KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 28 Mart 2024
- T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2022/510 Esas - 2024/163
- Esas no
- 2022/510
- Karar no
- 2024/163
- Hakim
- ....
- Katip
- .....
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- 1-...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- 2- ...
Karar Metni
2.923 kelime·15 dk okuma·13 bölüm
Mersis No-... ...
DAVA
Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 29/12/2022
KARAR TARİHİ : 28/03/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/04/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde ve diğer dilekçelerinde özetle; müvekkilinin .... sektöründe faaliyet sürdürmek üzere 2001 yılında kuruldug unu, organize toptan ticaret alanında Türkiye’de en güçlü şirketler arasında olduğunu, ... nezdinde “...” esas unsurlu seri markalarının olduğunu, “...” markasına ait ilk tescil başvurusunun 2000 yılında yapıldığını, bu tarihten itibaren markayı kullanmaya başladığını, davalının, 16, 35 ve 41. Sınıftaki mal ve hizmetler için ... sayılı “... ...” başvurunun ilanına müvekkili tarafından 35. Sınıfta tescilli olan .... sayılı “... ...”,
..... sayılı “... ...!” ve .... sayılı “... ...” markaları gerekçe gösterilerek itiraz edildiğini, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin “Belli zamanlarda, belli yerlerde ticari mal sergilemek amacıyla açılan büyük sergi” anlamında olması nedeniyle tek başına marka olarak tescilinin mümkün olmadığını, tanımlayıcı bir ibare olduğunu, markanın ayırt ediciliğini sağlayan unsurun “...” olduğunu, tüketicinin “... ...” markalı ürünleri gördüğünde, bu markayı müvekkilinin “...” unsurlu marka ailesine yeni bir marka daha kattığını, bu markalı ürünlerin müvekkil şirkete ait olduğu zannının oluşacağını, markaların görsel,
işitsel ve anlamsal olarak benzer olduğunu, davalının “... ...” marka başvurusunda yer alan 16/ 35/ 41. Sınıflardaki mal ve hizmetlerin müvekkiline ait markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetler de aynı ya da benzer olduğunu, markaların sınıflarının da aynı/benzer olması nedeniyle iltibasın oluşacağını, müvekkilinin “...” ibareli ve esas unsurlu markalarını uzun yıllardan beri tüketiciler nezdinde bilinirliği arttırılarak kullanıldığını, yaygın kullanım ile de markalara ilişkin tanınmışlık sağlandığını, üretilen ürünlerin kalite ve ulaştığı beğeni düzeyi ile bilinen bir marka haline geldiğini,
davalının müvekkilinin markası üzerinden haksız kazanç sağlanacağını, müvekkilini zarara uğrayacağını müvekkilin ait markanın ayırt edilemeyecek kadar benzerini tercih etmesi ise başvuru sahibinin kötü niyetli olduğunu belirterek ... ...’in 25.10.2022 tarih ve ... sayılı kararının iptaline, davalı adına ... numarada işlem gören markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; 16 / 45 / 41. sınıftaki bir kısım emtialar için ... numarada marka başvurusu yapılan “... ...” ibaresinin iptal ve terkini için; aynı sınıf emtialarda tescilli “...” esas unsurlu markalara dayanılarak yapılan itirazları reddeden ... ...’in 25.10.2022 tarih ve ... sayılı kararının iptali ve davalı adına ... numarada işlem gören işbu marka tescil başvurusunun 25.11.2022 tarihi itibariyle kesinleştirilmesi ve tescile bağlanması sebebiyle anılan markanın hükümsüzlüğüyle sicilden terkini şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalının 23.12.2020 tarih ve ... sayılı 16/ 35 /41. sınıfa giren mal ve hizmetlerde kullanılmak üzere yaptığı marka başvurusunun ... ... tarafından 01.03.2021 tarihli ve 367 sayılı Resmi Marka Bülteni’ndeki ilanı üzerine davacının tescilli markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, davacının bu itirazının ... tarafından red edildiği, bunun üzerine davacının bu red kararına karşı ... nezdinde itiraz yaptığı ve huzurda dava konusu edilen 25.10.2022 tarih ve ... sayılı kararı ile;
“(...) Yapılan incelemede, başvuru ile itiraza mesnet markalarda ... unsur olarak yer alan ve ihtilafa neden olan ibarenin "..." ibaresi olduğu, ilgili ibarenin ayırt edici gücünün görece zayıf olduğu, bunun yanı sıra başvuru örneğinde yer alan "... ..." ibaresinin bir bütün oluşturacak şekilde algı yarattığı düşünülmüştür.
Bu çerçevede, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır.
Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Öte yandan, 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." hükmüne amirdir.
Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir." şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
-Davaya konu olan ... sayılı ibareli başvuru ile davaya mesnet olan davacının “...” esas unsurlu markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan bir benzerlik bulunduğu ve bu anlamda dava konusu edilen 16. Sınıftaki tüm mallar ile 35. Sınıftaki tüm hizmetler yönünden 6769 S. SMK’nın 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesi bulunduğu
- Buna ek olarak her ne kadar taraf markalar benzer olsa da dava konusu edilen 41. Sınıftaki hizmetlerin davacının mesnet olan markalarının kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı ya da benzer olmaması nedeniyle bu hizmetler bakımından 6769 S. SMK’nın 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesi oluşmayacağı,
- Davacının “...” markasının “...” belli bir bilinirliği olduğu dikkate alınsa da farklı olan 41. sınıftaki hizmetler bakımından tescil engelinin oluşmayacağı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Pazarlama uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
- ...kararı iptali ve hükümsüzlük istemi açısından dava konusu marka “... ...” ile davacı markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik olduğu ve bu bakımdan 16.sınıfta yer alan tüm mallar ve 35.sınıfta yer alan tüm hizmetler açısından SMK’nin 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesi olduğu;
- Davalı tarafa ait “... ...” ibareli markasının davacı markalarının itibarına zarar verebileceği ve ayırt edici özelliklerine zarar verebileceği ve davacı taraf markalarından haksız yarar sağlayabileceği ihtimalinin olduğu;
- Davalı tarafa ait “... ...” ibareli markanın emtialarından 41.sınıfta yer alan hizmetler açısından tesciline engel bir durumun oluşmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) .... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) ... markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ... marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (.....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
... ... (16, 35, 41.sınıf) ... ... ... ...! ... (35.sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu markanın 35. sınıfta yer alan tüm hizmetlerin davaya mesnet olan markanın tescil kapsamımda yer aldığı, bu minvalde taraf markalar arasında 35. sınıftaki tüm hizmetler bakımından ilk bakışta, herhangi bir tartışmaya sebebiyet vermeksizin aynı oldukları tespit edilebilir nitelikte olduğu, bununla birlikte davalı marka başvurusunun kapsadığı 16. Sınıftaki mallar doğrudan davacının mesnet olan markasının tescil kapsamında yer almasa da bu mallar ile davacının 35.05-16.
Sınıftaki malların benzer/ilişkili mal ve hizmetler olduğu, şöyle ki.
35. sınıftaki genel olarak satış hizmetlerine yönelik olduğu,35. sınıfın ilgili alt grubunun diğer mal sınıflarına benzer olup olmadığına karar verilirken somut olayın özelliklerine göre, yani mallarla birlikte markalar da aynı değerlendirmenin içine alınarak bir sonuca gidilmesi gerektiği, aksi halde, sadece bu hizmet grubunu tescil ettirerek 35.sınıftaki malların tamamına engel olunabilecektir ki bu durum da marka ruhuna aykırı olduğu,
sınıflandırma tebliği idari amaçlı olduğundan, farklı sınıflarda yer alan mal ve/veya hizmetlerin farklı olduğu doğrudan söylenemeyeceği, ancak bir malın, bir hizmetin sunumu sırasında veya hizmetin sunulduğu yerde kullanılıyor olması,
o mal ile hizmetin benzer olduğunu gösteren bir durum olarak da doğrudan kabulüne neden olmayacağı, benzerliğin kabulü için, mal ve/veya hizmetin doğası, kullanım amacı, satış ve dağıtım kanalları, tüketici kitlesi gibi birçok ayrıntının göz önünde bulundurulması gerektiği, davacının markası kapsamında çekişme konusu malların bulunduğu da göz önüne alındığında, davalının sunacağı bu hizmetin “tüketicilerce dava konusu olan 134 sınıfta yer alan malların pazarlanması” olarak algılanacağı, diğer taraftan, mal üreten kişiler, ayrıca hizmet markası almalarına gerek olmaksızın,
ürettikleri malları emtia markaları ile “mal satım hizmeti” ile satabileceklerini, bu tip satış biçimi her ne kadar farklı mal ve markaların bir araya getirilmesi yolu ile gerçekleştirilen perakende satış hizmeti olmasa da bu tür bir satış hizmetinin söz konusu olduğu durumlarda hizmet sınıfında tescilli marka ile davalının markasının başvuru kapsamındaki mallar karıştırılabileğini, ayrıca, aynı/ayniyet derecesinde benzer markalar söz konusu olduğunda ve bu işyerinde tüketicinin tanıdığı markanın ürünü ile aynı/benzer ürünlerin satışı ile karşılaştığında markaları ve dolayısıyla firmaları birbirleri ile ilişkilendirebileceğini,
belirtilen nedenlerle davalının 16. Sınıftaki malları davacının 35. sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 16. sınıfta yer alan tüm malların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) yönünden 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi hükmünün uygulama koşullarından olan mal ve hizmetlerin benzerliği koşulu gerçekleştiği görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; hiçbir şekil unsuru içermeden standart ve büyük harf karakteri ile iki kelimeden aynı sırada eşit büyüklükte “... ...” ibaresinden oluştuğu, markada yer alan “...” ibaresinin ... sözlüğünde “Belli zamanlarda, belli yerlerde ticari mal sergilemek ve satmak amacıyla açılan büyük sergi” anlamına geldiği, bu anlam bakımından “...” ibaresinin esasen hemen hemen her sektörde kullanımı mümkün olan kelime olması nedeniyle markaya görece olarak ayırt edicilik katmayan markayı özgünleştirmeyen ve markada tali unsur konumunda olması nedeniyle markanın dikkat çeken unsurunun “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; birinin şekil unsuru içermeden sadece kelime markası olarak düz yazı ile “...”, bir diğer mesnet olan marka ise yine düz yazı ile üstte “...” ibaresi ile altında “...” ibaresinden, diğer mesnet olan markalar ise lacivert zemin üzerine kırmızı bayrak gibi bir formun içinde “...” ibaresi ile devamında “...” slogan niteliğinde kelime öbeği ile diğerinin ise “... ibaresinin yanında “...” ibaresinin yer aldığı, markada yer alan “...” ve “...” ibareleri de markanın kullanılacağı hizmetlere gönderme yapan ve niteliğini belirten kelimeler olması nedeniyle bu kelimelerin markaya ayırt edicilik kazandırmayacağı anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "... " ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu,
taraf markaların birbirlerinin farklı versiyonları, alternatifleri veya bir serinin devamı olarak nitelendirilebileceği, davaya konu olan marka ile karşılaşan tüketicinin bu iki markayı aynı işletmeye ait seri markalar ya da farklı işletmelere ait ilişkili markalar sanabilecekleri, karşılaştırılan işaretlerin iltibasa yol açacak kadar benzer olduğu ve dava konusu 16. sınıftaki tüm mallar ve 35. Sınıfta yer alan tüm hizmetler bakımından aralarında karıştırma ihtimali bulunduğu,
sunulan delillerin davacı markasının tanınmış marka sayılması için yeterli bulunmadığından sunulan delillerden hareketle davaya konu olan markanın “Tanınmış” bir marka olduğunu söylemenin mümkün olmadığı, bilirkişi tespitlerine göre, davacının “...” markasının özellikle ... belli bir farkındalığı olan marka olduğu, ancak, davacı markasının tanınmış olduğu kabul edilse bile, davalı markasındaki tescil kapsamındaki 16 ve 35. Sınıftaki mal ve hizmetlerin davacı markalarının listesinde yer alsa da taraf markaların görsel, işitsel ve anlamsal düzeyde benzer olduğu da tespiti nedeniyle uyuşmazlığın çözümünün 6769 S.
SMK’nın 6/1 maddesi anlamında yapılan irdeleme sonucuyla sınırlı olarak çözülebilmesinin mümkün olacağı, bu kapsamda dava konusu markanın 16 ve 35. Sınıftaki mal ve hizmetlerin bakımından davacıya ait tanınmış olduğu anlaşılan markalarından bu hali ile davalının, davacı yanın tanınmış markasından haksız yarar sağlayabileceğine, tanınmış olduğu sektör açısından itibarına zarar verebileceğine, ayırt edici karakterini zedeleyebileceğine dair bir SMK m. 6/5 maddesinde sayılan koşulların somut olayda gerçekleştiği,
ancak bu tanınmışlığın taraf markalar arasında iltibas ihtimali bulunmadığı kanaatine varılan 41. Sınıftaki hizmetlerin tesciline bir engel oluşturmayacağı anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 172,90-TL
GİDER AVANSI :5.556,50-TL
TOPLAM :5.729,40-TL
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/510, K. 2024/163, 28 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama