KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 29 Şubat 2024
- Esas no
- 2022/451
- Karar no
- 2024/59
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ...
- Mersis No
- ...
- Vekili
- Av. ....
- Davalı
- 1- ... - T.C. Kimlik No: ...
Karar Metni
3.619 kelime·18 dk okuma·10 bölüm
...
VEKİLİ
Av. ... - ... DAVALI : 2- ... VEKİLİ : Av. ....
DAVA
Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 22/11/2022
KARAR TARİHİ : 29/02/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesiyle; davalı yana ait ... sayılı “...” ibareli marka başvurusuna yönelik itirazlarının Kurum tarafından reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, Müvekkili şirketin 1961 yılından bu yana özellikle bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler ve sair ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin “...” ibareli markalarını ise ilk kez 2007 yılında üreterek piyasaya sürdüğünü, müvekkilinin uzun yıllardır markalarını tescil ettirdiğini, koruduğunu ve tanınır hale getirmek için çalıştığını,
Davalı şahsa ait marka başvurusunun “...” ibaresinden oluşmakta olup, “...” asli unsurundan oluşan müvekkiline ait “...” markasını doğrudan içerdiğini, dava konusu markadaki “...” ibaresi yabancı dillerde herhangi bir anlam ifade etmemekte olup Türkçe “şifa” kelimesinin okunuşundan doğarak oluşturulduğunu, markalar arasında yapılacak benzerlik değerlendirmesinde işbu ibarenin dikkate alınmaması gerektiğini, markanın sonuna eklenen “O” ibaresi marka başvurusuna hiç bir ayırt edicilik kazandırmadığı gibi, tek harf farklılığının iltibas tehlikesini ortadan kaldırmadığını,
marka başvurusunun esaslı unsuru “...” ibaresi olup tüketicinin dikkat kesileceği , zihninde yer edineceği ibare de “...” ibaresi olacağını, dava konusu başvuruda “...” markasının bire bir yer alması ve ayırt edici hiçbir kelime unsuru eklenmeden başvuruda bulunulması nedeniyle markaların kulakta bıraktıkları sesler de neredeyse aynı olacağını, müvekkiline ait ... markasının hem ülkemizde hem de dünya çapında çok uzun bir süreden beri yaygın olarak kullanıldığı ve sektörü dışına taşacak derecede yüksek bir bilinirliğe ulaştığı ve markaların tescilli oldukları ürünlerin günlük tüketime ve hızlı alışverişe konu olduğu dikkate alındığında;
aynı sektördeki aynı emtia için tescil edilmiş olan davalı markasını gören ve satın alım sırasında fazla dikkat ve özen göstermeyen ortalama tüketicilerin, davalı markasını müvekkili markası ile karıştırması ya da müvekkilinin ... markalar serisi ile ilişkilendirmesinin kaçınılmaz olacağını, markaların emtia listelerinde kapsanan 29 ve 30.sınıftaki ürünlerin aynı olduğunu, müvekkili tarafından redde mesnet gösterdiği markalar her ne kadar 5. Sınıfta tescilli olmasa da müvekkilinin “...” esas unsurlu markalarını 05. Sınıftaki bahse konu ürünlerde kullanmakta olup ve işbu sınıfta tescil etmek üzere başvurularda bulunduğunu,
kaldı ki 05. Sınıftaki “Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler” mallar müvekkil markalarının tescilli olduğu 29, 30, 32 sınıftaki mallar ile benzer olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, gıda emtialarının ortalama tüketicilerinin toplumun geneli olduğunu, müvekkil şirketin “...” ibareli markalarının yer aldığı uyuşmazlıklarda “...” ibaresini taşıyan diğer markaların müvekkili şirket markalarına görsel,
işitsel, kavramsal ve en nihayetinde global açıdan benzerlik taşıdığına ve müvekkili şirket markalarına iltibas yarattığına yüksek mahkemece karar verildiğini, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, bu tanınmışlığın mahkemelerce de kabul edildiğini, davalı marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış bir başvuru olduğunu iddia ederek ... sayılı ... kararının 29. ve 30. Sınıfın tamamı ile 35. Sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için mallarının bir araya getirilmesi hizmetler” hizmet sınıfının altında mevcut.
5. sınıftaki “Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler.” emtiaları ile 29 ve 30. sınıfın tamamı yönünden iptali ve aynı mal ve hizmetler yönünden ise başvuruya konu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, bu iki markanın görselleri, yazı stilleri, renkleri ve biçimleri birbirinden karıştırılamayacak derecede farklı olduklarını, müvekkili markasının sahip olduğu görselin, davacı markalarından tamamen farklı olduğunu, ... kelimesi ... kökenli "..." yani "bitki", Yunanca kökenli "..." yani "Bitki ile ilgili" anlamlarına gelen bir kelime olduğunu, yani ... ile ... kelimelerinin anlam olarak birbirinden tamamen farklı olduklarını, “..." kelimesinin ise Türkçe'deki şifa kelimesinin Arapça karşılığı olduğunu,
müvekkilinin markası olan "..." nın bütün olarak “bitkilerden gelen şifa” anlamında kullanıldığını, davacı iddiaları aksine müvekkili markasında 05. Sınıf malların zaten yer almadığını, taraf markalarının faaliyet alanlarının tamamen farklı olduğunu, satışa konu ettiği ürünlerin aynı kategoride olmadığını, müvekkilinin kötü niyetle bu başvuruyu yapmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; dava konusu ... sayılı ... kararının 29. ve 30. Sınıfın tamamı ile 35. Sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için mallarının bir araya getirilmesi hizmetler” hizmet sınıfının altında mevcut; 5. sınıftaki “Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler.” emtiaları ile 29 ve 30. sınıfın tamamı yönünden iptali koşullarının ve aynı mal ve hizmetler yönünden ise başvuruya konu ... “...” ibareli markanın hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "..." ibaresinin 03 / 29 / 30 / 31 / 35. Sınıf mal ve hizmetlerde tescili amacıyla 15.04.2021 tarih ve ... sayılı marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 14.06.2021 tarih ve 374 sayılı bültende ilana çıktığı, anılan ilana karşı davacı yanın önceki tarihli “...” esas unsurlu markaların dayalı olarak itirazda bulunduğu, ...’nın12.11.2021 tarihli kararı ile davacı yan itirazlarını haklı bulmayarak itirazların reddine karar verdiği,
söz konusu karara karşı davacı yan tarafından yeniden itiraz edilerek MDB tarafından verilen kararın kaldırılması ve dava konusu başvurunun reddine karar verilmesini talep olunduğu, davacı itirazlarını inceleyen ...’nun 23.09.2022 tarih ve ... sayılı kararı neticesinde özetle; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...", "...", "... ...", "... ...", "... ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali ve tanınmışlık gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar, görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığından iş bu itirazın da reddi gerekmiştir.
Ayrıca, muterizin md. 6/5 gerekçeli itirazı, karıştırılma ihtimaline ilişkin yukarıda yapılan değerlendirme ve sunulan bilgi ve belgeler ışığında incelenmiş ve yerinde bulunmamıştır.” şeklindeki gerekçeler ile davacı taraf itirazlarının bir kez daha ve nihai olarak reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi kurulunca düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
-Dava konusu başvuru kapsamında yer alan ve dava konusu edilen mal ve hizmetler ile davacı yanın işlem ve dava dosyasına dayanak yaptığı markalar kapsamındaki mal veya hizmetler arasında aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde bir ilişki bulunduğu,
- Ayrıntıları rapor kapsamında açıklandığı üzere, taraf markalarının bütünsel değerlendirilmeleri gerektiği ve bu algılarında uyuşmazlık konusu emtiaların ilgili tüketicileri nezdinde, salt “...” harflerinin ortaklığı nedeniyle karıştırılabilecek/ilişkilendirilebilecek düzeyde benzer görülmeyeceği,
- Davacı yanca sunulan emsal nitelikteki mahkeme kararlarının takdiri mahkemeye ait olmakla birlikte heyetimizin somut uyuşmazlık koşullarına özgü değerlendirmelerinin nihai takdir ve hukuki yorumunun Sayın Mahkemeye ait olması gerektiği,
-Somut uyuşmazlıkta SMK m. 6/5 kapsamında ortaya çıkabilecek olası sonuçlardan herhangi birinin davacı aleyhine ortaya çıkmayacağı, SMK 6/5 koşullarının oluşmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporunun/ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) .... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Davacı İşlem Dosyasındaki Markaları
.... ... (29, 30, 35. sınıf) ... ... ... ... .... (29, 30. sınıf)
Davacı Dava Dosyasındaki Hükümsüzlüğe Mesnet Markaları
... ... ... ... ... ... ... (29, 30, 35. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka başvurusu kapsamında 29 ve 30. Sınıfta yer alan malların tamamı, davacı yanın gerek işlem gerek dava dosyasında dayanak yaptığı markalar kapsamında aynı sınıflarda yer alan mallar ile doğrudan aynı/aynı türdeki gıda ürünleri olduğu, bununla birlikte davacı yanın işlem dosyasına dayanak tuttuğu markalarında doğrudan 35. Sınıftaki satış hizmetleri yer almamakta ise de mal üreten işletmenin karineten üreteceği malı da ticari mevkie çıkartmak suretiyle fiziki olarak veyahut e-ticaret siteleri üzerinden/online satış yöntemi ile satış işlemine konu edeceği kabul edildiği,
bu halde bir ürünün marka sahibinin ürün satışı ile bu ürünle ilgili olarak mağazacılık hizmeti sunan kişiler, arzlarını aynı satış yerlerinde gerçekleştirdiği, aynı ürüne ilişkin olarak, ürün ve ürünün satışının gerçekleştiği hizmet arasındaki yakın bağlantı, bunların tamamlayıcı mal/hizmet olduğunu gösterdiği,
zira mağazacılık hizmeti, esasen markalı ürünlerin varlığı hâlinde söz konusu olacağı, bu itibarla her ne kadar ürün ile ürünün satış hizmeti aynı amaca hizmet etmese, aynı türde olmasa da bunlar tamamlayıcı oldukları için aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edileceği, bu hususun özellikle ticaret markasının kapsadığı ürünlerin, satış mağazalarında satılan ürünlerle ayniyet/benzerlik gösterdiği durumlarda söz konusu olacağı, kişilerin markaların aynı kişiye ait olduklarını düşünmesi ise markanın menşei gösterme fonksiyonun zedelenmesine ve karıştırma ihtimaline yol açacağı,
dolayısıyla dava konusu marka kapsamında kalan 35.05 alt grubundaki satış hizmetleri kapsamındaki 29 ve 30. Sınıf emtialar ile davacı yana ait önceki tarihli markalar kapsamındaki gıda ürünleri arasında mal – malın satışı hizmeti bağlamında değerlendirilebilecek bir benzerlik ilişkisi yine bulunduğu, bununla birlikte davacı yanın hükümsüzlük talebi açısından ayrıca dayanak tuttuğu markalarından .... sayılı markaları kapsamında ise doğrudan 35. 05 alt grubundaki satış hizmetleri de yer almakta olup bu markalar kapsamında ilgili sınıfta yer alan satış hizmetlerine konu malların tamamı ile (05.
Sınıftaki mallar da dahil) dava konusu başvuru kapsamında aynı sınıftaki satışı özgülenmiş mallar birebir aynı olduğu tespit edilmiştir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu ... şeklindeki marka başvurusunda aslen aynı görselin iki farklı kullanım biçimine yer verildiği üst kısımdaki örnekte yeşil renkte kare bir form içerisinde beyaz renkte yuvarlak bir logonun ortasında, alt kısımdaki örnekte ise sadece yeşil renkte yuvarlak bir logonun ortasında “...” ve “...” kelimelerine yer verilmek suretiyle markanın oluşturulduğu; marka görselindeki dairesel logoların sağ üst kısmında turuncu renkte süsleme amaçlı motiflerin yer aldığı, markadaki “...” ibaresinin “bitki, bitkisel, bitkilerle ilgili’ anlamına gelen bir kelime olduğu, “...” kelimesinin ise tarafların da belirttiği üzere “şifa” sözcüğünün Arapça yazımı olduğu, başvurunun bu haliyle “...” şeklinde bir bütün/tamlama olarak algılanacağı anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacı markalarının ... kelimesi etrafında türetilmiş sözcük ve seri markalar olduğu, davacının ... ibareli markaları yukarıda açıklandığı üzere gıda ürünleri üzerinde tescilli olduğu, davacı markalarının baskın unsurunun ... ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Anılan ilkeler dikkate alındığında,
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak inceleme yapıldığında, her ne kadar dava konusu marka ile davacı markalarında “...” ibaresi ortak unsur olarak yer alsa da, ... ibaresinin ingilizce kökenden gelen ve dilimize yerleşen kavramsal karşılığının ''formda olmak, sağlıklı olmak, zinde olmak'' anlamları ile bilindiği,
... ibaresinin ise aslen “...” kelimesinden dilimize geçmiş bir kelime olduğu, kökensel olarak Yunanca bir kelime olup “bitki” anlamına taşıdığı ve hatta “...” ibaresinin de “bitki bilimi” olarak nitelendirilen bilim dalının adı olduğu, “...” kelime kökü sahip olduğu bu kavramsal karşılık olarak doğrudan tıbbi bir terim değil ise de tıp biliminde yaygın kullanımı bulunan, eczacılık fakültelerinde ders konusu olarak işletilen bilimsel ve tıbbi nitelikteki tedavi yöntemleri ve ilaçların isimlendirmesinde kullanılan bir ibare olduğu,
taraf markaları kavram kökensel olarak aslen birbirinden farklı anlamlara sahip iki ayrı kelime oldukları gibi yine salt görsel algıları itibariyle incelendiklerinde, işaretler arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığı, bütünsel imajlarının farklı olduğu, yalnızca “...” harflerini ortak olarak taşıdıkları; harf dizilimsel açıdan hem görsel hem de “...” – “...” kelimeleri arasında işitsel açıdan orda düzeyde bir benzerlik doğal olarak kurulabileceği, bununla birlikte taraf markalarının aslen farklı anlamlardaki kelimeler içermelerinden bağımsız olarak,
“...” kelimesinin sahip olduğu anlam itibariyle de özellikle sağlıklı yaşam, sağlıklı beslenme gibi vücut sağlığına yönelik birtakım kavramlar açısından doğrudan tüketiciyi yönlendirir bir niteliğinin de mevcut olduğu, özellikle de takviye edici gıdalar/diyet ürünleri ve sağlıklı ürünler açısından sektörel yönden yaygın ve yerleşik bir kullanımı bulunduğu, dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler davacı yanın işlem ve dava dosyasına dayanak yaptığı markalar kapsamındaki mal ve hizmetler ile aynı ,aynı tür ya da benzer nitelikteki emtiaların dava konusu ... şeklindeki markada “...” ibaresinin münhasıran kullanılmadığı,
farklı anlamda bir kelime olan “...” şeklinde kullanıldığı, bu haliyle dava konusu markanın, davacı markalarına yanaşır nitelikte bir mizanpaja sahip olduğundan bahsedilemeyeceği, tüketicinin dava konusu markayı bir bütün olarak algılayarak yorumlayacağı, dava konusu edilen emtialar bakımından taraf markalarının ilgili tüketici kitlesi nezdinde dahi her iki tarafa ait markaların birbiri ile karıştırılmayacağı, zira ilgili tüketicinin, uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde “...” kelimesini içeren markalarla sıkça karşı karşıya kalma ihtimali bulunduğu,
anılan ibarenin düşük kalorili/sağlıklı ürünleri çağrıştıran bir anlamla ilgili pazarda yerleşik ve yaygın kullanımı bulunduğu, tüketicinin “...” ibaresini, uyuşmazlık konusu emtialarda çok sayıda farklı versiyonda, çok sayıda farklı biçiminde görmeye alışkın olmasından kaynaklı anılan ibareye güçlü bir markasal vasıf zaten yüklemeyeceği, işin uzmanları yahut çok dikkatli kişilerden oluşmayan, yargılama konusu ürünler hakkında normal olarak bilgi sahibi olabilecek, yeteri kadar dikkatli ve tedbirli, marka ve işareti aynı anda göz önünde bulunduramayan,
bunları seyrek olarak karşılaştırma imkânına sahip bulunan ve aradığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan, bu şekilde daha önce gördüğü, yararlandığı, satın aldığı ve denediği bir malın yahut hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine dayanarak hatırlayabildiği kadarıyla hafızasında kalan özelliklerine dayanarak, sonraki aynı veya benzer mal ve hizmetlere ilişkin alışverişlerinde de aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü satın almak yahut hizmetten yararlanmak isteyen, bu bağlamda genel olarak ürünün/hizmetin önemine göre çok fazla düşünmeden hareket ederken, tanıdığı,
beğendiği ve bilinirliği ile güvenilirliği kanıtlanmış bir markayı seçerek, fazla zaman ayıramamaktan doğan bir takım olumsuzluklardan da kurtulmuş olduğunu ve markanın sağladığı garanti fonksiyonunun kolaylığından yararlandığını düşünen malların/hizmetin alıcısı/yararlanıcısı konumundaki ortalama tüketici kitlesinden büyük bir kısmının, malların/hizmetin ekonomik önemine göre ayırabileceği alım/yararlanım süresi içerisinde, davacı markalarını taşıyan emtiaları satın almak yahut hizmetten yararlanmak isterken, davalının işaretini taşıyan emtiaları satın alma yahut hizmetten yararlanma olasılığının bulunmadığı,
ortalama tüketicilerin taraflara ait çekişmeli marka ve işaretleri taşıyan mal ve hizmetlerin, aynı işletmeden veya ekonomik, ticari yada idari olarak bağlantılı işletmelerden geldiği zannına kapılması ve biri yerine diğerini alması riskinin bulunmadığı, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, yargılama konusu ürün ve hizmetleri satın alma için gerekli alım süresi gözetildiğinde yanılgının, karıştırmanın oluşmasının mümkün olmadığı, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arsında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı,
gerek bütünsel gerekse içerisinde bulunan diğer unsurlar nedeniyle başvuru konusu işaretin davacı markalarını sunan işletmeyle idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulduğu biçiminde bir algılama oluşturmasının mümkün olmadığı,
taraf markalarının arasında işaret benzerliğinin bulunmaması nedeniyle markaların ilişkilendirilmesinden söz edilmesi mümkün olmadığı, bu nedenle de taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kabul edilmiştir.
Öte yandan davacı yanın işlem ve dava “...” markalarını kullanım sonucunda ayırt edicilik kazandığını gösterir mahiyette sunduğu delillerin hususiyetle lehine sonuçlanan birtakım mahkeme kararları ve bilirkişi raporlarına yönelik olduğu,
hükümsüzlük talepli dava dosyası ekinde ise bir USB bellek içerisinde yine çok sayıda emsal mahiyette ve lehine sonuçlanmış mahkeme kararını ibraz ettiği, bunun dışında “...” markalarını taşıyan tarihsiz ürün görselleri, 2018 – 2022 yıllarına ait “...” markalı ürünlere ilişkin çok sayıda satış faturası, 2007 yılına ait gıda üretim izin belgeleri, muhtelif mahkeme dosyalarında yer alan bilirkişi raporları gibi bir kısım delillere daha yer verdiği,
sunulan mahkeme kararları ve sair deliller bütün olarak incelendiğinde davacı markalarının esasen yoğun kullanım sonucunda ciddi bir sektörel bilinirlik ve tanınmışlık elde ettiği yönünde güncel bir kanaatin mevcut olmadığı, sunulan faturalarda davacı yanın “...” markasının “...” şeklinde ağırlıklı kullanımlarının bulunduğu, “...” ibaresinin “öğütülmüş şekildeki bisküvi” ürününün kısaltmasının olduğunun sunulan delillerden anlaşılabilir olduğu, yine bir kısım faturada ise “... ... yul.ez” şeklinde yulaf ezmesindeki kullanımlarının bulunduğunun görüldüğü,
bu faturaların bir markanın olağan kullanımın göstermek açısından yeterli görülebileceği ve fakat kullanım sonucunda ayırt edicilik/tanınmışlık iddiaları açısından salt bu faturaların yeterli görülemeyeceği, keza yine ilgili mahkeme kararlarında da genel olarak “...” ibaresinin gıda ürünleri açısından tasviri bir anlama sahip olmadığı ve bu ibarenin sonraki markalarda bağımsız karakterini korumak kaydıyla gerçekleştirilen başvuruların karıştırılma ihtimaline neden olacağı yönünde değerlendirmelerde bulunulduğu,
heyetimiz kanaatlerinde de davacı yana ait “...” markalarının “...” çatı markasından bağımsız olarak “tanınmış marka statüsünde” olduğu yönünde bir kanaat oluşmadığı gibi, dava konusu markanın tescilinin, SMK m. 6/5 kapsamında ortaya çıkabilecek olası sonuçlardan herhangi birinin davacı aleyhine doğmasına neden olmayacağı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... Hakim ... · e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/451, K. 2024/59, 29 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama