenin sol üst kısmında yine yaprak şeklinin yer aldığı, bu kelimenin alt kısmında daha küçük punto ile kırmızı renkli diktörtgen zemin üzerinede “işlenmemiş gıda” ibaresinin yer aldığı,
uyuşmazlığa konu markanın birden fazla kelimeden oluşan bileşke bir marka olduğu, kelimelerinin markadaki konumlandırılışı ve diğer ibarelerin anlamsal olarak ayırt edciliğinin zayıf olduğu dikkate alındığında markanın esaslı unsurunun “...” kelimesinden oluştuğu anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; “...” ibaresi ortak olmakla birlikte, iki tanesinde çatı marka olarak “...” ibaresi, bir tanesinde “...” ibaresi, bir diğerinde “....” işaretinin yer aldığı, herhangi bir şekil unsuru içermeyen kelime markaları olduğu, öte yandan “ ... ” ibareli marka slogan şeklinde oluşturulmuş olduğu, davacıya ait markaların esas unsurlarının “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
.... 'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli ''..." esas ibareli markalar ile davalının "...
Sağlıklı Atıştırmalık İşlenmemiş Gıda" ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; “...” ibaresinin biçim, şekil, istenilen şeylerin yazılması ve doldurulması için hazırlanmış basılı belge, gerekli güç ve yeteneklere sahip olmak, diri ve canlı görünmek anlamlarına geldiği,
bununla birlikte “... tutmak”, “formda olmak”, “forma girmek” şeklinde gıda maddeleri ile yakından ilgili olan anlamları ve bu minvalde tüketici nezdinde uyandıracağı anlam gözetildiğinde “...” ibaresinin dava konusu hizmetlerin yani gıda ürünlerinin satışı hizmetleri için"... kelimesi gıda ürünlerini tanımlayan, emtialar bakımından vasıf veya cins bildiren ve doğrudan bu emtiaları işaret eden bir anlamı haiz olmamakla birlikte; günümüzde yaygın ve yoğun piyasa kullanımı neticesinde söz konusu emtialar bakımından ayırt ediciliği zayıflamış ve telmih edici bir işaret haline gelmiş olduğu,
vücut yapısına ve gıda ürünlerinden temin ettiği içerik ve kaloriye dikkat eden tüketiciler, ambalajı üzerinde “...” yazan bir ürün satın aldığında, bu ürünün diyet bir ürün olduğu, kalorisinin eşlenik ürünlere göre (üzerinde “...” yazmayan) daha düşük olduğu, daha az yağlı veya daha yüksek proteinli ve tüketildiği takdirde tüketicinin dış şeklinin (bedeninin) istenen görünüşe daha yakın olacağı beklentisini taşımakta olduğu, bu nedenle, "..." ifadesinin gıda maddeleri için ayırt edici özelliği düşük hale gelmiş olduğu, dolayısıyla ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olduğu,
bu tür markalar arasındaki karıştırılma tehlikesinin, yapılacak küçük bir değişiklik ile ortadan kaldırılabileceği, üçüncü kişilerin markaları ile normal koşullarda iltibas ihtimali olsa dahi, üçüncü kişilerin bu kullanımlarına katlanmak durumunda olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davacının markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve anlamsal olarak belirli düzeyde bir benzerlik bulunmadığı, 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanabilmesi için bir markanın tanınmışlığının tek başına yeterli olmadığı,
markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunması şartının sağlanması gerektiği ancak bu şartın gerçekleşmediği, bu şart gerçekleşse dahi dava konusu edilen markanın tanınmış markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, davalı başvurusunun davacıya ait “...” markasının sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşımadığı,
davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı, dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... Hakim ... · e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/267, K. 2024/135, 21 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama