KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 29 Şubat 2024
- Esas no
- 2022/491
- Karar no
- 2024/61
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - T.C. Kimlik No: ...
- Vekili
- Av. ...
Karar Metni
2.839 kelime·14 dk okuma·15 bölüm
... ...
DAVALI
1- ... - T.C. Kimlik No: ... ... DAVALI : 2- ...
VEKİLİ
Av. ... - ...
DAVA
Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 21/12/2022
KARAR TARİHİ : 29/02/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı şirket vekili dava dilekçesi ve sair beyanlarıyla; müvekkili ...’nın .... .... adlı markaların sahibi olduğunu, ... markası içinde ayrıca başvuruda bulunulduğunu ancak henüz tescil işlemlerinin tamamlanmadığını, müvekkilinin faaliyetlerine uzun yıllardan beri bu markaları ile kesintisiz olarak devam ettiğini, ... ibaresini aynı zamanda grup şirketlerindeki ticaret unvanlarında da kullanığını, müvekkili markasının yurt içi ve yurt dışında tanınmış marka statüsünde olduğunu, herkes tarafından bilinirliğe sahip olduğunu, markaların çok uzun yıllar nizasız ve fasılasız bir şekilde kullanarak tanınmış, maruf ve meşhur hale getirdiğini,
markasını tanınır ve bilinebilir duruma getirecek pek çok faaliyette bulunduğunu ve bu marka ile pek çok ödül aldığını, birçok ünlünün ... ... bünyesinde albüm çıkardığını, basında çıkan haberlere yer vermiş olup, müvekkili şirketin uzun yıllar çalışarak ve kaliteli, güvenilir hizmet vererek hem adını hemde markalarını tanınır ve bilinir hale getirdiğini, davalının müvekkilinin tanınmışlığından faydalanmak istediğini, müvekkili markası ile aynı/ benzer markayı kullanarak geniş kitlelere hitap etmek istediğini,
davalının markasını kullanması halinde hem tüketici nezdinde hem de camiada müvekkili markaları ile karıştırılacağını,müvekkilinin itibarının zedeleneceğini, bu nedenle ilgili marka başvurusunun SMK m.6/5 uyarınca reddedilmesi gerektiğini ve davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu, ...’nun 19.10.2022 tarihli ... sayılı ... kararının iptali ve davalı markasının tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesi ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı, marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "..." ibaresinin, 09 / 35. sınıf mal/hizmetlerde tescili amacıyla 21.04.2021 tarihinde gerçekleştirildiği görülen ... sayılı marka başvurusunun, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 14.06.2021 tarihli ve 374 sayılı bültende ilana çıktığı; anılan ilana karşı davacı yanın önceki tarihli .... sayılı "... ...", "... ... ","... ...", "..." ibareli markalar ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6. Maddesine dayalı olarak itirazda bulunduğu, söz konusu itirazlarının ... red edildiği,
söz konusu ret kararına karşı davacı yanın itirazda bulunulduğu, itirazları inceleyen ...’nun 19.10.2022 tarih ve ... sayılı kararı neticesinde özetle; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "... ...", "... ... müziğe hayat veren marka", "... ...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.” (...) Yapılan incelemede, başvuru ile itiraz gerekçesi markaların ihtiva ettikleri tüm unsurlarla birlikte görsel,
işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadığı ve markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Markalar benzer görülmediğinden, ... sayılı markaya ilişkin kullanım ispatı talebinin değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeler ile İtirazın reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen RAPORDA özetle:
... Karar İptali İstemi Bakımından: davacının ... sayılı ''...'' ibareli davalı marka başvurusu ile ... esas unsurlu davacı markalarının benzer olduğu, davalı marka başvurusu kapsamında yer alan “09. Sınıfta yer alan mallar ve 35. Sınıf 01-04 ve 35.05/09.sınıf alt grup kapsamında yer alan hizmetlerin tamamı açısından.” ile benzer olduğu, bu nedenle de taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında “karıştırılma ihtimali” ve tescil engeli bulunduğu,
Hükümsüzlük Talebi Yönünden; SMK m. 6/1 koşullarının somut olayda oluştuğu, SMK m. 6/5 koşullarının somut olayda oluşma ihtimalinin bulunmadığı, SMK m. 6/6 koşullarının somut olayda oluşma ihtimalinin bulunduğu,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) .... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
... ... (09, 35. sınıf) ... ... ... ... (09, 16, 35, 38, 41,43. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; başvuru kapsamında yer alan 09. Sınıfta yer alan mallar ve 35. Sınıf 01-04 ve 35.05/09.sınıf alt grup kapsamında yer alan hizmetlerin tamamının davacı yanın redde gerekçe markaları kapsamında da aynı şekilde yer almakta olup taraf markalarının kapsamları itibariyle, ayrıntılı bir incelemeye tabi tutulmaksızın, benzer tüketici kitlelerine yönelik, benzer ihtiyaçları karşılayan, birbiri ile doğrudan rekabet ilişkisi içerisinde olan, birbirleri yerine tercih edilebilir, satış ve sunum biçimleri benzer mahiyetteki emtiaları kapsadıkları görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu markanın telefon ahizesi görünümlü C harfi ile ters dizayn edilmiş P harlerinin ve iç içe konumlandırılmasıyla oluşturulmuş bir şekil unsuru ile şekil unsurunun alt kısmında düz yazı ve küçük harflerler oluşturulmuş bir sözcük öbeği olan ... ibaresinden oluştuğu, markanın bileşik olarak yazılmış, somut iki farklı anlama sahip olan “...” ve “...” ibarelerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulduğu, oluşan bütünde kelimelerin bağımsız anlamlarından sıyrılan yeni bir oluşumun meydana gelmediği,
markanın başlangıç sesinde “...” kelimesinin yer alıyor olduğu ve “c” harfinin koyu yazıldığıı, “...” ibaresinin de baş harfinin koyu yazıldığı, söz konusu harflerin kelime unsurunun üzerinde de konumlandırıldığı, her iki ibaresinin bağımsız ayırt edici karakterini marka içerisinde korumakla birlikte ön plana çıkartılmadığı,
markada yer alan “...” kelimesinin sözlük karşılığının “Genellikle bir şey koymaya yarayan, giysinin belli bir yeri açılarak içine yerleştirilen astardan yapılmış parça, Trafiği kolaylaştırmak, araçların durabilmesine olanak sağlamak için yaya kaldırımları veya şehirlerarası yolların kenarlarında bulunan taşıt yanaşma yeri, ... telefonu, Savaş alanının bir yerinde düşmanın geriletilmesiyle ortaya çıkan taktik durum, çökertme” anlamlarına geldiği; davalının tescile konu yer alan mal ve hizmetler dikkate alındığında “...” ibaresinin buradaki anlamlardan “... telefonu”na karşılık geldiği,
... telefonu ile ilgili olarak verilen hizmetlerin/tarifelerin içeriği ve niteliğini belirtilmek istendiği düşünülmüştür. ... kelimesi önceki yıllardaki Yargı kararlarında sadece haberleşme mal ve hizmetleri bakımından tanımlayıcı olarak kabul edilmekte ve bunun dışındaki mal ve hizmetler için ayırt edici bir marka işareti olarak değerlendirilmekteyse de; günümüzde akıllı ... telefonlarının yaygınlığı ve kullanım alanının genişlemesi sebebiyle, bu markanın çok zayıfladığı ve yoğun telmih içeren bir işaret haline geldiği,
teknolojinin geldiği noktada artık ... telefonları, salt haberleşme cihazları olmaktan çıkmış, gündelik hayattaki pek çok hizmetin sunulduğu veya bu hizmetlere erişimin mümkün olduğu dijital bir platform halini aldığı, artık ortalama bir tüketici ... kelimesini içeren bir marka gördüğünde, bu markanın ... telefonu aracılığıyla erişilebilen bir hizmete ilişkin olduğunu kolaylıkla anlayabileceği, markada yer alan “...” kelimesinin ise ingilizce bir kelime olduğu “anket” anlamına geldiği, ... ibaresi bu markanın ayırt edici esaslı unsur olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacı tarafın ret gerekçesi markaları siyah, beyaz ve kırmızı zemin üzerine siyah ve beyaz renk ile ... ... ve ... şeklinde düz yazı karakterleri ile oluşturulduğu, söz konusu kelimelerin markaların asli ayırt edici unsur olarak yer aldığı ve markalarda baskın bir biçimde kullanıldığı, söz konusu markaların ayrıca “...” ek kelimeler eklenerek oluşturulduğu, kelimelerin tali nitelikte kalacak şekilde konumlandırıldığı, ayrıca markalarda P harfi ile oluşturulmuş bir figuratif şekil unsurunun (kameraların mercek görünümlerine çağrışım yapan)yer aldığı,
markanın bütünsel algısında “... ... ve ...” ibaresinin asli unsur olarak değerlendirilebileceği, davacı markasında ... kelimesinden sonra getirilen ek kelimeler ayırt ediciliği zayıf ibareler olduğundan davacı markalarının esas unsurunu ... kelimesi olduğu, bu anlamda davacıyanca “...” esas unsurlu markalar ile yaratılmış bir seri marka ailesinin mevcut olduğu, anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde;
dava konusu marka her ne kadar “...” şeklinde oluşturulmuş ve markanın ilk sesi olan “...” eki nedeniyle, davacı yan markalarından bu anlamda bir farklılık taşımakta ise de markanın sonunda yer alan “...” ibaresinin taraf markalarında aynı oldukları ve aynı sesi verdikleri, anılan ibarenin dava konusu marka içerisinde bağımsız karakterini ve sözcüksel bütünlüğünü koruyacak şekilde varlığını sürdürdüğü,
başka bir ifadeyle “...”ekinin, dava konusu marka içerisinde “...” ibaresi ile birlikte yazılmasının oluşan bütünde ...-pol olarak telaffuz edilirken davacı markaları ... (+ ek ibareler) şeklinde telaffuz edileceği, bu çerçevede ibarelerin söyleniş tarzları, kulakta bıraktıkları tını, ses uyumları, vurguları gözetildiğinde, taraf markalarının işitsel anlamda benzerlik olduğu;
taraf markaları arasında “...” ibaresi ve bu ibarelerin taraf markalarındaki kullanım biçimleri itibariyle görsel anlamda düşük, işitsel anlamda yüksek bir benzerlik bulunacağı gibi kavramsal olarak da her iki marka içerisinde de “...” ibaresini gören tüketici açısından, bu ibarenin anlamı bilinmese de aynı kavramsal kökene işaret eden bir unsur olarak algılanacağı, davacı yanca, dosya kapsamına mesnet gösterilen ve dava konu marka ile benzer formda tasarlarlanan ... markası ile benzer şekillerdeki kullanımlarının, tüketici nezdinde yanılgı doğurabileceği, davaya konu markanın davacı markalarının serisi olarak algılanabileceği;
dava konusu markada “...” ibaresi iki ayrı kelimenin bitişik yazılması ile oluşturulmuş bir bütün olarak iki bağımsız unsurun şeklinde ihtiva ederken, bu ibare aynı zamanda davacı yana ait markanın kendisini oluşturduğu, her ne kadar dava konusu markada yer alan “...” ibaresi markanın telaffuzunda farklılık oluşturmuş olsa da, bu ibarenin varlığı davacının “...” esas unsurlu markalarından uzaklaşmasını sağlayamadığı, ... ibaresinin zayıf bir ibare olduğu,
işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu,
taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, öte yandan davalı markasının 15.12.2022 tarihinde tescil edildiği, hükümsüzlüğe konu bir tescilin mevcut olduğu, hükümsüzlük istemi bakımından, karşılaştırılan markaların emtia listeleri çekişme konusu mallar (09.
Sınıfta yer alan mallar ve 35. Sınıf 01-04 ve 35.05/09.sınıf alt grup kapsamında yer alan hizmetlerin tamamı açısından.) bakımından AYNI/AYNI TÜR mallardan oluşmakla birlikte, ... ibareli tescilli davalı markası ile ... esas unsurlu davacı markaları iltibasa yol açacak kadar benzer olduğu, taraf markaları ile karşılaşan bir tüketicinin yanılgıya kapılması ve markaları ilişkilendirebileceği, davalının ... sayılı tescilli markası ile hükümsüzlük istemine dayanak gösterilen .... sayılı "... ", "... ","... ...", "..." ibareli davacı markalarının benzer olduğu;
huzurdaki davada çekişme konusu olan 09. Sınıfta yer alan mallar ve 35. Sınıf 01-04 ve 35.05/09.sınıf alt grup kapsamında yer alan hizmetlerin tamamı bakımından mal ve hizmet listelerinin aynı/aynı tür ve benzer olduğu ve markalar arasında işbu emtialar bakımından SMK m. 6/1 ve 25 anlamında iltibas ihtimali ve hükümsüzlük koşullarıın oluştuğu, ayrıca,
davalı itirazlarına mesnet “... ...” markasının tanınmış olduğunu iddia etmiş olsada taraf markalarının kapsamlarında farklı emtia grupları bulunmadığından ve mevcut tüm emtialar yönünden de taraf markaları benzer bulunduğundan davalı yanın tanınmışlık temelli iddialarının somut olay açısından varılan nihai kanaati etkilemeyeceği, bu nedenle bu aşamada SMK m. 6/5 uyarınca bir inceleme yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı,
öte yandan SMK 6/6 maddesi kapsamında yapılan inceleme neticesinde dosyadaki mevcut delillerden davacının söz konusu faaliyet konusunun, davalı marka başvurusunun kapsadığı 09. Sınıftaki mallar ile örtüştüğü, bu kapsamda, davacı şirketin ticaret unvanının, 09.sınıf mallar bakımından, 6769 sayılı SMK’nun 6/6 maddesi anlamında tescil engeli oluşturduğu da dikkate alınarak tüm dosya kapsamında göre; dava konusu 19.10.2022 tarihli ... ...
Karar numaralı kararının iptaline, ... sayılı davalı markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 172,90-TL
GİDER AVANSI :4.318,00-TL
TOPLAM :4.490,90-TL
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/491, K. 2024/61, 29 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama